ANA SAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SON DAKİKA YAZARLAR GÃNCEL DÃNYA EKONOMİ SPOR CANLI SKOR AÃIK GÃRÃÅ TEKNOLOJİ YAÅAM KOBİ DİÄER Bizi Takip Edin
CumhurbaÅkanlıÄı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıklayan CumhurbaÅkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, '2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2,3'e gerilerken yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4'e yükseldi. Enflasyonun; 2027 yılında yüzde 21'e, 2028 yılında yüzde 13,5'e ve 2029 yılında yüzde 9'a gerileyerek Program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz. UyguladıÄımız politikalarla TL'ye güven artmaya devam etti, TL mevduatımızın toplam mevduat içindeki payı yüzde 31,6'den yüzde 61,5 seviyesine yükseldi.' dedi.
HABER MERKEZİ6 Eylül 2026 Pazar 11:02 - Güncelleme: 6 Eylül 2026 Pazar 11:02
ABONE OL
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CumhurbaÅkanlıÄı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı.
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Yılmaz'ın açıklamalarından satır baÅları:
* Ãnümüzdeki üç yıla iliÅkin temel politika belgemiz olan Orta Vadeli Program, Kalkınma Planımız doÄrultusunda hazırlanan ve her yıl güncellenen üç yıllık bir politika çerçevesi sunmaktadır.
"PROGRAM, BÃTÃE SÃRECİNİN TEMEL ÃERÃEVESİNİ OLUÅTURMAKTADIR"
* Program, makroekonomik hedef ve tahminlerimizi, gelir ve gider ile borçlanma görünümünü, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını ve reform gündemimizi ortaya koymakta; aynı zamanda bütçe sürecinin temel çerçevesini oluÅturmaktadır.
* Orta Vadeli Program, her yıl olduÄu gibi bu yıl da CumhurbaÅkanlıÄı Strateji ve Bütçe BaÅkanlıÄımız ile Hazine ve Maliye BakanlıÄımızın müÅterek çalıÅmasıyla hazırlanmıÅtır.
* Hazırlık sürecine bakanlıklarımız ile ilgili kamu kurum ve kuruluÅlarımız önemli katkı sunmuÅ, özel sektör ve meslek kuruluÅlarımızın görüŠve deÄerlendirmeleri alınmıÅtır. Ortak aklı ve katılımcılıÄı esas alan bir anlayıÅla hazırladıÄımız programımızda, ilgili tüm taraflarla yürüttüÄümüz istiÅareler politikalarımıza ve tedbirlerimize yansıtılmıÅtır.
"BÃLGEMİZDEN YAÅANAN GELİÅMELER BİRÃOK ALANDA HİSSEDİLİYOR"
* Dünya ekonomisi son dönemde ekonomik, teknolojik ve jeopolitik geliÅmelerin iç içe geçtiÄi, öngörülebilirliÄin azaldıÄı ve risklerin tarihî yüksek seviyelere çıktıÄı yeni bir süreçten geçmektedir."
Dünya ekonomisinin son dönemde ekonomik, teknolojik ve jeopolitik geliÅmelerin iç içe geçtiÄi, öngörülebilirliÄin azaldıÄı ve risklerin tarihî yüksek seviyelere çıktıÄı yeni bir süreçten geçtiÄini belirten Yılmaz Åu ifadeleri kullandı:
* "Türkiye ekonomisi de elbette dünyadan ve bölgemizde yaÅanan bu geliÅmelerden baÄımsız deÄildir. Ãzellikle bölgemizde yaÅanan savaÅın doÄrudan ve dolaylı etkileri; enerji ve emtia fiyatlarından küresel ticarete, enflasyon görünümünden büyüme beklentilerine kadar birçok alanda hissedilmektedir.
