YAYINLAMA 28 Ağustos 2026 14:36
GÜNCELLEME 28 Ağustos 2026 14:37
ABD ekonomisinde şirketlerin elde ettiği gelir ile çalışanların milli gelirden aldığı pay arasındaki fark giderek büyüyor. Financial Times'ın değerlendirmesine göre, şirket kârları rekor seviyelere ulaşırken çalışanların ücret ve yan haklardan aldığı pay uzun yılların en düşük düzeyine geriledi.
ABD’de şirketlerin vergi öncesi kârları yılın ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda 4,8 trilyon dolara ulaştı. Bu rakam, şirket kârlarının milli gelirin yüzde 18'ine karşılık gelmesini sağladı ve İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en yüksek seviyeye işaret etti.
Aynı dönemde çalışanların ücret ve yan haklardan aldığı pay ise milli gelirin yüzde 60'ına gerileyerek 1950'lerden bu yana en düşük seviyesine indi.
Şirket kârları artarken ücretlerin payı azalıyor
Çalışanlara yapılan ödemelerin milli gelir içindeki payı uzun süredir gerilerken, şirketlerin kâr marjları yükselmeye devam ediyor. Son dönemde bu eğilimin özellikle son beş yılda ve son 12 ayda daha da hızlandığı görülüyor.
Şirket kârlarındaki güçlü artış, ABD borsalarının da rekor seviyelere ulaşmasına katkı sağladı. Yapay zekâ yatırımları, özellikle büyük teknoloji şirketlerinin gelir ve kârlılıklarını artırırken, enerji fiyatlarındaki yükseliş de büyük petrol şirketlerinin kâr marjlarını destekledi.
Hisse fiyatlarındaki yükseliş ve şirketlerin dağıttığı temettüler, emeklilik hesaplarının değerini de artırdı. Ancak yatırım gelirlerinden ağırlıklı olarak daha varlıklı kesimlerin faydalanması, ekonomik kazanımların toplumun tüm kesimlerine aynı ölçüde yansımadığı tartışmasını güçlendirdi.
Orta ve düşük gelirli haneler gelirlerinin çok daha büyük bölümünü ücretlerden elde ederken, ücretlerin milli gelir içindeki payındaki gerileme bu kesimler üzerindeki baskıyı artırıyor.
Enflasyon ücret artışını geçti
Çalışanların satın alma gücü de son dönemde baskı altında kaldı. Enflasyonun ücret artışını aşmasıyla reel saatlik kazançlar temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 geriledi.
Gelir grupları arasındaki fark da dikkat çekici biçimde açıldı. Yüksek gelir grubundaki çalışanların kazanç artışı, düşük gelir grubundaki çalışanların gelir artışının belirgin şekilde üzerine çıktı.
ABD’nin en büyük düşük ücretli işverenlerinde CEO ücretleri de çalışan gelirlerinden daha hızlı arttı. CEO maaşları 2019-2025 döneminde yüzde 41 yükselirken, aynı dönemde ortanca çalışanın kazancı yüzde 21 arttı. Tüketici fiyatlarındaki artış ise yüzde 26 seviyesinde gerçekleşti.
Vergi indirimleri ve sosyal destek tartışması
Donald Trump yönetiminin şirketler ve yüksek gelirli Amerikalılar için kapsamlı vergi indirimleri uygulaması da gelir dağılımına ilişkin tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Buna karşılık gıda yardımları gibi bazı sosyal destek programlarının finansmanında kesintilere gidilmesi, ekonomik büyümenin kimlere daha fazla fayda sağladığı yönündeki tartışmaları artırdı.
Şirketler ve yatırımcılarla düşük gelirli çalışanlar arasındaki ekonomik farkın büyümesi, siyasi alanda da yankı buluyor. ABD’de seçmenlerin ekonominin gidişatına yönelik memnuniyetsizliği artarken, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat siyasette daha popülist söylemler güç kazanıyor.
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, seçim kampanyasında “şirket açgözlülüğü” karşıtı söylemleri öne çıkarırken, Başkan Yardımcısı JD Vance şirketlerin karar alma süreçlerinde çalışanların daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunuyor. Donald Trump da bazı şirketleri aşırı kâr elde etmek ve fiyatları yükseltmekle suçluyor.
Çalışanların şirketler üzerindeki etkisi azalıyor
ABD’de emeğin şirketler üzerindeki etkisinin azalmasında sendikalaşma oranındaki gerileme ve işlerin dış yüklenicilere devredilmesinin yaygınlaşması önemli rol oynuyor.
1980’lerin başından bu yana çalışanların şirketler üzerindeki pazarlık gücünün zayıflamasıyla birlikte, emek ile sermaye arasındaki güç dengesi de giderek sermaye lehine değişti.
Ancak çalışanların milli gelirden aldığı paydaki son dönemdeki hızlı düşüşün kalıcı bir yapısal değişimden mi, yoksa yüksek enflasyon ve Covid-19 sonrası oluşan ekonomik koşullar gibi geçici faktörlerden mi kaynaklandığı henüz net değil.
Yapay zekânın üretim süreçlerinde ve iş gücü piyasasında yaratacağı dönüşüm de bu tartışmanın en önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacak ekonomik tablo, çalışanların gelir payındaki son gerilemenin geçici bir ekonomik döngünün sonucu mu yoksa ABD ekonomisinde daha uzun vadeli bir dönüşümün işareti mi olduğunu gösterecek.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.