27 Ağustos 2026, Perşembe · 11:08 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

İSO 2. 500'de büyümenin bedeli: Finansman yükü ağırlaşıyor

İstanbul Sanayi Odası'nın İkinci 500 2025 sonuçları, sanayicinin zorlu koşullara rağmen üretim ve karlılıkta büyümeyi sürdürdüğünü, ancak bu büyümenin henüz güçlü bir toparlanmaya işaret etmediğini gösteriyor. En yüksek…

Kâr artıyor ama finansmana gidiyor Bilançoda yön yeniden borca dönüyor Sanayicinin asıl sınavı rekabet gücü İstihdam büyümenin gerisinde kaldı Anadolu’nun ağırlığı artıyor Sektörlerde gıda başı çekti

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu- 2025 araştırması, sanayide büyüme görüntüsünün arkasındaki tabloyu okumak açısından önemli ipuçları veriyor. Üretimden satışlar 2024’teki 1 trilyon 393 milyar liradan 2025’te yüzde 25,7 artışla 1 trilyon 750 milyar liraya çıktı. Ancak aynı dönemde Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi’nin (Yİ-Ü- FE) yüzde 25,4 olması, bu büyümenin reel karşılığının yalnızca binde 2 olduğunu gösteriyor. Böylece İkinci 500’de üç yıl süren reel gerileme sonrasında büyüme yeniden pozitife dönmüş olsa da sanayinin henüz güçlü bir toparlanmadan söz edebileceği noktaya gelmediği görülüyor.

Üstelik bu sonuç yalnızca satış tarafındaki zayıflığa işaret etmiyor. 2025’te dış talebin de sanayiciye beklenen desteği vermediği görülüyor. Türkiye’nin toplam ihracatı yüzde 4,4 artarken, İSO İkinci 500’ün ihracatı yüzde 0,3 gerileyerek 15,9 milyar dolar seviyesinde kaldı. Böylece bu grubun Türkiye sanayi ihracatındaki payı yüzde 6’ya indi. İSO 500 şirketlerinin ihracatının yüzde 8,4 arttığı düşünüldüğünde, büyük ölçekli şirketlerle ikinci 500 arasındaki dış pazar performansı farkı dikkat çekiyor.

Kâr artıyor ama finansmana gidiyor

İkinci 500’ün kârlılık göstergelerinde ilk bakışta olumlu bir tablo var. Faaliyet kârı yüzde 35,4 artarak 160 milyar liraya yükseldi; faaliyet kârlılığı oranı da yüzde 7,3’ten yüzde 7,7’ye çıktı. Ancak bu oran son 10 yıl ortalaması olan yüzde 10,9’un oldukça altında. Vergi öncesi kârlılık ise yüzde 2,2’de kaldı ve yine yüzde 6,6’lık uzun dönem ortalamasının çok gerisinde gerçekleşti.

Asıl dikkat çekici gelişme ise kârın ne kadarının finansman maliyetlerine gittiğinde ortaya çıkıyor. İkinci 500’ün finansman giderleri yüzde 45,2 artarak 138 milyar liraya ulaştı. Faaliyet kârı 160 milyar lira civarında kalırken finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı yüzde 86,7’ye çıktı. Başka bir ifadeyle sanayicinin üretim faaliyetinden elde ettiği kârın neredeyse tamamı finansman maliyetleri tarafından emiliyor. Üstelik bu oran 2015-2024 dönemindeki yüzde 47,3’lük ortalamanın çok üzerinde.

Bu nedenle 2025’te görülen kâr artışını tek başına bir toparlanma göstergesi olarak okumak yanıltıcı olabilir. 2024’te kârlılık zaten oldukça düşük bir seviyeye gerilemişti. Dolayısıyla 2025’teki nominal sıçramada baz etkisinin önemli payı bulunuyor. Nitekim zarar eden şirket sayısı 159’dan 155’e inse de bu sayı 2008 küresel krizinden bu yana ikinci en yüksek seviyede.

Bilançoda yön yeniden borca dönüyor

İSO İkinci 500 araştırmasının en güçlü uyarılarından biri bilanço tarafında ortaya çıkıyor. Şirketlerin aktif toplamı yüzde 29,9 büyürken özkaynaklardaki artış yüzde 13,3 ile sınırlı kaldı. Buna karşılık toplam borçlar yüzde 50,2 arttı. Böylece borçların aktifler içindeki payı 7 puan yükselerek yüzde 51,8’e çıktı; özkaynakların payı ise yüzde 48,2’ye geriledi.

Daha da önemlisi, mali borçlardaki artış yüzde 52,1’e ulaştı. Şirketler yüksek kredi maliyetlerine rağmen işletme sermayesi ve finansman ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla borçlanmak zorunda kaldı. Uzun vadeli borçların payının artması olumlu bir unsur olsa da kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payı hâlâ yüzde 54 düzeyinde. Bu da faiz ve likidite koşullarındaki değişimlerin İkinci 500 şirketleri üzerindeki etkisinin devam edeceğini gösteriyor.

