1 Eylül 2026, Salı · 19:31 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

2050 ufkunda Türkiye'nin sosyolojik yapısı ve siyasete etkisi

Stratejik çerçeve Türkiye Cumhuriyeti, ikinci yüzyılında siyasal rekabet zeminini geleneksel ideolojik kutuplaşmalardan (laik-muhafazakâr, merkez-çevre) kurtararak doğrudan yapısal demografik dinamiklerin, yapay zekâ ve…

Türkiye Cumhuriyeti, ikinci yüzyılında siyasal rekabet zeminini geleneksel ideolojik kutuplaşmalardan (laik-muhafazakâr, merkez-çevre) kurtararak doğrudan yapısal demografik dinamiklerin, yapay zekâ ve otomasyona dayalı teknolojik iş gücü dönüşümünün ve sınır aşan küresel göç hareketlerinin belirlediği çok katmanlı bir paradigma zeminine taşımaktadır.

TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde toplam doğurganlık hızının 1,42 seviyesine gerileyerek nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1’in belirgin şekilde altına inmesi, ülkenin doğal nüfus artış potansiyelini tüketmiştir. Bu yapısal eğilim, kontrolsüz vatandaşlık politikaları işletilmediği takdirde, Türkiye nüfusunun 2050 ufkunda 95 milyon seviyelerine ulaşamayacağını; aksine 88-91 milyon bandında erken bir yaşlılık platosuna oturarak duraksama ve daralma evresine gireceğini göstermektedir.

2050 Türkiye’sinde iktidar inşası; otomasyon çağında istihdam güvencesini ve alım gücünü korumaya çalışan yaşlanan kuşağın mülkiyet ve sağlık taleplerini yanıtlarken, metropolleşen ve sosyo-ekonomik olarak çeşitlenen dinamik Kürt seçmenin adil temsil ve sınıfsal yükselme taleplerini entegre edebilen, sınır ötesi çoklu göç baskılarına karşı ise "ortak ev sahipliği ve yerlilik" paydasını yönetebilen dengeli ve kurumsal bir siyasal mimariyi zorunlu kılmaktadır.


1. Demografik evrim ve 2050 nüfus mimarisi (1923-2050)

Türkiye’nin bir asırlık sosyolojik gelişimi üç temel kırılma evresine ayrılmaktadır:

• Kuruluş ve homojenleşme dönemi (1923-1927): İmparatorluğun dağılması, savaşlar ve 1923 Mübadelesi sonucunda Anadolu'nun demografik yapısı köklü biçimde dönüşmüştür. 1914’te yüzde 20’ye yakın olan gayrimüslim nüfus, 1927 yılındaki ilk resmi genel sayımda (13,6 milyon toplam nüfus) yüzde 2’nin altına gerilemiştir. Balkanlar ve Kafkaslar’dan gelen muhacir unsurlar ortak dil ve üst kimlik potasında birleşmiş; 1924 Anayasası’nın 88. maddesindeki vatandaşlık tanımıyla Fransız tipi üniter, merkeziyetçi ulus-devlet kimliği inşa edilmiştir. Doğu ve Güneydoğu'da yerleşik Kürt ve Zaza nüfus ise geleneksel yapısını korumuştur.

• Metropolleşme ve çoğullaşma dönemi (2020’ler): 1980'lerden itibaren hızlanan iç göçler, Kürt meselesini bölgesel bir kırsal odak olmaktan çıkarıp büyükşehirlerin merkezine taşımıştır. Kürt nüfusunun toplam nüfus içindeki payı yüzde 15-18 bandına yerleşmiştir. Batı illerinde doğurganlık hızı 1,2-1,4 seviyesine inerken, Doğu ve Güneydoğu illerinde 2,0-2,5 bandında seyrederek genç seçmen havuzunu beslemiştir.

2011 sonrasında Suriye ve Afganistan kaynaklı kitlesel dış göçler ise demografik yapıya üçüncü bir blok olarak eklemlenmiştir. Bu göçlerle Türkiye hem Türk Dünyası ve hem de Arap Alemi ile ilişkilerine yeni bir sosyolojik boyut katmış, emperyal vizyon için gerekli açılımı yapacak kadrolarını genişletmiştir. Türkiye nüfusuna 100 yıl çalışılsa kazandırılamayacak Türkçe ve Arapça’yı birlikte bilen bir kadro son 10 yılda kazandırılmıştır.

