Neden Yükseldi ? Tümünü Göster >Trabzonspor’un Salah hamlesi piyasaları salladı >VESTL ve VESBE yapılandırma hamlesiyle tavan oldu >Petrol fiyatlarındaki düşüş risk iştahını destekliyor >Borsa kayıplarını büyük ölçüde geri aldı: Gözler 14 bin direncinde >Borsada Aziz Yıldırım rüzgarı: Fenerbahçe hisseleri uçtu!
Neden Düştü ? Tümünü Göster >Soruşturma haberi Göknur Gıda’yı vurdu: Hisseler devre kesti >LPG operasyonu DITAS'ı vurdu, hisse tabana oturdu >Beyaz et operasyonu Banvit hisselerini etkiledi >FENER’e son dakika golü: Hisseler taban oldu >Gübretaş hisselerinde 'Razi' düşüşü
ARACI KURUM RAPORLARI TCMB için faiz indirimi uyarısı SPK'nın son düzenlemesi ne anlama geliyor? Borsada yeni dönem Borsalarda rallinin arkasındaki gizli tehlike TCMB’den faiz indirimi gelecek mi? ABD istihdamı beklentileri altüst etti Tümünü Göster
HİSSE ÖNERİLERİ Özsermayesini güçlendirirken borsada da yükselen 19 sanayi şirketi Madencilik ve kıymetli maden hisselerinde çifte büyüme! Elektrik sektöründe esas faaliyet kârını artıran 8 şirket Hem temettü ödüyor hem kazandırıyor! Yılbaşından bu yana getiri sağlayan 22 hisse 7 hissede yükseliş yüzde 10'u aştı: 592 milyar TL'lik dev de listede! Tümünü Göster
TEKNİK ANALİZ 23 şirkette 4 kriter birden sağlandı: 7 şirkette net kâr büyümesi yüzde 300’ü aştı Bilanço büyümesine piyasa kaç kat değer biçiyor? BIST 30’dan 4 şirket 10 hissede işlem hareketi arttı, listenin lideri Şekerbank BİST'te 10 hissede 4 gösterge birlikte arttı 5 hissede sekizde sekiz teknik AL: Anadolu Efes listenin ilk sırasında Tümünü Göster
Takip EtE-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.
10 Eylül 2026 - 07:57 borsaningundemi.com
A1 Capital günlük bültenine göre, TCMB için erken faiz indiriminin maliyeti daha yüksek olabilir. Kur ve enflasyon beklentilerinin bozulma riskine karşı Merkez Bankası’nın önceliği, indirim sürecinin güvenilirliğini korumak olmalı.
ECB açısından bugünkü toplantıda temel mesele artık sadece mevcut enflasyon seviyesi değil; enerji kaynaklı fiyat baskısının kalıcı hale gelip gelmeyeceği. Euro Bölgesi’nde enflasyonun yeniden %2 hedefinin belirgin üzerine çıkması ve özellikle enerji fiyatlarındaki yükseliş, ECB’nin hareket alanını daraltıyor. Burada merkez bankasının baktığı nokta petrolün bugünkü seviyesi değil; yüksek enerji maliyetlerinin önümüzdeki aylarda üretici fiyatlarına, tüketici fiyatlarına, ücretlere ve nihayetinde hizmet enflasyonuna ne ölçüde taşınacağı.
Bugünkü ECB toplantısında 25 baz puanlık artışın, mevduat faizini %2,25’ten %2,50’ye çıkarması piyasanın ana senaryosu. “ECB neden faiz artırmak zorunda?” sorusunun cevabı, sadece enflasyonun %3,3’e çıkması değil. ECB’nin asıl sorunu enerji şokunun geçici bir manşet enflasyon artışından kalıcı bir enflasyon rejimine dönüşme ihtimali.
Bence ECB'yi faiz artışına iten 6 neden var. Birincisi, enflasyon yeniden hedefin belirgin biçimde üzerine çıktı. Euro Bölgesi yıllık enflasyonu temmuzdaki %2,9’dan ağustosta %3,3’e yükselirken ECB’nin hedefi %2. Daha önemlisi enerji enflasyonu %10,3’ten %14,3’e çıktı. Yani enerji şoku artık enflasyon rakamının içinde çok net görülüyor.