"TÃRKİYE EKONOMİSİ ÃRETMEYE, BÃYÃMEYE VE İSTİHDAM OLUÅTURMAYA DEVAM ETMEKTEDİR"
Yılmaz, programın makroekonomik çerçevesi geçtiÄimiz yıl esas alınan varsayımlar bu yılın baÅında bölgedeki savaÅ baÅta olmak üzere içerisinde meydana gelen hadiseler doÄrultusunda güncellendiÄini söyledi:
* Bunun yanında geleneksel tarife artıÅlarının yanında yeni nesil korumacılık eÄilimleri ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler de küresel görünümü etkilemektedir."
"2026 BÃYÃME TAHMİNİMİZİ 3,3 OLARAK GÃNCELLEDİK"
* GeçtiÄimiz OVP'deki varsayımların baÅında gelen küresel büyüme tahmini yüzde 3,1'den yüzde 3'e geriledi. Ticaret ortaklarımızın büyüme tahmini yüzde 2,4'ten yüzde 1,6'ya, Avro Bölgesi büyümesi yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a gerilerken bölgemizde yaÅanan savaÅın etkisinin en belirgin görüldüÄü Orta DoÄu ve Kuzey Afrika (MENA) ülkelerinde ise yüzde 3,4 olarak öngörülen büyüme, yüzde eksi 0,5'e kadar geriledi.
* GeçtiÄimiz yıl OVP'yi hazırlarken uluslararası kuruluÅların tahminleriyle uyumlu olarak 2026 yılı için 64,3 dolar olarak varsaydıÄımız Brent petrol fiyatı ortalamada 89,3 dolara yükseldi. Enerji dıÅı emtia fiyatlarında yüzde 5,7 oranında düÅüŠbeklerken bugün yüzde 18,6 oranında bir artıŠöngörülmektedir. Küresel enflasyon tahmini ise bu geliÅmelere baÄlı olarak yüzde 3,6'dan yüzde 4,7'ye yükselmiÅ durumdadır.
* Ãzellikle savaÅla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskılar ve baÅlıca ticaret ortaklarımızdaki zayıflama, doÄal olarak 2026 yılı tahminlerimize de yansımıÅtır.
* Enerji fiyatlarındaki yükseliÅin dıŠdengemiz üzerinde doÄrudan etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken dıŠticaret açıÄı tahminimiz 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıÅtır. Buna baÄlı olarak cari iÅlemler açıÄının millî gelire oranına iliÅkin tahminimizi de yüzde 2,6'ya güncelledik.
* Turizm gelirleri tahminimiz ise yine savaÅın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiÅtir. Bu güncellemeler Programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir deÄiÅiklik anlamına gelmemektedir. Nitekim geçtiÄimiz yıl öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaÅ ve beraberinde getirdiÄi enerji ve emtia Åoku, dıŠtalepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave bir yük oluÅturmuÅtur. Buna raÄmen Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluÅturmaya devam etmektedir."
"2027 YILINA İLİÅKİN BEKLENTİLER KÃRESEL GÃRÃNÃMDE YENİDEN BİR TOPARLANMAYA İÅARET ETMEKTEDİR"
* 2026 yılının hem küresel büyüme hem de dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiÄi bir yıl olduÄunu belirten Yılmaz, "2027 yılına iliÅkin beklentiler küresel görünümde yeniden bir toparlanmaya iÅaret etmektedir. Küresel büyümenin yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artıÅın ise yüzde 4,3'e yükselmesi beklenmektedir.
* Ãzellikle küresel ticarette beklenen bu canlanmanın, dıŠtalep koÅullarının iyileÅmesine ve ihracatçı ülkeler açısından daha destekleyici bir ortamın oluÅmasına katkı saÄlamasını bekliyoruz." dedi.
"İHRACAT KÃRESEL ÅOKLARA KARÅI GÃÃLENDİRİLECEK"
CumhurbaÅkanı Yardımcısı Yılmaz, ihracat konusuyla ilgili Åunları aktardı:
* İhracatımızın yaklaÅık yüzde 96'sını oluÅturan baÅlıca ticaret ortaklarımızın aÄırlıklı büyümesinin, 2025 yılındaki yüzde 2,4 seviyesinden 2026 yılında yüzde 1,6'ya gerilemesini bekliyoruz. 2027 yılında ise dıŠtalep koÅullarının yeniden iyileÅmesiyle bu oranın yüzde 2,8'e yükselmesini öngörüyoruz.
