FERZAN ÇAKIRHedefler belli, teknoloji büyük ölçüde hazır, finansman kaynakları var. Buna rağmen yeşil dönüşüm istenen hızda ilerlemiyor. “COP31’e Doğru İş Dünyası İçin Net Konuşalım” Zirvesi’nde farklı sektörlerin verdiği mesaj aynı noktada birleşti: Ne yapılacağını değil, nasıl yapılacağını konuşma zamanı…
EKONOMİ Gazetesi’nin TÜRKONFED iş birliğiyle düzenlediği “COP31’e Doğru İş Dünyası İçin Net Konuşalım”, 9 Eylül’de İstanbul Hilton Bomonti Conference Center’da gerçekleştirildi. NBE TV YouTube kanalında başlayan “Net Konuşalım” programını sahneye taşıyan zirvede, iş dünyasının yeşil dönüşümü hedeflerden uygulamaya nasıl taşıyabileceğine odaklanıldı.
Açılışta TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü zirvenin hedefini “Jargondan aksiyona geçmek” olarak tanımlarken, EKONOMİ Gazetesi Koordinatörü ve Sürdürülebilirlik Editörü Didem Eryar Ünlü, “Yeni hedeflere ihtiyacımız yok. İhtiyacımız olan, verdiğimiz sözleri yatırıma, finansmana, üretime ve iş modellerine dönüştürmek” dedi.
Zirvede iş dünyası için beş somut çıkış yolu öne çıktı:
1- Hedef değil, proje üretin: Sürdürülebilirlik hedefini yatırım planına, bütçeye, sorumlu kişilere ve takvime bağlayın.
2- Veriyi rapora değil, karara dönüştürün: Enerji, emisyon, su, hammadde, atık ve tedarik zinciri risklerini düzenli ölçün. Veriyi yılda bir rapor hazırlarken hatırlamak yerine yönetim, bütçe ve yatırım kararlarının parçası haline getirin.
3- Dönüşmemenin faturasını çıkarın: Yalnızca yeşil yatırımın bugünkü maliyetini hesaplamak yetmiyor. Artan enerji ve karbon maliyeti, eskiyen teknoloji, müşteri ve pazar kaybı, sigorta giderleri ve iklim kaynaklı üretim kesintileri de hesaba katılmalı. Bugün ucuz görünen tercih, yarın en pahalı seçenek olabilir.
4- KOBİ’ye “dönüş” demeyin, birlikte dönüşün: Büyük şirketler tedarikçilerine yeni yükümlülükler getirirken teknoloji, teknik destek ve mümkünse uzun vadeli alım güvencesi de sunmalı. Kamu uygun maliyetli finansman ve garanti mekanizmalarını güçlendirmeli; bankalar teminatın yanında yatırımın yaratacağı tasarrufa ve nakit akışına bakmalı.
5- Riski yatırım bittikten sonra değil, başında yönetin: Su kıtlığı, aşırı sıcaklar, tedarik zinciri kırılganlıkları ve yeni teknolojilerin riskleri fizibilite aşamasında masada olmalı. Sigortacı da yalnızca hasar olduğunda devreye giren değil, yatırımın riskini baştan azaltmaya yardımcı olan bir ortak haline gelmeli.
DÜNYA YANARKEN ŞİRKET STRATEJİSİ NASIL YAPILIR?
EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın yönettiği ilk bölümde, “Dünya yanarken şirket stratejisi nasıl yapılır?” sorusuna yanıt arandı. Ticarette değişen dengelerin yatırım kararlarına etkisi, bankaların geleceğe dönük risk değerlendirmesi ve sigortanın ekonomik dayanıklılıktaki rolü tartışıldı.
GARANTİ BBVA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI SİNEM EDİGE:
Güçlü bilanço beş yıl sonra da güçlü olacak mı?
