Gazetecilik bundan sonra hangi ürünü üretecek, okur neye para verecek ve bu ekonomik zincirde değeri kim alacak?
Yeni modeli kuranlardan biri Türk. Cenk Sidar, yapay zekâ, araştırma ve uzman bilgisini birleştiren stratejik yatırımcı – danışman ve girişimci. Sidar; Atlas360’ın kurucusu ve CEO’su. Atlas 360 değişimin laboratuvarı sayılacak bir haber portalı. Sidar daha önce de 70 bin kişilik bir uzman ağı kurarak bilgiye ulaşmanın yolunu değiştirenlerden. McKinsey’den tutun PwC, KPMG, Deloitte gibi firmaların onbinlerce dolara sattığı raporların ekonomik değerini çürüten Enquire AI’ı hayata geçirmişti. Yeni yolculuğunda da medyanın sınırlarını zorluyor.
Sidar’ın kurduğu Atlas360, medya çatlağında rahat yükseliyor. Modele “Centaur” diyor. Yarı at yarı insan. At gücü, insan muhakemeyi ve uzman yorumu ifade ediyor. Bildiğimiz mitolojik bu at insan kahramanda insan yerinde duruyor, atın yerini robot alıyor.
Yapay zekâ olgu, veri, arka plan ve çapraz kontrol katmanını kuruyor sistemin içinde; “insan” isim ve geçmişiyle görünen muhakeme yapabilen birey rolünü üstleniyor.
Fikir Buluşmaları röportajlarım için medyanın geleneksel ayarlarını bozanlardan biri olarak gördüğüm Cenk Sidar’ın peşine düştüm. Bu yazının sorularından bazılarını hemen sıralamak istiyorum;
- Haber nerede biter, istihbarat nerede başlar?
- Yorum haberin içine girdiğinde gazetecilik nasıl değişir?
- Her okurun kendi haber akışı varsa ortak gündemi kim kurar?
- Gazeteci neyi, okur neyi seçer; aradaki güven ilişkisi nasıl tanımlanır, tanımlanma şansı var mıdır?
Bilgiye erişim ucuzladıkça değer nereye taşınıyor?
Sidar örnekle açıkladı; “…bir zamanlar diyelim Moritanya’da fabrika açacak bir şirketin siyasi iklimi, mevzuatı, rakipleri ve yerel ilişkileri anlamak için on binlerce dolar ödeyerek rapor satın alması gerekiyordu. İnternet, arama motorları, LinkedIn ve ardından yapay zekâ bu maliyeti aşağı çekti… ” diye söze başladı Enquire’ı tam bu kırılmada kurduklarını anlattı: “Birisi bunu altüst edecek. Niye biz olmayalım?” dedik.
Enquire’ı; araştırmayı sistematik hale getiren; uzman görüşünü, yapay zekâyla yürütülen görüşmeleri, farklı kanıtları ve doğrulama süreçlerini bir araya getirerek yatırımcı ve şirketlerin daha iyi karar vermesine yardım eden bir araştırma platformu olarak tanımlıyor. Sidar 2 ay önce CEO’luğu profesyonel yöneticiye devretmiş artık kurucu ve büyük hissedar. Enquire, Wall Street ihtiyaçları üzerinde ilerlemeyi tercih ederek gelir modelini ve üretimini artırmış.
Atlas360 bir haber ajansı mı?
Klasik anlamda bir haber ajansı değil. Bildiğimiz haber ajansının temel ürünü haber. Muhabir toplar, doğrular, yazar ve dağıtır. Atlas360 ise mevcut haber akışının üzerine ikinci bir katman kurmaya çalışıyor. Sidar platformu “haberle içgörüyü aynı yerde birleştiren” ve kullanıcıya kişiselleştirilmiş bir haber deneyimi vermeyi amaçlayan yapı olarak tanımlıyor.
Modeli verdiği örnekler üzerinden anlatmak daha kolay; “…Başkan Trump, Moritanya hakkında bir açıklama yaptı diyelim. O açıklama artık dünyanın her yerindeki medya kuruluşlarının neredeyse aynı anda erişebildiği bir ham madde. Atlas’ın yaptığı, Moritanya’da yaşayan bir uzmanın açıklamayı Afrika ve ülke gerçekleri açısından; Washington’daki başka bir uzmanın ise Amerikan siyaseti açısından değerlendirmesi….” diye düşünün. Okur böylece yalnızca “ne oldu?” sorusunun değil, “ne anlama geliyor?” sorusunun da farklı yanıtlarını görüyor…”
Kavramlar mı değişti?
