YAYIN TARİHİ, 28 Ağustos 2026 08:40 GÜNCELLEME, 28 Ağustos 2026 08:52
Derya Yüce Altın fiyatlarına ilişkin Cnbce.com’a değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, yüksek kamu borçları ve faiz politikalarının altın fiyatları üzerindeki etkisini anlattı. Uzmanlar, ons altında 5.000 dolar seviyesinin kritik eşik olduğuna dikkat çekti.
Küresel belirsizlikler, yüksek kamu borçları ve enflasyon endişeleri yatırımcıların altına olan ilgisini artırırken, Türkiye’de hanehalkının da altına yönelişi hız kazanıyor. Uzmanlar, bu eğilimin yalnızca geleneksel bir yatırım tercihi olmadığını, satın alma gücünü koruma arayışı ve artan küresel risklere karşı güvenli liman talebiyle şekillendiğini belirtiyor. Altının yılın geri kalanındaki seyrine ilişkin beklentilerde ise küresel borç stoku, faiz politikaları, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının altın talebi öne çıkıyor.
“Küresel belirsizlik altını destekliyor”
Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Dr. Kutay Gözgör, hanehalkının altına yönelmesinin net bir rasyonelliğe dayandığına dikkat çekti. “Bunu sadece geleneksel bir tercih olarak görmemek gerekir, ortada çok güçlü bir makroekonomik zemin var. İçeride enflasyon görünümüne yönelik para politikası, yatırımcıyı satın alma gücünü koruyabileceği güvenli limanlara itiyor” dedi.
Asıl önemli gelişmelerin küresel tarafta yaşandığını, şu an dünyanın ciddi bir mali baskınlık sürecinden geçtiğini ifade eden Gözgör, sözlerine şöyle devam etti: “ABD gibi devasa bütçe açıkları ve rekor kamu borcu olan ülkeler, artan faiz yükünü taşıyamadıkları için tahvil piyasalarına müdahale etmek zorunda kalıyorlar. Hükümetlerin piyasa dinamiklerini esneterek faizleri suni şekilde baskılamaya çalıştığı bu dönemlerde, küresel yatırımcı sistemdeki itibari paranın gücünü sorgular. Dolayısıyla vatandaşın altına yönelişini sadece bir enflasyon kalkanı olarak değil, artan küresel belirsizliklere karşı bir sigorta arayışı olarak değerlendiriyorum.”
Gözgör, yılın geri kalanında altın fiyatlarındaki yükseliş eğilimini sürdürmesini beklediğini, çünkü ABD tarafındaki makroekonomik dinamiklerin altını desteklediğini söyledi. ABD Hazinesi ile Fed arasında belirgin bir politika ayrışması olduğuna dikkat çeken Gözgör, Fed Başkanı Kevin Warsh’un bilançoyu küçültmek ve enflasyonu düşürmek için likiditeyi kısmakta kararlıyken, hazine tarafı artan borçlanma maliyetlerine dayanamayıp piyasaya müdahale ettiğini belirtti.
Hazinenin ise kısa vadeli borçlanmaya ağırlık vererek uzun vadeli faizleri düşürmeye çalıştığını, bu durumun nominal faizleri aşağı çektiğini, devasa kamu harcamaları ve jeopolitik riskler nedeniyle enflasyonun diri kalmaya devem ettiği değerlendirmesinde bulunan gözgör, “Bu politikaların temel sonucu enflasyondan arındırılmış reel getirilerin düşmesidir. Reel getiriler düştükçe de altına olan küresel talep artar” dedi.
Gram altın tarafında ise iki temel belirleyici unsur olduğuna işaret eden Gözgör, sözlerine şöyle devam etti: “Biri ons altındaki bu anlattığım küresel dinamikler, diğeri ise içeride dolar/TL'nin enflasyon patikasına paralel olarak sergilediği ılımlı seyir. Her iki faktörün de destekleyici kalması, gram altındaki yükseliş eğiliminin korunmasını sağlayacaktır.”
“Düşüşler alım fırsatı”
Altın yatırımcısına tavsiyelerde bulunan gözgör, orta ve uzun vadeli düşünen yatırımcılar için likidite kaynaklı şok satışların korkulacak bir durum olmadığını, aksine portföye ekleme yapmak için önemli fırsatlar olduğunun altını çizdi.