Arap ülkeleriyle müteahhitlik, ihracat, ticaret vb. hizmetler için gerekli dil bilen geniş bir kadro çoğu Türkmenlerden olmak üzere ortaya çıkmıştır. Belki de ilk defa Türklerin İslam anlayışını hem Arap Alemine ve hem de Türk Dünyasına yayabilecek dil ve din bilen kadrolar oluşmuştur. Türk Dünyası’ndan ve Arap Aleminden son 15 yıldaki göçler olmasaydı Türkiye’nin demografik dengesi daha farklı olabilirdi.

• 2050 projeksiyonu ve denge dönemi: Doğurganlık hızının düşüklüğü sebebiyle toplam nüfusun 88-91 milyon bandında stabilize olması beklenmektedir. 2050 yılında demografik blokların dağılımı şu şekilde öngörülmektedir:

o Genişletilmiş türk bloğu (yüzde 72-74): Yaşlanan yerleşik Türk nüfusu ile kültürel ve dilsel entegrasyonunu tamamlamış 2. ve 3. Kuşak göçmen soydaş unsurları kapsamaktadır.

o Kürt nüfus bloğu (yüzde 18-20): Metropolleşmiş dinamik genç nüfus, yükselen şehirli orta sınıf ve bölgesel nüfus yapısını içermektedir.

o Yerleşik dış göçmen bloğu (yüzde 5-6): Entegrasyon süreçleri yavaş ilerleyen, kültürel ve mekânsal gettolaşma riski barındıran Arap kökenli kitleler ile kalıcılaşan diğer yabancı unsurlardan oluşmaktadır.

Siyasetin ana ekseni; klasik soyut kimlik çatışmalarından "Yaşlı Güvenliği vs. Genç Sınıfsal Temsil" ve "Yerleşiklerin Hakları vs. Dış Göç Baskısı" zeminine kayacaktır.


2. Seçmen matematiği ve iktidarın karar verici dinamikleri

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği yüzde 50+1 çoğunluk barajı değişmediği sürece, seçmen mimarisini iki ana kutup üzerinden şekillendirecektir:

2.1. Yaşlanan Türk seçmen ve korumacı/güvenlikçi refleks

Batı illerinde ortanca yaşın 46-48 bandına dayanması; mülkiyetin muhafazası, sağlık ve bakım hizmetlerinin finansmanı, emeklilik maaşlarının alım gücü ve kentsel asayiş odaklı daha korumacı, güvenlikçi ve sağ-merkez bir seçmen davranışını kurumsallaştırmaktadır. Bu kitle, kamu harcamalarının sosyal güvenlik ağlarına aktarılmasını önceliklendiren güçlü bir baskı unsurudur. Ancak Türk seçmeni seküler, muhafazakâr, milliyetçi ve liberal tercihlerle çok parçalı kaldığından tek bir siyasi çatı altında yüzde 50+1 çoğunluğu tek başına üretememektedir.

2050 ikliminde hiçbir siyasi hareket, Kürt seçmenin sosyo-ekonomik ve makul kimliksel taleplerini kapsayan dengeli ve entegre bir söylem geliştirmeden tek başına iktidar olabilme imkânına sahip olamayacak gözükmektedir.

Önümüzdeki dönemde Kürt seçmen olgusunu dışlayan ya da toptancı bir güvenlikçi paranteze alan siyasetler; yönetilebilirlik ve meşruiyet kriziyle karşılaşacak, yüksek kutuplaşma maliyeti nedeniyle sürdürülebilir bir iktidar bloğu kurmakta zorlanacaktır.


2.2. Metropolleşen Kürt seçmen: Bireyselleşme ve stratejik kilit rolü

Kürt seçmen olgusu; İstanbul, Mersin, Adana, İzmir, Bursa ve Kocaeli gibi sanayi ve ticaret merkezlerinde kentsel temsil, belediye hizmetleri ve istihdam odaklı bir büyükşehir dinamiğine dönüşmüştür.

Bu seçmen profili homojen bir blok değildir:

• Bireyselleşme ve değer dönüşümü: Dijital dünyaya entegre olan yeni nesil Kürt gençliği hızla sekülerleşmekte ve bireyselleşmektedir. Bu eğilim, geleneksel tek tipçi blok oy mekanizmasını gevşetmektedir. Ancak tek tipçi oy blokunun birden çökmesini beklemek doğru olmayacaktır.

