3 Eylül 2026 tarihinde Ankara Üniversitesi 100. Yıl Salonu'nda gerçekleştirilen ASEAN Günü etkinliğine katılma fırsatı buldum. Güneydoğu Asya ülkelerinin Ankara'daki diplomatik temsilcilerini, akademisyenleri ve farklı kesimlerden davetlileri bir araya getiren bu önemli etkinlik, Türkiye ile Güneydoğu Asya arasındaki ilişkilerin giderek artan önemini bir kez daha ortaya koydu.
Bu yıl ASEAN açısından özellikle anlamlı bir yıldönümüne denk geliyor. Güneydoğu Asya Dostluk ve İşbirliği Antlaşması (Treaty of Amity and Cooperation in Southeast Asia – TAC), 24 Şubat 1976 tarihinde Bali'de imzalanmasının üzerinden 50 yıl geçmiş durumda. ASEAN ise 8 Ağustos 1967'deki kuruluşundan bu yana yaklaşık altmış yıllık önemli bir bölgesel işbirliği tecrübesini temsil ediyor.
Etkinliğin açılış konuşmasında Sayın Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi A. Berris Ekinci'nin de dikkat çektiği üzere, 2026 yılında Dostluk ve İşbirliği Antlaşması'nın 50. yılını idrak ediyoruz. Bu elli yıllık tecrübeye baktığımızda, Güneydoğu Asya'da birbirinden farklı dillere, dinlere, kültürlere ve hükümet sistemlerine sahip ülkelerin, bütün bu farklılıklara rağmen ortak bir gelecek, bölgesel istikrar ve işbirliği anlayışını ön planda tutabildiklerini görüyoruz.
Kanaatimce ASEAN deneyiminin günümüzde taşıdığı değer de tam olarak burada yatmaktadır.
1976 yılında imzalanan TAC'ın temel amacı, Güneydoğu Asya halkları arasında kalıcı barışı, dostluğu ve işbirliğini geliştirmekti. Antlaşmanın temel ilkeleri arasında devletlerin bağımsızlığına, egemenliğine, eşitliğine ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı; içişlerine karışmama; anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi; kuvvet kullanma veya kuvvet kullanma tehdidinden kaçınılması ve taraflar arasında etkin işbirliğinin geliştirilmesi bulunuyor.
Bunlar ilk bakışta uluslararası ilişkilerin bilinen temel ilkeleri olarak görülebilir. Ancak günümüz dünyasının koşulları düşünüldüğünde, bu ilkelerin pratikte sürdürülebilmesinin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.
Uluslararası sistemin giderek daha fazla kutuplaştığı; büyük güç rekabetinin yoğunlaştığı; savaşların, bölgesel krizlerin, ekonomik korumacılığın ve jeopolitik belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. ABD-Çin rekabetinden Ukrayna Savaşı'na, Orta Doğu'daki krizlerden Güney Çin Denizi'ndeki gerilimlere kadar birçok gelişme uluslararası sistemdeki belirsizliği artırıyor.
Tam da böyle bir ortamda ASEAN'ın barış, istikrar, diyalog ve kurumsal işbirliği modeli önemini korumaktadır.
Elbette ASEAN üyesi ülkelerin her konuda aynı görüşü paylaştığını söylemek mümkün değildir. Aksine, bölgedeki ülkelerin siyasi sistemleri, ekonomik gelişmişlik düzeyleri, kültürel yapıları ve dış politika tercihleri arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. ASEAN tecrübesinin dikkat çekici tarafı ise bu farklılıkları ortadan kaldırmaya çalışmadan, ülkelerin ortak çıkarlar etrafında işbirliği yapabilecekleri kurumsal bir zemin oluşturabilmiş olmasıdır.
Başka bir ifadeyle ASEAN modelinin başarısı, üye ülkeleri birbirine benzetmesinde değil; farklılıklarına rağmen birlikte hareket edebilecekleri bir çerçeveyi sürdürebilmesinde aranmalıdır.
Nitekim ASEAN Dışişleri Bakanları, TAC'ın 50. yılı dolayısıyla yayımladıkları açıklamada antlaşmayı bölgesel barış ve istikrarın temel taşlarından biri olarak nitelendirmiş; karşılıklı güvenin güçlendirilmesi, diyaloğun sürdürülmesi ve devletler arasında etkin işbirliğinin geliştirilmesi yönündeki taahhütlerini yinelemişlerdir.
Türkiye açısından bakıldığında da 2026 yılı ASEAN ilişkilerinde önemli bir dönüm noktasına işaret etmektedir.
Türkiye, Güneydoğu Asya Dostluk ve İşbirliği Antlaşması'na 2010 yılında taraf olmuş, 2017 yılında ASEAN ile Sektörel Diyalog Ortaklığı tesis etmişti. Dışişleri Bakanlığımız da o dönemde ASEAN'ı Güneydoğu Asya'da siyasi istikrarın, ekonomik refahın ve toplumsal dayanıklılığın korunmasına katkıda bulunan önemli bir bölgesel entegrasyon mekanizması olarak değerlendirmişti.