■ Bugünkü güçlü bilançonuzu beş ya da on yıl sonra koruyabilecek misiniz? Enerji ve karbon maliyetleri artabilir, teknolojiniz eskiyebilir, en büyük alıcınız sizi tedarik zincirinden çıkarabilir. Bu yüzden benzer finansallara sahip şirketlerde dönüşüm planını risk değerlendirmesinde dikkate alıyoruz. Avrupa Merkez Bankası’nın çalışmaları da ev ödevini yapan şirketlerin daha düşük maliyetle finansmana eriştiğini gösteriyor. Sürdürülebilirlikle bağlantılı kredilerde hedeflere ulaşıldığında maliyeti düşürüyor, faiz ve karbon fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma ürünleri sunuyoruz. Çimento ve demir-çelik gibi sektörlere bugünden yarına “Sıfır emisyon yapacaksın” diyemeyiz; geçişi finanse etmeliyiz. İyi bir rapordan çok uygulanabilir dönüşüm planı arıyoruz. Geciktikçe maliyetiniz artıyor, hareket alanınız daralıyor.
TÜSİAD BAŞKAN YARDIMCISI FATİH KEMAL EBİÇLİOĞLU:
Beklentimiz dönüşümün daha hızlı olmasıydı
■ Yeşil dönüşümün daha hızlı ilerlemesini bekliyordum, yavaşlama görüyorum ama yön değişmedi. Avrupa ile ticaretimizi sürdürmek istiyorsak uyum zorunlu. Sanayici aynı anda Çin’in rekabet baskısını, gelişmiş ülkelerin korumacılık önlemlerini, hızlanan teknolojik değişimi ve finansman maliyetlerini gözetmek zorunda. Bu sorunları bir yapıya entegre olmadan tek başımıza çözmek yüksek maliyetli olur. Türkiye üretmeyi bilen, güçlü imalat altyapısına sahip ve Avrupa’nın yakınında bir ülke. Yakın ve güvenilir ülkelerden tedariki öne çıkaran “nearshoring” ve “friendshoring” yaklaşımlarına sarılmalıyız. Avrupa’nın bütün Akdeniz havzasını üretim üssü olarak değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Üretim, istihdam ve iklimle mücadeleyi birlikte düşünerek AB ile ortak hareket etme imkanlarını geliştirmeliyiz. Bu, AB’ye tabi olmak değil, yakınımızdaki potansiyelden yararlanmak demek.
TÜRKİYE SİGORTA BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI AHMET YAŞAR:
Sigortayı gerekli görüyoruz, finansal şoka hazır değiliz
■ Sigorta artık yalnızca bir finansal enstrüman değil, ekonomik dayanıklılığın temel araçlarından biri. 6 Şubat depremlerinde bizim hesaplamalarımıza göre 106 milyar dolarlık ekonomik hasarın yalnızca 6 milyar doları sigorta tarafından karşılandı. Yaklaşık yüzde 5’lik bu oran sigortalılık oranının düşüklüğünden kaynaklandı. Oran daha yüksek olsaydı riski reasüransla dünyaya yayabilir, yeniden yapım kaynaklarının bir bölümünü kalkınmaya ayırabilirdik. Türkiye Sigorta Birliği olarak yaptığımız araştırmada katılımcıların yüzde 81,5’i sigortayı gerekli bir güvence olarak görürken, beklenmedik bir finansal şoku karşılayabileceğini söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 16,3. Sigortacı yatırım tamamlandığında değil, karar aşamasında devreye girmeli. İklim ve doğal afet riskleri baştan değerlendirilmeli. Sigortalanabilirlik finansmana erişimi de etkilediği için konu CEO’ların, CFO’ların ve yönetim kurullarının gündeminde olmalı.
