Milyarlarca parametreli yapay zekâmodellerin eğitimi için artan işlem gücü enerji ihtiyacını katlıyor. Sadece GPT- 3’ün eğitimi 1.287 MWh elektrik tüketti. Bu, yaklaşık 112 benzinli aracın yıllık karbon emisyonuna eşdeğer oldu. Eğitim süreçlerinde ise enerjinin yüzde 30’unun çöpe gittiği belirlendi. 2030’a kadar yapay zekâ eğitimi için enerji talebinin 80 kata kadar yükselmesi bekleniyor.
01 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Hamide HANGÜL
Yapay zekânın hızlı yaygınlaşması şirketlerin çalışma biçimlerini yeniden şekillendirirken, bu dönüşümün faturası da enerjiye çıkıyor. OpenText raporuna göre, milyarlarca parametreli modellerin eğitimi için artan işlem gücü elektrik tüketimini katlarken, sadece GPT- 3’ün eğitimi 1.287 MWh elektrik tüketti. Bunun, yaklaşık 112 benzinli aracın yıllık karbon emisyonuna (502 metrik ton CO2) eşdeğer olduğu belirlendi. Yapay zekâ eğitimi için enerji talebi 2024’te 8 Terawatt-saat (TWh) seviyesindeyken, bunun 2030’da 652 TWh’a ulaşarak 80 kat yükselmesi bekleniyor. Rapora göre, yapay zekâ eğitiminde kullanılan enerjinin tamamı verimli değerlendirilmiyor. Büyük dil modellerinin eğitimi sırasında harcanan enerjinin yaklaşık yüzde 30’u boşa gidiyor. Bu tablo, yapay zekâ teknolojilerinde yalnızca işlem gücünü artırmanın değil, mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasının da kritik hale geldiğine işaret ediyor.
Şirketlerin yüzde 80’inden fazlası yapay zekâ kullanacak
Raporda yapay zekânın enerji maliyetini azaltabilecek unsurlardan biri olarak veri kalitesine dikkat çekiliyor. Temiz ve iyi küratörlüğü yapılmış yüksek kaliteli veri kullanılması, modellerin halüsinasyonlarını azaltırken eğitim süresinin ve harcanan enerjinin de düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu nedenle veri yönetişimi yalnızca güvenlik ve gizlilik açısından değil, enerji verimliliği bakımından da önem kazanıyor. Raporda 2026 yılı itibarıyla şirketlerin yüzde 80’inden fazlasının üretken yapay zekâ modellerini veya API’lerini canlı üretim ortamlarında kullanması öngörülüyor. Yapay zekânın ekonomik etkileri de şirketlerin teknolojiye ilgisini artırıyor. Erken benimseyen şirketlerin yıllık maliyet tasarrufunun yüzde 23 seviyesine ulaşabildiği belirtiliyor. Yapay zekâ öncüleri ise rakiplerine kıyasla gelir büyümesinde 2,5 kat, üretkenlikte 2,4 kat ve üretken yapay zekâyı ölçeklendirme başarısında 3,3 kat daha yüksek performans gösteriyor. Bu hızlı yaygınlaşmanın yapay zekâ altyapısına yönelik kaynak ihtiyacını da artırması bekleniyor. Rapora göre, yapay zekânın ihtiyaç duyduğu kaynak yalnızca enerji değil.
Çalışanlar haftada 11 saat veri arıyor
Raporda şirketlerdeki veri yönetimi sorunlarının ekonomik maliyetine de dikkat çekiliyor. Ortalama bir ofis çalışanı, işini yapabilmek için ihtiyaç duyduğu doğru bilgi veya belgeyi bulmak amacıyla haftada 11 saat harcıyor. Yöneticilerin ve çalışanların yüzde 54’ü, şirket içi bilgiye zamanında veya doğru şekilde ulaşamadığı için en az bir kez yanlış ya da hatalı iş kararı verdiğini belirtiyor. Çalışanların yüzde 42’si ise daha önce yapılmış veya hazırlanmış bir işi ya da dokümanı bilmeden yeniden üretiyor. Bu veriler, yapay zekâdan beklenen verimlilik artışının yalnızca teknoloji yatırımıyla değil, şirketlerin veri altyapısını düzenlemesiyle de bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.