28 Ağustos 2026, Cuma · 10:12 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Ekonomiye en çok hangi renk yakışır; Mor, yeşil, gri?...

Ekonomiye en çok hangi renk yakışır; Mor, yeşil, gri?...

“Beton ekonomisi” hızlı harekete geçtiğinden kaderimiz, düşük nitelikli işgücünü istihdama çekebildiğinden adeta kurtarıcımız. Arkasında geniş bir tedarik zincirini sürükleyebilmesi de herkesin ortak sus payı…

Dünya değişir Türkiye değişmez de ayrı bir gerçeğimiz. Oysa ülkemizde toplumsal ve demografik değerlerimiz dönüştü, değişimini sürdürecek, farklı kaldıraçların kullanılması kaçınılmaz. Yaratıcı düşünce pratiğimizi beton bariyerle kapamış olamayız.

Dünyada gerçekleri değişen tek ülke değiliz. Dönüşümü ve çözümleri yeniden keşfetmeye gerek yok, kaldı ki birazdan söz edeceğim ekonomik alternatifler yıllar önce Türkiye’den çıkmış ve Türkiye’de yeşerecek iklim bulamadıklarından farklı coğrafyalarda test edilmişler.

Revize edilen makroekonomi tanımından söz ediyorum.“Bakım Ekonomisi”, “Mor Ekonomi”, “Yeşil Ekonomi”, “Dijital Ekonomi”, “Zaman Ekonomisi” literatürde yerlerini alıyor.

Bu yazıyı, Prof. Dr. İpek İlkkaracan'la söyleşimdeki temel fikir üzerine inşa ettim; geleceğin makroekonomisini daha ne kadar eski araçlarla tarif edeceğiz?

Şu kadarını söylemek bile betonla ilişkimize mesafe koymak için sanırım yeterince sağlam bir gerekçe; bakım ekonomisine yatırım yapmak inşaata yapılan yatırımla kıyaslanacak olursa tam 3 kat daha fazla istihdam yaratıyor.

İlkkaracan, İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi; feminist iktisat, çalışma ekonomisi, bakım ekonomisi ve zaman kullanımı alanlarında uluslararası çalışmalarıyla tanınan bir iktisatçı. Mor Ekonomi yaklaşımının öncü isimlerinden ve International Association for Feminist Economics’in geçmiş dönembaşkanlarından.

Beton deyince “yatırım” oluyor, bakım deyince “harcama”

Kelimelerimiz, ekonomik tercihlerimizi ele veriyor. Köprü yapınca “yatırım” diyoruz. Kreş açınca “sosyal harcama”. Otoyol, ekonomik “altyapı” oluyor. Yaşlı bakım merkezi “sosyal hizmet” tanımının altına giriyor.

Türkiye'de ILO öncülüğünde, kamu kurumlarının da katıldığı bakım ekonomisinin dönüştürücü büyümesine ilişkin bir yol haritası ve yatırım politika çalışması 2025 sonunda yayımlandı. (International Labour Organization)

Bozulan demografik yapımız bakım için hızla büyüyen talep yaratıyor. Bakım yatırımı neler yapıyor:

- İstihdam yaratıyor.

- Gelir yaratıyor.

- Kadınların ücretli çalışmasının önündeki engellerden birini kaldırıyor.

- Yeni meslekler yaratıyor.

- Vergi tabanını genişletiyor.

- Çocuğun gelişimine, yaşlının yaşam kalitesine, çalışan ailelerin üretkenliğine dokunuyor.

Bütçe açığı yerine “bakım açığı”

Karşı karşıya kaldığımız gerçekler, hepimizin hane içinde deneyimlediği konular; yaşlanan toplum bakım talebini büyütüyor, kadınlar destek vermek üzere çalışma hayatının dışında kalmaya zorlanıyor, nufüsumuzun yarısını oluşturan kadınlarımızın yıkıcı bir bölümü ücretten yoksun, paradoksal şekilde de zaman yoksulu bireyler oluyor.