TÜRKONFED YK BAŞKAN YARD. NERGİZ KADOOĞLU ÇİFÇİ:
Dönüşümü talep ediyorsak maliyeti paylaşalım
■ KOBİ’ler ihracat pazarlarında ve tedarik zincirlerinde kalmak için dönüşmek zorunda ama büyük şirketlerle aynı kaynaklara sahip değiller. Finansmana, teknolojiye ve uzman insan kaynağına erişimde zorlanıyorlar. Bu nedenle kamunun uygun maliyetli, uzun vadeli kredi, garanti, hibe ve vergi destekleriyle yatırımları kolaylaştırması gerekiyor. Bankalar da yalnızca mevcut teminata değil, enerji verimliliği gibi yatırımların sağlayacağı tasarrufa ve nakit akışına bakmalı. Büyük şirketler ise tedarikçilerine yeni yükümlülükler getirirken teknoloji, teknik destek ve uzun vadeli alım güvencesi sunmalı. KOBİ’nin hangi yatırımla başlayacağını ve kaynağı nereden bulacağını gösteren uygulanabilir bir yol haritasına ihtiyacı var. Dönüşümü talep ediyorsak maliyetini de paylaşmalıyız.
YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN GERÇEK SINAVI SAHADA
“Yeşil dönüşüm sahada nasıl yapılır?” bölümü, EKONOMİ Gazetesi Koordinatörü ve Sürdürülebilirlik Editörü Didem Eryar Ünlü ile TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü moderatörlüğünde gerçekleşti. İnşaat, tekstil, tarım ve deniz ulaşımındaki uygulamalar üzerinden yeşil dönüşümün sahada karşılaştığı maliyet, teknoloji ve uygulama sorunları ele alındı.
UN GLOBAL COMPACT TÜRKİYE YÖNETİM KURULU ÜYESİ İHSAN ERBİL BAYÇÖL:
KOBİ’ye “Dönüş” değil, “Birlikte dönüşelim” demeliyiz
■ Şirketler dönüşüm kararı verirken üç temel soruya bakıyor: Yapılabilir mi, ekonomik mi, güvenli mi? Bu üç sorunun karşılığı net değilse yatırım kararı da zorlaşıyor. Dönüşmenin maliyetini hesaplıyoruz ancak dönüşmemenin maliyetini ortaya koyamıyoruz. Belirsizlik arttıkça şirketler kısa vadeli düşünüyor. Sanayide sonuç veren uygulamalar arttıkça tereddüt azalıyor ve yatırımlar yaygınlaşıyor. KOBİ’ye “Dönüşmen gerekiyor” demekle “Gel, beraber dönüşelim” demek farklı. İkinci yaklaşım gerçek bir destek, bilgi ve kaynak gerektiriyor. Büyük şirketlerin tedarikçileriyle bu ilişkiyi kurması önemli. Her şeyi bir anda çözmeye çalışmak yerine anlaşılır adımlarla, uygulanabilir hedeflerle ilerlemeliyiz. Başarılı bir örnek başka işletmelerin de karar almasını kolaylaştırıyor. Dönüşümün yayılması için bu örnekleri görünür hale getirmemiz gerekiyor.
İÇTAŞ İNŞAAT GENEL MÜDÜR YARDIMCISI SAMET SEYHAN:
Başlangıçta ucuz olan, işletirken pahalıya gelebilir
■ Yüz yıl hizmet verecek bir altyapıyı geleceğin iklimine göre tasarlamak zorundasınız. Bu nedenle iklim riskini fizibilite aşamasında değerlendiriyoruz. Yatırım nerede yapılacak, hizmet kesilirse ne kadar sürede normale dönecek? Yanıtları drenaj kapasitesinden malzeme seçimine kadar tasarımı etkiliyor. Aşırı sıcaklarda beton döküm saatlerini bile değiştiriyoruz. Yönetim kuruluna sunduğumuz değerlendirmelerde yalnızca ilk yatırım maliyetine değil, işletme, bakım, onarım, sigorta ve olası hizmet kayıplarına da bakıyoruz. Başlangıçta ucuz görünen bir seçenek, kullanım ömrü boyunca daha pahalıya gelebiliyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlantılı otoyoldaki izleme sistemleriyle sorunları erken tespit ediyor, önleyici bakımla daha büyük maliyetlerin önüne geçiyoruz. Tuz Gölü projesinde yeraltı suyu ve hidrojeolojik koşullarla birlikte habitatı ve türleri izliyoruz.