Yeni medya bağlamında kavramları yerli yerine oturtmakla başlamak konuyu daha iyi anlamanın tek yolu. Veri, henüz yorumlanmamış ham olgu; faiz oranı, seçim sonucu, şirket bilançosu ya da sıcaklık ölçümü... Bilgi, verinin düzenlenmiş ve anlamlı bir bağlama yerleştirilmiş hali...
Habere geldiğimizde her veri haber değil; her bilgi de haber! Haber, kamusal önem taşıyan yeni bir gelişmenin, gazetecilik yöntemleriyle bulunmuş, kaynaklandırılmış, doğrulanmış ve yayımlanmış hali…. Yorum, olan bitenin nedenini, anlamını ve olası sonuçlarını açıklamaya çalışan, sahibinin muhakemesini içeren değerlendirme.
İstihbarat ise İngilizcedeki “intelligence” karşılığıyla, farklı veri ve bilgilerin belirli bir karar ihtiyacına göre işlenmiş halini ifade ediyor. Sidar’ın ifadesiyle, bilginin işlenmiş hâli. Örneğin haber “Fed ne yaptı?”, analiz “Neden yaptı, sonuçları ne olabilir?” diye soruyor. “Karar odaklı istihbarat” ise “Bu haber benim şirketim, portföyüm ya da kararım açısından ne anlama geliyor?” sorusuna yöneliyor.
Haber emtia mı oldu?
Sidar’ın tartışmalı önermeleri var. Birinde, “Haber emtiaya dönüştü” diyor. Açıklamasını istediğimde, medya kurallarını değiştiren Başkan Trump’tan gidiyor yine; “…Başkan bir açıklamayı kendi sosyal medya hesabından yayımladığında Washington Post da Adana’daki küçük bir gazete de açıklamaya aynı anda erişebilir. Hız farkı büyük ölçüde yok oldu. Washington Post gelişmeyi Amerikan siyaseti açısından, Adana’daki gazete İncirlik ve bölge ekonomisi açısından ele alabilir. Değer, açıklamayı tekrar yazmaktan bağlam kurmaya kayıyor…”
Sidar, mevcut olgunun yeniden paketlenmesine emtia diyor. Olguyu ilk kez ortaya çıkaran gazeteciliği ayrı kategoride tutuyor: “…Trump’ın sosyal medya mesajını haberleştirmekle gizli bir belgeyi bulmak aynı faaliyet değil. İhale dosyasındaki usulsüzlüğü ortaya çıkarmak, bir savaş bölgesine gitmek, bir kaynağın güvenini kazanmak, yıllarca saklanmış veriyi çözmek, iktidarın bilinmesini istemediği bir gerçeği kanıtlamak hâlâ pahalı, zaman alan ve riskli işler…”
Reuters Institute’un 2026 araştırmasına göre medya yöneticileri arama motorlarından gelen trafiğin önümüzdeki üç yılda yüzde 43 kadar düşmesini bekliyor. Google’ın organik arama trafiği Kasım 2024-Kasım 2025 arasında incelenen 2 bin 500’ü aşkın haber sitesinde zaten küresel olarak üçte bir geriledi. Piyasa, ucuzlayanı daha çok üretirken pahalı ve vazgeçilmez olanı finanse etmekte zorlanıyor.
Gazeteciliğin başarısızlığı nerede?
Yıllarca dijital medyanın iş modeli reklam ve büyük platformlardan gelen trafik üzerine kuruldu. Okuru gazeteye Google, Facebook ya da X getiriyor; medya kurumu haberi üretiyor; reklam veya abonelikle gelir yaratmaya çalışıyordu. Kırılgan olan model yapay zekâyla yeni evrede. Sistem, gazetecinin ürettiği bilgiyi okuyup özetliyor.
