Benden sunum dinleyenler bilirler. Piyasada faiz indirimi talebinin yükseldiği, asgari ücret için enflasyon telafisinin gerekli görülmediği, kurun suçlandığı zamanlarda bile, iş dünyasının temsilcilerine faiz indiriminin her derde deva olmadığını, asgari ücretin bir suçu olmadığını ve çarenin TL’nin seviyesinde aranmaması gerektiğini söyledim / söylerim.
Beni tanıyanlar, öyle pek heybetli bir cüssem olmadığını da bilirler. Yani popüler olandan farklı fikirlerimi açıklarken, fiziksel kuvvetime değil söylediğimin doğru olduğuna güveniyorum. Bir güvencem de bu sunumların sonrasında sohbet ettiğim iş insanlarının değişen dünyaya dair farkındalıkları. Konuyu faiz-asgari ücret-kur boyutundan çıkartıp iş yapma şeklindeki değişiklik ihtiyacından ya da farklılaşan rekabet şartlarından bahsetmeyen kimseyi tanımıyorum. Aynı noktadayız.
Elbette bütün bu değişiklikleri yapmak için yatırım ortamının iyileşmesi gerekli. Bunun için de akla ilk gelenin faiz oranı olduğunun farkındayım. Lakin tek başına faiz indirimi yeterli mi? Gelin, son gayri safi yurtiçi rakamlarının içindeki makine-teçhizat yatırımları kalemi üzerinden birlikte düşünelim. Bir firmanın yatırım yapması için pek çok farklı sebep olabilir:
1- Ürünlerine olan talep arttığı için firma, arzını artırmak istiyordur
2- Ürün gamını değiştiriyordur
3- Aynı ürün gamını daha verimli (ya da daha az maliyetle) üretecek bir teknolojik kayma vardır
4- Mevcut makinelerinin ömrü dolmuştur, yeniliyordur
5- Vb.
Yatırımın sebebi artan talebi karşılamak için arzı artırmaksa, bunun işaretlerini öncesinde yükselen kapasite kullanım oranlarında (KKO) görmeyi bekleriz. Mantıksal akış: Talep artarken üretici önce kapasite kullanım oranını yükseltir. KKO’da belli bir sınıra geldiğinde ise talebin kalıcı olacağına inanıyorsa, arzı artırmak için yatırım yapar. Oluru var.
Son 44 ayın 24’ünde KKO ya gerilemiş (21 ay) ya da sabit kalmış. Yani Türkiye ekonomisinde talep kaynaklı bir yatırım baskısından söz etmek zor. Nitekim aynı dönemde makine teçhizat yatırımları iki çeyrek dışında hep büyümüş ama büyüme oranları giderek sınırlanmış. Mantık işliyor.
Yine de buyurun mantık işletmenin bir adım ötesine geçelim ve KKO ile makine-teçhizat arasındaki ilişki için TCMB’nin 2017 tarihli çalışması ne diyor diye bakalım. TCMB’nin bulguları bence önemli:
- KKO ve makine-teçhizat yatırımları arasındaki ilişki yüksek
- Ancak örneğin 2017’de bu ilişkide bir kopma var. TCMB, finans piyasalarında gözlenen yüksek oynaklığın ve belirsizliğin yatırım kararlarının ertelenmesine yol açabildiği notunu düşüyor.
- Biraz daha ileri gidip etki-tepki analizi de yapılıyor (Coşar, Şahinöz, 2017). Yatırımlar KKO’ya gelen pozitif şoka yukarı yönlü tepki verirken, belirsizlik şokuna da neredeyse benzer oranda aşağı yönlü tepki veriyor.
TCMB’nin o dönem yaptığı tespit / uyarı anlamlı ve bugün de geçerli (rapordan aktarıyorum): Tedbir ve teşvikler KKO’yu desteklese de belirsizlik azalmadığında makine ve teçhizat yatırımları baskılanmaya devam edebiliyor.
Diğer bir deyişle, tek başına faiz düşüşü, yatırımları desteklemeye yetmiyor. Belirsizliğin azalması da gerekiyor.
Elbette “Yatırım için finansal şartlar uygun mu?” diye sormak gerek. Lakin ondan önce sorulacak soru “Yatırım yapmak için nedenimiz var mı?”. KKO ile birleştirerek baktığımda, yatırım yapmayı gerektirecek acil bir dış talep gelişimi görmüyoruz.
Ürün gamı değişimi, teknolojik dönüşüm de yatırım için çok geçerli gerekçeler. Ama bu saydıklarım, konuyu faiz-kur-asgari ücret ekseninden öteye taşıyan bir vizyon gerektiriyor. Yoksa sadece uygun finansal şartlar var diye yapılan yatırımların, gereksiz kapasite birikimi ile sonuçlanabileceğini kendi tecrübelerimizden biliyoruz.
O halde bu vizyona uygun olarak gelin soruyu da değiştirelim. “Yatırım için finansal şartlar uygun mu?” haklı sorusunun önüne “Yatırım yapmak için nasıl bir nedenimiz var?” sorusunu ekleyelim. Çünkü yatırım yapma nedeniniz, dayanıklılığınızı da etkileyecek. Konu sadece eski iş yapma şekline dönecek bir vizyonsa, bunun karşılık bulması yenidünyada zor. Yok, eğer sizi değişen dünyanın belirsizliklerine karşı koruyacak bir vizyonun yansıması ise bu yatırımlar önemli, zamanlı, şart. Ama dediğim gibi, eldeki çalışmalar bunun için faiz indirimlerinin tek başına yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Benden (yine) söylemesi…
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.