11 Eylül 2026, Cuma · 01:25 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Faiz kararı belli oldu: Merkez Bankası neden yüzde 37'de takılı kaldı! Düşüş için ne bekleniyor?

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, yılın altıncı toplantısını tamamladı. Toplantı sonucunda politika faizi yüzde 37 seviyesinde tutulmaya devam etti. Bu kararla Merkez Bankası 8 ayı aşkın süredir…

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, yılın altıncı toplantısını tamamladı. Toplantı sonucunda politika faizi yüzde 37 seviyesinde tutulmaya devam etti. Bu kararla Merkez Bankası 8 ayı aşkın süredir faiz indirimine gitmemiş oldu. Peki, Merkez Bankası faiz indirimine neden gitmiyor? İşte tüm ayrıntılar...

Güncellenme: 10.09.2026 16:33:36

Çağrı Kubilay Avcı Takip Et:

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, yılın altıncı toplantısını tamamladı. Toplantı sonucunda politika faizi yüzde 37 seviyesinde tutulmaya devam etti. Bu kararla Merkez Bankası 8 ayı aşkın süredir faiz indirimine gitmemiş oldu. Peki, Merkez Bankası faiz indirimine neden gitmiyor? İşte tüm ayrıntılar...

102 yıllık tarihiyle Türkiye’nin en güvenilir gazetesi. Tıkla ve favori kaynaklarına ekle

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ocak ayında yüzde 38’den yüzde 37’ye indirdiği politika faizini yaklaşık 8 aydır değiştirmiyor. Enflasyonun yüksek seyretmeye devam etmesi, döviz kuru riski ve yurttaşların enflasyon beklentilerinin yüksek seyretmesi, yeni faiz indirimlerinin önündeki başlıca engeller olarak öne çıkıyor. Yüksek faiz enflasyonu kontrol altında tutmayı amaçlarken, kredi maliyetlerinin artmasıyla yurttaşlar üzerindeki yükü gittikçe büyütüyor.

TCMB, 22 Ocak’ta politika faizini yüzde 38’den yüzde 37’ye indirdi. Ardından mart, nisan, haziran, temmuz ve eylül toplantılarında faiz yüzde 37’de sabit tutuldu. Şubat, mayıs ve ağustos aylarında ise Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı yapılmadı.

Böylece ocak ayındaki indirimin ardından yaklaşık 8 aydır yeni bir faiz indirimine gidilmediği görüldü.

MERKEZ BANKASI NEDEN FAİZ İNDİRMİYOR?

Merkez Bankası’nın önündeki en önemli engel enflasyon olarak ifade ediliyor.

Yıllık enflasyon ocak ayında yüzde 30,65 seviyesindeyken mayısta ise yüzde 32,61’e kadar yükseldi. Temmuz ve ağustosta yeniden gerileme görülmesine rağmen enflasyon yüzde 30’un üzerinde kalmaya devam etti.

Üstelik enerji ve gıda fiyatları dışarıda bırakıldığında hesaplanan çekirdek enflasyon da yaklaşık yüzde 30 seviyesinde kaldı. Hizmet sektöründeki fiyat artışlarının ise daha yüksek seyretmesi, Merkez Bankası’nın faiz indirimi konusunda temkinli davranmasına neden oldu.

TCMB Başkanı Fatih Karahan ağustos ayında yaptığı açıklamada, politika faizinin sabit tutulmasının sebebini Mart ayı başından bu yana yaşanan savaş ve jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümüne etkilerini sınırlamak amacıyla'' olduğunu iddia ederek, yüksek enflasyon için savaşı işaret etti.

ENERJİ FİYATLARI HESAPLARI BOZDU

Batı Asya’da artan gerilimle birlikte petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi, Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler açısından enflasyon riskini büyüttü. TCMB Başkanı Fatih Karahan açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ın ardından enflasyona ilişkin soruları yanıtlarken İran-ABD arasında yaşanan savaşın enflasyona etkisinin bu yıl 7 puana yakın olduğunu hesapladıklarını belirtmişti.

Petrol fiyatlarındaki artış yalnızca akaryakıta değil, taşımacılıktan üretime kadar birçok alanda maliyetleri yükseltiyor. Bu maliyetlerin ürün fiyatlarına yansıması halinde enflasyonun yeniden hızlanması riski ortaya çıkıyor.

Merkez Bankası bu nedenle talep zayıflasa bile faiz indiriminde acele etmiyor. Çünkü erken bir faiz indiriminin dövize yönelişi artırması, TL’de değer kaybını hızlandırması ve ithal ürünlerin maliyetini yükselterek enflasyonu yeniden tetiklemesi riski bulunuyor.

DOLARDAKİ YÜKSELİŞ DE BİR RİSK

Dolar/TL kuru yıl boyunca kademeli olarak yükseldi. Aylık ortalama kur ocak ayında 43,11 TL seviyesindeyken temmuzda 46,95 TL’ye çıktı. Dolar/TL, 10 Eylül 2026 saat 15.45 itibarıyla ise 48,50 seviyesinde seyrediyor.

Kurda yaşanan yükseliş, Merkez Bankası’nın faiz indirimi konusunda temkinli davranmasına neden olan unsurlardan biri. Yüksek enflasyon ortamında hızlı bir faiz indirimi, TL’nin getirisini azaltarak dövize olan talebi artırabilir ve dolar/TL üzerinde yeni bir yükseliş baskısı yaratabilir.