KARACASU TEKSTİL YÖNETİM KURULU BAŞKANI ORHAN BURAK ARİFİOĞLU:
Dönüşümün maliyeti üreticiye yanı sıra kârımızdan vereceğiz
■ Tekstilde dönüşüm için kendi teknolojimizi de geliştirmeliyiz. 2016’da başladığımız Circular Dye boyama projesinde endüstriyel uygulamaya geçtik, sipariş almaya başladık. Sistem, çevresel atığı neredeyse sıfıra indirirken kömür yerine güneş enerjisinden yararlanmamıza da imkan veriyor. Türkiye’de büyük markalarla çalışan üreticiler, izlenebilirlik taleplerini de uzun süredir karşılıyor. Ancak Avrupalı alıcıların çevresel yükümlülükleri ambalajdan toplama ve geri dönüşüme kadar yeni talepler getiriyor. Bunların maliyeti de Türkiye’deki tekstil firmalarına yansıtılırsa muhtemelen kârımızdan vereceğiz.
ALARKO ŞİRKETLER TOPLULUĞU KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DİREKTÖRÜ CANAN EGÜZ COŞKUN:
Sürdürülebilirlik şirketlerin performansına yansıyor
■ Alarko’da farklı sektörlerdeki grup şirketlerinin dönüşümünü ortak hedeflerle yönetiyoruz. Sürdürülebilirliğin performans değerlendirmesindeki ağırlığı, şirkete göre yüzde 10–15 arasında değişiyor. Genel müdürler ve sürdürülebilirlik liderleri komitede yer alıyor; Ortak Etki Günü’nde çalışmalarını topluluk CEO’suna sunuyor. Böylece hedefleri takip ederken şirketlerin birbirinden öğrenmesini de sağlıyoruz. Bu yaklaşım tarımda su tasarrufu, sanayide enerji üretimi olarak karşılık buluyor. Topraksız tarımda konvansiyonel üretime göre yüzde 90’a varan su tasarrufu sağlıyor, jeotermalle desteklenen seralar ve iklime dayanıklı tohumlar üzerinde çalışıyoruz. Eskişehir’deki Alarko Carrier fabrikamız ise güneşten ihtiyacının üzerinde enerji üreterek şebekeye de veriyor. Yeni yatırımlarda da aynı yaklaşımı izliyor, batarya üretimi için Çinli bir ortakla teknoloji transferi üzerinde çalışıyoruz.
İDO GENEL MÜDÜRÜ DR. MURAT ORHAN:
Yakıt yüzde 154 arttı, tasarruf zorunlu oldu
Kullandığımız yakıtın birim fiyatı 1 Ocak-4 Eylül arasında yüzde 154 arttı. Tamamını bilete yansıtamadığımız için operasyonel tasarruflara odaklanıyoruz. Bakım ve onarımla yakıt tüketimini ve emisyonları azaltıyor, iskelelerde tüketimi günlük izleyerek kayıp ve kaçaklara müdahale ediyoruz. Ancak dönüşüm yatırımlarında teknolojinin sınırlarıyla da karşılaşıyoruz. Dört gemimizi elektriğe dönüştürmeyi değerlendirdik, batarya ömrü ve mevcut teknoloji koşulları nedeniyle hayata geçiremedik. Yatırımın işletme şartlarında uygulanabilir olması gerekiyor. Finansmana erişime hazırlanmak için de yeşil liman belgesine yöneldik ve başlangıçta kapsam dışında olduğumuz düzenlemeye dahil olmayı başardık ve belgemizi aldık.