• Kilit rolün sürekliliği: Monolitik yapı zayıflasa dahi; metropollerde kümelenen bu kitle, kentsel adalet ve anayasal eşitlik ekseninde ortak refleksler göstererek genel ve yerel seçimlerde iktidarı belirleyen anahtar aktör (kingmaker) olma konumunu sürdürebilecektir.

Talepler iki ana katmanda toplanmaktadır:

• Sosyo-ekonomik ve teknolojik haklar: Otomasyon riski altındaki genç iş gücü için sendikal güvence, fırsat eşitliği, ucuz konut ve teknolojik sınıfsal mobilite (teknik alanlara sıçrama).

• Kentli kimlik talepleri: Anayasal eşit yurttaşlık, kültürel görünürlük ve yerel yönetimlerde demokratik katılım.

3. Küresel göç katmanları, soydaş tipolojisi ve iklim göçü baskısı

Dış göç akışlarını homojen bir "yabancı blok" olarak görmek stratejik bir yanılgıdır. Sahadaki demografik, dilsel ve kurumsal veriler üç farklı grubu ortaya koymaktadır:


3.1. Soydaş unsurlar ve kuşaksal bütünleşme

Suriye ve Irak Türkmenleri ile Afganistan’ın kuzeyinden (Güney Türkistan) gelen Türkmen ve Özbekler, Ahıska Türkleri ile Orta Asya kökenli topluluklar ile diğerlerinden oluşan yeni bir soydaş göçmen unsurumuz oluşmaya başlamıştır.

1980’lerden bu yana kurulan iskân ve akrabalık ağları intibakı hızlandırmaktadır. İlk kuşakta yaşanan çalışma izni ve bürokratik adaptasyon sancıları, 2050 ufkunda yerini milli eğitim sisteminde yetişen 2. ve 3. kuşakların yerli Türk havuzuna bütünüyle entegre olmasına bırakacaktır. Bu kitle, demografik yaşlanmaya karşı Türk nüfusunu gençleştiren ve mavi yakalı iş gücüne dinamizm katan doğal bir tampon görevi görmektedir. Nitelikli Özbek iş gücüne imkan veren düzenlemelerin yararı kısa zamanda görülecektir.


3.2. Sınırlı ve transit grupların kalıcılaşma riski (Peştunlar ve Hazaralar)

Peştun nüfusun ana sığınma alanı tarihsel bağlarla Pakistan; Şii Hazaraların ise İran olmuştur. Türkiye’yi Avrupa’ya geçiş için transit rota olarak gören bu sınırlı unsurlar, Batı sınırlarının tahkim edilmesi ve geri kabul süreçleri nedeniyle zaman zaman kent çeperlerinde "kayıt dışı ve hukuki statüden yoksun" alt katmanlar oluşturma riski taşımaktadır. Kalıcı Afganistan kökenli nüfusun omurgasını Peştun veya Hazaralar değil, Türk soylu Özbek ve Türkmenler oluşturmaktadır.


3.3. Arap kökenli yerleşik dış göçmen bloğu ve küresel iklim göçü

Suriye, Irak ve Ortadoğu kaynaklı Arap kitleler (Suriye göçünün yüzde 80-85’i), farklı dil havzası ve kültürel aidiyetleri sebebiyle kentsel uyumu en yavaş ilerleyen grubu teşkil etmektedir. Ancak eğitime dahil olan çocuk ve gençlerin entegrasyonu hızlı olmaktadır.

Buna ek olarak 2050 ufkunda Türkiye; Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya'nın kuraklaşan havzalarından yönelen sınır aşan iklim göçü dalgalarıyla yüzleşecektir. Bu küresel basınç, sınır güvenliğini ve kamusal kaynak yönetimini devletin öncelikli gündemi yapacaktır.


4. Üretim ilişkileri, yapay zekâ devrimi ve sınıfsal geçişkenlik

Metropollerde yaşlanan yerli Türk nüfusun mülk sahibi, rantiye ve üst düzey beyaz yakalı konumlara çekilmesi; ağır sanayi, inşaat, tarım, lojistik ve hizmet sektörlerindeki beden işçiliği ihtiyacının dinamik Kürt gençliği, entegre olan soydaşlar ve göçmen emeği tarafından karşılanması "Etnik Tabakalaşma" ve "etnik patron-işçi gerilimi" riski doğurmaktadır.

