YAYINLAMA 24 Ağustos 2026 10:11
GÜNCELLEME 24 Ağustos 2026 10:20
Fon piyasasının son dönemde son derece hızlı bir büyüme kaydettiğini belirten Anadolu Yatırım Araştırma Yönetmen Yardımcısı Ecrin Şark, toplam fon büyüklüğünün 9,7 trilyon lirayı aştığını, yatırımcı sayısının ise 6 milyona yaklaştığını ifade etti. Şark, serbest şemsiye fonların 6,4 trilyon lirayı geçtiğini, alternatiflerle birlikte para piyasası fonlarının ise yaklaşık 3,5 trilyon liralık bir hacme ulaştığını vurguladı. Piyasaların ulaştığı bu devasa büyüklükle birlikte artık sadece yüksek getirilerin değil, bu getirilerin hangi riskler üstlenilerek üretildiğinin de tartışılması gerektiğine dikkat çekti.
Serbest fonlarda kapasite ve çıkar çatışması düzenlemeleri
Ecrin Şark, serbest fonlara yönelik düzenlemelerde öne çıkan en önemli beklentilerden birinin, portföy yönetim şirketlerinin çıkarabileceği fon sayısı ile bünyelerindeki portföy yöneticisi sayısı arasında doğrudan bir ilişki kurulması olduğunu belirtti. Birbirine çok benzeyen stratejilerle çok sayıda fon yönetilmesinin yatırımcı açısından gerçek bir çeşitlilik oluşturup oluşturmadığının sorgulandığını belirten Şark, risk yönetimi tarafında ise tek bir ihraççıya yapılabilecek yatırımlara limit getirilmesi ve portföy yönetim şirketlerinin kendi grubundaki şirketlere yatırım yapmasının sınırlandırılmasının konuşulduğunu aktardı. Bu adımların temel amacının çıkar çatışmalarını ve yoğunlaşma risklerini azaltmak olduğunu, ayrıca serbest fon yöneten şirketlere ilave sermaye yükümlülüklerinin de getirilebileceğini ifade etti.
Para piyasası fonlarına ters repo ve DİBS sınırı
Yeni rehber çalışmalarının para piyasası fonlarında doğrudan bireysel yatırımcıları ilgilendiren değişiklikler içerdiğini belirten Şark, ters repo işlemlerine fon toplam değerinin %25’i seviyesinde bir sınır getirilmesi ihtimalinin masada olduğunu söyledi. Teminatların çeşitlendirilmesi yönündeki bu yaklaşımın yürürlüğe girmesi halinde, yüksek oranda ters repo kullanarak getiri sağlayan fonların portföy yapısının değişeceğini ve yatırımcıların artık sadece getiriye değil, getirinin kaynağına da bakması gerekeceğini vurguladı. Bunun yanı sıra para piyasası fonlarının portföylerinde %10 oranında Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) bulundurması beklentisinin, fonların faiz hareketlerine duyarlılığını artırabileceğini ve günlük getirilerde faiz değişimlerinin daha fazla hissedilmesine yol açabileceğini ekledi.
Şeffaflık adımları ve likidite riski
Şeffaflık tarafında ise serbest fonların portföy dağılımlarının daha sık açıklanması ve büyük yatırımcıların fondaki paylarının daha görünür hale getirilmesinin tartışıldığını aktaran Şark, bu durumun likidite riski yönetimi açısından kritik olduğunu belirtti. Büyük bir yatırımcının aniden fondan çıkmasının, fon yöneticisini hızla satış yapmaya zorlayarak fonda kalan diğer yatırımcıları da olumsuz etkileyebileceğini hatırlattı.
Borsa İstanbul üzerindeki etki ve geçiş süresi kritik
Borsa İstanbul açısından en kritik konunun yoğunlaşma limitlerinin nasıl uygulanacağı olduğunu belirten Ecrin Şark, limitlerin fon toplam büyüklüğü yerine hisselerin fiili dolaşımdaki payı üzerinden belirlenmesi halinde, belirli hisselerde yoğunlaşmış olan fonların pozisyon azaltmak zorunda kalabileceğini söyledi. Bu durumun özellikle likiditesi düşük hisselerde fiyat oynaklığını artırabileceğini ifade eden Şark, bu noktada tanınacak geçiş süresinin (uyum süresi) önemine vurgu yaptı. Yeterli süre verilmesi halinde portföy değişikliklerinin zamana yayılarak piyasadaki satış baskısının sınırlı kalacağını, ancak kısa bir uyum süresinin piyasada sert hareketlere yol açabileceğini ifade etti. Şu aşamada ‘fon getirileri kesin düşecek’ veya ‘Borsaya satış gelecek’ demenin doğru olmadığını belirten Şark, nihai kararların ve geçiş sürelerinin netleşmesiyle birlikte hem fon getirileri hem de Borsa İstanbul üzerindeki etkilerin çok daha sağlıklı değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.