Ons altında yaşanabilecek yüzde ila 5 bandındaki hızlı düzeltmeler veya gram altın tarafında kurdaki anlık stabilizasyonların ons düşüşüyle birleştiği fiyatlamaların alım fırsatı olarak değerlendirilebileceğini vurgulayan gözgör, “Bu dönemde tek bir fiyattan tüm parayla piyasaya girmek yerine, kademeli alım yapmak ve olası stres anlarındaki fırsatları değerlendirebilmek için portföyde mutlaka bir miktar nakit bulundurmak en doğru strateji olacaktır” ifadelerini kullandı.
“Altında yönü küresel borç belirleyecek”
Aktif Yatırım Menkul Değerler Genel Müdürü Cumhur Örnek, kamu borç seviyelerindeki hızlı tırmanışın yatırımcı açısından önemli bir soru işareti oluşturduğunu belirtti. Bu yükün büyümeyi frenleyip frenlemeyeceği ya da sermayenin varlık sınıfları arasındaki dağılımını yeniden şekillendirip şekillendirmeyeceğinin izlenmesi gerektiğini söyledi.
Yüzeydeki tablonun görece sakin olduğunu belirten Örnek, özel sektörün borçlanmayı sürdürdüğünü, tüketici harcamalarında henüz bir kırılma yaşanmadığını ve güçlü kâr büyümesinin hisse senetlerini rekabetçi tutmaya devam ettiğini ifade etti. Örnek, asıl kritik eşik olarak ise uzun vadeli tahvil getirilerinin sermayeyi hisselerden koparacak kadar cazip hâle gelip gelmeyeceğine dikkat çekti.
30 yıllık ABD tahvil getirisinin geçtiğimiz hafta bir noktada yaklaşık 20 yılın zirvesine yükseldiğini belirten Örnek, konut talebindeki soğumanın da bu getiri seviyesinin ekonomiye ilk temas noktası ve olası etkiler konusunda öncü bir sinyal niteliğinde olduğunu söyledi.
ABD Hazine’sinin yeni tahvil alım stratejisinin ons altını “değersizleşme ticareti” ile mayıs ortasından bu yana en yüksek seviyeye taşıdığını belirten Örnek, tahvil alımlarının büyüklüğünün piyasa ölçeğinde küçük kaldığını, ancak güçlü olanın sinyal etkisi olduğunu ifade etti.
“Yapısal bir sorun, teknik bir operasyonla kalıcı olarak çözülemiyor” değerlendirmesinde bulunan Örnek, nitekim temmuz ayında aylık bütçe açığının beş yılın en yüksek seviyesine çıktığını ve toplam federal borcun 40 trilyon doları aştığını söyledi.
Altının orta vadeli yönünü belirleyecek temel unsurun enflasyon ve istihdam verileri ya da tekil Fed açıklamaları değil, küresel borç stoku olacağını düşündüğünü belirten Örnek, başta Çin olmak üzere merkez bankalarının rezervlerinde altın biriktirmeye devam edeceğini ifade etti.
Örnek, kısa vadeli fiyat hareketlerinde ise borsa yatırım fonlarının ana belirleyici olduğunu söyledi. Geçen hafta ETF’lere 6,4 milyar dolarlık giriş gerçekleştiğini belirten Örnek, bunun 10 ayın en güçlü girişi olduğunu kaydetti.
Son hareketin tüketim kaynaklı değil, parasal kaynaklı olduğunu düşündüğünü belirten Örnek, yaklaşan ABD ara seçimleri öncesinde söz konusu endişelerin Bessent ya da Warsh tarafından ne ölçüde giderilebileceğinin piyasa tarafından yakından takip edileceğini söyledi.
“Altında 5.000 dolar eşiği kritik”
Altının bu yıl içinde 5.600 dolar ile tarihi zirvesini gördüğünü belirten Şirin Sarı, hareketlerin yıl başından bu yana oldukça sert ve tahmin edilmesi güç bir seyir izlediğini söyledi. Sarı, ilk yarıdaki hızlı yükselişin ardından ikinci çeyreğin sonunda altının neredeyse tüm yıllık getirisini erittiğini, ağustos ayında ise yeniden toparlanarak yüzde 15 civarında güçlü bir değer kazancı sergilediğini belirtti.