Bu risk, iki yapısal dinamik tarafından dönüştürülmektedir:


4.1. Yapay zekâ ve otomasyonun yıkıcı etkisi

2050 iş gücü piyasasında robotik otomasyon ve yapay zekâ, vasıfsız beden işçiliğine olan ihtiyacı azaltacaktır. Eğer mavi yakalı genç nüfus (Kürt gençleri ve göçmen soydaş vatandaşlar) dijital yetkinliklerle donatılamazsa, ortaya çıkacak kitlesel teknolojik işsizlik kentsel gettolarda sosyo-ekonomik gerilimleri tırmandırabilir.


4.2. Etnik-sınıfsal gerilimi yumuşatan emniyet supapları

• Yükselen Kürt sermayesi ve orta sınıfı: Metropollerde (İstanbul, Gaziantep, Bursa, Mersin) inşaat, lojistik, sanayi ve ticarette ölçek büyüten Kürt sermayedarları ve beyaz yakalı profesyoneller, mülkiyetin tek bir etnik gruba ait olduğu algısını kırmıştır.

• Soydaşların mavi yakadaki varlığı: Türkmen ve Özbek gençlerin üretim sahalarına girişi, beden işçiliğinin yalnızca tek bir gruba sıkışmasını önleyerek mavi yakayı ortak bir çalışma havzasına dönüştürmüştür.

• Kentsel geçirgenlik ve akrabalık: Yüksek kentsel evlilik oranları ve ortak ticari ortaklıklar, sınıfsal çatışmanın etnik bir fay hattına dönüşmesini engelleyen en güçlü toplumsal bağdır.


5. Yeni siyasal fay hattı ve çoklu gerilim dinamikleri

2050 ve sonrasında Türkiye’nin temel siyasal fay hattı, yüz yıllık "Türk-Kürt kutuplaşması" olmaktan büyük oranda çıkacaktır. Ancak bu durum gerilimlerin tamamen sonlandığı anlamına gelmemekte; yerini çoklu bir çıkar ve uyum dengesine bırakmaktadır:

• Geleneksel siyasal bagaj gerilimleri (Türk - Kürt): Geçmişin idari ve siyasal alışkanlıklarından kalan tortular zaman zaman nüksetse de, ortak kentsel yaşam ve ekonomik entegrasyon bu hattı yumuşatmaktadır.

• Korumacı ve asayiş odaklı gerilim (yerli - dış göçmen): Yaşlanan yerleşik Türk nüfusun mülkiyet, kentsel asayiş, kamusal hizmetlerin kalitesi ve kültürel dokunun muhafazası gerekçesiyle dış göçmen bloklarına karşı geliştirdiği korumacı reflekstir. Kürt nüfusun da bu korumacı eğilime katılması beklenmelidir.

• İstihdam alanı rekabeti ve getto çatışması (Kürt - dış göçmen): Metropollerin çeperlerinde sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde düşük ücretli kayıt dışı göçmen emeği ile Kürt mavi yakalı iş gücü arasında yaşanan doğrudan iktisadi rekabettir.

Bu üçlü denklem karşısında; asırlık kurumsal hafızayı, ortak tarihi ve kentsel yaşamı paylaşan Türkler, Kürtler ve entegre olmuş soydaş unsurlar, kontrolsüz göç baskısına karşı "ortak yerlilik ve ev sahipliği" zemininde birbirine yakınlaşmaktadır.

Siyasetin ana gündemi; kamu kaynaklarının adil dağıtımı, yerli üretici ve çalışanın otomasyona karşı korunması, kentsel asayiş ve kuraklık kaynaklı iç iklim göçlerinin yönetimi olacaktır.


6. Mevcut siyasi geleneklerin 2050 uyum kapasitesi

• Sağ-muhafazakâr siyaset (kısmi-orta uyum): Yaşlanan nüfusun sağlık ve sosyal güvenlik taleplerini aile odaklı desteklerle karşılama kabiliyeti vardır. Ancak geleneksel "ümmet" söylemi bir yandan farklı grupları kucaklamada esneklik imkanı sağlarken, tabandaki göçmen karşıtı "yerli güvenlikçi" taleple çelişme riski taşır.