TCMB’nin kurdaki oynaklığı sınırlamak için rezervlerini kullanması da faiz indirimi açısından ek bir risk oluşturuyor. Faiz indiriminin ardından dövize talebin hızlanması halinde Merkez Bankası’nın kuru dengelemek için daha fazla rezerv kullanması gerekebilir. Bu durum, bir yandan rezerv birikimini zorlaştırırken diğer yandan mevcut rezervler üzerindeki baskıyı artırabilir. Bu nedenle TCMB, kur ve rezerv dengesini bozmadan faiz indirebileceği koşulların oluşmasını bekliyor.

Enflasyon beklentileri de Merkez Bankası’nın elini zorlaştırıyor. Temmuz ayında piyasa katılımcılarının 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 24 olurken, şirketlerde bu oran yüzde 33,1, hanehalkında ise yüzde 46,1 seviyesinde gerçekleşti. Beklentilerin yüksek kalması, faiz indiriminin fiyatlama davranışlarını ve döviz talebini yeniden bozabileceği riskini artırıyor.

YÜZDE 37 FAİZİN GERÇEK FATURASI DAHA YÜKSEK

Politika faizinin yüzde 37 olması, şirketlerin bankalardan bu oranla kredi alabildiği anlamına gelmiyor.

Temmuz sonunda TL ticari kredi faizleri yüzde 48’in üzerine çıktı. Tüketici kredilerinde oranlar yüzde 60’ların üzerine kadar yükseldi.

Bu tablo özellikle yatırım yapmak, işletme sermayesi sağlamak ya da borçla büyümek isteyen şirketler için finansmanı pahalı hale getiriyor.

Yüksek kredi maliyetleri yatırımları ve tüketimi sınırlarken, ekonomideki iç talebin de yavaşlamasına neden oluyor.

YATIRIM VE TÜKETİM YAVAŞLIYOR

Yüksek faiz politikasının en belirgin sonuçlarından biri kredi kullanımının yavaşlaması oldu.

Şirketler açısından yeni yatırımın finansmanı zorlaşırken, yurttaşların otomobil, konut ve dayanıklı tüketim ürünleri gibi yüksek tutarlı harcamaları da pahalı kredi nedeniyle baskı altında kalıyor.

TCMB’nin verileri, kart harcamalarında ve otomobil satışlarında gerilemeye işaret ediyor.

Sabit sermaye yatırımlarındaki artışın da sınırlı kalması, yüksek finansman maliyetlerinin reel sektör üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.

YURTTAŞIN DÖVİZE YÖNELMESİ SINIRLANIYOR

Merkez Bankası’nın faiz indirimi konusunda temkinli davranmasının bir diğer nedeni, döviz kuru ve rezervler üzerindeki olası baskı.

Politika faizinin yüksek tutulması, TL mevduatın getirisini destekleyerek yurttaşların dövize yönelmesini sınırlıyor. Faizin erken veya hızlı şekilde düşürülmesi halinde TL’den dövize geçişin hızlanması ve bunun kur üzerinden enflasyonu yeniden yukarı taşıması riskine karşı çekinceler yaratıyor.

TCMB açısından rezervlerin yeniden güçlendirilmesi de önemli. Brüt rezervler mart sonunda yaklaşık 155 milyar dolar seviyesindeyken ağustos ayında 185 milyar dolara yükseldi. TL mevduatın toplam mevduat içindeki payı da yüzde 62 seviyesine çıktı.

Merkez Bankası bu nedenle enflasyonda kalıcı düşüş görülmeden yapılacak bir faiz indiriminin döviz talebini artırmasından, rezerv birikimini tersine çevirmesinden ve kurdaki yükseliş yoluyla fiyat artışlarını yeniden hızlandırmasından çekiniyor. Bu riskler, yüzde 37’lik politika faizinin uzun süredir değiştirilmemesinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

FAİZ İNDİRİMİ NE ZAMAN GELEBİLİR?

Piyasa beklentisi, faiz indirimlerinin tamamen sona erdiği yönünde değil.

Ekonomistler, enerji fiyatlarındaki baskının azalması, enflasyonun kalıcı biçimde gerilemesi ve döviz kurunda yeni bir hareket yaşanmaması halinde yılın son aylarında sınırlı faiz indirimlerinin yeniden gündeme gelebileceğini öngörüyor.

Piyasa anketlerinde yıl sonu politika faizi beklentisi yaklaşık yüzde 35 seviyesinde bulunuyor.

Ancak petrol ve doğalgaz fiyatlarının yüksek kalması, döviz kurundaki artışın hızlanması veya enflasyon beklentilerinin yeniden bozulması halinde yüzde 37’lik faizin daha uzun süre korunması gündeme gelebilir.

Ortaya çıkan tablo, TCMB’nin faiz indiremediğinden çok, yeni bir indirimin yaratabileceği riskleri yüksek gördüğünü gösteriyor. Merkez Bankası açısından asıl soru artık faizin ne zaman düşeceğinden çok, enflasyonun faiz indirimine izin verecek kadar kalıcı biçimde gerileyip gerilemeyeceği.

İlgili Konular: #faiz #Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası #Para politikası kurulu #politika faizi

En

İlgili Haberler
Borsa Uluslararası uyuşturucu sevkiyatını organize ettiği iddia edilen şüpheli yakalandı Finans Gündem (ing) · 58 dk önce Borsa Bakan Gürlek: Uyuşturucu baronu İslam Yakut yakalandı Ekonomim · 1 saat önce Borsa Bakan Gürlek duyurdu: Uyuşturucu baronu İstanbul'da yakalandı Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Dostluğun müziği Kadıköy’de! Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Kürk yasak havası serbest Dünya Gazetesi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.