Bir taraftan genç kuşakların daha az çocuk doğurduğunu tartışıyoruz. Diğer yandan en hızlı yaşlanan nüfuslardan birine sahibiz. Hastalık-savaş ya da farklı nedenlerden engelli doğan ve koşullar yüzünden yaşamı süresinde engelli olan ciddi bir nüfus var.

Ülkemizde ağırlıklı merdiven altı – kayıtsız bir sektör. Bakım bir endüstri ve şekil değiştirmek zorunda. Bebek bakımı, okul öncesi kreş, Alzheimer, Demans, Parkinson ve diğer kronik hastalıklarla yaşayan milyonlarca yaşlı insan için profesyonel bakım hizmetine ve daha sayamadığım nicelerine ulaşmaya çalışanlar elleri boş dönüyor. Profesyonel hizmet veren yapıların hizmetleri o kadar pahalı ki, yük büyük ölçüde ailelerin içinde çözülüyor.

Her aile mikrokozmosunda “Bakım Ekonomisi” kuruyor

- Kim işten ayrılacak?

- Anneye kim bakacak?

- Bakıcı bulunabilecek mi?

- Ücreti kim ödeyecek?

- Çocuk nereye bırakılacak?

- Hastaneye kim götürecek?

Karşımızda devasa bir ekonomik faaliyet var. Ve devasa bir işgücü talebi. Bakım endüstrisi; sağlık, rehabilitasyon, psikoloji, fizyoterapi, evde bakım, beslenme, sosyal hizmet, bakım koordinasyonu ve giderek dijital destek hizmetlerinden oluşan yeni bir meslek ekosistem ihtiyacı yaratıyor.

Bakım yatırımlarının istihdam yaratma kapasitesi fiziksel altyapı yatırımlarıyla yarışabiliyor, hatta bazı simülasyonlarda onları aşıyor. (Istanbul Technical University)

Bir başka yönüne daha dikkat çekmeden geçemeyeceğim; bakım “emek yoğun” ve “sürdürülebilir” bir emek türü. Meslek vaadi var! Harcanan para makineye, ithal girdiye ya da betona değil, insana yapılıyor. Bakım ekonomisi kadın erkek eşitliği olan bir alan.

10 çalışan kadından 7'si zaman yoksulu

Paradan daha kıt tek kaynak zaman. Herkes güne eşit koşullarla; 24 saatle başlıyor. Doğa adil, ama biz değiliz. Türkiye’de zaman eşitsizliği görünmeyen en büyük sorun.

TÜİK'in 2 ay önce yayımladığı “2025 Zaman Kullanım Araştırması”na göre Türkiye'de kadınlar hane ve aile bakımına günde 4 saat 3 dakika, erkekler 58 dakika ayırıyor. Çalışan kadınlarda süre 2 saat 38 dakika; çalışan erkeklerde 47 dakika. (Veri Portalı)

TÜİK'in araştırmasındaki rakamlardan yola çıkarak bir haftalık emeği hesaplayalım mı; kadının görünmeyen mesaisi yaklaşık 28,5 saat. Neredeyse 3,5 iş günü. İlkkaracan'ın Türkiye araştırmalarından çıkardığı daha sarsıcı bir sonuç: tam zamanlı çalışan kadınlarda zaman yoksulluğu yüzde 65-70 düzeyinde. Erkeklerde yüzde 10'un altında.

Türkiye’de çalışan kadın olmak zor. Sabah ücretli işe gidip, akşam evde ikinci vardiyasına başlayan çalışan kadın görünürde şanslı çünkü geliri artıyor. Maalesef refahı artmıyor. Gelir yoksulluğunu azaltırken, zaman yoksulluğunu artırmak mümkün. Ne tuhaf bir ekonomik başarı ölçüsü değil mi?

Yapay zekanın vaadi

Yapay zekânın vaatlerinden biri üretkenlik. Az zamana çok iş sığdırmak, az iş gücüyle büyük işler yapmak… İşi daha kısa zamanda yapabilmek. Otomasyon yaratmak. Kendimizden klonlamak… Güzelleme uzayıp gider. Neden olduğu korku da ayrı bir akıl tutulması yarattı; işimizi elimizden alıyor.

