Çevreci bir taşımacılık modu olan demiryolunun tüm dünyada payı artarken, Türkiye’de ise hedeflerin aksine geriliyor. İhracat taşımalarında demiryolunun payı bu yıl yüzde 0,71’e kadar indi. Yeni OVP'de demiryolu altyapı yatırımları öncelik alsa da sektör kapasitenin kullanılabilmesi için lokomotif yatırımına finansman desteği bekliyor.
09 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Aysel YÜCEL
Türkiye, ulaştırma yatırımlarında demiryolunun ağırlığını artırmayı hedeflerken, mevcut taşımacılık verileri gerilemeye işaret ediyor. Demiryolunda altyapı yatırımları hızlanmasına rağmen, özel sektör lokomotif yatırımı yapamadığı için artan kapasite taşımalara yansımıyor. Yeni OVP’de demiryoluna yatırım önceliği tanınması sektörü umutlandırsa da finansman ve bürokrasi engelleri aşılmadan raylarda taşıma hedeflerine ulaşılması zor görünüyor.
Küresel iklim kriziyle birlikte çevreci bir taşımacılık modu olan demiryolunun payı tüm dünyada artarken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da 5 yıl önce demiryolunun toplam yük taşımacılığındaki payını 2029’a kadar yüzde 10’a, 2035’te ise yüzde 20’ye çıkarma hedefi koymuştu. Bu kapsamda demiryolu altyapı yatırımları da ulaştırma yatırımlarından daha fazla pay almaya başladı. Ancak aradan geçen sürede demiryolunun taşımacılıktaki payı yüzde 1’in üzerine çıkamadığı gibi daha da geriledi.
TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin ilk 8 aydaki 161 milyar 539 milyon dolarlık ihracat taşımasının yalnızca 1 milyar 143 milyon dolarlık bölümü demiryoluyla gerçekleştirildi. Böylece demiryolunun ihracat taşımalarındaki payı yüzde 0,71’de kaldı.
Geçen yılın aynı döneminde 156 milyar 264 milyon dolarlık ihracat taşıması içinde demiryolunun payı yüzde 0,73 seviyesindeydi. Demiryoluyla taşınan ihracatın parasal değeri büyük ölçüde aynı kalırken, toplam ihracat içindeki payı geriledi. Karayolunun toplam ihracat taşımalarındaki payı geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 31,46’dan yüzde 32,12’ye yükseldi. Deniz ve hava taşımalarının payları gerilerken, bu dönemde payını artıran ana taşıma modu karayolu oldu.
OVP’de hedefler yükseldi ama yatırıma ikna edemedi
Yeni açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) ise demiryolu açısından önemli hedefler içeriyor. Programda demiryolunun yük taşımacılığındaki payının ve intermodal taşımacılık kapasitesinin artırılması, sanayi bölgeleri, üretim merkezleri, lojistik merkezler, limanlar ve sınır kapılarının demiryolu ağıyla bağlantısının güçlendirilmesi öngörülüyor.
Demiryolu yatırımlarında kaynağın yüzde 49 artırılması planlanırken, iltisak hatlarının geliştirilmesi de öncelikli alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu’nun kapasitesinin artırılması, Bakü-Tiflis-Kars hattı ile Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu ve Zengezur bağlantılarının geliştirilmesi de programda yer alıyor.
İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi ve Hicaz Demiryolu gibi projeler de ulaştırma ve koridor politikaları kapsamında değerlendiriliyor. Raylı sistemlerde uzun vadeli sipariş ve tedarik yaklaşımının yaygınlaştırılması da OVP’nin dikkat çeken başlıkları arasında bulunuyor. Ancak sektör temsilcilerine göre altyapı yatırımlarındaki artış tek başına demiryolu taşımalarının büyümesini sağlamayacak. Çünkü yeni hat ve koridorların kullanılabilmesi için yeterli lokomotif ve vagon kapasitesine de ihtiyaç var.
Artan kapasiteyi taşıyacak lokomotif yok
Konuyla ilgili DÜNYA’nın sorularını yanıtlayan Demiryolu Taşımacılığı Derneği (DTD) yetkilileri, OVP’nin demiryolu için güçlü bir politika iradesi ortaya koyduğunu ancak sektörün bazı temel taleplerinin programda doğrudan karşılık bulmadığını belirtiyor. .
Türkiye’de ana hat lokomotiflerinin önemli bölümünün 30 yaşın üzerinde. Vagon tarafında da yaşlı araçlar, sınırlı çeşitlilik ve intermodal taşımaya uygun ekipman eksikliği bulunuyor. Ancak şirketlerin lokomotif ve vagon yatırımlarını büyütmesi ise finansman sorunları nedeniyle sınırlı kalıyor.
Stratejik öncelik ve eşit rekabet şart
Sektörün OVP sonrasında öne çıkan üç temel beklentisi bulunuyor. Bunların başında demiryolu yük taşımacılığının stratejik sektör kapsamına alınması geliyor. İkinci beklenti, lokomotif ve demiryolu aracı yatırımlarına uzun vadeli ve uygun maliyetli TL finansmanı sağlanması. Üçüncü başlık ise özel sektörün eşit rekabet koşullarında büyümesinin önünün açılması. OVP’de Türk lirası cinsinden yatırım araçlarının teşvik edilmesi, yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansman koşullarının iyileştirilmesi ve sürdürülebilir yatırımların finansmana erişiminin güçlendirilmesine yönelik politikalar yer alıyor. Ancak demiryolu taşımacılığına veya lokomotif yatırımlarına özel bir finansman mekanizması tanımlanmıyor.
Benzer şekilde, OVP’de raylı sistemler sanayi politikaları kapsamında öncelikli alanlar arasında değerlendirilirken, demiryolu yük taşımacılığı veya demiryolu tren işletmeciliği açıkça “stratejik sektör” olarak tanımlanmıyor. Bu nedenle sektör, OVP’deki yatırım hedeflerinin sahada karşılık bulması için altyapı yatırımlarının çekiş gücü, araç filosu, finansman ve rekabet düzenlemeleriyle desteklenmesini istiyor.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.