İkincisi ve bence daha önemlisi petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması. Brent bugün 100 dolar sınırını aşmış durumda. Orta Doğu’daki çatışmanın yeniden şiddetlenmesi petrol ve enerji maliyetlerinin yüksek kalabileceği endişesini artırıyor. ECB açısından mesele bugünkü petrol fiyatından çok, bunun birkaç ay sonra ulaştırma, üretim, gıda, hizmet, ücret zincirine yayılıp yayılmayacağı.
Üçüncüsü, ekonomi faiz artışını tamamen engelleyecek kadar zayıf değil. Ağustos bileşik PMI 52,0 seviyesinde ve ekonomik aktivite genişleme bölgesinde. Üstelik Euro Bölgesi özel sektör ihracat siparişleri dört buçuk yıl sonra ilk kez artmış durumda. Dolayısıyla ECB'nin önünde “faizi artırırsam ekonomi hemen resesyona girer” şeklinde çok güçlü bir veri seti yok. Dördüncüsü, ECB'nin kredibilite problemi var. ECB haziranda zaten enerji kaynaklı enflasyon riskleri nedeniyle 25 baz puan artırarak mevduat faizini %2,25'e çıkardı. O dönemde kendi tahmininde 2026 ortalama enflasyonunu %3,0 olarak öngörüyordu. Şimdi gerçekleşen enflasyon %3,3 ve enerji fiyatları yeniden yükseliyor. Böyle bir ortamda yarın hiçbir şey yapmaması, piyasanın gözünde “ECB %2 hedefinin üzerine çıkılmasına tolerans gösteriyor” şeklinde yorumlanabilir.
Beşincisi, 25 baz puanlık artış artık büyük ölçüde fiyatlanmış durumda. Bu nedenle artırım yapmamak nötr bir karar olmayabilir. Aksine euroda değer kaybı ve kısa vadeli enflasyon beklentilerinde yükseliş yaratma riski taşır. Altıncısı, ECB aslında bugünkü %3,3 enflasyonu değil 2027 enflasyonunu sigortalıyor. Reuters anketinde ekonomistler 2026 enflasyon tahminini %2,9'a yükseltmiş durumda ve enflasyonun %2 hedefe dönüşmesinin ancak 2027 sonlarına doğru gerçekleşmesi bekleniyor.
Ancakk, ECB'nin faiz artırması gerektiği güçlü biçimde savunulabilir ama “zorunda” kelimesini biraz dikkatli kullanmak gerekir. Çünkü ağustos enflasyonundaki bozulmanın büyük bölümü enerjiden geliyor. Enerji hariç enflasyon %2,2, hizmet enflasyonu ise %3,3'ten %3,0'a geriledi. Yani şu anda enerji şokunun geniş tabanlı bir çekirdek enflasyon problemine dönüştüğüne ilişkin kesin kanıt yok. Bu nedenle ECB'nin muhtemel yaklaşımını; “Enerji şokunun kalıcı olup olmadığını bilmiyoruz; fakat %2 hedefinin üzerindeki enflasyon ve 100 dolar petrol karşısında hata yapacaksak, erken gevşeme tarafında değil sıkılık tarafında hata yapalım.” Şeklinde değerlendiririm. Bu yüzden de bugünkü olası 25 bp artışı klasik bir sıkılaştırmadan çok “sigorta faiz artırımı” olarak görmek gerekir düşüncesindeyim.
Gelelim TCMB tarafına.. TCMB açısından bugünkü toplantısında mesele sadece enflasyonun mevcut seviyesi değil; önümüzdeki birkaç ayda enflasyonun hangi patikaya oturacağı ve özellikle enerji, kur ve beklentiler kanalından yeni bir bozulma yaşanıp yaşanmayacağı. Temmuz toplantısında politika faizini %37’de sabit tutan TCMB zaten jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarının yeniden yükseldiğine ve bunun enflasyon üzerindeki etkilerinin yakından izlendiğine dikkat çekmişti.