Çok güncel bir gelişme söz konusu. Reuters’ın Snowflake ile yaptığı anlaşma büyük adım; ajans haber ve multimedya arşivini Snowflake veri platformu üzerinden şirketlerin yapay zekâ uygulamalarında kullanılabilecek biçimde sunmaya başladı. Reuters “okunacak haber” ve “makinelerin işleyeceği” veri de satıyor.
Ne anlıyoruz; abonelik tek başına yetmeyecek. Reklam zaten yetmiyor. Geleceğin medya şirketleri muhtemelen aynı anda birkaç ürün satacak: doğrudan okur aboneliği, özel uzmanlık ve analiz, kurumsal bilgi ürünleri, etkinlik ve topluluk, lisanslı veri, arşiv erişimi, eğitim, ses ve video formatları ve farklı kullanıcı gruplarına yönelik özel ürünler. Özetle makale satarak para kazanmaktan güvenilir bilgi varlıkları etrafında bir ürün portföyü kurmaya dönüşen gazetecilik evresindeyiz.
Gazeteci gitti “Newsfluencer” geldi diyebilir miyiz?
Sidar’ın Atlas360 için kullandığı “newsfluencer” kavramı önemli, çünkü haberi üreten kişiyle haberi yorumlayan kişiyi ayrıştırıyor. “Newsfluencer”, benim anladığım kadarıyla klasik sosyal medya fenomeninin haber versiyonu değil. Uzman, gazeteci, analist ya da belirli bir alanda güçlü muhakemesi olan kişi. Haber akışı içinden neyin önemli olduğunu seçiyor, yorumluyor. Kullanıcı da kendisini takip etmeyi tercih ediyor.
Tehlikeli mi derseniz; “evet” derim. Fakat bu gidişi durdurmak zor. Okurun “sevdiği” yorumcuları seçmesi kolaylıkla kendi kanaatlerinin yankılandığı bir odaya dönüşebilir. Reuters verileri bu yönelimi şöyle anlatıyor; “…Bu yıl yayıncı yöneticilerinin yüzde 76’sı gazetecilerinin yaratıcılar ve sosyal medya kişilikleri gibi daha doğrudan davranmasını teşvik etmeyi düşünüyor; bazı medya kuruluşları özel “creator” stüdyoları kuruyor veya bağımsız isimlerle ortaklık planlıyor.”
Kişiselleştirme, kamusal risk mi?
Gazetecilik yalnızca “bana yarayan bilgi” üretmez. Editörün görevi okurun istediğini vermek değil, okurun bilmesi gerektiğine karar verdiği şeyi önüne koymak değil mi? Her kullanıcının kendi kişisel gazetesi oluşursa ortak kamusal gündem ne olacak? İklim kriziyle ilgilenmediğim için iklim haberlerini görmeyecek miyim? Dış politikayı takip etmiyorum diye ülkenin dış politikasındaki kritik değişikliklerden habersiz mi kalacağım?
Yapay zekâ yazarsa gazetecilik nerede başlıyor?
Bu tartışma fena kızıştı. Wall Street Journal’da, gazeteciliğin duayen ismi Stanley Druckenmiller imzalı görüş yazısında yapay zekâ kullanıldığı ortaya çıktı. Druckenmiller yaptığını hesap makinesine benzetti; “önemli olan fikrin bana ait olması” dedi. Financial Times, Ricardo Hausmann’ın kendi yazdığı metni yapay zekâ yardımıyla kısaltmasını sorunlu bulduğunu açıkladı. Yapa zekâ hangi aşamada yardım aracı olmaktan çıkıp yazarlığa ortak oluyor?
Medya bundan sonra ne satacak?
Haber ekonomisinin önemli bir bölümü daha fazla haber, daha fazla bildirim, daha fazla içerik ve daha fazla yorum üzerine kurulu. Okurun yaşadığı temel sorun erişim değil, ayıklama. Gürültü ile sinyal arasındaki fark.
Medyanın eski ürünü “haber paketi”ydi. Sabah gazete satın aldığınızda içinde sizin okumayacağınız haberlerin de bulunduğu bütün bir editoryal paketi satın alıyordunuz. Dijitalleşme paketi parçaladı. Platformlar dağıtımı ele geçirdi. Sosyal medya kişileri kurumsal otoriteyi sarstı. Yapay zekâ şimdi metnin kendisini de ucuzlatıyor. Yeni medya bir “içerik fabrikası” modeli değil.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.