YAYINLAMA 07 Eylül 2026 08:56
GÜNCELLEME 07 Eylül 2026 09:01
Alışılagelmiş ekonomik ezberleri altüst eden en çarpıcı detay, bir dönemin kırılgan halkaları İspanya ve İtalya’nın bugün çok daha sakin bir seyir izlemesi. Buna karşılık, Avrupa Birliği’nin (AB) sarsılmaz sütunları olarak bilinen Fransa ve Almanya’da 10 yıllık tahvil getirileri geçen yılki rekorları bile geride bıraktı. Küresel piyasalarda gözler %4,8 seviyesinin üzerinde seyreden ABD 10 yıllık Hazine tahvillerine çevrilmişken, o tarafta en azından geçen yılın zirvelerinin altında kalındığı görülüyor. Euro Bölgesi’nde ise tam tersi bir tırmanış hakim. Aynı para politikasını paylaşan bu devlerin tahvil piyasasında zıt yönlere savrulması, uzmanlar tarafından tehlikeli bir finansal kopuş olarak okunuyor.
Bütçeler şaştı, kutuplaşma derinleşti
Uçurumu büyüten temel etken, ülkelerin mali disiplin anlayışındaki keskin sapmalar. İspanya ve İtalya açık oranını gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) %2 ila %3 sınırında tutarak Brüksel’in kurallarına sadık kalıyor. Fakat Fransa ve Almanya’nın önümüzdeki yıl %5 ila %6 arasında açık vermesi bekleniyor. Almanya, sarsılan savunma sanayisini ve eskiyen altyapısını ayağa kaldırmak için anayasal borç freni mekanizmasını zorlayarak piyasaya agresif bir şekilde yükleniyor. Fransa ise meclisteki siyasi tıkanıklık ve toplumsal tepkiler yüzünden kemer sıkma paketlerini hayata geçiremiyor. Bu durum, iki kurucu devin mali kanamasını durdurulamaz hale getiriyor.
Frankfurt’un eli kolu bağlanıyor
Tahvillerdeki bu keskin ayrışma, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası üzerindeki baskıyı da katlanamaz boyuta taşıyor. Faiz oranlarını tüm bölge için ortak belirleyen ECB, Almanya ve Fransa’yı dizginlemek adına sıkı duruşunu korursa, bu hamle Güney Avrupa ekonomilerini haksız yere boğma riski yaratıyor. Tam tersi bir gevşeme ise çekirdek ülkelerdeki bütçe yangınına körükle gitmek anlamına geliyor. Yani faizlerdeki bu makas, ECB'nin tek bir reçeteyle tüm hastaları iyileştirme gücünü elinden alıyor.
Tarihsel perspektiften bakıldığında tablo, 2008 çöküşünün ardından Euro Bölgesi’ni neredeyse derin bir parçalanma riskine sürükleyen 2011 borç krizinin ön hazırlık evresini andırıyor. O dönem de sinyaller tam olarak bu tahvil makasındaki açılmayla verilmişti. Soru artık bir krizin gelip gelmeyeceği değil; ortak bir para politikasının, bu kadar ayrışmış bütçelerle kaç kilometre daha yol alabileceği.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.