Avrupa Birliği’nin (AB) üretimde yerellik ve düşük karbon kriterlerini öne çıkaran yeni sanayi politikaları, ihracatının yaklaşık yarısını AB ülkelerine gerçekleştiren Eskişehir sanayisinin gündemine girdi.
Eskişehir Sanayi Odasında (ESO), MÜSİAD Eskişehir ve Genç MÜSİAD Eskişehir iş birliğiyle “MADE IN EU: Avrupa’nın Yeni Sanayi Düzeninde Eskişehir Sanayisi Nasıl Konumlanacak?” programı gerçekleştirildi.
Programda Avrupa’nın değişen sanayi politikaları, ticaret ve yatırım imkanları, düşük karbonlu üretim, finansmana erişim ve yeni düzenlemelerin Türk sanayisi üzerindeki olası etkileri ele alındı.
ESO Başkanı Kesikbaş, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Eskişehir’de 1600’ü aşkın üretici firmanın faaliyet gösterdiğini, sanayinin yıllık cirosunun 10 milyar doların üzerine çıktığını ve ihracatın 4,8 milyar dolara ulaştığını bildirdi.
İhracatın neredeyse yarısının AB ülkelerine yapıldığını belirten Kesikbaş, kentteki ihracatçıların yüzde 70’inin en az bir AB ülkesine ürün sattığını söyledi.
SANAYİNİN ŞEHİR EKONOMİSİNDEKİ PAYI YÜZDE 44’E ÇIKTI
Kesikbaş, 1990 yılında Eskişehir ekonomisinin yüzde 28’ini oluşturan sanayinin payının bugün yüzde 44’e yükseldiğini ifade ederek, Türkiye imalat sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 2’sinin kentte gerçekleştirildiğini kaydetti.
Fabrikalarda 100 bini aşkın kişinin istihdam edildiğini belirten Kesikbaş, Eskişehir’de yaklaşık her üç aileden birinin geçiminin sanayiyle bağlantılı olduğunu dile getirdi.
Eskişehir ihracatının yüzde 30’unun orta-yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerinden oluştuğuna işaret eden Kesikbaş, kilogram başına ihracat değerinin 1,95 dolar, kişi başına ihracatın ise 4 bin 900 dolar seviyesinde bulunduğunu söyledi.
Kentin uçak, helikopter, insansız hava aracı, lokomotif, kamyon ve gemi motoru üretebilen önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Kesikbaş, şehirde 24 AR-GE ve tasarım merkezi ile Teknoloji Geliştirme Bölgesinde yaklaşık 150 işletme ve bini aşkın araştırmacının bulunduğunu aktardı.
“Made ın EU bizim için bir duvar da olabilir, yeni bir kapı da”
Avrupa’nın yeni sanayi politikasının Eskişehir açısından kritik önem taşıdığına dikkati çeken Kesikbaş, AB pazarında rekabet koşullarının yalnızca fiyat ve kalite üzerinden şekillenmeyeceğini söyledi.
Kesikbaş, “Avrupa artık bir ürünün fiyatı ve kalitesini değil; nerede, nasıl, hangi enerjiyle ve ne kadar karbon salınarak üretildiğini sorguluyor”dedi.
Yeni yaklaşımın özellikle çelik, alüminyum, çimento, otomotiv, batarya, temiz teknolojiler ve kimya sektörlerindeki rekabet koşullarını değiştireceğini ifade eden Kesikbaş, Eskişehir’in makine, raylı sistemler, havacılık, otomotiv yan sanayi, seramik, cam, madencilik ve beyaz eşya sektörlerinin de dönüşümün dışında kalamayacağını dile getirdi.
Kesikbaş, “Made in EU bizim için bir duvar da olabilir, Avrupa’nın üretim zincirlerine açılan yeni bir kapı da. Sonucu bugünden atacağımız adımlar belirleyecek” ifadelerini kullandı.
Karbon maliyeti rekabet gücünü belirleyecek
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının etki analizine değinen Kesikbaş, sınırda karbon maliyetinin bazı Türk ürünlerinde önemli ilave yükler oluşturabileceğini söyledi.
Kesikbaş’ın paylaştığı verilere göre söz konusu maliyetin ürün fiyatına etkisi çimentoda yüzde 50’ye, alüminyumda yüzde 18’e ve çelikte yüzde 11’e kadar çıkabilecek.
Bu nedenle karbon ayak izinin ölçülmesinin artık yalnızca çevresel bir konu olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kesikbaş, firmaların enerji ve kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji, döngüsel üretim, dijital izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik raporlamasına hazırlanması gerektiğini kaydetti.
ESO’nun Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Dönüşümü ve Model Fabrika çalışmalarıyla 100’ü aşkın firmaya ulaştığını bildiren Kesikbaş, yürütülen projelerde ortalama yüzde 75 verimlilik artışı ve yüzde 35 emisyon azaltımı sağlandığını söyledi.
Kesikbaş ayrıca dijital fabrika ve dönüşüm çalışmalarında kullanılmak üzere yaklaşık 22 milyon liralık yeni fon sağlandığını, AB’den de 400 bin avroya yakın yeni kaynak temin edildiğini açıkladı.
Karataş: sadece tedarikçi değil, ortak üretici olmalıyız
DEİK Başekonomisti Karataş da Euro Bölgesi ekonomisinin potansiyelinin altında büyümeyi sürdürmesine karşın imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi (PMI) ile yeni siparişlerde dipten dönüş sinyalleri görüldüğünü söyledi.