* Bu zayıflama, ihracatımızın yaklaÅık yüzde 43'ünü gerçekleÅtirdiÄimiz Avrupa BirliÄi ile yüzde 22'sini gerçekleÅtirdiÄimiz MENA bölgesinde özellikle dikkat çekicidir. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa BirliÄi'nde 2025 yılında yüzde 1,6 olarak gerçekleÅen büyümenin 2026 yılında yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027 yılında ise sınırlı bir toparlanmayla yüzde 1,4 seviyesine yükselmesi beklenmektedir.
* MENA Bölgesinde ise savaÅın ve jeopolitik gerilimlerin ekonomik faaliyet üzerindeki etkisi çok daha belirgindir. 2025 yılında yüzde 3,3 büyüyen bölge ekonomisinin, 2026 yılında yüzde 0,5 oranında daralacaÄı tahmin edilmektedir.
* 2027 yılında beklenen yüzde 7,3'lük güçlü büyümede ise 2026 yılındaki bu sert daralmanın oluÅturacaÄı baz etkisinin önemli rol oynayacaÄını deÄerlendiriyoruz.
* Dolayısıyla, AB ve MENA bölgelerinin toplam ihracatımızın yaklaÅık üçte ikisini oluÅturduÄu dikkate alındıÄında 2026 yılında ihracatçılarımızın oldukça zorlu bir dıŠtalep ortamına raÄmen baÅarılı bir performans sergiledikleri görülmektedir.
* Yıllar içerisinde ihracat pazarlarını çeÅitlendiren ülkemizin mevcut pazardaki güçlü konumunu korurken yeni pazarlara eriÅimini artırma, ihracatımızı bölgesel ve küresel Åoklara karÅı daha dayanıklı hâle getirme çabamız önümüzdeki dönemde de devam edecek."
"RİSKLERİN ETKİSİNİ SINIRLAYICI TEDBİRLER ALINIYOR"
Küresel ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olan unsurlardan birinin de jeopolitik risklerde yaÅanan belirgin artıŠolduÄunu vurgulayan Yılmaz Åöyle konuÅtu:
* SavaÅın baÅlamasıyla birlikte jeopolitik risk endeksinin çok hızlı bir Åekilde yükseldiÄini görüyoruz. SavaŠöncesinde uzun dönem ortalaması etrafında seyreden endeks, savaÅın ardından tarihsel ortalamasının oldukça üzerine çıkmıŠve yüksek bir oynaklık göstermiÅtir. Jeopolitik gerilimler enerji ve emtia piyasalarından ticaret ve lojistik hatlarına, yatırım kararlarından finansal piyasalara kadar birçok kanal üzerinden dünya ekonomisine yayılmaktadır.
* Bu geliÅmeleri ve oluÅturabilecekleri ilave riskleri yakından takip ediyor, etkileri sınırlandırıcı tedbirler alıyor, ekonomi politikalarımızı farklı senaryoları dikkate alan, dıÅsal Åoklara karÅı dayanıklılıÄı güçlendiren bir anlayıÅla yürütüyoruz."
"KÃRESEL ARZ KOÅULLARI FİYATLARI YUKARI TAÅIDI"
Yılmaz konuÅmasını Åu ifadelerle sürdürdü:
* 2025 yılı ile kıyaslandıÄında, 2026 yılında özellikle enerji fiyatlarında çok kısa bir süre içerisinde son derece sert bir yükseliÅ gerçekleÅmiÅ, bu artıŠküresel emtia fiyatları genelini de yukarı taÅımıÅtır. Enerji dıÅı emtia fiyatlarında da savaŠöncesinde baÅlayan yukarı yönlü eÄilimin tedarik kesintileriyle savaÅ sonrasında daha da güçlendiÄini görüyoruz.
