4 Eylül 2026, Cuma · 09:05 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Mevzuat buzdağının bir de ruhu vardı!

Mevzuat buzdağının bir de ruhu vardı!

Türkiye, AB ile ‘tam üyelik’ hedefli bir Gümrük Birliği kurarak en büyük ekonomik entegrasyona imza attı. Tam üyelik hedefi ekonomik entegrasyonun ötesinde siyasi bir entegrasyonu da içeriyordu. Bunun sadece Gümrük Birliği bölümü 30 yıllık tarihe sahip. Diğeri ise 1963 Ankara Anlaşması’ndan geliyor. Yani 60 küsur yıllık niyet ve hazırlığı içeriyor. Ancak AB’ye tam üyelik yolunda önemli bir eşik aşılamadı. Toplam 35 fasıldan oluşan ve aslında insani çağdaşlık iddiasını da taşıyan AB müktesebatına uyum için geçen yıllar süresince ancak 16 fasıl müzakerelere açılabildi. Bunlardan sadece 1 fasıl geçici olarak kapatıldı. Diğer fasıllar siyasi engellemeler ve kriter eksiklikleri nedeniyle açılamadı, açılanlar da kapatılamadı. Güney Kıbrıs’ı adanın tamamı adına ‘tam üye’ yapan AB tercihi, bugün bırakın tam üyeliği, Gümrük Birliği’nin güncellenmesini bile önlüyor. Türkiye için AB tam üyeliğinin ‘öncelikli hedef’ olmaktan çıktığının dile getirilmesi de şaşırtmıyor.

Biz yine de işimize bakalım. Hâl böyle olunca elimizde entegrasyonun ekonomik ve ticari tarafı kaldı. Gerçi AB, son dönemin modasına uyarak, korumacılık odaklı yeni bir sanayileşme atağını kendi sanayicisiyle gerçekleştirmek istiyor. Yeni mevzuatın sanayici ve ihracatçımız açısından bir tür ‘tarife dışı engel’e dönüşmesi riski giderek artıyor. Yine de bu alanın kuralları, odağında insan olan bir ekonomiyi karşılıklı geliştirme iddiasını sürdürüyor.

Karbon maliyeti Türkiye sınırları içinde kalacak

Geçtiğimiz günlerde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Türkiye’nin ulusal karbon piyasasını kuran Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, yeni dönemin özelliklerini taşıyor. Türkiye kendi ETS’sini kurarak karbonu yurt içinde fiyatlandırdığında, Türk ihracatçılarının AB’ye ödeyeceği bu karbon maliyeti AB bütçesine gitmek yerine Türkiye sınırları içinde kalacak. İlk aşamada demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen gibi Türkiye'nin AB’ye ihracatta lokomotif olan yüksek emisyonlu sektörlerde de rekabet gücü korunmuş olacak.

Zorunlu Dijital Batarya Pasaportu 2027 başında uygulanacak

‘Sert kuralcı’ olan AB’nin mevzuat fabrikası çalışmaya devam ediyor. İsterseniz ‘seyretmekle yetinemeyeceğiniz’ son birkaç tanesinden örnekler verelim:

- Bir ürünün tüm yaşam döngüsüne ait bilgileri içeren Dijital Ürün Pasaportu uygulamaya giriyor. Elektrikli araç, endüstriyel ve taşınabilir piller için ilk zorunlu Dijital Batarya Pasaportu 2027 başında uygulanacak.

- Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamında doğrulayıcılar ve ulusal akreditasyon kuruluşları için doğrulama ve akreditasyon süreci başlatıldı. SKDM kapsamında doğrulama faaliyetinde bulunmak isteyen doğrulayıcılar 1 Eylül 2026 tarihinden itibaren bir “EU Login” hesabı oluşturarak SKDM Kayıt Sistemine katılabilecek.

- Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) 1 Ocak 2026’da başlayan kesin uygulama dönemine yönelik olarak on adet rehber doküman yayımlandı. Gerçek emisyon değerlerinin kullanılması, izleme planlarının oluşturulması, geçiş dönemine kıyasla ortaya çıkan değişiklikler, varsayılan değerlerin kullanımı ve ücretsiz tahsisat düzeltmesi gibi teknik hususlar netleştirildi.

