9 Eylül 2026, Çarşamba · 01:46 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

TDTB Başkanı Başaran: “Tarımda sınırları aşan model kurmalıyız”

Türk Dünyası Tarım Birliği (TDTB) Başkanı Doğan Başaran, Türkiye’nin tarım ve gıda sektöründe yalnızca üretici ve ihracatçı konumunda kalmaması gerektiğini belirterek, Türk dünyası ülkeleriyle birlikte üçüncü pazarlara a…

YAYINLAMA 08 Eylül 2026 16:54

GÜNCELLEME 08 Eylül 2026 16:58

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

MUHAMMET YİĞİTOĞLU /KONYA

Konya’da 4-5 Eylül 2026 tarihlerinde “Tarımda Hassas Verimlilikten Finansta Ölçeklenebilir Büyümeye” temasıyla düzenlenen TÜFEX Summit 2026 kapsamında gerçekleştirilen panelde konuşan TDTB Başkanı Doğan Başaran, tarım sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başaran, tarımda yalnızca üretim miktarının artırılmasının yeterli olmadığını belirterek, üretimin ölçülmesi, risklerin yönetilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, ölçek oluşturulması ve elde edilen değerin küresel pazarlara taşınması gerektiğini ifade etti.

Geleceğin tarım işletmelerinin verisini yöneten, üretimini ölçen, risklerini bilen, teknoloji kullanan, finansmana erişebilen ve ürününü pazara bağlayabilen yapılara dönüşmesi gerektiğini kaydeden Başaran, çiftçinin de yalnızca kredi kullanan kişi olarak değil, ölçeklenebilir bir tarım işletmesinin yöneticisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Başaran ayrıca tarım finansmanında teminat merkezli yapıdan, veri ve performans merkezli bir modele geçilmesinin önemine dikkat çekti.

“Bizim önümüzde birbirini tamamlayabilecek büyük bir tarım ekonomisi var”

Türkiye’nin güçlü bir üretim kültürüne, geniş ürün çeşitliliğine ve gelişmiş bir tarım-gıda sanayisine sahip olduğunu vurgulayan Başaran, sektörün önündeki temel sorunlardan birinin ise ölçek olduğunu söyledi. Parçalı üretim yapısının makine, depolama, soğuk zincir, enerji, dijital teknoloji ve lojistik yatırımlarında maliyetleri artırdığını belirten Başaran, “Ortak makine parkları, üretici örgütleri, kooperatifler, sözleşmeli üretim, tarıma dayalı ihtisas OSB’leri ve profesyonel tarım işletmeleri yalnızca üretim modelleri değildir. Bunlar aynı zamanda finansmanı kolaylaştıran ölçek modelleridir” ifadelerini kullandı. Tarım finansmanında da dönüşüm gerektiğine dikkat çeken Başaran, teminat merkezli modelden giderek daha fazla veri ve performans merkezli bir yapıya geçilmesi gerektiğini kaydetti.

Tarımın geleceğini yalnızca Türkiye’nin sınırları içerisinde düşünmediğini dile getiren Başaran, Orta Asya ve Kafkasya’nın da bu ekonomik yapının parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Kazakistan’ın geniş tarım alanları ve üretim kapasitesinin, Özbekistan’ın tarımsal üretim ve işleme potansiyelinin, Azerbaycan’ın Hazar bağlantısı ve lojistik konumunun Türkiye’nin teknoloji, sanayi, gıda işleme, finans, markalaşma ve dünya pazarlarına erişim gücüyle bir araya getirilebileceğini belirten Başaran, “Bizim önümüzde yalnızca ülkelerden oluşan bir coğrafya yok. Bizim önümüzde birbirini tamamlayabilecek büyük bir tarım ekonomisi var. Ben buna Türk Dünyası Ortak Tarım Havzası diyorum” dedi. Başaran, hedefin herkesin her ürünü üretmesi değil, hangi ülke hangi üründe avantajlıysa bu avantajın diğer ülkelerin kapasitesiyle birleştirilmesi olduğunu vurguladı.

“Bir ülkenin sermayesi, diğer ülkede tarımsal yatırıma dönüşebilir”

Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında tarımın önemli bir işbirliği alanı olduğunu hatırlatan Başaran, mevcut çalışmaların daha ileri bir noktaya taşınması gerektiğini ifade etti. Türkiye’de milyonlarca çiftçinin üretim yaptığına ve ülkenin güçlü bir tarım-gıda ihracat kapasitesine sahip olduğuna dikkat çeken Başaran, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan gibi ülkelerin de farklı alanlarda önemli üretim potansiyelleri bulunduğunu söyledi. “Bir ülkenin hammaddesi, diğer ülkenin teknolojisiyle işlenebilir. Bir ülkenin üretimi, diğer ülkenin lojistik ağı üzerinden dünyaya çıkabilir. Bir ülkenin sermayesi, diğer ülkede tarımsal yatırıma dönüşebilir” diyen Başaran, bütün bu yapının ortak finansman ve veri altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Zengezur bağlantısının da bu ortak ekonomik yapı açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Başaran, konunun yalnızca bir ulaşım projesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. “Zengezur’u yalnızca bir koridor olarak okumamak gerekiyor. Bence asıl mesele, Güney Kafkasya’nın coğrafi olarak yeniden birbirine bağlanmasıdır” diyen Başaran, Türkiye’nin Iğdır-Dilucu üzerinden Nahçıvan’a, oradan Azerbaycan’ın batı bölgelerine ve devamında Bakü’ye ulaşan daha doğrudan bir bağlantıya sahip olmasının ticaret açısından stratejik avantaj oluşturacağını belirtti. Özellikle tarım ve gıda ürünlerinde lojistiğin kritik olduğunu vurgulayan Başaran, “Tarım ürününde yolun her kilometresi aynı zamanda ürünün raf ömrü, soğuk zincir maliyeti, fire oranı ve pazara ulaşma süresi demektir” ifadelerini kullandı. Karayolu, demiryolu ve havayolunun birlikte değerlendirildiği çok modlu bir ulaşım sisteminin Türk dünyası ile Avrupa arasındaki tarımsal ticareti güçlendirebileceğini kaydetti.

“Sınır ötesi tarım yatırımı”

Başaran, Türkiye’nin Türk dünyası ülkeleriyle ilişkilerinde yalnızca ürün satışı odaklı bir yaklaşımın yeterli olmayacağını belirterek, “Artık sorumuz ‘Türkiye Türk Dünyası’na ne satacak?’ olmamalı. Asıl sorumuz ‘Türk Dünyası’nda birlikte ne üreteceğiz ve bunu dünyaya nasıl satacağız?’ olmalı” dedi. Kazakistan’da üretim yapılabileceğini, Özbekistan’da üretim ve işleme kapasitesinin değerlendirilebileceğini, Azerbaycan’ın lojistik ve bölgesel erişim gücünden yararlanılabileceğini ifade eden Başaran, Türkiye’nin ise teknoloji, makine, finans, gıda sanayisi, markalaşma ve küresel pazarlara erişim konusundaki gücünü ortaya koyabileceğini söyledi. Bu modeli “sınır ötesi tarım yatırımı” olarak tanımlayan Başaran, ülkelerin kendi avantajlarını bir araya getirerek yalnızca birbirlerine değil, üçüncü pazarlara da birlikte ürün satabilecekleri bir yapı kurulması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin bu süreçte en önemli avantajlarından birinin yalnızca sahip olduğu üretim kapasitesi değil, tarım alanında yıllar içerisinde oluşturduğu bilgi ve insan kaynağı olduğunu dile getiren Başaran, “Türkiye’nin Türk Dünyası’na sunabileceği çok daha önemli bir değer var: Tarımda birikmiş bilgi, insan kaynağı ve uygulama tecrübesi” dedi. Trakya’dan Çukurova’ya, İç Anadolu’dan Ege’ye, Güneydoğu Anadolu’dan Doğu Anadolu’ya kadar farklı iklim ve toprak koşullarında üretim yapıldığını hatırlatan Başaran; ziraat mühendisliği, toprak analizi, bitki besleme, bitki koruma, gübreleme, hastalık ve zararlılarla mücadele, verim optimizasyonu, şeker pancarı, pamuk ve tohumculuk alanlarında önemli bir tecrübe biriktiğini söyledi. Bu birikimin Orta Asya ve Kafkasya’daki üretim bölgeleriyle buluşturulması halinde Türkiye’nin bölgesel tarım teknolojisinin ve tarımsal know-how’ın merkezlerinden biri olabileceğini belirten Başaran, “Kazakistan’ın toprağı ve ölçeği, Özbekistan’ın üretim gücü, Azerbaycan’ın stratejik konumu ve Türkiye’nin teknoloji, insan kaynağı ve tarımsal know-how’ı aynı sistem içerisinde buluşabilir. İşte bizim kurmamız gereken ekonomik model budur” diye konuştu.

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Borsa Ege’den 10 milyar dolarlık tarım ihracatı hedefi Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa İnterfresh Eurasa Fuarı, yurt dışı alıcı sayısını yüzde 300 artırdı Ekonomim · 1 saat önce Borsa 2029’da 55 milyar dolar ihracat Dünya Gazetesi · 1 saat önce Makroekonomi ASELSAN’dan Polonya’da yeni ihracat hamlesi Ekonomi Ankara · 3 saat önce Makroekonomi Ağustos'ta ihracat 23,5 milyar dolara ulaştı Ekonomi Ankara · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.