25 Ağustos 2026, Salı · 10:29 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

TCMB’den faiz değil, normalleşme mesajı

TCMB’den faiz değil, normalleşme mesajı

Merkez Bankası’nın hafta sonu yaptığı açıklama, ilk bakışta teknik bir para politikası kararı gibi görünebilir. Oysa piyasaların ve ekonominin bundan sonraki seyrini anlamak açısından önemli mesajlar taşıyor. TCMB, 1 Mart 2026’da ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerini yeniden başlatacağını duyurdu.

Bir hafta vadeli repo ihalelerinin yeniden başlaması, “Merkez Bankası faiz indiriyor” anlamına gelmiyor. Burada değişen, öncelikle para politikasının yönü değil, bankacılık sisteminin Türk lirası ile fonlanma biçimi.

Repo, en basit ifadeyle Merkez Bankası’nın bankalara belirli bir faiz üzerinden ve belirli bir süre için TL sağlaması. Bir hafta vadeli repo kanalının yeniden açılması, bankaların daha öngörülebilir bir vadeden TL fonlamasına imkân sağlayacak. Mart ayında bu kanalın kapatılmasıyla gecelik fonlama araçlarının ağırlığı artmıştı.

Repo kanalı yeniden açıldı

Hatırlayalım...

TCMB 1 Mart’ta, finansal piyasalardaki gelişmeleri gerekçe göstererek bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vermiş, aynı gün döviz piyasasındaki oynaklığı sınırlamak ve döviz likiditesini dengelemek amacıyla TL uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başlanacağını açıklamıştı.

O dönemde piyasalar olağan dışı hareketler yaşarken Merkez Bankası da likidite ve döviz piyasasına yönelik daha aktif tedbirler uygulamıştı. Şimdi repo kanalının yeniden açılması, en azından TL likidite yönetiminde normalleşme yönünde bir adım atıldığını gösteriyor.

Bu nedenle kararı ne “faiz indirimi” olarak okumak doğru ne de sıradan bir teknik düzenleme olarak görmek. Bence asıl mesaj daha farklıydı. Mart ayında yaşanan olağanüstü piyasa koşullarının etkilerinin bir ölçüde gerilediği düşünülüyor ve Merkez Bankası daha standart bir fonlama düzenine dönmeye hazırlanıyor.

Sıradaki adım faiz indirimi mi?

Repo kanalının yeniden açılması, bana göre bir sonraki aşamada faiz indiriminin gündeme geleceğine işaret ediyor.

Fakat bunun zamanlamasını bugünden söylemek mümkün değil. Burada belirleyici gelişme, aylık enflasyonun ana eğilimi olacak. Burada belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülmelidir. Bu nedenle bir gözümüz ana enflasyon göstergelerinde ve özellikle mevsim etkilerinden arındırılmış aylık seyrin izleyeceği patikada olacak. Mevsim etkilerinden arındırılmış özel kapsamlı Tüketici Fiyat Endeksi, son olarak Temmuz 2026 verilerine göre bir önceki aya kıyasla yüzde 1,93 artış göstermişti. Bu artış yıllıklandırıldığında yaklaşık yüzde 25,8’e denk geliyor.

Ana eğilim faiz kararının anahtarı

Aylık enflasyonun mevsimsellikten arındırılmış biçimde kalıcı bir düşüş eğilimine girmesi, dezenflasyon sürecinin güçlendiğine dair güveni artıracak ve faiz indiriminin önünü açacak. Buna karşılık fiyat artışlarının yeniden hızlandığı veya beklenen düşüşün gerçekleşmediği bir tabloda Merkez Bankası’nın acele etmesi beklenmemeli.

Dolayısıyla bundan sonra yalnızca “Enflasyon kaç geldi?” sorusuna bakmak yeterli olmayacak. Aylık enflasyonun nasıl geldiğine, hangi kalemlerden kaynaklandığına ve mevsim etkilerinden arındırıldığında nasıl bir eğilim gösterdiğine bakmak gerekecek.

Kur-enflasyon dengesi

Türkiye sanayisinin önündeki temel mesele ise hâlâ kur-enflasyon dengesi.

TL’nin hızlı değer kaybı ihracatçı açısından kısa vadede avantaj yaratabilir. Ancak kur artışı ithalat maliyetleri üzerinden enflasyonu besliyor ve kamu maliyesi üzerinde de ek yük oluşturabiliyor. Merkez Bankası bir yandan TL likiditesini yönetirken diğer yandan döviz piyasasındaki oynaklığı kontrol altında tutmaya çalışıyor. Hanehalkının 12 ay sonrası için enflasyon beklentisinin yüzde 45,58 ve reel sektörün beklentisinin yüzde 32,80 olduğu bir dönemde beklentilerin yönetilmesi ayrı bir önem taşıyor.

Ekim için kapı aralanıyor mu?

Bu nedenle repo kararının zamanlaması önemliydi.

TCMB henüz faiz indirmiyor. Ancak piyasaya, olağanüstü likidite yönetiminden daha normal bir düzene geçişin mümkün hale geldiğini gösteriyor. Bir sonraki büyük adımın faiz indirimi olması kuvvetle muhtemel; fakat o adımın ne zaman atılacağını repo ihalelerinden çok, enflasyonun ana eğiliminin seyri belirleyecek.

Şimdi gözler yalnızca Merkez Bankası’nın ne kadar TL vereceğinde değil, fiyatların ay ay nasıl davrandığında, yani enflasyonun ana eğiliminde olacak. Mevcut ana eğilim, eğer yeni bir iç ve dış şok olmazsa, ekim ayında sınırlı bir faiz indirimi için alan olduğunu gösteriyor...

İlgili Haberler
Borsa Bessent’ten Tahvil Faizlerini Düşürmek İçin Yeni Plan Paranın Yönü · 51 dk önce Makroekonomi Döviz Kurlarında Hareketlilik Sürüyor! Dolar ve Euro Güne Böyle Başladı Gerçek Gündem Ekonomi · 54 dk önce Borsa Wall Street bankalarından tahvil faizlerine ilişkin çarpıcı mesaj! Finans Gündem (ing) · 57 dk önce Makroekonomi Bankaların mevduat faizlerinde indirim dalgası! İşte yeni getiriler CNBC-e · 1 saat önce Makroekonomi Bankalar arasındaki fark 8 bin TL'yi aştı: 1 milyon TL'nin 32 günlük getirisi baştan aşağı değişti Sözcü Ekonomi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.