4 Eylül 2026, Cuma · 08:44 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Beklentilerin altında kalan enflasyon faiz indirimini getirir mi?

Beklentilerin altında kalan enflasyon faiz indirimini getirir mi?

Enflasyon verisi, önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde faiz indirimi tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Ancak manşet verinin altına indiğimizde tablo değişiyor. Enflasyondaki iyileşme büyük ölçüde gıda fiyatlarından kaynaklanıyor. Hizmet enflasyonu yüksek seyrini koruyor. Çekirdek göstergeler, enflasyonun ana eğiliminde yavaşlama görülmüyor. Fiyat artışlarının genele yayılımı ise devam ediyor.

Üstelik küresel gelişmeler Türkiye açısından yeni maliyet baskıları oluşturuyor. Petrol fiyatları yeniden yükselirken Karadeniz’deki çatışmalar hem enerji hem de gıda fiyatları açısından riskleri artırıyor. ABD’nin yeniden gündeme getirdiği gümrük vergileri ise küresel ticareti arz ve fiyat kaynaklı etkiliyor.

Manşet enflasyon TÜFE’de sınırlı düşerken ÜFE’de arttı

Tüketici fiyatları ağustos ayında yüzde 1,84 arttı. Bu oran hem bir önceki yıl ağustos ayında gözlemlenen aylık yüzde 2,04 artış oranının hem de yüzde 1,9 – yüzde 2,0 civarındaki medyan piyasa beklentilerinin altında kaldı. Ancak Üretici Fiyat Endeksi ağustos ayında yüzde 2,57 arttı. Bu oran, geçen yılın aynı ayında kaydedilen yüzde 2,48’lik aylık artışın üzerinde. Böylece yıllık üretici enflasyonu yüzde 27,89’a yükseldi.

Üretim maliyetlerindeki baskının sürmesi, önümüzdeki dönem tüketici enflasyonu açısından risk oluşturmaya devam ediyor.

Tüketici enflasyonunda iyileşmenin kaynağı gıda fiyatları

Manşet enflasyondaki sınırlı iyileşmenin temel kaynağı gıda ve alkolsüz içecekler grubu oldu. Gıda fiyatları ağustos ayında yüzde 0,2 ile nispeten düşük bir oranda arttı. Böylece bu grubun toplam tüketici enflasyonuna katkısı oldukça sınırlı kaldı.

Gıda fiyatlarındaki sınırlı artış; alkollü içecekler ve tütün, ulaştırma ve eğitim gruplarında gözlemlenen yüksek fiyat artışlarının toplam tüketici sepeti üzerindeki etkisini azalttı. Dolayısıyla ağustos ayındaki düşük manşet enflasyon, fiyatlama davranışlarında genele yayılan bir iyileşmeden çok belirli bir gruptaki olumlu görünümden kaynaklandı.

Ayrıca farklı kurumların hesaplamaları gıda fiyatlarındaki artışın TÜİK verisinden daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Türk-İş tarafından Ankara için hesaplanan mutfak enflasyonu ağustos ayında yüzde 1,2 arttı. TEPAV Gıda Fiyat Endeksi de aynı dönemde yüzde 1,1 yükseldi. Elbette bu göstergelerin kapsadığı ürünler, bölgeler ve ağırlıklar birbirinden farklı. Bu nedenle sonuçların bire bir aynı olmasını bekleyemeyiz. Yine de aradaki fark, önümüzdeki aylarda gıda enflasyonunun seyrini daha yakından takip etmemizi gerektiriyor.

Hizmet enflasyonu dirençli kalmaya devam ediyor

Enflasyonun kalıcı bölümünü görmek için hizmet fiyatlarına bakmamız gerekiyor. Ağustos ayında hizmet fiyatları aylık yüzde 3,1 arttı. Yıllık hizmet enflasyonu ise yüzde 40,3 seviyesinde gerçekleşti.

Hizmet fiyatlarının ücretler, kiralar ve geçmiş enflasyona endeksleme davranışıyla güçlü bir ilişkisi bulunuyor. Bu nedenle hizmet enflasyonu mal fiyatlarına kıyasla daha yavaş geriliyor. Bir kez yükseldiğinde, para politikasındaki sıkılığın uzun süre korunmasını gerektiriyor. Ağustos verisi de bu katılığın henüz kırılmadığını gösteriyor.

Çekirdek göstergelerde belirgin bir iyileşme yok

Benzer bir tabloyu çekirdek enflasyon göstergelerinde de görüyoruz. Gıda, enerji ve ulaştırma gibi oynaklığı yüksek kalemlerin farklı bileşimlerle dışarıda bırakıldığı çekirdek göstergelerde aylık artışlar yüzde 1,7 ile yüzde 2,8 arasında değişti. Yıllık artışlar ise yüzde 30,7 ile yüzde 33,4 bandında gerçekleşti.