* Küresel arz koÅullarından kaynaklanan bu fiyat hareketleri bir taraftan enerji ithalat maliyetlerimizi ve dıŠticaret dengemizi etkilerken diÄer taraftan üretim ve ulaÅtırma maliyetleri üzerinden enflasyon görünümüne de yansımaktadır. Nitekim geçtiÄimiz yıl 2026 yılı için 63 milyar dolar olarak öngördüÄümüz enerji ithalatı tahminimizi bu yıl 71 milyar dolara güncellememizde de bu geliÅmeler etkili olmuÅtur.
"TEMEL ÃNCELİÄİMİZ EKONOMİDE DENGELENMEYİ SAÄLAMAK, ENFLASYONU KALICI BİÃİMDE DÃÅÃRMEK"
* Cevdet Yılmaz, programın hayata geçirildiÄi günden bu yana temel önceliklerinin, makroekonomik istikrarı güçlendirmek, ekonomide dengelenmeyi saÄlamak, enflasyonu kalıcı biçimde düÅürmek ve kazanımları sürdürülebilir hâle getirmek olduÄunu söyledi. Son dönemde karÅı karÅıya kalınan ilave dıÅsal Åoklara raÄmen programın temel alanlarda somut sonuçlar üretmeye devam ettiÄini ortaya koyduÄunun altını çizdi.
* Yılmaz, tüketim aÄırlıklı bir yapı yerine üretim kapasitesini artıran yatırımların öne çıkmasının, enflasyonla mücadeleyi destekleyen, dıŠdenge üzerindeki baskıları sınırlayan ve potansiyel büyümemizi yükselten daha saÄlıklı bir makroekonomik görünüm sunduÄunu ifade etti.
"UYGULANAN POLİTİKALARLA TL'YE GÃVEN ARTMAYA DEVAM EDİYOR"
* Uygulanan politikalar çerçevesinde TL'ye güvenin artmaya devam ettiÄini, TL mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6 seviyesinden 28 AÄustos itibarıyla yüzde 61,5 seviyesine yükselmesiyle izlenen politikaların isabetli olduÄunun somut göstergesi olduÄunu vurguladı.
KoÅullu yükümlülüklerden olan KKM'den çıkıŠkararının alındıÄı tarihten bu yana, YP mevduatın payı yüzde 38,5 düzeyinde gerçekleÅtiÄini, buna karÅın, KKM'den sorunsuz bir Åekilde çıkıŠsürecinin tamamlandıÄını aktardı.
"JEOPOLİTİK GERİLİMLERE RAÄMEN RİSK PRİMİMİZ DE ÃNEMLİ ÃLÃÃDE GERİLEDİ"
* Kararlılıkla uyguladıÄımız politikalarla küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklere ve jeopolitik risklere raÄmen brüt rezervlerin 89,7 milyar dolar artarak 188,2 milyar dolara ulaÅtıÄını ifade eden Yılmaz, "Rezervlerde saÄlanan bu güçlü artıŠekonomimizin dıŠÅoklara karÅı dayanıklılıÄını desteklemektedir. Jeopolitik gerilimlere raÄmen risk primimiz de önemli ölçüde gerilemiÅ ve 700'lü seviyelerden 220 seviyesinin de altına inmiÅtir. Bu önemli geliÅme gerek kamu gerekse özel kesimin yabancı para cinsi borçlanmasında faiz yükünü azaltmıÅtır" dedi.
