YAYINLAMA 01 Eylül 2026 10:03
GÜNCELLEME 01 Eylül 2026 10:28
Nepal-Tibet sınırında yüzlerce kişinin ölümüne neden olan sel felaketi, büyük bir buzulun çökmesi sonucu meydana gelmişti. Dağların zirvelerinde oluşması kimi zaman binlerce yıl süren buzullar, yüzlerce metre kalınlığa ulaşabiliyor.
Bu oluşumlar normal şartlarda ilkbahar aylarıyla birlikte yavaş yavaş eriyerek vadilerdeki yaşam için önemli bir su kaynağı oluşturuyor. Ancak buzulların erimesi ya da deprem gibi farklı etkenler, önlerindeki doğal setlerin aşılmasına ve büyük miktarda suyun vadilere doğru ilerlemesine neden olabiliyor.
Suyun beraberinde sürüklediği kütlelerle birlikte ortaya çıkan bu hareket, ölümcül sonuçlara yol açabilecek büyük sel felaketlerine dönüşebiliyor. İklim değişikliği ise bu tür olayların oluşma riskini artıran başlıca unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'de hangi bölgeler öne çıkıyor?
Nepal'deki felaketin ardından Türkiye'deki buzulların oluşturabileceği olası risk de gündeme geldi. Özellikle Hakkari'deki Cilo Dağı, buzulların yoğun bulunduğu bölgeler arasında yer alıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm, Nepal-Tibet sınırındaki felakete neden olduğu düşünülen buzulun büyüklüğünün İstanbul'un Kadıköy ilçesiyle kıyaslanabilecek seviyede olduğunu belirtiyor. Ancak uzmanların değerlendirmesine göre Türkiye açısından Nepal'de yaşanan felaketle aynı ölçekte bir risk söz konusu değil.
1840'taki olay yeniden yaşanabilir mi?
Türkiye'de 1840 yılında yaşanan buzul çökmesine bağlı sel, buzulların oluşturabileceği tehlikelerin geçmişte de görüldüğünü ortaya koyuyor. Günümüzde iklim değişikliği nedeniyle buzulların yapısında meydana gelen değişimler, bu tür olayların yeniden yaşanıp yaşanamayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Türkiye'deki buzul alanları arasında Cilo Dağı öne çıksa da uzmanlar, Nepal-Tibet sınırında yaşanan olayın büyüklüğünde bir tehlikenin Türkiye için geçerli olmadığını belirtiyor. Dolayısıyla Nepal'deki felaket, buzulların yalnızca su kaynakları açısından değil, ani ve büyük ölçekli doğal olaylar bakımından da taşıdığı riskleri yeniden gündeme getirirken, Türkiye açısından mevcut tablonun aynı ölçekte bir tehdide işaret etmediği ifade ediliyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.