Bu noktada devreden KDV de sanayicinin işletme sermayesi sorununu büyüten başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. İkinci 500 şirketlerinin devreden KDV yükü yüzde 25,2 artarak 22 milyar liraya yaklaştı. Finansmana erişimin pahalılaştığı bir ortamda bilançoda kullanılabilir kaynağın KDV alacağı olarak beklemesi, şirketlerin dış finansmana daha fazla yönelmesine neden olan unsurlardan biri.

Sanayicinin asıl sınavı rekabet gücü

Tablonun belki de en kritik tarafı, finansman baskısının yalnızca bugünkü kârlılığı değil, geleceğin üretim kapasitesini de etkileme ihtimali. İSO İkinci 500’de Ar-Ge harcaması yapan kuruluş sayısı 238’den 229’a geriledi. Toplam Ar- Ge harcaması yüzde 16 artarak 10 milyar liraya çıkmasına karşın, Ar-Ge harcamalarının üretimden satışlara oranı yüzde 0,62’den yüzde 0,57’ye indi. Buna karşın teknoloji yoğunluğunda olumlu bir hareket de var. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin yarattığı katma değer içindeki payı yüzde 3,3’ten yüzde 4,9’a yükselerek 2015 sonrası dönemin en yüksek seviyesine çıktı. Orta-yüksek ve yüksek teknoloji gruplarının toplam payı da yüzde 32,1 ile rekor seviyeye ulaştı. Ancak düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin yüzde 40,8’lik payla hâlâ ilk sırada bulunması, dönüşüm ihtiyacının sürdüğünü gösteriyor.

Bu tablo, Türkiye sanayisinin önündeki temel sorunun yalnızca üretimi sürdürmek olmadığını ortaya koyuyor. Daha yüksek katma değerli üretime geçmek, verimliliği artırmak, dijitalleşmek ve yeşil dönüşüme yatırım yapmak gerekiyor. Fakat şirketlerin finansman giderleri bu kadar yüksekken Ar-Ge ve dönüşüm yatırımlarına kaynak ayırmak da zorlaşıyor. Dolayısıyla finansman maliyetinin düşürülmesi, yalnızca şirketlerin bugünkü bilançolarını rahatlatacak bir adım değil; aynı zamanda sanayinin gelecekteki rekabet gücünü belirleyecek bir politika alanı olarak öne çıkıyor.

İstihdam büyümenin gerisinde kaldı

İkinci 500’ün istihdam verileri de 2025’te sanayinin ne kadar sıkışık bir ortamda faaliyet gösterdiğini ortaya koyuyor. Çalışan sayısı yüzde 2,2 azalarak 285 bine geriledi. Buna karşılık toplam brüt maaş ve ücret ödemeleri yüzde 37,3 arttı. Çalışan başına düşen brüt ücret artışı ise yüzde 40,4 oldu. Bu gelişme, şirketlerin yüksek maliyetler karşısında istihdamı artırmak yerine verimlilik ve maliyet kontrolüne daha fazla yöneldiğinin işareti olarak okunabilir. Önümüzdeki dönemde sanayinin rekabet gücünü koruyabilmesi için ücretleri baskılamak yerine teknoloji, otomasyon ve verimlilik yatırımlarıyla çalışan başına yaratılan katma değeri artırması daha kritik hale geliyor.

Anadolu’nun ağırlığı artıyor

Araştırmanın bir başka önemli mesajı, sanayi üretiminin coğrafi dağılımında Anadolu lehine gelişimin sürmesi. İstanbul 144 kuruluşla ilk sıradaki yerini korurken, Ege Bölgesi Sanayi Odası 36, Kocaeli 34, Gaziantep 33, Bursa 23 ve Ankara 20 kuruluşla onu izledi. Konya, Kayseri ve Adana Sanayi Odası’nın üye sayısındaki artış da Anadolu’daki sanayi merkezlerinin ağırlığının güçlendiğine işaret ediyor.

Sektörlerde gıda başı çekti

Sektörel dağılımda ise gıda 107 kuruluşla ilk sırada bulunuyor. Kimyasal ürünler, plastik ve kauçuk 76; ana metaller ve makine imalatı 70; tekstil ise 56 kuruluşla onu takip ediyor. Özellikle ana metal ve makine imalatında şirket sayısının artması dikkat çekilirken, tekstil şirketlerinin sayısının 12 azalması emek yoğun geleneksel sektörlerdeki rekabet baskısının boyutunu ortaya koyuyor.

İlgili Haberler
Borsa Yapay zeka devinde rekor büyüme: Maliyet baskısı Nvidia’nın kar marjını zorlayabilir mi? Ekonomim · 18 dk önce Borsa Jefferies, Salesforce için hisse hedefini büyüme görünümüyle 300 dolara yükseltti Investing Haberler · 30 dk önce Borsa Bernstein, yapay zeka büyümesi nedeniyle Salesforce hisse hedefini yükseltti Investing Haberler · 36 dk önce Makroekonomi Iliad’ın temel kârı İtalya büyümesiyle arttı Investing Ekonomi · 51 dk önce Makroekonomi AB ekonomisinde paylar: Hangi ülkeler yükseliyor, hangileri geriliyor Euronews TR Ekonomi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.