8 Eylül 2026, Salı · 11:10 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

OVP’de mesele hedef koymak değil, tutturmak

OVP’de mesele hedef koymak değil, tutturmak

Orta vadeli programların kaderini belirleyen, içindeki hedeflerin ne kadar güzel göründüğünden çok o hedeflerin arkasında ne kadar güçlü bir siyasi irade olduğudur. Güçlü bir perspektif, sağlam bir ana kurgu ve doğru öncelikler elbette önemlidir. Ancak bunların hepsi, uygulama kararlılığı yoksa kağıt üzerinde kalmaya mahdumdur.

Hafta sonu açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı bu açıdan önceki programlardan çok farklı değil. Enflasyonun düşürülmesi, mali disiplin, sürdürülebilir büyüme, cari açığın kontrol altında tutulması, istihdamın artırılması, ihracatın ve verimliliğin yükseltilmesi yine programın temel hedefleri. Yeni olan ise jeopolitik risklerin arttığı bir dünyada “ekonomik güvenlik ve dayanıklılık” başlığının ilk kez bu kadar açık biçimde programın merkezine alınması. Enerji, gıda, kritik mineraller, savunma sanayii, yarı iletkenler, yapay zeka ve stratejik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltma hedefi bunun göstergesi.

Bir başka dikkat çekici değişim de sanayi politikasının ağırlığının artması. İmalat sanayiine 250 milyar TL ilave kredi, yüksek teknoloji yatırımları için üç yılda 750 milyar TL YTAK kredisi, ihracat finansmanının güçlendirilmesi ve kamu alımlarının yerli üretimi destekleyecek şekilde kullanılması öngörülüyor. Sosyal konut, demiryolu, sağlık, madencilik ve savunma yatırımlarındaki yüksek artışlar da kaynak tahsisinin yönünü gösteriyor.

OVP’nin en büyük sorunu itibar

Fakat bütün bunlardan daha önemli bir sorun var. O da OVP’nin itibarı.

Türkiye’de son yıllarda açıklanan programlara baktığımızda hedeflerin önemli bölümünün daha program süresi dolmadan değiştirilmek zorunda kalındığını görüyoruz. Enflasyon bunun en çarpıcı örneği. 2024-2026 OVP’sinde 2026 sonu enflasyonu yüzde 8,5 olarak öngörülüyordu. Sonraki programda 2027 için yüzde 7 hedeflendi. 2026-2028 OVP’sinde 2028 için yüzde 8 hedefi konuldu. Şimdi ise 2029 için hedef yüzde 9. Yani tek haneli enflasyon hedefi sürekli ertelendi.

Yeni program 2026 yılı enflasyonunu yüzde 28,4 olarak tahmin ediyor. Yani bundan 3 yıl önce yapılan öngörüden 20 puan daha yüksek.

Hedefler değişmiyor, tarihleri değişiyor

Büyümede de benzer bir durum var. Yüzde 5’lik büyüme hedefi neredeyse değişmeyen bir referans noktası olarak duruyor ama bu hedefe ulaşma tarihi sürekli öteleniyor. Yeni OVP’de yüzde 5 büyüme ancak 2029’da yakalanıyor. Başka bir ifadeyle, hedef değişmiyor gibi görünürken hedefe ulaşma zamanı değişiyor. Yani işler çok da planlandığı ve öngörüldüğü gibi gitmiyor.

Bu tablo yalnızca geçmiş hedeflerin tutmadığını göstermiyor; aynı zamanda yeni açıklanan hedeflerin inandırıcılığını da zedeliyor.

Özel sektör için OVP’nin anlamı, geleceğe ilişkin varsayımlarını ve iş planlarını oluştururken güvenebileceği bir çerçeve sunmasıdır. Bir şirket yatırım kararını, kapasite planını, istihdamını, finansmanını ve fiyat politikasını üç yıllık bir perspektife göre belirlemek zorundadır. OVP birkaç ay veya bir yıl sonra ciddi biçimde değişiyorsa, şirketlerin bu belgeyi referans kabul etme isteği de azalır.

Geçmişten kalan güven sorunu

Aslında sorun yeni değil. Daha önce de OVP’lerin ve ekonomi programlarının hedefleri ile gerçekleşmeler arasında ciddi farklar oluştu. Türkiye Ekonomi Modeli bunun en çarpıcı örneklerinden biriydi. Faizlerin düşürülmesi, seçici kredi politikası ve liralaşma hedefleriyle başlayan süreç kur, enflasyon, rezervler ve cari denge açısından beklenen sonuçları üretmedi. Sonrasında ekonomi politikasında ciddi bir yön değişikliği yapıldı.