- Araç Tasarımında Döngüsellik Gereklilikleri ve Ömrünü Tamamlamış Araç Tüzüğü uygulamaya girdi. Tüzük, araçların tasarımı ve üretiminde yeniden kullanımı, geri dönüşüm ve geri kazanım kriterlerini, geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını, bilgi ve etiketleme yükümlülüklerini, üretici sorumluluğunu, bu araçların toplanması ve işlenmesini ve kullanılmış araçların AB dışına ihracatını düzenliyor.

- Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü AB pazarına arz edilen tüm ürün ambalajlarının tasarımından piyasaya arzına, uygunluk değerlendirmesinden teknik dokümantasyona kadar birçok yeni yükümlülük getirdi.

Kurallar ve standartlar önce insanı hayatta ve sağlıklı tutmayı amaçlıyor

Hayatın her alanını düzenleyen mevzuatın, denizcilik sektöründe daha katı olmasının nedeni de bu olmalı. Bugün denizcilik sektöründe sera gazı emisyonlarını azaltmak için kurallar devreye giriyor. Kurallara uymayanlar ekonomik yaptırımlara tabi oluyor. Ancak riski yüksek olan bu sektörde kurallar ve standartlar önce insanı hayatta ve sağlıklı tutmayı, ardından bu sağlıklı nüfusla zenginlik yaratmayı amaçlıyor.

Türkiye, Avrupa Birliği (AB) denizcilik mevzuatına uyum sürecini Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı koordinasyonunda, uluslararası standartlar ve Yeşil Mutabakat hedefleri doğrultusunda sürdürüyor. Uyum sürecinin temel alanları arasında ‘güvenlik ve standartlar’ ilk sırayı alırken, ardından gelen seyir emniyeti, gemi denetimleri ve bayrak devleti sorumlulukları gibi konularda ulusal mevzuat AB müktesebatına yakınlaştırılıyor. Çevre ve İklim Uyum Paketi’ne uyum ile test, belgelendirme ve denetim mekanizmalarının AB standartlarıyla tam uyumlu hâle getirilmesi de bundan sonra geliyor.

Hatta AB’yi da bağlayacak şekilde Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO - International Maritime Organization), dünya çapında deniz taşımacılığını düzenleyen Birleşmiş Milletler kuruluşu olarak denizcilik faaliyetlerinde güvenlik, çevre koruma ve standartları sağlamak için küresel kurallar koyuyor.

Hadi gelin de bunlara uymayın!

Bu çerçevede SOLAS Denizde Can Emniyeti Sözleşmesi: Gemilerin yapımı, donatımı ve işletilmesiyle ilgili can ve mal güvenliği standartlarını belirliyor. MARPOL Denizlerin Kirlenmesini Önleme Sözleşmesi: gemilerden kaynaklanan petrol, kimyasal ve atık kirliliğini önlemek için kurallar koyuyor. STCW Gemi adamlarının Eğitim, Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları: Denizcilerin alması gereken eğitimleri ve yetki belgelerini düzenliyor. COLREG Denizde Çarpışmayı Önleme Kuralları: Denizde seyir hâlindeki gemilerin birbirleriyle çarpışmasını önlemek için trafik kurallarını belirliyor.

Hadi gelin de bunlara uymayın! Üstelik mevzuat ve standartlar insan sağlığı ve kamu yararını önceliyor, işin ekonomisi daha sonra geliyorsa. Hangisine bakarsak bakalım, mevzuat, elden ele dolaştırılan 25 yıllık ‘yaralı’ bir geminin 300 insanı taşımasına göz yumulmasını da, gece yarısı karşılaşan ve birbirini uyarma şansını yakalayan iki geminin çarpışmasını ve ardından ayakta kalanın dönüp gitmesini de önlüyor.

Öncelik insanı yaşatmaksa, olmuyor!

İlgili Haberler
Makroekonomi TCMB'nin Yılın Altıncı Faiz Kararı İçin Gözler 10 Eylül’e Çevrildi Haber.com Ekonomi · 8 dk önce Makroekonomi OSTİM’de fabrika ve makine parkı birlikte yeni sahibini bekliyor Ekonomi Ankara · 16 dk önce Makroekonomi VİOP'ta BIST 30 kontratında 17 bin puan kritik İşin Detayı Ekonomi · 20 dk önce Makroekonomi Citi'den Brent petrolü için 80 dolarlık yeni tahmin Sözcü Ekonomi · 20 dk önce Makroekonomi Küresel piyasalarda gözler ABD istihdam verisinde İşin Detayı Ekonomi · 21 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.