Dışarısı ile başlayalım. Kasımda gerçekleştirilecek ara seçimlere az bir zaman kaldı. Henüz seçim havası ne ülkede ne de globalde ABD’yi izleyenler için geçerli değil. Diğer gündem başlıklarının ağırlıkları kafamızı kaldırmamızı sınırlıyor. ABD/İsrail-İran savaşında ‘şimdilik’ İsrail tarafı kenara çekilirken, ‘düşük yoğunluklu’ çatışma süreci ABD ve İran arasında gerçekleşiyor. Bunun olduğu yer ise değişmez konumdaki Hürmüz. Boğaz’ı yönetme çabası son derece popüler bir başlık. Bu arada, kimin, ne kadar başarılı olduğu ve işin algı tarafı ayrı bir tartışma konusu. Geçtiğimiz hafta okuduğum bir analizde, Hürmüz üzerinden doğrudan ve dolaylı gerçekleşen petrol akışında savaş öncesi sürece oldukça yaklaşıldığı, dolaylı olanı da dahil ettiğimizde geçilmiş olabileceğine yer veriliyordu. Daha önce de burada tartıştığımız üzere, spot ve vadeli fiyatlamaları takip etmek elbette önemli; önemli olan detay ise, ürün karlılıkları ve spreadlerdeki farklılaşma. Bu nedenle sık sık dizel spreadi, ağır petrol ile aradaki fark gibi kavramlar gündeme geliyor. Bunun yansıması nasıl mı oluyor? BIST nezdinde Tüpraş’ın yatırımcı sunumlarındaki detaylarda gayet açık cevaplar yer alıyor.
Ara seçimleri biraz daha konuşalım. Enerji fiyatlarının yükselişi önemli bir sorun. Bunun hem geçmişten hem de bugünden yansımaları ile oluşan enflasyon, yine ayrı bir önemli sorun. Ekonominin ‘soğuma’ aşamasının neresinde olduğu, ‘dengelenme’ aşamasına gelip gelmediği net değil. İstihdamdaki yüksek seviyelerden gelinen yeni normali takip etmek kolay değil. Veri bazlı oynaklıklarda farklı etkenler devreye girebiliyor. Ne gibi? Yaz aylarında konuştuğumuz ve hala ağırlığı olabileceği değerlendirilen Dünya Kupası gibi. Net olan şu ki, geriye dönük revizelerin de işaret ettiği şekilde zayıflama var. Bu çıkmazın ortasında, tarifelerin yarattığı belirsizliğin gölgesi devam ederken, Warsh’lu yeni dönemin iletişimde kapıyı kapaması da ayrı bir çözülmesi gereken sorun başlığı olarak beliriyor. Gelecek hafta izlenecek olan FOMC toplantısının satır araları ve belki faiz adımının kullanılıp kullanılmayacağı konusu önemli.
İçeriye gelelim. SPK’nın fon piyasasına yönelik düzenlemelerinin etkileri fazlasıyla hissedildi, hissediliyor ve kuvvetle ihtimal bir süre daha (bilhassa geçiş süreci tamamlanana dek) bizlerle olacak. Yükümlülüklere uymak zorunda olanların gerçekleştirdiği pozisyon değişiklikleri bir yandaki fon yöneticisinin de pozisyonlarını -doğal olarak- etkiliyor ve bu da haftanın genelinde yüksek oynaklığın oluşmasına zemin hazırladı. Normal. Geçiş süreçleri her zaman zorlar. Bir noktanın ardından dengelenmenin başlayacağını düşünmek hata değil. Sorun, zamanlamayı kestirmek. Üstelik bunu yüksek alternatif getiri ortamında yapmak hem sabır hem de maliyet açısından son derece zorlayıcı. Nispeten net olan şu ki düzenlemelerin bir şekilde devreye girmesi, daha sağlıklı bir sistem yapısı açısından gerekli ve kaçınılmazdı. Zaman içerisinde BIST 30’un artan önemi ile birlikte oynaklık azalacak, PYŞ sektöründe konsolidasyon süreci başlayacak ve farklı bir aşamaya geçiş olacak.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.