11 Eylül 2026, Cuma · 11:29 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Yasak’tan önceki son çıkış; 'Çözüm'

Yasak’tan önceki son çıkış; “Çözüm”

Bu çabaya kim ne şekilde itiraz edebilir?... Tüm dünya dertli tüm dünya bir çözüm arayışında. Farklı yöntemler ve bakış açıları mevcut ve çok dikkat çekici bulgular söz konusu.

Türkiye önemli bir adım attı. Sosyal ağ sağlayıcılar 15 yaşını doldurmamış çocuklara 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek düzenlemeyle serbestçe hizmet veremeyecek. Platformlar, çocukların kaydolmasını önlemek için yaş doğrulama dahil gerekli önlemleri almakla yükümlü olacak.

Konuyu “yasak doğru mu yanlış mı?” basitliğinde tartışmak istemiyorum. Dijital haklar, sansür ve gözetim üzerine uzun yıllardır çalışan Ahmet Alphan Sabancı ile yaptığım söyleşide, “sorunun göründüğü yer, sorunun kaynağı mı?” sorusunu tartıştık. Sabancı, bir sosyal sorumluluk platformu olan NewsLabTurkey'in kurucu ortağı ve strateji koordinatörü; kendini "eleştirel fütürist, yazar, gazeteci ve aktivist" olarak tanımlıyor. Dijital Medya Araştırmaları Derneği'nin de kurucu üyesi.

Yasağa götüren nedenleri görelim

UNICEF’in 3 Eylül 2026’da yayımladığı Through Children’s Eyes araştırması, 21 ülkede internet kullanan 12-17 yaş grubundaki yaklaşık 20 milyon çocuğun, yalnızca bir yıl içinde teknoloji aracılığıyla gerçekleşen cinsel sömürü veya istismarın en az bir biçimine maruz kaldığını tahmin ediyor.

Vakaların yüzde 1’inden azı resmi makamlara bildirilmiş; çocukların yüzde 40’ından fazlası yaşadığını hiç kimseye anlatmamış. Cinsel istismar ve sömürü yaşayan çocukların intihar düşüncesi ve davranışları gösterme olasılığının dört kat, kendine zarar verme olasılığının yine dört kat yüksek olduğu; anksiyete bildirimlerinin akranlarına göre yaklaşık 11 puan daha fazla olduğu belirtiliyor.

OECD’nin 8 Eylül’de açıkladığı PISA 2025 sonuçlarında 91 ülke ve ekonomide 15 yaşındaki 760 bin öğrenci değerlendirildi. OECD ortalamasında okuma ve matematik performansı, ölçümlerin başladığından bu yana en düşük seviyesine geriledi. 2015-2025 arasında okuma puanı 28, matematik puanı 22 puan düştü; OECD bunu sırasıyla yaklaşık bir buçuk ve bir yıllık öğrenme kaybına eşdeğer görüyor.

Önemli bir gelişmeyi anımsatayım; teknoloji devi Meta firması, hukuki sorumluluğunu kabul etmese de çocuklar için bugüne kadar savunduğu iş modelinin önemli parçalarında ilk kez ciddi geri adım attı. ABD eyaletleriyle varılan anlaşmanın taban değeri en az 12 milyar dolar; TikTok ve YouTube’un da benzer koşullara tabi olması halinde toplam ödeme 17 milyar dolara kadar çıkabiliyor. Meta gençler için günlük iki saatlik sınır, gece yarısı ile sabah 06.00 arasında sosyal akışlara erişimin kapatılması, okul saatleri ve gece bildirimlerinin durdurulması, “beğeni” sayılarının gizlenmesi ve çocuk güvenliğinin 10 yıl boyunca bağımsız bir denetçi tarafından izlenmesi gibi yükümlülükleri kabul etti. Ohh diyebilir miyiz? Maalesef, şeytan detaylarda gizli.

Aileye dijital okuryazarlık

Tehlike küçümsenemez. Elbette koruyacağız! Soru; “Nasıl?” Yasak koyduğumuzda risk ortadan kalkıyor mu? Sabancı’yla konuşmamızın ana fikri bu soru. Panikle alınan karar ile stratejik karar arasındaki farkı görebiliyor muyuz?