• Sosyal demokrat / merkez sol siyaset (orta-yüksek uyum): Metropol belediyeciliği, sosyal adalet ve kentsel haklar diliyle genç Kürt ve kentli seçmeni kapsayabilir. Buna karşılık, mülk sahibi yaşlı orta sınıf ile otomasyon riski altındaki mavi yakalı çalışanların çatışan ekonomik çıkarlarını dengelemekte zorlanabilir.

• Milliyetçi siyaset (sert kabuk - ancak dönüşüm potansiyeli): Klasik reaktif/tepkisel söylem daralmaya mahkûmdur. Ancak enerjisini dış göçün yönetimi, yerli üreticinin teknolojik korunması, Türk Dünyası entegrasyonu ve demografik yaşlanmaya karşı sosyal güvenlik politikalarına teksif ederse hem yaşlı seçmenin asayiş ve sığınak adresi olabilir, hem de yeni katılımlarla kitlesini genişletebilir.

• Kürt siyasal hareketi (dönüşüm zorunluluğu): Salt soyut kimlik siyasetine hapsolması halinde; bireyselleşen, sekülerleşen ve dijital istihdam arayan genç tabanını daha kapsayıcı merkez ve sosyal demokrat aktörlere kaptırma riskiyle karşı karşıyadır.

7. Terörsüzleşme, silahlı vesayetin sonu ve jeopolitik sınırlar

İçeride terör parantezinin tamamen kapanması ve silahlı vesayetin tasfiyesi, siyasetin meşru ve anayasal zemine oturmasını sağlayacak tarihi bir eşiktir. Bu süreç başarıya ulaşırsa ortaya şu sonuçlar çıkacaktır:

• Sivil ve çoğulcu temsil: Silahlı vesayetin ortadan kalkması, Kürt siyasetçilerin meşru anayasal düzen içinde kriminalize edilme baskısından kurtularak ana akımlaşmasını sağlar. Kürt seçmenin tek tipçi bir blok olmaktan çıkması seküler-sol, muhafazakâr-dindar ve serbest piyasacı orta sınıf eksenlerinde doğal siyasal eğilimlerine ayrışması ülkedeki siyasi gerilimleri düşürecektir.

• "Güvenlik konforunun" sonu ve icraat rekabeti: Kırk yıllık hamasi güvenlik dili tükenir; siyasi partilerin temel sınavı gelir dağılımı adaleti, liyakat, hukuk devleti, eğitim kalitesi ve teknolojik kalkınma haline gelir.

• Bölgesel kalkınma koridorları: Terör risk priminin sıfırlanmasıyla GAP havzası, sınır kapıları, Irak Kalkınma Yolu ve Zengezur Koridoru ile entegre sanayi ve lojistik yatırımları Doğu ve Güneydoğu'ya akar. Bölgesel kalkınma kontrolsüz metropol göçünü dengeler ve kamu bürokrasisinde liyakate dayalı yükselişi hızlandırır.

• Jeopolitik baskı ve dış müdahaleler: İçerideki demokratik ve sivil normalleşme süreçleri, sınır ötesindeki (Suriye ve Irak'ın kuzeyi) jeopolitik kırılganlıklar ve küresel aktörlerin bölgesel vekâlet stratejileri tarafından manipüle edilme riski taşır. Bu sebeple iç bütünleşme adımları, proaktif sınır diplomasisi ve ulusal caydırıcılık dengesiyle birlikte yürütülmek zorundadır.

8. Karar alıcılar ve siyasi partiler için stratejik politika önerileri

2050 ufkuna bugünden hazırlanmak isteyen karar alıcılar beş temel yapısal reformu hayata geçirmelidir:

1. Söylem ve hukuk reformu: Kürtlerle Türklerin bir yandan ortak gelecek inşası için çalışırken diğer yandan parlak ortak geçmiş dönem atıflarına ihtiyaçları olacaktır. Geleceğe ilişkin bu vatanda yaşayan herkese ortak gelecek rüyası gördürebilen siyasetlerin öne çıkması için bu atıflara ihtiyaç vardır. Ortak yaşamı ve ortak geleceği desteklemek için Kürt aydınları arasında yeni yeni ortaya çıkan Malazgirt ve Çanakkale’de birlikte savaştık vb. tespitlerin çoğalmasına imkan sağlanmalıdır. Bu tespitlerle Türke ait olan bir şey onlardan alınarak Kürtlere verilmemekte, aksine ortak tarihin başarılarına Kürtlerin dahil edilmesiyle ülkenin gelecek başarılarının yolu açılmak istenmektedir. Ancak asl olan ortak gelecek rüyası görebilmektir. Bunun için edebiyatçılara, sanatçılara, din adamlarına siyasetçilerden daha fazla görev düşmektedir.

