Türkiye, 120 gigavatlık devasa çatı güneş potansiyeline rağmen 27 haftaya varan izin süreçleri nedeniyle çatı tipi enerji dönüşümünü hızlandıramıyor. Elektrik sistemine kazandırılması hedeflenen 35 gigavatlık esnek kaynağın merkezinde yer alan çatı üstü kurulumlar, sanayi ve konutta enerji maliyetlerini düşürürken arz güvenliğini de pekiştiriyor.
10 Eylül 2026 00:00 10 Eylül 2026 00:04 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Türkiye ekonomisinde cari açığın en büyük yapısal bileşeni olan enerji ithalatı faturası, üreticiden konut kullanıcısına kadar her alanda maliyet baskısını artırırken, ülkenin devasa güneş sermayesi çatılarda atıl vaziyette beklemeye devam ediyor. Fotovoltaik teknolojilerin lisanssız elektrik üretimi rejimiyle yakaladığı ivme dikkate değer bir hacim oluştursa da, mevzuat engelleri ve altyapı yetersizlikleri bu öz sermayenin ekonomiye tam kapasiteyle kazandırılmasını geciktiriyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan ‘Türkiye Enerji Politikaları İncelemesi Raporu’ verileri, çatı tipi güneş enerjisinin (GES) yalnızca çevresel bir yatırım değil, aynı zamanda merkezi enerji sisteminin yükünü hafifleten ve kamusal sübvansiyon ihtiyacını azaltan stratejik bir ekonomik kaldıraç olduğunu gösteriyor. Elektrik üretiminin tek bir merkez yerine milyonlarca noktaya dağıtılması, enerji ağının merkezi yapısını çözerek sistemin kırılganlığını azaltıyor. Bu model, kamu bütçesi üzerindeki doğrudan ve dolaylı enerji sübvansiyonu yükünü kademeli olarak hafifletirken, nihai tüketicinin ve sanayicinin kendi elektriğini ikame maliyetlerin çok daha altında üretmesine olanak sağlıyor.
Modelin bir diğer kritik boyutu ise doğrudan arz güvenliği ve felaket yönetimiyle kesişiyor. Deprem ve benzeri büyük ölçekli doğal afetler sonrasında merkezi şebekelerde meydana gelebilecek geniş çaplı kesintilere karşı çatı tipi güneş sistemleri, lokal bazda hayati önem taşıyan bir ‘otonom enerji adacığı’ işlevi görerek elektrik akışının devamlılığını sağlıyor. Türkiye’nin teknik olarak en yüksek çatı tipi güneş enerjisi potansiyeline sahip ilk üç ilinin İzmir, İstanbul ve Ankara olarak öne çıkması, nüfus, sanayi ve finansman yoğunluğunun en yüksek olduğu bu alanlarda dağıtık üretimin ne kadar hayati bir altyapı güvenlik kalkanı olduğunu kanıtlıyor.
Yaklaşık 23 gigavatlık büyüklüğe ulaşıldı
Türkiye, 2019 yılında hayata geçirdiği aylık mahsuplaşmaya dayalı net ölçüm (net metering) mekanizmasıyla konut ve ticari segmentteki tüketicilerin ihtiyaç fazlası ürettikleri elektriği tüketici tarifeleri üzerinden satmasının önünü açtı. Bu düzenleme lisanssız üretim pazarını doğrudan tetikledi. Nitekim fotovoltaik güneş sistemleri, 2025 yılı sonu itibarıyla Türkiye’nin lisanssız elektrik üretim kapasitesinin yüzde 97’sini tek başına üstlenerek yaklaşık 23 gigavatlık bir büyüklüğe ulaştı.
Ancak mevcut potansiyel ile sahadaki fiili durum arasındaki makas kapanmış değil. Çatı tipi GES kurulumlarında başvurudan sistemin devreye alınmasına kadar geçen süre, birden fazla kurumun onay mekanizmaları nedeniyle 27 haftaya kadar uzayabiliyor. Sahada hızlı monte edilebilir olma avantajına sahip bu sistemlerin bürokratik onay süreçlerinde zaman kaybetmesi, yeşil dönüşüm finansmanının geri dönüş sürelerini uzatıyor. 24 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren yasal reformlarla genel rüzgâr ve güneş santrallerinin izin süreçleri 48 aydan 18 aya indirilmiş olsa da, mikro ölçekli çatı yatırımlarında süreç hızı henüz beklenen seviyeye çekilemedi.
