Ukrayna-Rusya Savaşı'nda 10 Temmuz'dan itibaren artan liman ve gemi saldırıları, Karadeniz’deki tahıl ticaretini durma noktasına getirdi. Yem hammaddesinde %72 oranında bu iki ülkeye bağımlı olan yem sektörü, hammadde temini konusunda zor bir dönem yaşıyor. Mayıs ayının sonundan itibaren iki kez düşürülen yem fiyatları, Karadeniz’de gemi çıkışlarının durmasıyla birlikte yeniden mayıs ayı seviyelerine döndü.
08 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Mehmet Hanifi GÜLEL
Ukrayna ve Rusya Savaşı’nda artan saldırılar Karadeniz’de tahıl ticaretini durdurdu. Türkiye, yem hammaddesinin yüzde 72’sini Rusya ve Ukrayna’dan temin ediyor. 2025 yılı verilerine göre Türkiye, buğdayda yüzde 98, ayçiçeği tohumu küspesinde yüzde 97, mısırda yüzde 86, buğday kepeğinde yüzde 84, arpada, 62, soyada yüzde 25 ve soya küspesinde ise yüzde 21 oranındaki ithalatı bu iki ülkeden gerçekleştiriyor. Rusya ve Ukrayna’ya bağımlı olan yem sektörü, hammadde temini konusunda zor bir dönem yaşıyor. 10 Temmuz’dan bu yana artan liman ve gemi saldırıları, yem hammaddesinde ithalatı durdurdu. Bu yıl hububat üretimindeki yüksek rekolte yem hammaddelerinin arzına da olumlu yansımıştı. Ancak Karadeniz’de ticari gemilere saldırıların artmasıyla savaş sigortası primlerinin yükselmesi ve güvenlik riskinin yüksek olması nedeniyle armatörler gemi seferlerini durdurdu. İkinci bir tahıl koridorunun açılması için yem sektörü temsilcileri, üst düzey makamların gerekli diplomatik girişimlerin acilen yapılmasını sektör adına talep ediyor.
Diğer yandan, yem hammaddelerindeki artış, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın yanı sıra kanatlı sektöründe üreticilerin giderlerini de artırarak üretim maliyetlerini yükseltiyor ve bu durum et, süt ve yumurta ürünlerinde fiyatları tetikliyor.
"İkinci bir tahıl koridoru talep ediyoruz”
“Eğer savaş ticari gemilere ve limanlara yönelen bir hâle gelmeseydi, yüksek rekoltelerin de etkisiyle yem fiyatlarında düşüşlerin devam etmesini bekliyorduk” diyen Karakuş, nitekim temmuz başına kadar tablonun da bunu gösterdiğini söyledi. Yeni bir tahıl koridorunun açılması için girişimlerin olduğunu bildiren Karakuş, “Azak Denizi'nde yüklü hâlde bekleyen gemilerin güvenli çıkışının sağlanması ve ticari sivil gemilerin seyir güvenliğini güvence altına alacak ikinci bir tahıl koridorunun Türkiye önderliğinde hayata geçirilmesi için üst düzey makamlarımızca gerekli diplomatik girişimlerin acilen yapılmasını sektörümüz adına önemle talep ediyoruz. Türkiye, 2022 yılında bu koridoru kurma başarısını göstermiş, dünyanın gıda güvenliğine tarihi bir katkı sunmuştur. Bugün de bunu başarabilecek yegâne ülkedir” diye konuştu.
“Yüksek rekolteyi katma değere dönüştürelim”
Türkiye’nin bu yıl güçlü bir rekolte elde ettiğine değinen Karakuş, kış ve bahar aylarında alınan bereketli yağışlar sayesinde TÜİK birinci tahminine göre tahıl üretiminin yüzde 21,7 artışla 41,6 milyon tona ulaşılacağının öngörüldüğünü iletti. Sektörün sahada beklentisinin buğdayda 25 milyon ton, arpada ise 10 milyon ton olduğunu ifade eden Karakuş, “Elde edilen bu yüksek rekoltenin ve stokların hammadde olarak değil, katma değeri yüksek bitkisel ve hayvansal ürünlere dönüştürülerek değerlendirilmesini ülkemize döviz kazandıracak en akılcı yol olarak görüyoruz. Bu nedenle un, yem, makarna, kanatlı eti ve yumurta başta olmak üzere tüm tarımsal ürünlerde ihracat kısıtlamalarının kaldırılmasını beklemekteyiz. Yıllar içinde büyük emeklerle kazanılmış pazarların rakip ülkelere kaptırılması, telafisi zor bir kayıp olacak” dedi.
“Ortada arz krizi yok, sorun ürünün limandan çıkamaması”
Mayıs sonundan 10 Temmuz’a kadar yem fiyatlarında 2 kez indirime gittiklerini kaydeden Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Yönetim Kurulu Başkanı M. Ülkü Karakuş, ancak temmuz ayının başında Rusya ve Ukrayna limanlarından gemi çıkışlarının durmasıyla fiyatların yeniden mayıs ayı seviyesine yükseldiğini bildirdi. Türkiye’nin kuzeyinde yaşanan savaşın sektörlerinin en kritik gündem maddesi olmayı sürdürdüğünü belirten Karakuş, yem hammaddesinde genel dışa bağımlılık dikkate alındığında, bu iki ülkenin sektörleri için kritik önemde olduğunu ifade etti. Azak Denizi–Kerç Boğazı hattında 10 Temmuz'dan bu yana ticari gemi trafiğine yönelik ciddi kısıtlamalar uygulandığını aktaran Karakuş, “Rusya, Ukrayna'nın Azak Denizi'ndeki gemilere yönelik saldırılarının ardından Don-Azak Kanalı'ndaki trafiği geçici olarak durdurdu ve Kerç Boğazı'ndan geçiş talepleri kabul edilmiyor. Temmuz boyunca Rusya'nın Karadeniz ve Azak Denizi'ndeki deniz hedeflerine yönelik saldırılarının yoğunlaşması, tahıl ihracatında aksamalara ve küresel emtia taşımacılığında risklerin artmasına yol açtı. Ağustos başında Türk sahipli gemiler de saldırıya uğradı ve maalesef mürettebat kayıpları yaşandı. Karadeniz'deki artan güvenlik riskleri savaş sigortası primlerini yükseltirken, bazı taşıyıcılar bölgedeki operasyonlarını askıya aldı. Bu gelişmeler, Rusya ve Ukrayna'nın küresel tahıl ve yağlı tohum ticaretindeki ağırlığı nedeniyle önümüzdeki dönemde hammadde arzı ve navlun maliyetleri üzerinde yukarı yönlü risk oluşturuyor. Altını çizerek belirtmek isterim; ortada bir arz krizi yoktur, sorun ürünün limandan çıkamamasıdır. Bunun faturası fiyatlara yansıyor” dedi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.