Kürt seçmeni bölgesel/etnik paranteze alan yaklaşımlar terk edilmeli; metropollerde yaşayan, dijital dünyaya açık kentli yurttaşların barınma, istihdam ve fırsat eşitliği taleplerini merkeze alan anayasal eşit yurttaşlık dili inşa edilmelidir.

2. Ulusal yapay zekâ ve mesleki dönüşüm seferberliği: Sanayi ve hizmet sektörlerinin omurgasını oluşturan genç iş gücünün (Kürtler ve soydaşlar) otomasyon dalgası altında ezilmesini önlemek amacıyla; yazılım, veri analitiği, robotik bakım, otomasyon operatörlüğü ve yeşil enerji sektörlerine geçişi sağlayacak uygulamalı teknoloji kampları ve girişimcilik fonları kurulmalıdır. Kalkınmanın tek formülünün nitelikli eğitim ve yüksek teknoloji olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.

3. Veri ve demografi masaları: Siyasi partiler anlık anketler yerine kentsel evlilikleri, kuşaklar arası değer değişimlerini, bölgesel kuraklık/iklim göçü rotalarını ve teknolojik işsizlik haritalarını sürekli izleyen bilimsel araştırma masaları kurmalıdır.

4. Mekânsal dağıtım ve entegrasyon mevzuatı: Dış göçün belirli mahallelerde gettolaşmasını önleyecek dengeli mekânsal yerleşim planları uygulanmalı; yasal süreçler şeffaflaştırılmalı ve sınır aşan iklim göçlerine karşı bölgesel gıda/su güvenliği paktları geliştirilmelidir.

5. Kapsayıcı denge formülü: Yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik, sağlık ve huzur talepleri ile genç çalışan nüfusun teknolojik sıçrama, adil gelir ve eşit temsil arayışını birleştiren "Yaşlıya Sosyal Refah ve Güvenlik, Gence Dijital Fırsat ve Anayasal Eşitlik" vizyonu ana akım hükümet programı haline getirilmelidir.


Sonuç ve "siyah kuğu" faktörleri

Bu stratejik analiz, sosyo-demografik eğilimleri yapısal teknolojik ve jeopolitik kırılmalarla harmanlamaktadır. Ancak karar alıcılar; ani küresel ekonomik krizler, yıkıcı çevre felaketleri, terörsüz Türkiye sürecinde beklenmeyen bir kırılma veya bölgesel büyük savaşlar gibi öngörülemeyen "Siyah Kuğu" dinamiklerinin bu projeksiyonları hızlandırabileceğini veya yönünü değiştirebileceğini daima hesaba katmalıdır.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: Türkiyeömer kayır

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürsel Tokmakoğlu Köklü sözcüklerden bugünkü İsrail, İran ve Arap siyasi tablosuna bir stratejik okuma

TÜRKİYE'DEN SESLER

Celalettin Can Çözüm barışta

TÜRKİYE'DEN SESLER

Zeki Sarıhan Önyargı

TÜRKİYE'DEN SESLER

Vahap Uluç Yeni Suriye'de Kürtlerin statüsü: Zafer mi, hezimet mi?

İlgili Haberler
Global Oracle Falls 4% as Bond Selloff Tests Its Debt-Funded AI Buildout, Nebius Slips Yahoo Finance · 17 dk önce Global AI Is Coming for One of Legacy Software’s Most Defensible Businesses as a New Challenger Takes on Oracle, SAP and Workday Yahoo Finance · 23 dk önce Makroekonomi Vanguard’a satılan Altruist, yapay zeka platformunu genişletti Investing Ekonomi · 30 dk önce Global OpenAI Is An Ad Business Now Yahoo Finance · 1 saat önce Global Alphabet (GOOG) Reports Strong Growth Fueled by AI Demand and Cloud Revenue Yahoo Finance · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.