"İHRACATIMIZ NİTELİK OLARAK DA GÃÃLENDİ"
* Kaydedilen mesafenin önemli göstergelerinden birinin de ihracattaki olumlu seyir ve ihracatın teknoloji kompozisyonundaki iyileÅme olduÄu söyleyen Cevdet Yılmaz Åöyle konuÅtu:
* "YıllıklandırılmıŠihracatımız, ticaret ortaklarımızdaki belirgin yavaÅlamaya ve zorlu dıŠtalep koÅullarına raÄmen AÄustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaÅmıÅtır. İhracatımız nitelik olarak da güçlenmiÅ ve 2024 AÄustos'unda yüzde 40 seviyesinde olan orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracatımız içerisindeki payı, 2026 AÄustos ayı itibarıyla yüzde 44,1'e ulaÅmıÅtır. Böylece bir taraftan ihracatımızı artırıyor, diÄer taraftan ihracatımızı daha yüksek teknoloji ve katma deÄere dayalı bir yapıya dönüÅtürüyoruz."
"DIÅ DENGEDE BASKININ GEÃİCİ OLMASI BEKLENİYOR"
* Yılmaz, ihracattaki güçlü performansa raÄmen enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliÅin dıŠdenge üzerinde geçici bir baskı oluÅturduÄunu aktardı:
* "Cari iÅlemler açıÄının millî gelire oranı 2024 yılı Haziran ayında yüzde 1,8, 2025 yılı Haziran ayında ise yüzde 1,6 seviyesinde gerçekleÅmiÅtir. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla bu oran yüzde 2,3'e yükselmiÅtir. YaklaÅık 0,7 puanlık fark savaÅ nedeniyle, ithalat fiyatlarında öngörülerimizin üzerinde gerçekleÅen artıÅın cari denge üzerindeki ilave etkisini ortaya koymaktadır. Ayrıca mevcut seviyenin, 2000–2025 dönemi uzun dönem ortalaması olan yüzde 3,2'nin belirgin altında ve yönetilebilir seviyede olduÄunu özellikle vurgulamak isterim. Dolayısıyla dıŠdengede daha dayanıklı bir yapı söz konusudur. İhracatımızdaki seyir, turizm gelirlerimiz ve enerji fiyatlarında beklenen normalleÅmeyle birlikte, bu geçici etkinin azalmasını ve cari iÅlemler açıÄının yeniden düÅük seviyelere gerilemesini bekliyoruz."
"SAVAÅIN ENFLASYON ÃZERİNDEKİ ETKİSİ 7 PUAN"
Programın temel önceliÄi olan enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat edildiÄini altını çizen Cevdet Yılmaz Åunları aktardı:
* "2024 yılı Mayıs'ında yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyon, uyguladıÄımız politikalarla belirgin bir düÅüŠeÄilimine girmiÅtir. Bu güçlü düÅüŠeÄilimi savaÅ koÅullarının oluÅturduÄu arz yönlü baskılar nedeniyle geçici olarak yataylaÅmıÅ, 2026 AÄustos itibarıyla yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleÅmiÅtir. 2026 yılı son çeyreÄinde enflasyon oranının yeniden düÅüŠgöstereceÄini ve yıl sonunda yüzde 28,4 olmasını bekliyoruz.
* TÃFE sepetinin yüzde 34,5'ini oluÅturan gıda, akaryakıt, doÄal gaz ve ulaÅtırma hizmetlerinden oluÅturduÄumuz endekste savaÅ kaynaklı belirgin bir yükseliÅ görmekteyiz. Enerji ve emtia fiyatlarındaki artıÅ, ulaÅtırma maliyetleri ve gıda fiyatları üzerindeki baskılar bu gruptaki fiyat hareketini hızlandırmıÅtır. Buna karÅılık, savaÅtan doÄrudan etkilenen bu kalemleri dıÅarıda bıraktıÄımızda, enflasyonun ana eÄilimindeki aÅaÄı yönlü seyrin devam ettiÄini görüyoruz. Dolayısıyla mevcut veriler bize, son dönemde manÅet enflasyondaki düÅüÅün yavaÅlamasında programın temel dinamiklerinden ziyade, savaÅın doÄrudan etkilediÄi ve TÃFE sepetinde önemli bir aÄırlıÄa sahip olan kalemlerden gelen ilave fiyat baskılarının etkili olduÄunu göstermektedir. Nitekim Merkez Bankamıza göre savaÅın enflasyon üzerindeki doÄrudan ve dolaylı etkileri yaklaÅık 7 puan olarak hesaplanmıÅtır. Arz Åoklarının etkisinin zayıflamasıyla birlikte, uyguladıÄımız sıkı ve koordineli politika çerçevesinin desteÄiyle enflasyondaki düÅüŠeÄiliminin yeniden belirginleÅmesini bekliyoruz."