OECD’nin verileri Türkiye için üzerinde durmaya değer bir tablo gösteriyor. 15 yaşındaki öğrencilerin yalnızca yüzde 63’ü anne ya da babasının kendisine haftada en az bir kez “Okulda ne yaptın?” diye sorduğunu söylüyor. Okulda yaşadığı sorunları ailesiyle haftada en az bir kez konuşabildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 43. İki çocuktan birinden fazlası, yaşadığı okul sorunlarını ailesiyle haftada bir kez bile konuşmadığını söylüyor.

Yasakta çocuk başka yere kaçıyor

Avustralya bize üzerinde düşünmeye değer bir deney sunuyor. 16 yaş altındaki çocukların Facebook, Instagram, Snapchat, TikTok, X, YouTube ve başka büyük platformlarda hesap sahibi olmasını önlemeye yönelik düzenleme 10 Aralık 2025’te yürürlüğe girdi. Çocukların büyük bir bölümü yasaklı platformlarda farklı yöntemlerle faaliyetlerine devam ediyor. Çok yaratıcı yöntemler buldukları ya da sosyal medyanın farklı noktalarına kaydıkları tespit edilmiş. Şöyle ki; Instagram, TikTok, YouTube bildiğimiz kanallar. Çocuğun geçtiği ise bizim adını dahi duymadığımız küçük platformlar. Denetimden tamamen uzaklar. Bir çeşit “dijital merdiven altı” yaratabiliriz.

Çocukta kimlik doğrulaması yetişkine uzanır mı?

- Çocuğun 15 yaşından küçük olduğunu nasıl anlayacağız?

- Yaş doğrulaması nasıl yapılacak?

- Yaş doğrulaması ile gerçek kimliğin doğrulanması aynı şey mi?

15 yaş altına ilişkin düzenleme yasalaştı ve platformlara yaş doğrulama dahil tedbir alma yükümlülüğü getiriyor. Bunun yanında Adalet Bakanlığı tarafından sosyal medya platformlarına girişte e-Devlet üzerinden kimlik doğrulamasını öngören ayrı bir düzenleme taslağı da hazırlandı. AA’nın aktardığı modele göre kullanıcı, e-Devlet tarafından üretilecek kişiye özel bir anahtarla doğrulanacak; kimlik bilgisinin doğrudan platforma aktarılmaması öngörülüyor. Bu durumda çocuğun yaşını doğrularken yetişkinin de çocuk olmadığını doğrulamak gerekiyor.

Amerikan Electronic Frontier Foundation, Meta’nın 17 milyar dolarlık uzlaşmasını bu nedenle eleştiriyor. EFF’ye göre anlaşma yalnız gençleri değil, yetişkinleri de yaş tahmini ve doğrulama sisteminin içine çekiyor; anonimlik ve mahremiyet açısından yeni riskler doğuruyor.

Sabancı şu soruyu sordu, ben de size sorayım;

- Neden e-Devlet’le Instagram hesabımda yaşımızı onaylayayım?

- Yaşı teyit etmek için mutlaka gerçek kimliği sosyal medya hesabıyla ilişkilendirmek zorunda mıyız?

- Veri nerede tutulacak, kim erişebilecek, veri sızıntısında ne olacak?

Cezalandırırken güçlendirmek

Bir başka paradoks da; çocukları büyük teknoloji şirketlerinden korumak için koyduğumuz kurallar, büyük teknoloji şirketlerinin işine yarayabilir.

Sabancı konunun rekabet tarafına dikkat çekti, “Regülasyon çok pahalı hale gelirse Meta, Google, TikTok gibi şirketler karşılar, küçük bir teknoloji girişimi karşılayabilir mi? Her yeni oyuncudan milyonlarca kullanıcıyı doğrulayacak sistem, yaş tahmini teknolojisi, ebeveyn altyapısı, denetim birimleri ve uyum ekipleri kurması istenirse “çocuk güvenliği standardı” aynı zamanda devasa bir pazara giriş bariyerine dönüşebilir.Teknoloji devlerini sınırlamak isterken rakiplerinin önünü kapatmayı çalışıyor olabiliriz.”

