Sürdürülebilir bir büyüme hedefiyle 10 şehirde 50’ye yakın mağazaya ulaşan Coffee Factory “Türk markası kimliği” ile beş yıl içinde global ölçekte büyümeyi amaçlıyor. Markanın CEO’su Erol Şahin’le büyüme hedeflerini ve kişiselleştirilebilir küçük keyiflerin peşinde olan yeni nesil kahve tüketicilerini konuştuk.
04 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!AYDİL DURGUN
aydil.durgun@dunya.com
Coffee Factory markasını kurarken sektörde nasıl bir yer hedeflemiştiniz? Aradan geçen sekiz yılda hedeflerinize ulaştığınızı söyleyebilir misiniz?
Coffee Factory’nin çıkış noktası, kahve tüketiminin ötesinde insanların kendilerini ait hissedebilecekleri bir marka deneyimi yaratma fikriydi. 2018 yılında sektöre baktığımızda, bir tarafta güçlü operasyonel yapılara sahip ancak kişisel dokunuşunu kaybetmiş zincirler, diğer tarafta ise samimi atmosfer sunmasına rağmen ölçeklenebilirlik konusunda zorluk yaşayan bağımsız işletmeler vardı. Biz bu iki dünyanın güçlü yönlerini bir araya getiren bir model oluşturmayı hedefledik. Önceliğimiz kaliteli kahve sunmanın yanı sıra her şubede aynı standartları koruyabilen, sürdürülebilir büyüyen ve misafirlerine tutarlı bir deneyim yaşatan bir yapı inşa etmekti. Bugün geldiğimiz noktada hedeflerimize önemli ölçüde ulaştığımızı söyleyebiliriz. Ürün kalitesini, operasyonel disiplini ve erişilebilir fiyat politikasını bir araya getiren bir marka olarak büyümemizi sürdürüyoruz.
Büyüme hedeflerinizi belirleyip çizdiğiniz yolda ilerlerken sizi en çok zorlayan taraflar neler oldu? Önümüzdeki yıl için hedefleriniz neler?
Bizi büyüme sürecinde en çok zorlayan konulardan biri, hızlı büyüme ile sürdürülebilir ve sağlıklı bir yapı kurmak arasındaki dengeyi doğru şekilde oluşturmak oldu diyebilirim. Bu nedenle her lokasyonda var olmak yerine, belirlediğimiz kriterlere uygun, potansiyeli güçlü ve uzun vadede değer yaratabilecek lokasyonlara odaklandık. Aynı zamanda bayilerimizin memnun olduğu ve operasyonel olarak yıpranmadığı bir iş modeli kurmayı önceliklendirdik. Bu yaklaşım, büyürken marka değerimizi ve operasyonel standartlarımızı korumamızı sağladı. Önümüzdeki dönemde kontrollü ama istikrarlı büyümeye devam edeceğiz. Türkiye’de 200’ün üzerinde mağazaya ulaşmayı hedefliyoruz. Büyümeyi yalnızca yeni mağazalarla sınırlamıyoruz. Tüketici ihtiyaçlarına göre farklı mağaza konseptleri geliştiriyoruz. Geniş oturum alanlarına sahip deneyim mağazalarının yanı sıra hızlı tüketim odaklı kiosk modellerimizi de yaygınlaştırıyoruz. Bunun yanında mobil uygulama, veri analitiği ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi alanlarında dijitalleşme yatırımlarımızı hızlandıracağız.
“Erişilebilir premium segmentte konumlanıyoruz”
Kahve tüketim kültürünün erken dönemde geliştiği ve dünyaya yayılmasında önemli bir rol oynayan bu coğrafyadan dünya çapında bir marka çıkması için sizce ne yapmalı?
Global büyüme öncelikli başlıklarımızdan biri. Önümüzdeki beş yıl içerisinde beş farklı ülkede aktif operasyon yürüten bir marka haline gelmeyi hedefliyoruz. Globalleşme vizyonumuz doğrultusunda marka tescil süreçlerimizi 65 ülkede tamamladık. Almanya, İngiltere, Azerbaycan ve Orta Doğu pazarında, orta vadede de Amerika’da aktif temaslarımız bulunuyor. Buradaki hedefimiz yalnızca yurt dışında mağaza açmaktan öte, Türk markası kimliğimizi koruyarak global ölçekte güçlü bir konum elde etmek. Bu noktada ürün inovasyonu ve marka deneyimi de önemli bir rol oynayacak. Kendimizi erişilebilir premium segmentte konumlandırıyoruz. Yüksek kaliteyi sürdürülebilir bir operasyon modeliyle daha geniş kitlelere ulaştıran, yerel dinamiklere adapte olabilen ancak standartlarını koruyan bir marka olarak global rekabette kalıcı bir oyuncu olmayı amaçlıyoruz.
