YAYINLAMA 25 Ağustos 2026 09:19
GÜNCELLEME 25 Ağustos 2026 09:34
Küresel piyasalarda ABD tahvil faizlerinin dalgalı seyri ve ekonomi yönetiminin müdahaleleri yakından takip ediliyor. ABD uzun vadeli tahvil faizlerinde yaşanan hızlı yükselişin ardından ABD Hazinesi'nin müdahalesiyle faizlerde kısmi bir geri çekilme yaşansa da tahvillerin 'alarm' bölgesindeki hassasiyetini koruduğu bildirildi. Tahvil faizlerindeki bu genel hareketlilik ve dolar endeksindeki geri çekilmenin hissedildiği bu dönemde, altın fiyatlarının son ayların en yüksek seviyesine ulaştığı kaydedildi.
Ekonomideki bu hareketliliği değerlendiren Doç. Dr. Hakan Bektaş, ABD Merkez Bankası (Fed) ile piyasa katılımcıları arasında ciddi bir iletişim sorunu yaşandığını belirtti. Fed’in sözlü yönlendirme noktasındaki tutumu, ABD ve Japonya'nın Japon yenine yönelik ortak müdahalesi ve tahvil tarafındaki ani geri alım işlemlerinin piyasada ciddi bir belirsizlik yarattığını ifade eden Doç. Dr. Bektaş, hem Fed hem de Hazine Bakanlığı kanadındaki bu öngörülemezliğin ABD dolarına ve ekonomisine duyulan güveni azalttığını vurguladı. Doç. Dr. Bektaş, bu güvensizliğin tahvil faizlerini yukarıda tutarken altını en güvenilir 'güvenli sığınak' haline getirdiğini dile getirdi.
'Ekonomik D-Day' çıkışı ve İran yaptırımlarının hedefindeki Çin
Küresel finansal düzlemdeki dalgalanmaların arkasında aynı zamanda çok büyük bir jeopolitik güç savaşının yattığına dikkat çekildi. ABD Hazine Bakanı'nın, İkinci Dünya Savaşı'ndaki Normandiya Çıkartması'na atıfta bulunarak İran'a karşı yaptırımlarla bir 'D-Day' (Ekonomik Taarruz) başlatılacağını açıklaması gerilimi tırmandırdı. Bu yaptırımların İran ile işlem yapan üçüncü ülkelere de zarar vereceğinin açıkça ifade edildiğini belirten Doç. Dr. Bektaş, buradaki en büyük enerji ithalatçısının ise Çin olduğunu hatırlattı.
Doç. Dr. Bektaş, küresel makro perspektifin bu gelişmeler üzerinden okunması gerektiğini savundu. ABD'nin hegemon güç olma konumuna karşılık Çin'in yükselen yeni güç olarak yapay zekadan ticarete kadar her alanda rekabet ettiğini ifade eden Doç. Dr. Bektaş, Çin Merkez Bankası'nın (PBoC) bu süreçte fiziki altın alımlarını düzenli olarak artırdığını aktardı. Çin'in ayrıca Afrika ve diğer bölgelerle yaptığı ticarette kendi para birimi yuanın kullanılmasını şart koştuğunu belirten Doç. Dr. Bektaş, Pekin yönetiminin bu yuanların istendiği an Çin'de fiziki altına dönüştürülebileceğine dair güvence verdiğini vurguladı.
Güç savaşının ağır faturası tüketiciye kesiliyor
ABD ve Çin arasındaki örtük rekabetin Ukrayna-Rusya savaşı ile İran hattında da kendisini gösterdiği ifade edildi. ABD'nin bir tarafta Ukrayna'ya açık destek verdiğini, Çin'in ise resmi olmasa da Rusya'nın arkasında örtük bir destek sergilediğini belirten Doç. Dr. Bektaş, aynı şekilde ABD ile İran arasındaki gerilimde de bu iki büyük küresel gücün karşı karşıya geldiğini söyledi.
Doç. Dr. Bektaş, bu devasa güç savaşlarının ve küresel gerilimlerin faturasını günün sonunda doğrudan tüketicinin ödediğini vurguladı. Gıda ve enerji şoklarının birbirini besleyerek kalıcı bir zemine oturmasının küresel bütçeleri zorladığına değinen Doç. Dr. Bektaş, bu durumun insanların refah düzeyinin azalmasına doğru giden tehlikeli bir süreci tetiklediği uyarısında bulundu.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.