Çocuğu korurken hakkını unutmak

Fransa’da 15 yaş altına genel sosyal medya yasağı getirmeyi hedefleyen hüküm Anayasa Konseyi tarafından sansürlendi. Gerekçe; çocuğun hakları. Sabancı, “Çocuk da vatandaş. Çocuğun da iletişim hakkı var. İfade hakkı var. Bilgiye ulaşma hakkı var… Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin de koruduğu bu hakları “seni koruyorum” diyerek tartışmanın dışına itemeyiz. “Çocuğu yalnız korunacak bir varlık olarak görmek kolay” dedi.

Ağaç mı, orman mı?

Bir çocuk okulda zorbalık görüyorsa… Evinde konuşacak kimse bulamıyorsa… Bedeninden nefret etmeyi öğrenmişse… Kendini değersiz hissediyorsa… Sosyal medya bu duyguları büyütebilir. Algoritma aynı içeriği tekrar tekrar önüne çıkarabilir. Benzer kırılganlıktaki insanları birbirine bağlayabilir. Bu ciddi bir platform sorumluluğu. Ekranı kapatmak yarayı iyileştirir mi?

Sabancı söyleşide oyunlardan örnek verdi; “Bazı ülkeler, kumara benzeyen mekanizmaların çocuklar üzerindeki etkisini gerekçe göstererek oyunun tamamını yasaklamak yerine belirli özelliklerin kapatılmasını istiyor. Sosyal medya için de aynı soruyu sormalıyız:

- Çocuğu platformdan çıkarmak mı yoksa platformu çocuk için farklı tasarlamak mı?

- Reklam hedeflemesini sınırlamak mı, algoritmik öneriyi azaltmak mı?

- Bildirim ekonomisini değiştirmek mi, çocuk hesabını yetişkin hesabından ayırmak mı?

- Ebeveynin kullanabileceği araçları gerçekten erişilebilir hale getirmek mi?”

Türkiye’nin ikinci bir kanun teklifinde çocuklara yönelik platform yükümlülükleri ve algoritmik içerik önerilerinin olumsuz etkilerinin azaltılmasının ayrıca gündeme alınmış olması bu nedenle değerli. Teklif şu anda komisyonda.

Çocukların yeni sokağı

Bizler sokakta büyüdük, çocukları sokaktan çektik, onlar da da dijitalde oynuyor. Arkadaşlarıyla buluşuyor, ödev yapıyor, konuşup gülüyor. Kendini ifade ediyor. Sabancı güzel tarif etti: “Çocukların yeni sokağı internet oldu. Sokağın tehlikeleri var diye çocuğu ömür boyu eve kapatmıyoruz. Çocuğa karşıdan karşıya geçmeyi öğretiyoruz. Nereye gitmeyeceğini anlatıyoruz. Yanında oluyoruz. Dijital dünyada neden farklı davranıyoruz?”

Kendimize de bakmalıyız; çocuk ağladığında susturmak için eline telefonu kim verdi? Yemek yesin diye karşısına tableti kim koydu? Büyüyünce, “…Çok ekrana bakıyorsun, telefonu bırak, sosyal medya seni bozuyor…” diyoruz. Çocuklarımız dijital dünyaya gökten inmedi. Şimdi kapıyı kilitlemek kolaycılık değil mi?...

OECD’ye göre Türkiye’de çocukların yarısından fazlası okulda yaşadığı sorunu ailesiyle haftada bir kez bile konuşmuyor. Çocuklarımızı korumamız gerekiyor. Nasıl koruyacağız; panikle mi, stratejik düşünceyle mi? Dünyadaki örneklere bakınca yasaktan, ailenin aktif olduğu-okur yazarlığı öğrenmiş ebeveynle çözüme evrilmek zorundayız seçeneğine daha yakınım.

İlgili Haberler
Makroekonomi Yeni 50 TL ve 5 TL banknotlar bugün tedavüle girdi CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Kredi kartı limitlerinde yeni dönem mi başlıyor? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Fitch'ten Avrupa'ya uyarı: "Doğalgaz piyasasındaki sıkılık enerji şirketleri için riski artırıyor" CNBC-e · 29 dk önce Makroekonomi Piyasanın enflasyon beklentisi yüzde 29,61’e yükseldi Independent Türkçe · 29 dk önce Makroekonomi İstanbul'da planlı elektrik kesintileri: BEDAŞ saat saat açıkladı CNBC-e · 32 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.