"Sigorta, yatırım bittikten sonra hatırlanacak iş değil"
“Daha dayanıklı bir geleceği nasıl sigortalarız?” başlıklı son bölümde, sigortanın riskleri önleme ve yatırımları mümkün kılma rolü tartışıldı. İklim krizinin yanında yapay zekâ, göç, yaşlanan nüfus ve jeopolitik gelişmelerin şirketlerin risk haritalarına etkisi ele alındı.
AXA TÜRKİYE CEO’SU YAVUZ ÖLKEN:
Riskleri azaltan bir model kurmalıyız
■ İklim krizi, yapay zekâ, göç, yaşlanan nüfus ve jeopolitik gerilimler riskleri değiştiriyor. Dün bildiklerinizin bugün de geçerli olduğunu düşünemezsiniz. Sigortanın görevi dayanıklılığı finanse etmek. Hasar ödemesinin yanında riskleri önceden azaltan bir model kurmalıyız. Önleme yatırımı yapan işletmeyle yapmayanın sigorta koşulları farklılaşmalı. Hasarsız yıllarda oluşan kârın paylaşılmasına yönelik modeller geliştirebiliriz. Şirketlere önerim, sigortasızmış gibi önlem almaları ama sigortasız kalmamaları. Poliçe alınıp kenara konulacak belge değil, değişen risklere, yeni yatırımlara ve teknolojilere göre her yıl güncellenmeli. Finansman kararında sigortayı sona bırakmayın. Yatırımın risklerini başlangıçta konuşmak, önleme ve sigortalanabilirlik açısından daha doğru karar almayı sağlar.
TSB GENEL SEKRETERİ ÖZGÜR OBALI:
Sigortacıdan risk haritası isteyin
■ Sektörün veri birikimini riskleri modellemek ve sigorta korumasını yaygınlaştırmak için kullanmalıyız. Şirketlerle uzun vadeli risk ortaklığı kurmak istiyoruz. Enerji depolama ve temiz enerji yatırımlarında teknolojiyle birlikte riskler de değişiyor. Bu yatırımların sigortalanabilirliğini artırmak için çalışıyoruz. Şirketler sigortacılarından risk haritalandırması ve önleyici tedbirler konusunda destek istemeli. Riskin nerede yoğunlaştığını, hangi önlemlerle azaltılabileceğini ve hangi kısmının devredileceğini birlikte değerlendirebiliriz. Bu ilişkiyi poliçe yenileme gününe sıkıştırmamalıyız. COP31’e paralel dört günlük bir “Sigorta Evi” girişimi planlıyoruz. İklim risklerini ve yatırımların sigortalanabilirliğini ele almak, sektörün deneyimini işletmelerin ihtiyaçlarıyla buluşturmak istiyoruz.
Yeşil finansmanın kapısını proje ve veri açıyor
“Yeşil finansmanın kapısı nasıl açılır?” bölümünde ise bankaların yatırım değerlendirmeleri, şirketlerin veri hazırlığı ve KOBİ’lerin teminat sorunu ele alındı.
TSKB GENEL MÜDÜR YARDIMCISI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK LİDERİ MERAL MURATHAN:
Yeşil finansman için bankalarda teknik uzmanlık güçlenmeli
■ Bir yatırımın finansmana uygunluğunu değerlendirirken şirketin bilançosu kadar kullanacağı teknolojiyi de anlamak gerekiyor. Mühendislerimiz ekipman seçimini inceliyor, eski veya uygun olmayan teknolojiler için alternatifler öneriyor. Yatırımın sağlayacağı tasarrufla birlikte çevresel ve sosyal etkilerine, biyoçeşitlilik üzerindeki sonuçlarına da bakıyoruz. Ticari bankalarda mühendislik kadrolarının gelişmesi, projelerle finansmanın buluşmasını kolaylaştırır. KOBİ’lere ulaşmak için de finansal kuruluşlar üzerinden çalışıyoruz. Dünya Bankası kaynaklı, öz tüketim amaçlı güneş yatırımlarını destekleyen finansman buna bir örnek. Garanti mekanizmaları ise finansal kuruluşların kaynak sağlamasını mümkün kılıyor. Bu kaynakları yatırıma dönüştürmek için ülkenin öncelikleri ve politika çerçevesi de açık olmalı. Ülke platformları, bu önceliklere uygun projelerin hazırlanmasına ve yatırımcıyla buluşmasına katkı sağlayabilir.