Euro Bölgesi'nde büyümenin yüzde 0,8-0,9 seviyelerinde bulunduğunu aktaran Karataş, enerji maliyetleri ve enflasyonist baskıların Avrupa Merkez Bankasının faiz indirim alanını sınırlandırdığını, yüksek faizlerin de tüketim ve özel sektör yatırımları üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini belirtti.
Almanya’da büyüme modelinin de değiştiğine işaret eden Karataş, otomotiv ve makinenin yanında kamu yatırımları, savunma sanayisi, yeşil enerji ve dijital altyapının giderek daha fazla öne çıktığını ifade etti.
Bu dönüşümün Türk şirketlerine ara malı, makine, elektronik ve savunma sanayisi alanlarında yeni fırsatlar sunabileceğini belirten Karataş, firmaların PMI, fabrika siparişleri ve kapasite kullanım oranlarını sektör bazında yakından izlemesi gerektiğini söyledi.
Karataş, Türkiye açısından hedefin yalnızca Avrupa’ya yakın üretim merkezi olmakla sınırlı tutulmaması gerektiğini vurgulayarak, “Nearshoring yerine co-production. Sadece tedarikçi değil, ortak üretici olmalıyız❞ değerlendirmesinde bulundu.
Türk sanayisinin Alman teknolojisi ile Türkiye’nin üretim kapasitesini birleştiren stratejik ortak üretim modeline yönelmesi gerektiğini belirten Karataş, Almanya’nın savunma, altyapı, enerji ve dijitalleşme yatırımlarına entegrasyonun önem taşıdığını kaydetti.
AB’nin “Made ın EU” planına karşı gümrük birliği vurgusu
Türkiye'nin AB Nezdinde Daimi Temsilcilik Yardımcısı Güçlü ise AB’nin imalat sanayisinin GSYİH içindeki payını yüzde 14,3’ten yüzde 20’ye çıkarmayı hedeflediğini belirterek, “Made in EU” yaklaşımı ile Sanayi Hızlandırma Yasası Taslağı kapsamında gündeme gelen düzenlemelerin Türkiye açısından yakından takip edildiğini söyledi.
AB’nin kamu alımları ve destek programlarında “Birlik menşei” ve “düşük karbon” kriterlerini öne çıkarmayı, 100 milyon avronun üzerindeki yabancı yatırımlara ise ilave yükümlülükler getirmeyi planladığını aktaran Güçlü, bu yaklaşımın Gümrük Birliği ve mevcut tedarik zincirleri açısından risk taşıdığını kaydetti.
Türkiye’nin Avrupa ekonomisiyle yüksek düzeyde entegre olduğunu vurgulayan Güçlü, ülkeye gelen 295 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımın yüzde 70’inin Avrupa kaynaklı olduğunu bildirdi.
Türkiye’deki 1,45 milyon adetlik araç üretiminin yüzde 71’inin AB ortaklı yatırımlar tarafından gerçekleştirildiğini, otomotiv ihracatının da yüzde 71’inin AB’ye yapıldığını aktaran Güçlü, “Bu entegrasyonun zarar görmemesi için ‘Birlik ile eşdeğer menşe’ tanımına Gümrük Birliği ortaklarının tam olarak dahil edilmesi gerektiğini muhataplarımıza aktarıyoruz” dedi.
Güçlü, Türkiye’nin 31 Temmuz 2026’da Kamu İhale Kanunu’nda değişikliğe giderek mütekabiliyet temelinde AB’ye ulusal muamele sağlanmasına yönelik hukuki zemini oluşturduğunu ve karşılıklı pazar açılımına ilişkin teknik istişarelerin başladığını söyledi.
İGE’den ihracatçıya 290 milyar liralık kefalet hedefi
İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) Finans ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Tarım da ihracatçıların finansmana erişiminde teminat sorununu azaltmaya yönelik kefalet sistemine ilişkin bilgi verdi.
İGE üzerinden bugüne kadar 27 bin 975 işlemde toplam 256,9 milyar liralık krediye kefalet sağlandığını aktaran Tarım, 2026 sonu itibarıyla kümülatif kefalet sağlanan ihracat kredisi hacminin 290 milyar liraya çıkarılmasının hedeflendiğini bildirdi.
Tarım, bankalar üzerinden İGE sistemine 489,1 milyar lira tutarında 45 binin üzerinde başvuru yapıldığını ve bunların yüzde 87’sinin kabul edildiğini belirtti.
KOBİ’ler için firma başına öz kaynak paketlerinde 60 milyon liraya, Hazine kaynaklı paketlerde ise 150 milyon liraya kadar kefalet üst limiti bulunduğunu aktaran Tarım, İGE kefaletli yabancı para ve reeskont kredilerinin ihracatçı açısından finansmana erişim ve maliyet avantajı sağladığını ifade etti.
Programda Ticaret Bakanlığı, Türkiye'nin AB Nezdinde Daimi Temsilciliği, DEİK, İGE, DEİK Almanya İş Konseyi/Ford Otosan ve MEXT Teknoloji Merkezi temsilcileri de Avrupa’nın yeni sanayi yapılanmasının Türk üreticileri üzerindeki olası etkileri ile ticaret, yatırım, finansman ve iş birliği imkanlarını değerlendirdi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.