"TASARRUF TEDBİRLERİN UYGULANMASINA YÃNELİK DENETİMLER ARALIKSIZ SÃRÃYOR"
Cevdet Yılmaz 260 kamu idaresinin tasarruf tedbirleri konusunda yakından takip edildiÄini söyleyen Yılmaz Åunları belirtti:
* "UyguladıÄımız Tasarruf Genelgesi'yle harcama disiplinini güçlendirdik. Tasarruf Tedbirleri Bilgi Sistemimiz ile 260 kamu idaresini yakından takip ediyoruz. Tedbirlerin uygulanmasına yönelik denetimler de aralıksız sürdürülüyor. Bugüne kadar 2.016 harcama biriminde denetim gerçekleÅtirildi, denetim raporları CumhurbaÅkanlıÄı ve ilgili idarelerle paylaÅılıyor. Genelge kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payı uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan, 2024 yılında 3,1'e 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine geriledi. Bu yönde kararlılıÄımızı sürdüreceÄiz."
"TÃRKİYE'NİN, 2026 YILINDA DA YÃKSEK GELİRLİ ÃLKELER GRUBU EÅİÄİNİ AÅMASINI BEKLİYORUZ"
Türkiye'nin 2002 yılında 238 milyar dolar hacmi, 3600 dolar civarı kiÅi baÅı geliri olan bir ülke olduÄunu ancak 2026 yılı sonunda millî gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aÅmasını, kiÅi baÅına millî gelirin de yine ilk kez 20 bin doları aÅmasını öngördüklerini ifade etti:
* "Türkiye'nin, 2026 yılında da yüksek gelirli ülkeler grubu eÅiÄini aÅmasını bekliyoruz. Bu rakamlarla 2026 yılında nominal olarak 16; satın alma gücü paritesine göre ise 11'inci ekonomi konumunda olacaÄız. Bu tabloyu yalnızca rakamsal bir büyüme olarak deÄerlendirmiyoruz. Ãlkemizin üretim kapasitesinin, giriÅimcilik gücünün ve ekonomik potansiyelinin ulaÅtıÄı seviyenin önemli bir göstergesi olarak görüyoruz."
"ARZ ÅOKLARINA KARÅI YENİ POLİTİKALAR UYGULANACAK"
Cevdet Yılmaz, CumhurbaÅkanı'nın güçlü liderliÄiyle ortaya konan vizyonlu programla 2023 yılından bu yana kararlılıkla ve bütüncül bir anlayıÅla sürdürüldüÄünü hatırlattı:
* "Bu süreçte, kırılganlıkları azaltırken makroekonomik istikrarın sürdürülmesi ve büyümenin dengeli kompozisyonunun saÄlanması, enflasyondaki belirgin gerileme, dıŠdengenin güçlendirilmesi, rezervlerin artırılması ve finansal dayanıklılıÄın güçlendirilmesi alanlarında önemli mesafeler kat ettik.
* Ãnümüzdeki dönemde temel hedefimiz, fiyat istikrarını kalıcı hâle getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek ve mali disiplinimizi güçlü bir Åekilde muhafaza etmektir. Büyümenin toplumun tüm kesimlerine daha güçlü Åekilde yansıması amacıyla istihdamı artıracak, atıl iÅgücünü azaltacak politikaları hayata geçireceÄiz. Enerji baÅta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliÄimizi güçlendirecek, üretim zincirlerimizin dayanıklılıÄını artıracak ve arz Åoklarının ekonomi üzerindeki etkilerini en aza indirecek politikalarımızı sürdüreceÄiz. Programda öngördüÄümüz yapısal reformlarla verimlilik ve rekabet gücümüzü artıracaÄız."