Bu efsane, geçtiğimiz hafta Nobelli ekonomistimiz Daron Acemoğlu ile önemli yayın kuruluşlarından The Economist arasında “ansızın” çıkan tartışma konusunun da temeli. The Economist’in yaklaşımına şüpheyle baktığımı saklayamayacağım. Bu tartışmayı yayın ve yazılarımda iletişim, zamanlama yönleriyle işledim.

Şu saptamayla toparlayayım; yapay zeka, bazı işleri azaltırken, insan emeği gerektiren bakım talebine dokunamıyor. Çocuğunuza, anne babanıza baksın diye robot tutamıyorsunuz, insan – empati – el mahareti – yaratıcı zeka lazım. Yapay zekânın hangi meslekleri yok edeceğini tartışmakla geçirdiğimiz zaman kadar hangi işleri çoğaltmak zorunda olduğumuzu düşünmeye biran önce başlamalıyız.

Yeşilin yanına mor çok yakışır

Kasım ayında Antalya'da COP31 iklim konferansında neredeyse ilgili tüm dünya buluşacak. Ülkemizde gelecek konuşulacak. Enerji, karbon hesaplama yöntemleri tartışılacak. Finansman, sanayi, ulaşım, su, tarım yanında bakım ekonomisi de umarım ajanda da yer alacak.

İlkkaracan'ın, meslektaşları Caren Grown ve Jerome De Henau ile Brookings Enstitüsü için gerçekleştirdiği güncel araştırmasına göre bakım altyapısının iklim adaptasyonu planlamasının ve finansmanının parçası haline gelmesi gerekiyor.

Aşırı sıcaklar, seller, yangın ve hastalıklar... göç, fiziksel hasar bakım talebini artırıyor. Bakım işleri önemli ölçüde yerel, emek yoğun ve görece düşük karbonlu işler. İlkkaracan'ın söyleşide kullandığı ifade şöyle: “Mor işler aynı zamanda yeşil işler.”

“Demografi + Dijitalleşme + İklim + Bakım + Zaman”

Yeşil ekonomi doğayla kurduğumuz ekonomik ilişkiyi değiştirmeye çalışıyor. Mor ekonomi insanın yaşamını sürdürebilmesi için gereken bakım emeğini ve sosyal altyapıyı görünür kılmaya çalışıyor. Dijital ekonomi üretimin insan emeğiyle ilişkisini değiştiriyor. Demografi ise birbirimize bakmak zorunda olduğumuzu söylüyor

Bir ülkenin ekonomik altyapısı yalnız yolları, köprüleri, fabrikaları ve veri merkezlerinden oluşamaz. Çocuklarına, hastalarına, engellilerine ve yaşlılarına nasıl baktığı da ekonomik altyapı değil mi. En kıt girdi para değil, zaman. Zamanı daha iyi kullanmalıyız.

Prof. Dr. İpek İlkkaracan'la söyleşimizin tamamına Yaprak Özer YouTube – Fikir Buluşmaları kanalından, söyleşinin full deşifresi ve notlarına yaprakozer.com adresinden ulaşabilirsiniz.

İlgili Haberler
Makroekonomi Bakan Şimşek duyurdu: KKM’den çıkış tamamlandı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Borsa haftanın son gününe düşüşle başladı CNBC-e · 13 dk önce Makroekonomi Karar Resmi Gazete'de: Sulama tesisleri ücret tarifeleri belli oldu Star Ekonomi · 15 dk önce Makroekonomi Dolar, altın ve borsada kritik cuma! Küresel piyasalarda gözler Warsh'un Jackson Hole'da yapacağı konuşmaya çevrildi Sözcü Ekonomi · 15 dk önce Makroekonomi ABD mahkemesinden Anthropic kararı: Trump hükümetinin yasağı hukuka aykırı CNBC-e · 19 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.