GARANTİ BBVA SÜRDÜRÜLEBİLİR FİNANSMAN YÖNETİCİSİ GÜNEŞ GÖZEN:
Finansmanın anahtarı enerji, su ve tedarik zinciri
■ Şirketlerin zorlandığı alanlardan biri mevcut durumunu düzenli ve doğrulanabilir veriyle ortaya koymak. Düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir veri üretmeleri gerekiyor. Finansmana hazırlanırken üç alana bakmalarını öneriyoruz: Enerji tüketimi ve emisyonlar; su, hammadde ve atıklar; tedarik zincirindeki kritik girdiler ve kırılganlıklar. Enerji ve su tüketimini bilmek kaynakları daha iyi yönetmenizi sağlıyor. Tedarik zincirinde ise bir tedarikçiye olan bağlılığınızı, alternatifinizi, onun karbon performansının rekabet gücünüze olan etkisini bilmeniz gerekiyor. Sürdürülebilir finansmanı uzun vadeli müşteri ilişkisi içinde ele alıyoruz.
YAPI KREDİ KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK LİDERİ ARDA ÖZTAŞKIN:
Yüksek emisyonlu müşteriyi dışlamak çözüm değil
■ Yeşil deyince hâlâ çiçek, böcek algısı oluşabiliyor. Yönetim kurulunda “Şimdi sırası değil” cevabını alabiliyorsunuz. Yatırımın bilançoya etkisini, getirisini ve rekabet gücüne katkısını anlatmalıyız. Yüksek emisyonlu müşteriyi portföyden çıkardığınızda sizin emisyonunuz düşebilir ama o şirket üretmeye devam ediyor. Asıl mesele dönüşümünü finanse etmek. Yalnızca hedef açıklamak kaynağın gelmesini sağlamıyor. Projelerin hazırlanması ve yatırımcıya sunulabilecek hale getirilmesi için kapasite oluşturmalıyız. Bir başka engel kur riski: Dövizle kaynak buluyoruz ama yatırım yapacak şirket TL kazanıyor. Gelirle borç arasındaki uyumsuzluğu çözmeliyiz. Asıl ölçek fırsatı KOBİ’lerde. Bankalar için iş hacmi, şirketler için teknoloji yatırımı, istihdam ve enerji güvenliği söz konusu. Bu konu ekonomik rekabet konusu.
KKB SATIŞ, OPERASYON VE ÜRÜN GELİŞTİRME GENEL MÜDÜR YARDIMCISI ERŞAN RASİM HOŞRİK:
Veri hazırlayan KOBİ finansmanda karşılığını almalı
■ KOBİ’den veri hazırlamasını istiyorsak bunun karşılığında elde edeceği faydayı da göstermeliyiz. Ziraat Bankası-KGFKKB iş birliğinde C ve üzeri skor alan, bankanın diğer kriterlerini de karşılayan şirketlere işletme ve yatırım kredisi imkanı sunuluyor. Başlıca avantaj, KGF kefaletiyle teminat sorununu aşmak. Şimdi düşük skorlu şirketlerin notunu yükseltecek yatırımları desteklemek için çalışıyoruz. Finansman imkanı sunarken veri hazırlamanın yükünü de azaltmalıyız.
Emisyon düştü, peki şirket gerçekten dönüştü mü?
Dönüşümde raporlamanın rolü de zirvenin gündemindeydi. “Raporlama: Bürokrasi mi rekabet aracı mı?” bölümünde, raporların bütçe ve yatırım kararlarıyla bağı, emisyon düşüşünün arkasındaki nedenler, verinin sorumluluğu ve açıklanan hedeflerin takibi ele alındı.