Türkiye’de kahve tüketicilerinin profilinde nasıl bir değişim gözlemlediniz?
Türkiye’de kahve tüketicisinin beklentilerinin çeşitlendiğini gözlemliyoruz. Tüketici artık yalnızca kahvenin kalitesine değil, ürün çeşitliliğine, içeriğine ve kendisine sunulan deneyime de daha fazla önem veriyor. Bu değişim, ürün geliştirme yaklaşımımıza da yansıyor. Fonksiyonel içecekler, özel reçeteler, sezonluk menüler ve temiz içerikli ürünlerin yanı sıra, matcha ve farklı soğuk içecek kategorilerini de yakından takip ediyoruz.
Özellikle Z jenerasyonunun başı çektiği “little treat” kültüründe kahve çeşitleri ve smoothie türü içecekler önemli bir yer tutuyor. Kolay ulaşılabilir olması ve anlık yarattığı keyifle günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Siz bu yeni tüketim kültürünü nasıl yorumluyorsunuz?
“Little treat” kültürüyle birlikte kahvenin günlük rutinin bir parçası olmanın ötesinde, kişinin kendisine ayırdığı küçük bir keyif anına dönüştüğünü görüyoruz. Özellikle yeni nesil tüketicide farklı tatları deneme ve yeni ürünler keşfetme isteği öne çıkıyor. Biz de bu doğrultuda menümüzde farklı soğuk içecek reçetelerine ve yeni nesil tüketici beklentilerine yer veriyoruz. Amacımız, bu değişen tüketim alışkanlıklarını yakından takip ederek misafirlerimize her ziyaretlerinde yeni bir deneyim sunmak.
Kahve sektöründe yeni trendlere dair tahminleriniz neler? Son olarak üçüncü dalga kahvecilerde yaşadığımız gibi geniş çaplı trend sizce ne olur?
Kahve sektöründe önümüzdeki dönemde tek bir trendin öne çıkmasından ziyade, tüketici beklentilerinin çeşitlendiği bir dönem göreceğimizi düşünüyoruz. Haziran 2026’da yayımlanan 2026 National Coffee Data Trends Specialty Coffee Report’a göre nitelikli kahve tüketimi güçlü seyrini korurken, özellikle genç tüketicilerin bu kategorideki ilgisi dikkat çekiyor. Bunun yanında tüketicilerin kendi damak zevklerine göre içeceklerini şekillendirme eğiliminin de giderek güçlendiğini görüyoruz. Kahvenin sütünü, aromasını, tatlılık seviyesini değiştirebilmek gibi seçenekler, tüketicinin kendi zevkine uygun bir içecek oluşturmasına olanak tanıyor. Güncel tüketici araştırmaları da özellikle gençlerin farklı, kişiselleştirilebilir ve kendilerine küçük bir keyif sunan içeceklere olan ilgisinin arttığına işaret ediyor. Bu gelişmeler doğrultusunda soğuk kahveler, farklı aroma ve reçeteler, fonksiyonel içecekler ve kişiye göre şekillendirilebilen ürünlerin önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Üçüncü dalgada olduğu gibi sektörü tek başına etkisi altına alan bir trend yerine, tüketicinin kendi zevkine göre seçim yapabildiği, farklı içeceklerin bir arada yer aldığı ve deneyimin ön plana çıktığı bir dönem görüyoruz.
Sabah kahvesi lüks tüketime dönüşmüyor
Kahve çekirdeği iklim krizinden en çok etkilenen ürünlerden biri. Sizce de sabah kahvesi lüks tüketim olma yolunda ilerliyor mu?
Kahve çekirdeğinin iklim koşullarından etkilenmesi ve artan maliyetler sektör açısından önemli bir konu. Ancak sabah kahvesinin lüks tüketime dönüştüğünü düşünmüyoruz. Kahve artık günlük hayatın bir parçası ve geniş bir tüketici kitlesinin düzenli olarak tercih ettiği bir ürün. Biz de güçlü tedarik yapımız ve merkezi satın alma sistemimiz sayesinde kaliteli kahveyi mümkün olduğunca erişilebilir tutmaya odaklanıyoruz.
Günlük 8 bin 250 bardak kahve
* Bugün 10 ilde 45’in üzerinde mağazaya ve 300’ün üzerinde çalışana ulaşmış bir yapı kurduk.
* Mağazalarımızda günlük ortalama 8 bin 750 bardak kahve satışı gerçekleştiriyoruz.
* Günlük kullanılan kahve çekirdeği miktarı ise yaklaşık 140 kilogram seviyesinde.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.