Piyasayı bu denli dalgalandıran çok önemli küresel başlıklar olduğunu ifade eden Sarı, devam eden savaşların petrol fiyatlarını yukarıda tutmasının ve petrolün 120 dolarları görmesinin, enflasyonla mücadele eden merkez bankalarının işini ciddi şekilde zorlaştırdığını söyledi. Diğer taraftan zirve seviyelerden sonra gelen bazı verilerin enflasyonda kısmi düşüşe işaret etmesiyle başta Fed olmak üzere faiz indirimi beklentilerinin yeniden canlandığını belirten Sarı, yatırımcının bugüne kadar savaşların kısa sürede biteceği algısını fiyatladığını ve bu iyimserlikle borsalarda yeni rekorların izlendiğini kaydetti. Sarı, buna rağmen altının düştüğünü söyledi.
Bugün gelinen noktada ABD’nin 40 trilyon doları aşan devasa borcunun, süren savaşların, petrol fiyatlarının seyrinin ve kasım ayında yapılacak ABD ara seçimlerinin piyasalardaki fiyatlamaların ana omurgasını oluşturduğunu belirten Sarı, yıl sonu beklentisine ilişkin ise 5.000 dolar seviyeleri yukarı yönlü geçilmedikçe bir süre yeni rekorları konuşmak için oldukça erken olduğunu ifade etti.
Mevcut tabloda fiyatların 4.700–4.800 dolar bandında biraz dinlenip ardından yeniden gevşemesinin daha olası bir senaryo olduğunu değerlendiren Sarı, yılın sonuna doğru 4.000–4.500 dolar bandına doğru geri çekilen bir ons altın görülebileceğini söyledi. Sarı, savaş uzadıkça ve yüksek petrol fiyatları enflasyon baskısını canlı tuttukça faiz indirimlerinin gecikebileceğini ve altındaki asıl büyük rallinin bir miktar ötelenebileceğini belirtti.
Bunun altının yükselmeyeceği anlamına gelmediğinin altını çizen Sarı, kısa ve orta vadede bu tür dinlenme ve sindirme süreçleri yaşansa da uzun vadede altında yine çok ciddi yükselişler görüleceğini söyledi.
Gram altında hangi seviyeler önemli?
Gram altın tarafında teknik olarak 7.200–7.300 TL seviyelerinin oldukça önemli bir direnç bölgesi olarak öne çıktığını belirten Sarı, bu seviyelerin kalıcı şekilde aşılabilmesi için ons altının yeniden 5.000 doların üzerinde görülmesi gerektiğini söyledi. Ons altın 5.000 doların üzerine yerleşmedikçe gram altında yukarı yönlü hareketlerin bu direnç bölgesinde zorlanabileceğini kaydetti.
Diğer taraftan ons altında yıl sonuna doğru beklenen olası geri çekilmeler yaşansa dahi gram altının içeride çok sert düşüşler yaşamasını beklemediğini ifade eden Sarı, yurt içinde dolar kurunun aylık bazda yüzde 2’ye kadar yükselmesinin mümkün hale gelmesinin gram altını aşağı yönlü risklere karşı güçlü ve diri tuttuğunu belirtti.
Bu nedenle ons altında yaşanacak düşüşlerde gram altında 6.000–7.000 TL bölgesinde daha yatay ve sakin bir hareket görülebileceğini söyleyen Sarı, yatırımcıların 7.200–7.300 TL direnç seviyelerinde aceleci olmak yerine, 6.000–7.000 TL bandındaki yatay ve sakin dönemleri ve geri çekilmeleri orta ve uzun vadeli pozisyon açmak adına daha sağlıklı birer alım fırsatı olarak değerlendirebileceğini söyledi.
Son olarak fiziki alımlarda veya banka işlemlerinde alım-satım makas aralıklarının iyi hesaplanması gerektiğini vurgulayan Sarı, altının kısa vadeli bir “al-sat” aracı olarak değil, önümüzdeki dönemin tüm küresel ve yerel risklerine karşı uzun vadeli bir tasarruf kalkanı olarak görülmesinin en doğru yaklaşım olacağını ifade etti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.