TÃRKİYE'NİN YATIRIM CAZİBESİ ARTIRILACAK
* İstikrarsızlıÄın ve belirsizliÄin arttıÄı bir küresel ortamda, siyasi istikrar ve öngörülebilir politikalar ile oluÅan fırsatları deÄerlendirerek Türkiye'nin cazibesini artıracaklarını söyleyen Yılmaz, "Bu baÄlamda, Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı ile vergi mimarisinde küresel ölçekte çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. YaptıÄımız düzenlemeler ile uluslararası doÄrudan yatırımları artırmayı, rekabetçi bir transit ticaret merkezi oluÅturmayı, küresel yeteneklerin, giriÅimcilerin, teknoloji Åirketlerinin ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarını ülkemize çekmeyi amaçladık.
* Ayrıca, vergiye uyumu güçlendirmek için ve yurt dıÅında bulunan varlıkların Türkiye'ye getirilerek millî ekonomiye kazandırılmasını teÅvik ettik" diye konuÅtu.
OVP'NİN MAKROEKONOMİK HEDEFLERİ
Cevdet Yılmaz, 2027-2029 Orta Vadeli Programın makroekonomik hedefleriyle ilgili Åunları açıkladı:
* "2026 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleÅmesini beklediÄimiz büyümenin, kademeli olarak güçlenerek 2027 yılında yüzde 4,2'ye, 2028 yılında yüzde 4,6'ya ve 2029 yılında yüzde 5'e ulaÅmasını öngörüyoruz. Yeni Program döneminde makroekonomik istikrarla uyumlu, üretim kapasitesi ve verimliliÄi artıran, enflasyonist baskı oluÅturmayan sürdürülebilir bir büyüme anlayıÅı içindeyiz. Bunun için büyümenin niteliÄini de dönüÅtüreceÄiz. Tarımda teknoloji ve verimlilik artıÅını, sanayide üretim kapasitesi ile teknoloji yoÄunluÄunun yükselmesini, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma deÄerli faaliyetlerin daha fazla öne çıkmasını saÄlayacaÄız. BeÅerî sermayemizi güçlendirirken kamu yatırımlarının özel sektör yatırımları açısından ön açıcı ve tamamlayıcı hâle getireceÄiz. Bu yaklaÅımın merkezinde verimlilik yer alıyor. Kaynaklarımızı daha etkin kullanan, teknolojiyi üretim süreçlerine güçlü biçimde dâhil eden ve toplam faktör verimliliÄini kalıcı artıran bir ekonomik yapı oluÅturmayı amaçlıyoruz."
PROGRAM DÃNEMİNDE 2,1 MİLYON İLAVE İSTİHDAM HEDEFİ
* Büyüme kadar öncelik verilen bir diÄer temel alanın ise istihdam olduÄunu söyleyen CumhurbaÅkanı Yardımcısı Yılmaz, "2026 yılında yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleÅmesini beklediÄimiz iÅsizlik oranını, 2027'de yüzde 8'e, 2028'de yüzde 7,8'e ve 2029'da yüzde 7,6'ya düÅürmeyi hedefliyoruz. Program döneminde ekonomimize yaklaÅık 2,1 milyon ilave istihdam kazandırarak iÅgücü piyasasına daha fazla bireyin katılımını saÄlamayı ve toplumsal refahı artırmayı amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı.
ENFLASYONDA 2027 HEDEFİ YÃZDE 21
* Sürdürülebilir büyüme hedefiyle birlikte programın önceliÄinin dezenflasyon sürecini kararlılıkla sürdürerek fiyat istikrarını kalıcı biçimde tesis etmek olduÄunu vurgulayan Yılmaz, "2026'da yüzde 28,4 olarak gerçekleÅmesini öngördüÄümüz enflasyonun; 2027 yılında yüzde 21'e, 2028 yılında yüzde 13,5'e ve 2029 yılında yüzde 9'a gerileyerek Program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz" dedi.