Bugün ekonomi yönetimi geçmiş dönemin aksine dezenflasyon, rezerv biriktirme, mali disiplin ve finansal istikrar üzerine kurulu daha geleneksel bir çerçeve uyguluyor. Nitekim Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de geçmiş dönemde programın önce makro finansal riskleri yönetmeye, ardından dezenflasyonu başlatmaya ve tamponlar oluşturmaya odaklandığını söylüyor. Bu yaklaşımın sonuçları arasında rezervlerdeki artış ve risk primindeki düşüş gerçekten önemli kazanımlar.

Ancak yeni OVP’nin başarısı, geçmişteki hedeflerin neden tutmadığının yalnızca anlatılmasıyla değil, bundan sonra verilen sözlerin tutulmasıyla ölçülecek.

Asıl mesele rakamları tutturabilmek

Yeni programın hedefleri ilk bakışta makul görünüyor. 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6, 2029’da yüzde 5 büyüme; enflasyonun 2029’da yüzde 9’a indirilmesi; işsizliğin yüzde 7,6’ya çekilmesi; cari açığın yüzde 1,6’ya geriletilmesi; milli gelirin 2,2 trilyon doların, ihracatın 450 milyar doların üzerine çıkarılması ve kişi başına gelirin 25 bin dolara ulaşması olumlu bir tablo yarattı, ama kağıt üzerinde.

Yüzde 5 büyüme ile yüzde 9 enflasyonu aynı anda yakalamak, Türkiye ekonomisinin geçmiş performansı düşünüldüğünde kolay bir hedef olmaktan çıkmış bulunuyor. Üstelik bunun yatırımların ve verimliliğin artması, mali disiplinin korunması, ücret ve fiyat beklentilerinin çıpalanması, enerji maliyetlerinin kontrol altında tutulması ve dış şokların sınırlanması gibi çok sayıda koşulu var.

Dolayısıyla yeni OVP’nin asıl sınavı yeni hedefler koymak değil, hedefleri değiştirmeden uygulayabilmek olacak. Ancak 2027-29 OVP döneminde biri genel ve diğeri yerel seçim olmak üzere en az iki kritik seçim yapılacak. Bu tür kritik seçimler öncesindeki uygulamaları, politikaların nasıl gevşetildiğini ve programlardan nasıl sapıldığını geçmiş örneklerden hatırlıyoruz. Bu da OVP kararlılıkla uygulanma olasılığını zayıflatıyor.

Öngörülebilirlik

OVP’ler “tutsa da olur, tutmasa da” denilecek makroekonomik büyüklükler listesi olmaktan çıkarılmalıdır.

Bütçeden kamu yatırımlarına, kredi politikasından vergi düzenlemelerine kadar çok sayıda kararın referansıdır. Aynı zamanda özel sektör için bir pusuladır. Pusulanın gösterdiği yön sık sık değişirse, kimse rotasını ona göre çizmez.

Bu nedenle yeni OVP’nin ekonomiye verebileceği en değerli şey yalnızca yüzde 9’luk enflasyon hedefi ya da 2,2 trilyon dolarlık milli gelir hedefi değildir. Öngörülebilirliktir.

Geçmiş programlardan sapmalar yeni programa miras kalan en önemli handikaptır. Bu mirasın aşılması için 2027-2029 OVP’sinin birkaç ay sonra yeniden yazılmaması, hedeflerin siyasi ve ekonomik koşullar değiştiğinde ilk terk edilen maddeler olmaması gerekiyor.

Çünkü bir programa itibar kazandıran, ne kadar iddialı hedefler koyduğu değil, koyduğu hedeflerin arkasında ne kadar süreyle durduğu ve onları ne ölçüde gerçekleştirdiğidir. Yeni OVP’nin kaderini de rakamlar değil, işte bu kararlılık belirleyecek.

İlgili Haberler
Makroekonomi PISA'da dikkat çeken tablo! Türkiye sıralamasını 3 alanda birden yükseltti CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Türkiye'nin ihracat haritası değişiyor! 25 il 1 milyar doları geçti CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Araç alacaklara müjde! Markalar 400 bin TL'ye varan indirimler sunuyor CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Ağustosta en fazla külçe altın kazandırdı Diken Ekonomi · 9 dk önce Makroekonomi Volkswagen sata sata bitiremedi Sözcü Ekonomi · 12 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.