YAYINLAMA 27 Ağustos 2026 21:32
GÜNCELLEME 27 Ağustos 2026 21:40
Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen şirketlerinde üst düzey yöneticilik yapan iş insanı ve Kenan Yavuz Vakfı Başkanı Kenan Yavuz, doğup büyüdüğü Bayburt’un Demirözü ilçesine bağlı Beşpınar köyünde yıllar önce başlattığı projeyle Anadolu’nun kültürel mirasını geleceğe taşıyor.
2012 yılında aile bireyleri ve komşuların bir araya gelebileceği geleneksel bir konak yapılmasıyla başlayan süreç; bayramlaşmalar, türkü geceleri ve folklor etkinlikleriyle büyüdü. Köylerde yıkılan evlerden, ahırlardan ve konaklardan çıkarılan taş ve ahşaplar toplanarak ilk etapta 500 metrekarelik bir sergi alanı oluşturuldu. Proje, 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Kenan Yavuz Etnografya Müzesi olarak tescillendi.
Bugün yaklaşık 25 bin metrekarelik alana yayılan müze, bölgeden toplanan yaklaşık 5 bin ton moloz taşın yeniden kullanıldığı bir “yaşayan müze” niteliği taşıyor. Müze, 2021 yılında “Avrupa’da Yılın Müzesi Ödülü”nü, 2022 yılında ise Avrupa Kültürel Miras / Europa Nostra Ödülü’nü “Yurttaş Katılımı ve Farkındalık Yaratma” kategorisinde kazandı. Ayrıca yerel kültür mirasını koruma ve yaşatma çalışmaları nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2022 yılı Özel Ödülü'ne layık görüldü.
“Köklerimizle bağımız kopmasın istedik”
Müzenin başlangıçta Bayburt’un ve kendi ailesinin geçmişini yaşatmak amacıyla kurulduğunu belirten Yavuz, projenin zaman içerisinde Anadolu’nun ortak kültürel mirasını yaşatan bir hafıza mekânına dönüştüğünü söyledi. Yavuz, “Köklerimizle bağımız kopmasın istedik; güzelliklere ve güzel insanlara mekân olmak istedik. 70 yıldan bu yana hiç hız kesmeden devam eden iç göç artık dursun, gençlerimiz doğdukları yerde doysun istedik.” dedi.
Projenin ticari bir yatırım olmadığını vurgulayan Yavuz, “Başlangıçta Bayburt’un ve kendi ailemin geçmişini yaşatmak istedim. Bölgenin kültürel derinliğini görünür kılmak istedim. Daha sonra Anadolu’nun hafıza mekânına dönüştük. Unutulan Anadolu güzelliklerini, geleneklerimizi, aile yapımızı, misafirperverliği, paylaşmayı, doğallığı ve mimari dokumuzu yeniden yaşatmaya çalıştık.” dedi.
“Her şey ikinci hayatını yaşıyor”
Müzenin en önemli özelliklerinden biri, yapıların ve eserlerin gerçek malzemelerden ve gerçek hikâyelerden oluşması. Yavuz, köylerden topladığı malzemelerle oluşturduğu yapıları dünyada benzeri çok nadir bir geri dönüşüm projesi olduğunu belirterek “Biz bir geri dönüşüm projesiyiz. Görmüş olduğunuz binaların tamamını köylerden topladığım taşlarla, yıkılan evlerden, ahırlardan, damlardan ve konaklardan toplayarak yaptım. Her şey ikinci hayatını yaşıyor burada. Sadece binalar değil, eserler de gerçek. Sahipleri gerçek, hikâyeleri gerçek. Dolayısıyla yaşayan müze konsepti oluşturmuş olduk.” dedi.
Müzenin yalnızca Bayburt’u temsil etmediğini ifade eden Yavuz, “Sadece Bayburt’u temsil etmiyor burası. Burası Anadolu’yu temsil ediyor artık. Eserlerin büyük bölümü Bayburt’tan toplanmış olabilir ama burası bir Anadolu. Türkiye’nin her tarafından eserler var. Anadolu’nun ortak kültürünü temsil eden bir müzeyiz.” dedi.
Yılda 50 bine yakın ziyaretçi
Yılın yaklaşık 8 ayı açık olan müze, özellikle haziran sonundan eylül sonuna kadar yoğun ziyaretçi ağırlıyor. Yıllık ziyaretçi sayısı 40 ila 50 bin arasında değişiyor. Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen ziyaretçilerin yanı sıra Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden, Kore ve Tayvan’dan da turistler müzeyi ziyaret ediyor. Müzenin aldığı uluslararası ödüllerin Avrupa’daki bilinirliğini artırdığını belirten Yavuz, İtalya’nın önemli gazetelerinden Corriere della Sera’nın da müzeyi dünyada gezilmesi gereken 7 mekândan biri olarak gösterdiğini söyledi.
Müzenin ziyaretçileri geçmişleriyle buluşturduğunu ifade eden Yavuz, “İnsanlar burada geçmişleriyle buluştuklarını söylüyorlar. Burası bir zaman tüneli. İnsanların babalarını, dedelerini, ninelerini ve annelerini hatırladıkları bir yapı. Dolayısıyla ben buraya aynı zamanda bir zaman tüneli, bir hafıza mekânı diyorum. Mottomuz ‘Köklere Dönüş’.” dedi.
Hedef, köyden kente göçü tersine çevirmek
Yavuz’un müze projesindeki temel hedeflerden biri de köy yaşamına ilişkin algıyı değiştirmek ve gençlerin doğdukları topraklarda üretmesini sağlamak. Köyden kente göçün yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını savunan Yavuz, “Benim amacım toprağa çağrı, geleceğe çağrı, gençlerimize çağrı. Köyde yaşamanın kötü bir şey olmadığını, köylü olmanın bir statü kaybı olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Köyden kente göç olgusunun devam etmesini tehlikeli buluyorum” diye konuştu.
Eğitim sisteminin de gençlerin üretimden uzaklaşmasında etkili olduğunu savunan Yavuz, üniversitelerin meslek eğitimine odaklanmalarını önerdi. Köylerde yaşam koşullarının da geçmişe göre değiştiğini belirten Yavuz, “Köy nüfusumuz azalıyor, yaşlanıyor. Bu göçün sebebi ekonomik değil. Artık köylü şehirliden zengin. Burada devlet her şeyi yaptı. Yol, su, elektrik, sağlık eğitim konusunda her şey var. Göç etmek için ekonomik anlamda hiçbir neden yok. Göç etmenin psikolojik nedenleri var.” dedi.
Beş ili kapsayan kültür rotası
Bölgenin turizm potansiyelinin ortak bir kültür rotasıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yavuz, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan ve Erzurum’un ortak bir destinasyona dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Yavuz, “Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan ve Erzurum beşli bir kültür öbeği, bir kültür kümelenmesine oturan bir destinasyona dönüştürülmeli. Kültür ve deneyim turizmine odaklanmış bir yapı oluşturmalıyız. Bunun için kalkınma ajanslarının, valiliklerin, belediyelerin, kaymakamlıkların ve sivil toplum örgütlerinin birlikte çalışması lazım.” dedi.
Kültür turizminde çok sayıda turistten ziyade bölgenin değerlerini anlayan ziyaretçileri hedeflediklerini belirten Yavuz, “Çok kalabalıktan ziyade kültürü özümseyen, yaşamak isteyen insanları arzu ediyorum. Buradan ayrıldığı zaman buranın kültür elçiliğini yapabilecek nitelikte olan insanları istiyoruz.” dedi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.