CARİ AÃIÄIN KADEMELİ OLARAK GERİLEMESİ BEKLENİYOR
*DıŠdengede, küresel ticarette artan yeni nesil korumacılık eÄilimlerine, jeopolitik gerilimlere ve ticaret politikalarındaki belirsizliklere raÄmen cari iÅlemler açıÄının sürdürülebilir seviyelerde tutulduÄunu belirten Yılmaz, "Program döneminde ise bölgemizdeki savaÅın etkisinin azalmasıyla birlikte cari iÅlemler açıÄının yeniden kademeli olarak gerilemesini, 2027 yılında yüzde 1,9'a, 2028 yılında yüzde 1,8'e ve 2029 yılında yüzde 1,6'ya düÅmesini öngörüyoruz" diye konuÅtu.
BÃTÃE AÃIÄINDA 2029 HEDEFİ YÃZDE 2,8
Programda, bütçe açıÄının kademeli olarak düÅürülmesini hedeflediklerini söyleyen Yılmaz Åunları aktardı:
* "GeçtiÄimiz yıl 2026 için yüzde 3,5 olarak öngördüÄümüz bütçe açıÄını aldıÄımız tedbirlerle yüzde 3,1 olarak gerçekleÅtirmeyi bekliyoruz. Kalan deprem harcamaları 2027 bütçesine de yansıyacak olmasına raÄmen benzer bir yaklaÅımla önümüzdeki yılda da hedeflenenden daha iyi bir bütçe açıÄı için gerekli çabayı göstereceÄiz. Afet sonrası dönemde devam eden ihtiyaçlar süratle karÅılanmaya devam ederken savunma, personel giderleri ve sosyal güvenlik harcamalarındaki artıÅa raÄmen alacaÄımız ilave tedbirlerin etkisiyle disiplinli mali duruÅumuzu sürdürmeyi öngörüyoruz. 2027'de yüzde 3,5 olarak öngördüÄümüz bütçe açıÄımızın milli gelire oranını, program dönemi sonunda yüzde 2,8'e düÅürmeyi hedefliyoruz."
2027 BÃTÃESİNDE DEPREM İÃİN İLAVE KAYNAK AYRILACAK
Yılmaz konuÅmasını Åöyle sürdürdü:
* "2023-2026 yılları arasında depremin yol açtıÄı kayıp ve zararın telafi edilmesi ile afet risklerinin azaltılmasına yönelik 2026 yılı fiyatlarıyla toplam 5,4 trilyon TL (104 milyar dolar) tutarında harcama yapılmıŠolacaÄı tahmin edilmektedir. Burada ifade edilen tutar ilgili kamu harcamalarını ifade etmekte olup büyük ölçüde yeniden inÅa edilen konut ve iÅyerleri ile yenilenen kamu altyapısı için yapılan harcamalardan oluÅmaktadır. 2027 sonunda bu rakamın 116 milyar doları aÅacaÄı tahmin edilmektedir.
* Yıkılan konut ve iÅyerlerinin yerine aynı yapılar yapılmamıÅ, daha güvenli, daha dayanıklı ve daha nitelikli yaÅam alanları inÅa edilmiÅtir. Aynı Åekilde saÄlık, eÄitim gibi kamu altyapıları da daha modern standartlarla yeniden kurulmuÅtur. Yıkılan konut ve iÅyerlerine iliÅkin olarak hak sahipleri için toplam 455 bin baÄımsız bölümün inÅası tamamlanmıŠolup bölgede ilave sosyal konutların inÅası devam etmektedir. Depremle ilgili kalan ihtiyaçların karÅılanması için 2027 yılında da ilave kaynak ayrılacak olup yıllara sâri azalmakla birlikte depremin yaralarının sarılması ve afetlere hazırlıklı olunması için bütçede önemli düzeyde kaynak ayrılmaya devam edilecektir."
- Cevdet Yılmaz
- Orta Vadeli Program
- ekonomi
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.