Bu kurumsal ilişki Temmuz 2026'da yeni bir aşamaya taşındı. 21 Temmuz'da Manila'da gerçekleştirilen 59. ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda Türkiye ile ASEAN arasında Diyalog Ortaklığı kurulması kararlaştırıldı. Dışişleri Bakanlığımız bu kararı Türkiye-ASEAN ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirmiş ve karşılıklı fayda ile ortak refah temelinde stratejik işbirliğinin daha da ileri taşınacağını belirtmiştir.
Bu gelişme yalnızca diplomatik bir statü değişikliği olarak görülmemelidir. ASEAN coğrafyası; üretim ağlarından dijital ekonomiye, enerji ve gıda güvenliğinden savunma sanayiine, lojistikten deniz ticaretine, turizmden akademik işbirliğine kadar Türkiye açısından önemli fırsatlar sunmaktadır.
Türkiye'nin Yeniden Asya Girişimi bakımından da ASEAN ile ilişkiler özel bir önem taşımaktadır. Türkiye'nin Asya politikasını yalnızca Çin, Hindistan veya Orta Asya üzerinden değil, Güneydoğu Asya'nın giderek artan ekonomik ve stratejik ağırlığını dikkate alan daha kapsamlı bir perspektifle ele almak gerekmektedir. Türkiye'nin yeni Diyalog Ortaklığı statüsü bu açıdan önemli bir kurumsal zemin sunmaktadır.
Bu nedenle Ankara Üniversitesi'nde gerçekleştirilen ASEAN Günü kutlamasını yalnızca diplomatik takvimde yer alan sembolik bir etkinlik olarak değerlendirmemek gerekir. Akademik ilişkilerin, öğrenci değişimlerinin, ticaretin, yatırımların, turizmin ve kültürel diplomasinin geliştirilmesi, Türkiye ile ASEAN ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha kalıcı hâle gelmesine katkı sağlayacaktır.
Dostluk ve İşbirliği Antlaşması'nın 50. yılında ASEAN tecrübesinin verdiği temel mesajın hâlâ güncel olduğu kanaatindeyim:
Farklılıklar, ortak bir gelecek inşa etmeye engel olmak zorunda değildir.
Farklı dinlere, dillere, kültürlere, siyasi yapılara ve tarihsel tecrübelere sahip ülkeler; karşılıklı saygı, diyalog, barışçıl çözüm yolları ve ortak çıkarlar temelinde kalıcı işbirliği mekanizmaları oluşturabilirler.
Kutuplaşmanın ve belirsizliklerin arttığı günümüz uluslararası sisteminde, 50 yıldır işbirliğini, barışı ve bölgesel istikrarı öne çıkaran ASEAN yaklaşımı bu nedenle yalnızca Güneydoğu Asya açısından değil, daha geniş uluslararası toplum açısından da üzerinde düşünülmeye değer bir örnek olmaya devam etmektedir.
Türkiye'nin de ASEAN'ın yeni Diyalog Ortağı olarak bu tecrübenin sunduğu imkânları değerlendirmesi ve Güneydoğu Asya ile ekonomik, siyasi, akademik ve toplumsal ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşıması önümüzdeki dönemin önemli fırsatlarından biri olacaktır.
Kaynaklar:
ASEAN Secretariat, “ASEAN Foreign Ministers' Statement on the Commemoration of the 50th Anniversary of the Signing of the Treaty of Amity and Cooperation in Southeast Asia”, 24 Şubat 2026.
https://asean.org/asean-foreign-ministers-statement-on-the-commemoration-of-the-50th-anniversary-of-the-signing-of-the-treaty-of-amity-and-cooperation-in-southeast-asia/
ASEAN Secretariat, “Treaty of Amity and Cooperation in Southeast Asia, Indonesia, 24 February 1976.”
https://asean.org/treaty-of-amity-and-cooperation-in-southeast-asia-indonesia-24-february-1976/
ASEAN Secretariat, “The Declaration of ASEAN Concord, Bali, Indonesia, 24 February 1976.”
https://asean.org/the-declaration-of-asean-concord-bali-indonesia-24-february-1976/
T.C. Dışişleri Bakanlığı, “ASEAN ile Sektörel Diyalog Ortaklığı Tesis Edilmesi Hk.”, 6 Ağustos 2017.
https://www.mfa.gov.tr/no_-255_-asean-ile-sektorel-diyalog-ortakligi-tesis-edilmesi-hk.tr.mfa
T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Regarding the Establishment of Dialogue Partnership Between Türkiye and the Association of Southeast Asian Nations (ASEAN)”, 21 Temmuz 2026.
https://www.mfa.gov.tr/no_-141_-turkiye-ile-guneydogu-asya-uluslar-birligi-%28asean%29-arasinda-diyalog-ortakligi-kurulmasi-hk.en.mfa
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: ASEANDoç. Dr. Ali Oğuz Diriöz
DAHA FAZLA HABER OKU
Özgür Çelik AfD iktidara gelebilir mi? Almanya artık bu ihtimale hazırlanmalı
Prof. Dr. Rıfat Kamaşak Kıpkırmızı: Bir "Devrim"in kitabı
Prof. Dr. Ekrem Kalan İki çöken imparatorluğun arasında: Beyaz Rusların İstanbul hikâyesi (I)
Prof. Dr. Levent Eraslan PISA 2025 sonuçlarının sosyolojik okuması: Türk eğitim sisteminde yeni eşik
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.