Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos ayı meclis toplantısı Erdoğan Ekinci yönetiminde gerçekleştirildi.
ATB Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çandır, konuşmasında ülke ve Antalya ekonomisi konusunda açıklamalarda bulundu.
Temmuz ayı verilerini değerlendiren Çandır, Antalya’da işletmelerin üretmeye ve ticaret yapmaya devam ettiğini, ancak finansman baskısının giderek ağırlaştığını söyledi. Çandır, şunları kaydetti:
‘’Yılın yedi ayında ibrazında ödenen çek tutarı Türkiye’de yüzde 18, Antalya’da yüzde 25 arttı. Buna karşılık karşılıksız çek tutarındaki artış Türkiye’de yüzde 52 iken Antalya’da yüzde 85’e ulaştı. Temmuz ayında ise Antalya’daki karşılıksız çek tutarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 99 arttı. Ticaret hacmimiz büyürken, ödeme ve tahsilat sorunu çok daha hızlı büyüyor.’’
Haziran itibarıyla toplam nakdi kredilerin Türkiye’de yüzde 38, Antalya’da yüzde 42 artarken, takipteki alacakların Türkiye’de yüzde 81, Antalya’da yüzde 89 yükseldiğine dikkat çeken Çandır, şunları kaydetti:
‘’Antalya’da kredi kullanımı ticarette ve inşaatta yüzde 38, tarımda yüzde 34, turizmde yüzde 30 arttı. Turizm kredilerinde Antalya, Türkiye toplamının yüzde 41’ini oluşturmaya devam ediyor. Antalya’da konut kredileri yüzde 50, diğer tüketici kredileri yüzde 43, bireysel kredi kartları yüzde 46 artarken taşıt kredileri yüzde -22 geriledi. Konut kredilerindeki artış Türkiye ortalamasının 13 puan üzerinde gerçekleşti. Ekonomimizin yapısal lokomotifi, krediler olmuştur. İşletmelerimiz ve toplumumuz krediye bağımlı hale gelmiştir.’’
Nakdi kredilerin Antalya’da yüzde 14,3, Türkiye’de yüzde 13,8 artarken enflasyonun yüzde 18 olduğunu anımsatan Çandır, şöyle devam etti:
‘’Yani kredi hacmi yılbaşından bu yana reel olarak daraldı. Bu durum, yüksek finansman maliyetinin yanı sıra krediye erişimde yaşanan sıkıntının da açık göstergesidir. Kredi büyüyor ancak ödeme gücü aynı hızda büyümüyor. Takipteki alacakların kredi hacminden çok daha hızlı artması, işletmelerimizin finansman yükünün ağırlaştığını gösteriyor. Üstelik temel sektörlerimizde kredi artışı uzun süredir enflasyon civarında veya altında kalıyor. Bu nedenle kullanılan kredinin önemli bir bölümünün yeni yatırımdan çok mevcut faaliyetleri sürdürmeye ve borç çevirmeye yöneldiğini görüyoruz. Bugün ihtiyacımız olan; uygun maliyetli, uzun vadeli, erişilebilir ve sektörlerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş finansmandır. Finansman, üretimi ve ticareti büyüten bir araç olmalı; işletmelerimizi borç çevirmeye mahkûm eden bir yük haline gelmemelidir.’’
"Tarım OVP’de stratejik sektör ilan edilmeli"
Eylül ayında açıklanacak yeni Orta Vadeli Programın, iş dünyası için büyük önem taşıdığını vurgulayan Ali Çandır, şöyle devam etti:
‘’Yeni OVP’de tarımın stratejik sektör olarak ele alınmasını bekliyoruz. Üreticimiz yüksek gübre, enerji, akaryakıt ve işçilik maliyetleriyle karşı karşıya. Tüccarımız ve sanayicimiz ise yüksek finansman maliyeti ve kur baskısıyla mücadele ediyor. Bu nedenle OVP’nin, üreticiyi üretimde, tüccarı ticarette, sanayiciyi üretim ve ihracatta tutacak bir çerçeve ortaya koyması gerekiyor. Bunun için, desteklerin maliyetlerle uyumlu ve öngörülebilir olması, finansmana erişimin uygun maliyetli ve uzun vadeli hale getirilmesi, üretim ve ihracatın rekabet gücünü koruyacak bir kur ve kredi politikasının oluşturulması ve yatırımı teşvik eden öngörülebilir bir ekonomik ortamın sağlanması gerekiyor. Ancak bu şekilde üretimimizi koruyabilir, ticaretimizi güçlendirebilir, ihracatımızı artırabilir ve istihdamımızı sürdürebiliriz.’’
"Antalya’nın ihracatını tarım sürüklüyor"
Antalya’nın ihracatının yüzde 14,2 artışla 1,38 milyar dolara ulaştığına dikkat çeken Çandır, ‘’Antalya’nın ihracatı Türkiye ortalamasının 10 puan üzerinde büyüdü. Türkiye’nin ihracatını sanayi, Antalya’nın ihracatını ise tarım sürüklüyor. Dolayısıyla tarım Antalya için yalnızca bir üretim alanı değildir. Tarım, ihracatımızın, istihdamımızın, lojistiğimizin ve kent ekonomimizin temel unsurlarından biridir. Kentimizin tarım ve gıda ihracatı 817 milyon dolara ulaştı’’ dedi.
Rusya-Ukrayna Savaşında Karadeniz’de limanlara ve ticari gemilere yönelik saldırıların, ülkemizin dış ticaret açısından önemli bir risk oluşturduğunu vurgulayan Ali Çandır, ‘’Rusya’ya yapılan yaş meyve ve sebze sevkiyatlarında Samsun-Karadeniz hattının önemli bir güzergâh olması nedeniyle, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği Antalya ihracatını da doğrudan ilgilendiriyor. Ticaret yollarının açık ve güvenli tutulması, ihracatımızın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor’’ dedi.
"Konkordatolar endişe yaratıyor"
Antalya Toptancı Halinde bazı firmaların konkordato ilan etmesinin sektörde doğal olarak endişe yarattığını ifade eden Çandır, ‘’Bir sektörde bazı firmaların konkordato ilan etmesi, o sektörün tamamının riskli olduğu anlamına gelmez. Konkordato uygulamasında kamu ve banka alacakları ile üretici ve ticari işletmelerin alacaklarının farklı değerlendirilmesi gerektiğini uzun süredir söylüyoruz’’ diye konuştu.
"Maliyetler, üreticinin ekim kararını olumsuz etkiliyor"
Üreticinin ürününü teslim ettikten sonra alacağını zamanında tahsil edememesinin, yaşanan finansal sıkıntının zincirleme biçimde diğer işletmelere de yansımasına neden olabildiğine dikkat çeken Çandır, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Bu nedenle konkordato sisteminin, finansal sıkıntı yaşayan işletmeye nefes aldırırken üreticiyi ve ticari zinciri mağdur etmeyecek şekilde yeniden ele alınmasını bekliyoruz. Bankalarımızın da sektör bazlı genelleme yapmak yerine firmaların kendi mali yapılarını ve ödeme performanslarını dikkate almasını önemsiyoruz. Akaryakıt ve gübre başta olmak üzere artan maliyetler, üreticimizin gelecek sezon ekim kararını olumsuz etkiliyor. Üreticinin üretimden kopmaması için artan girdi maliyetlerine karşı doğrudan, hedefli ve öngörülebilir desteklerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü üreticiyi bugün desteklemezsek, yarın yalnızca üreticiyi değil; gıda arzını ve tüketiciyi de daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya bırakırız.’’
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.