Dolayısıyla bugün küresel enerji fiyatlarında gördüğümüz yeni yükseliş, TCMB açısından tali değil, doğrudan para politikası denklemine giren bir risk. Ben bu nedenle TCMB’nin yarınki kararını “faiz indirimi için alan var mı?” sorusundan ziyade, “mevcut reel faiz tamponunu azaltmanın zamanı mı?” sorusuyla değerlendiririm.
Çünkü Türkiye açısından petrol fiyatındaki artış yalnızca akaryakıt fiyatını yükseltmiyor. Enerji ithalatçısı olduğumuz için aynı anda enflasyon, cari denge ve döviz talebi üzerinde baskı yaratıyor. Petrol ve doğal gaz maliyetlerindeki artış önce enerji ve ulaştırmaya, ardından üretim ve lojistik maliyetleri üzerinden mal ve hizmet fiyatlarına yayılabiliyor. Kurda eş zamanlı bir hareket yaşanırsa geçişkenlik daha da güçleniyor.
Bu nedenle TCMB’nin ECB’den farklı olarak iki değişkeni aynı anda savunması gerekiyor: dezenflasyon süreci ve TL’ye olan güven. Faizin erken indirilmesi halinde yalnızca iç talep koşulları gevşemiyor; mevduat sahibinin TL’de kalmasını sağlayan reel getiri de azalıyor. Bunun sonucu döviz ve altın talebinin güçlenmesi, kur beklentilerinin bozulması ve TCMB’nin faiz indirerek elde ettiği gevşemenin kur üzerinden yeniden enflasyon olarak geri dönmesi olabilir.
Asıl kritik nokta da burada. Türkiye’de para politikasının başarısı sadece politika faizinin seviyesiyle değil, beklenen enflasyona göre reel faiz, rezerv birikimi, dolarizasyon eğilimi ve kur istikrarıyla birlikte değerlendirilmek zorunda. TCMB faiz indirirken hanehalkı ve şirketler “enflasyon düşmeye devam edecek” diyorsa sorun sınırlı kalır. Ancak faiz indirimi “reel getiri hızla azalıyor, kur daha hızlı yükselebilir” algısı yaratırsa para politikasının aktarım mekanizması tersine çalışmaya başlayabilir.
Üstelik dış dünya da TCMB açısından daha zor hale geliyor. ECB’nin faiz artırmasının beklendiği, BOJ’un sıkılaşmaya yöneldiği ve Fed tarafında dahi faiz artışı tartışmasının yeniden güçlendiği bir ortamdayız. Reuters’ın son anketinde Fed için faiz artışı bekleyen ekonomistlerin sayısı belirgin şekilde yükselmiş durumda. Küresel merkez bankaları yeniden daha şahin bir noktaya giderken TCMB’nin tek başına hızlı gevşemesi Türkiye’nin faiz farkını daraltabilir ve TL varlıkların göreli cazibesini azaltabilir.
Buraya petrolü de eklemek gerekiyor. Brent’in 100 dolar civarına yükseldiği mevcut küresel ortam, Türkiye açısından Avrupa veya ABD’den daha hassas bir durum yaratıyor. Çünkü enerji fiyatındaki artış bizde yalnızca enflasyon şoku değil, aynı zamanda ithalat faturası ve cari denge şoku anlamına geliyor.
Dolayısıyla TCMB açısından faiz indirmemenin maliyeti ile erken indirmenin maliyeti simetrik değil. Faizi bir toplantı daha yüksek tutmanın bedeli kredi koşullarının ve finansmanın bir süre daha sıkı kalmasıdır. Fakat erken indirim sonucunda kur ve enflasyon beklentileri bozulursa bunun maliyeti çok daha yüksek olabilir; TCMB daha sonra yeniden sıkılaşmak veya likidite araçlarıyla verdiği indirimi geri almak zorunda kalabilir. Bu nedenle benim temel yaklaşımım; TCMB’nin şu aşamada önceliği faiz indirimini hızlandırmak değil, indirim döngüsünün güvenilirliğini korumak olmalı. (M. BAKİ ATILAL)
Borsada yatırımcının radarındaki şirketler: Kâr, ihracat ve yeni anlaşmalar
SPK 4 borsa şirketinin bedelsizine onay verdi
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.
ETİKETLER :
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.