Mevzuat ve finansman paketi şart
Sektörün mevcut durumunu ve potansiyelini değerlendiren Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Genel Sekreteri Hakan Erkan, uzaydan alınan görüntülerle yapılan analizlere dikkat çekerek Türkiye’nin 120 gigavatlık çatı GES hedefine rahatlıkla ulaşabileceğini vurguladı. Hakan Erkan, “Çatı güneş santrali için belirlenen 120 gigavatlık potansiyelin değerlendirilmesi için mutlaka altyapı yatırımlarına ihtiyaç duyuluyor. Altyapı yanında mevzuatta düzenlemeler ve finansman olanaklarının olması gerekiyor. Söz konusu düzenlemelerin paket halinde gerçekleştirilmesi de gerekli. Mevcut durumda çatılarda herhangi bir işlem yapılabilmesi için 8 ayla 1 yıl arası izin süreçlerine ihtiyaç var çünkü mevcut durumda kapasite ile ilgili sorunlar bulunuyor. Bu süre ise bu yatırımlar için çok uzun” dedi.
Erkan, özellikle konut segmentinde onay süreçlerinin kökten basitleştirilmesi gerektiğini belirterek, “Meskenler için 25 kilovat altı çatı kurulumlarında, çanak anteni ya da doğal gaz tesisatı kurar gibi sistemin basitleştirilmesi gerekiyor. Sorumluluk yatırımcıda ya da uygulayıcı firmada gibi çözümler olması lazım ki çatılarda belirlenen bu hedeflere ulaşalım. Orta ve büyük ölçekli çatı GES yatırımları için de kapasite sorununun çözülmesi yanında depolama sistemi gibi unsurlarla kendi kendine yeten sistemler kurulması gerekiyor. Bakanlığa öz tüketim amaçlı elektrik üretimi gibi modeller sunduk, bunlara izin verilmesi halinde çatı hedefleri kolaylıkla yakalanabilir. Mevzuatlar düzenlenir, bölgelere uygun standartlar belirlenerse çatı tipi güneş santrallerinin yaygınlaşmaması için bir engel bulunmuyor” diye konuştu.
35 gigavatlık esnek kaynak kazandırılması hedefleniyor
Türkiye’nin 2035 enerji vizyonu doğrultusunda kurgulanan stratejik yol haritası, elektrik şebekesine toplam 35 gigavatlık esnek kaynak kazandırmayı hedefliyor. Bu kapasite paketi, 10 gigavat depolamalı çatı tipi güneş enerjisi, 10 gigavat büyük ölçekli batarya depolama, 5 gigavat şebeke yönetimi ve 10 gigavat talep tarafı yönetiminden oluşuyor. Söz konusu mimarinin sorunsuz çalışabilmesi için akıllı sayaç altyapısının hızla yaygınlaştırılması ve dağıtık enerji altyapısının güçlendirilmesi şart. Yeni inşa edilecek yapılar ile kamu binalarında çatı GES sistemlerinin kademeli olarak zorunlu tutulması da hedeflere ulaşmada kilit rol oynayacak.
En büyük zaman kaybı onay mekanizmalarında
Konut ve işletmelerin çatılarına güneş enerjisi sistemi kurmak isteyen yatırımcılar için bürokratik onay mekanizmaları en büyük zaman kaybını oluşturuyor. Mevcut sistemde tek bir çatı kurulumu için birden fazla kamu kurumunun ve dağıtım şirketinin onay süreçlerinden geçilmesi gerekiyor. Bu durum, yatırımların sahada tamamlanma süresini ortalama altı ile sekiz ay aralığına taşırken, mevzuatta planlanan basitleştirmeler ve 25 kilovat altı sistemler için önerilen beyan usulü modelinin hayata geçirilmesiyle yatırım süreçlerinin günlerle ifade edilecek seviyelere indirilmesi hedefleniyor.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.