Fiyat artışlarının kaç alt kaleme yayıldığını gösteren yayılım endeksi de ağustos ayında yükselmeye devam etti. Bu görünüm, enflasyonun yalnızca birkaç ürün ya da hizmet grubunda yoğunlaşmadığını, ekonominin geneline yayılmayı sürdürdüğünü gösteriyor.

İç talepteki yavaşlama faiz indirimine alan açıyor mu?

Faiz indirimini destekleyebilecek temel gelişme, iç talepteki yavaşlama. Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre çeyreklik büyüme yüzde 1,1 oldu. Ancak büyümenin bileşimi iç talepte belirgin bir ivme kaybına işaret etti.

İç talepteki yavaşlama kuşkusuz sıkı para politikasının talep üzerindeki etkisinin görünür hâle geldiğini gösteriyor. Ancak buradan doğrudan faiz indirimi sonucuna ulaşmak için erken. Talep yavaşlarken hizmet enflasyonu yüzde 40’ın üzerinde kalıyorsa, çekirdek enflasyonda belirgin bir gerileme görülmüyorsa ve fiyat artışlarının genele yayılımı sürüyorsa para politikasının görevini tamamladığını söyleyemeyiz.

Küresel riskler yükse seyrini koruyor

Yurt içindeki enflasyon görünümünü küresel gelişmelerden bağımsız değerlendiremeyiz. ABD ile İran arasındaki askeri çatışmaların yeniden şiddetlenmesiyle Brent petrolün varil fiyatı 95 dolar seviyesine yükseldi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş doğrudan akaryakıt ve enerji fiyatlarını artırıyor. Ardından ulaştırma, üretim, lojistik ile gübre ve yem maliyetleri üzerinden tüketici fiyatlarına yayılıyor.

Bir diğer risk Rusya-Ukrayna savaşından geliyor. Karadeniz’de gemilere, limanlara ve tahıl ihracat altyapısına yönelik saldırılar yoğunlaşıyor. Son saldırılar nedeniyle bazı Asya ülkeleri Rusya ve Ukrayna yerine daha pahalı Avustralya ve Arjantin buğdayına yönelirken uluslararası buğday vadeli fiyatları haziran sonundan bu yana yaklaşık yüzde 35 yükseldi.

Bölgede enerji tesislerinin karşılıklı olarak hedef alınması da enerji arzı ve fiyatları üzerindeki baskıyı artırıyor. Türkiye hem enerji hem de tarımsal emtia ithalatında uluslararası fiyat hareketlerinden hızlı etkilenen bir ülke. Dolayısıyla güneyimizdeki enerji şoku ile kuzeyimizdeki tahıl ve enerji arzı riski aynı dönemde enflasyon görünümünü bozabilir.

Dünya faiz indirimi değil faiz artırımı konuşuyor

Küresel para politikası görünümü de Merkez Bankasının faiz indirim alanını daraltıyor. Gelişmiş ülke faizlerinin yükseldiği ve daha da artmasının beklendiği bir ortamda Türkiye’nin faiz indirmesi, Türk lirası varlıkların sunduğu getiri farkını azaltır. Bu durum sermaye hareketleri, risk primi, döviz kuru ve rezervler üzerinde baskı yaratabilir.

Son söz

Merkez Bankası, Eylül ayı faiz kararını 10 Eylül’de açıklayacak. İç talepteki yavaşlama ile ağustos ayında manşet enflasyonun beklentilerin altında kalması, piyasalar açısından faiz indirimi kapısını araladı. Ancak verinin ayrıntıları aynı iyimserliği taşımıyor. Bu nedenle önümüzdeki hafta en doğru kararın politika faizini sabit tutmak olacağını düşünüyorum. Erken bir indirim kısa vadede piyasaları memnun edebilir. Fakat enflasyon beklentilerini ve Türk lirasına duyulan güveni zayıflatması hâlinde, daha sonra çok daha yüksek bir maliyetle geri alınmak zorunda kalabilir.

İlgili Haberler
Borsa Altında büyük kırılma kapıda mı? Piyasalar bugün sarsılabilir Uzmanpara · az önce Makroekonomi JPMorgan'dan kritik yen uyarısı: 103 milyar dolarlık açık pozisyon var CNBC-e · 15 dk önce Makroekonomi Altın fiyatlarında 4 Eylül sürprizi: Rakamlar yenilendi Sözcü Ekonomi · 21 dk önce Makroekonomi Küresel piyasalarda yumuşama sinyalleri İşin Detayı Ekonomi · 24 dk önce Borsa Fed alarmı tahvil piyasasını sarstı! HSBC tahminlerini yükseltti Finans Gündem (ing) · 26 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.