YAYINLAMA 08 Eylül 2026 09:14
GÜNCELLEME 08 Eylül 2026 09:15
OVP'de 2026 yılı için %3,3'e revize edilen büyüme hedefini değerlendiren Seltem İyigün, bu rakamın piyasa beklentilerinden çok uzak olmadığını ve kendi beklentilerinin de %3 civarında olduğunu belirtti. Yılın ilk yarısında %2,5 civarında gerçekleşen büyümeyi hatırlatan İyigün, sıkı finansal koşullar ile kredi kanallarına erişimin sınırlı ve seçici olmasının üretim tarafındaki desteği sınırladığını ifade etti.
Buna rağmen, yılın ilk yarısındaki büyüme verilerinin iç ve dış talebin dengelendiği sağlıklı bir kompozisyona işaret ettiğini vurgulayan İyigün, OVP'nin de sadece kamu yatırımlarıyla değil; özel yatırımlar, verimlilik ve rekabet artışı gibi arz yönlü dinamiklerle büyüyecek bir ekonomik yapı öngördüğünü, bu çerçevede %3 ile %3,5 arasındaki büyüme oranlarının Türkiye ekonomisi için yakalanabilir olduğunu kaydetti.
“Enflasyon tahminleri gerçekçi, faiz indirimleri kademeli olacak”
Enflasyon tarafında yapılan yukarı yönlü revizyonları daha gerçekçi bir adım olarak yorumlayan İyigün, yeni OVP hedeflerinin kendi yıl sonu tahminleri olan %24 seviyesiyle de örtüştüğünü dile getirdi. Gelecek yıl için belirlenen %21'lik enflasyon tahmininin para politikasında hızlı bir gevşeme sinyali olarak görülmemesi gerektiğini belirten ekonomist, bunu tahminlerin piyasa gerçekleriyle uyumlu hale getirilmesi olarak nitelendirdi.
Bir önceki OVP'de daha erken bir dönemde hedeflenen tek haneli enflasyonun yeni programda iki yıl gecikmeli olarak 2029 yılına ötelenmiş olduğunu vurgulayan İyigün, bu patikanın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirimlerini daha kademeli bir şekilde yapacağı beklentisini desteklediğini söyledi. İyigün ayrıca gıda tarafında mevsimsel koşullarla sağlanacak üretim artışının ve arz tarafında planlanan rekabetçilik yatırımlarının fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir destek mekanizması oluşturabileceğini ekledi.
Cari açıkta petrol fiyatları ve jeopolitik risk vurgusu
Önceki programa kıyasla cari dengede bir miktar bozulma öngörüldüğünü ifade eden İyigün, bunun temel sebebinin Brent petrolü varsayımlarındaki yukarı yönlü keskin güncellemeler olduğunu belirtti. Cari açığın milli gelire oranının bu yıl için %2,6'ya revize edildiğini ve sonraki yıllarda kademeli olarak %2'ye ve ardından %1,5'e düşürülmesinin hedeflendiğini aktardı.
Orta Doğu'daki jeopolitik gerginlikler olmasaydı hem enflasyon hem de cari dengede çok daha olumlu bir görünümün mümkün olabileceğine işaret eden İyigün, bu gerginliklerin sona ermesi halinde enerji ve emtia fiyatlarındaki yukarı yönlü baskıların dengeleneceğini ve belirlenen cari açık hedeflerine ulaşılabileceğini değerlendirdi.
2027 yılı ortalama kur beklentisinin ise 50'den 56 seviyesine yükseltildiğini, bunun enflasyonun bir miktar altında bir değer kaybına işaret ettiğini söyleyen İyigün, ihracattaki asıl belirleyici faktörün kur düzeyinden ziyade başta Avrupa Birliği olmak üzere dış talepteki toparlanma olacağını vurguladı.
OVP'nin olumlu ve olumsuz yönleri
Seltem İyigün, yeni programın en çok temkinli yaklaştığı olumsuz yanının, iki yıllık gecikmeyle gelen dezenflasyon patikası olduğunu söyledi. Yaklaşık üç yıldır sürdürülen oldukça sıkı para ve finans politikalarına rağmen; bölgesel gerginlikler, enerji, gıda ve emtia fiyatlarındaki artışlar gibi arz yönlü şokların enflasyonun %30'lar seviyesine gerilemesini yavaşlattığını belirtti.
Buna karşın programın olumlu yönünü de ortaya koyan İyigün; geciken dezenflasyona, yüksek cari açığa ve bütçe açığının milli gelire oranının %3'lerde bütçelenmesine rağmen, Türkiye'nin uzun vadeli ortalama büyümesi olan %5 seviyesine doğru evrilen büyüme iddiasını ve bunu arz yönlü iyileştirmelerle sağlama vizyonunu takdir ettiğini ifade etti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.