Suudi Arabistan'ın nükleer enerji hamlesi petrol ihracat kapasitesini artıracakSuudi Arabistan'ın enerji portföyüne nükleer enerjiyi dahil etme planının, elektrik üretiminde petrol kullanımını azaltarak petrolün ihracata yönlendirilmesine ve ülkenin hidrokarbon tedarikçisi konumunu güçlendirmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Handan Kazancı, Firdevs Yüksel
27 Ağustos 2026•Güncelleme: 27 Ağustos 2026
İSTANBULDünyanın en büyük petrol ihracatçılarından Suudi Arabistan'ın nükleer enerjiye geçiş planında, ABD ile geçen ay yaptığı anlaşma önemli bir adım niteliği taşıyor.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman Al Suud'un imzaladığı "123 Anlaşması" iki ülke arasında sivil nükleer enerji alanındaki işbirliğinin önünü açıyor.
ABD Enerji Bakanlığına göre, anlaşma Amerikan şirketlerine Riyad'ın nükleer enerji programına erişim imkanı sağlarken, Suudi Arabistan'ın enerji ihtiyaçlarının petrol dışı kaynaklardan karşılanmasına da yardımcı olacak.
Elektrik üretiminde kaynaklar çeşitlendiriliyor
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, geçen yıl Suudi Arabistan'da elektrik talebi yıllık yüzde 3,8 artarken, elektrik üretiminin tamamına yakını fosil yakıtlardan sağlandı.
Talebin, 2026-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,1 artacağı, bu artışın karşılanmasında doğal gazın ağırlığının daha da yükseleceği tahmin ediliyor. 2030'da ülkenin elektrik üretiminin yüzde 80'inin doğal gazdan karşılanması, petrolün payının ise 2025'teki yüzde 37'den yüzde 6'ya gerilemesi bekleniyor.
Bu doğrultuda yenilenebilir enerji yatırımları devam ederken, ülkede nükleer enerji kapasitesinin de geliştirilerek elektrik üretiminde kaynak çeşitliliğinin artırılması hedefleniyor.
Elektrik üretiminde petrol dışı kaynakların payının artmasının, ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamada petrole olan bağımlılığı azaltarak daha fazla petrolün ihracata yönlendirilmesine imkan sağlayabileceği öngörülüyor.
Ekonomik büyüme desteklenecek
ABD Dışişleri Bakanlığı eski kıdemli diplomatı Justin Friedman, nükleer enerjinin Suudi Arabistan'ın enerji portföyüne dahil edilmesinin kaynak çeşitliliğini artıracağını belirterek, "Yurt içindeki ekonomik büyümeyi desteklerken orta vadede daha fazla hidrokarbonun ihracata yönlendirilmesine imkan sağlayabilir." dedi.
Nükleer enerji sektöründe danışmanlık da yapan Friedman, nükleer enerjinin kesintisiz enerji sağlayan ve karbon salımı olmayan bir baz yük enerji kaynağı olduğunu söyledi.
Friedman, bu kaynağın Suudi Arabistan'ın enerji arzını güvence altına almaya yardımcı olacağına işaret ederek, "Rüzgar ve güneş gibi değişken kaynakların şebekeye daha fazla dahil edilmesini de destekleyebilir. Ayrıca, hidrojenle ilgili yeni ekonomik gelişmeler, nükleer enerjinin karbonsuz hidrojen üretimini desteklemek için de kullanılabileceğini gösteriyor." diye konuştu.
Anlaşma Amerikan şirketlerinin önünü açacak
Suudi Arabistan'ın nükleer santral tedarikçisini seçme kararını birçok kez ertelediğine dikkati çeken Friedman, "Bu durum, ülkenin rakip tedarikçilerin teklifleri yerine ABD'li şirketlerle çalışmayı tercih ettiği şeklinde yorumlanabilir." değerlendirmesinde bulundu.
Friedman, ABD Kongresinin onayına sunulması gereken anlaşmaya ilişkin ayrıca şunları kaydetti:
"ABD'nin nükleer teknoloji ve malzemelerini ortak ülkelere ihraç edebilmesi için gerekli olan '123 Anlaşması' ABD'li şirketlerin bu projeler için rekabet etmesinin önünü resmen açıyor. Anlaşmanın tamamlanması, nükleer işbirliğinin barışçıl amaçlarla yürütüleceği ve ortak ülkenin nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ile yeniden ihracat yasağına ilişkin açık şartlara uyacağı konusunda ABD yasalarının gerektirdiği güvenceleri sağlıyor. Anlaşma metninin ABD yönetimi tarafından resmen sunulmasının ardından ABD Kongresinin inceleyeceği temel konu, nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin bu taahhütlerin nasıl güvence altına alınacağı olacak."
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.