ESCARUS GENEL MÜDÜRÜ DR. KUBİLAY KAVAK:
İşinin geleceğini düşünen, zorunluluk gelmeden harekete geçiyor
■ Bir şirketin sürdürülebilirliği benimsediğini anlamak için bu işe kaynak ayırıp ayırmadığına bakıyorum. Arkasında iş ve bütçe yoksa 200 sayfalık rapor bir şey söylemiyor. Sürdürülebilirliği sosyal yardımla karıştıran yaklaşım da sürüyor. KOBİ’leri ise kısaltmalarla bunaltıyoruz. “Karbonunu hesapladın mı?” diye başlamak yerine ellerindeki atık, çalışan ve diğer kayıtlardan ilerleyebiliriz. Veri sorunu büyük kuruluşlarda da var. Bir finans kuruluşunun şubesinden 12 aylık elektrik tüketimini kilovatsaat olarak bir ay boyunca alamadık. Ödenen tutar biliniyor ama tüketim izlenmiyor. Buna karşılık, yükümlülüğü olmadığı halde Afrika’dan aldığı hammaddeler için ormansızlaşmaya ilişkin sertifikasyon hazırlığı yapan şirket de var. İşinin geleceğini düşünen, zorunluluk gelmeden harekete geçiyor.
ERTA KURUCUSU VE YÖNETİM KURULU BAŞKANI PROF. DR. GÜLER ARAS:
Yönetimin kararını değiştirmeyen rapor, maliyet olarak kalır
■ Rapor yönetim kurulunun kararlarına girdi sağlamıyorsa maliyet olarak kalır. Risklerin yönetimi, fırsatların değerlendirilmesi ve yatırımların yönü raporlama sürecinde tartışılmalı. Rekabet avantajı bilgiyi toplamakla değil, o bilgiyle işi geliştirmekle oluşuyor. Hedef açıklamak hesap verme sorumluluğu da getiriyor. Emisyon azaltımı, eğitim veya teknoloji yatırımı taahhüdünün ne kadarını gerçekleştirdiğinizi sonraki raporda göstermelisiniz. KOBİ’ler için daha sade bir yapı gerekli. Kapsamlı rapor hazırlamasalar da bankanın ve büyük alıcının istediği bilgiyi sunabilecek kayıt düzenleri olmalı. Proje hazırlama kapasitemiz de eksik. Finansman imkanı açıldığında projeye o gün başlayamazsınız; veri ve ön çalışma hazır olmalı. Kaynak kadar o kaynaktan yararlanabilecek proje üretme kültürünü de geliştirmeliyiz.
FORVIS MAZARS CEO’SU VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ELÇİSİ DR. İZEL LEVİ COŞKUN
İklim hedefi bütün şirketin sorumluluğu olmalı
■ İklim taahhüdünün strateji, ölçülebilir hedefler ve bütçeyle bağlantısına bakıyorum. Ayrılan para kadar zaman ve emek de önemli. Hedefe ulaşmak için kim çalışacak, hangi kaynak kullanılacak? Gerçek bir yol haritasında engellerle karşılaşabilirsiniz ancak bunları şeffafça açıklamalısınız. İmaj için hedef verip sonradan uzaklaşmakla, çalışırken yaşanan güçlükleri anlatmak aynı şey değil. Sürdürülebilirlik ayrı bir ekibin üzerinde kalamaz. Üst yönetim, insan kaynakları, risk, uyum ve satın alma birlikte karar almalı, hedefler çalışanların performans değerlendirmelerine yansımalı. Bir birimden sonuç beklerken diğer birimlerin kararları başka yönde ilerlememeli. Verilen sözlerin bütçeye ve yapılan işlere yansıyıp yansımadığını denetleyebilmeliyiz.
EY TÜRKİYE ŞİRKET ORTAĞI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK HİZMETLERİ LİDERİ ECE SEVİN:
Su riskini yazıyorsunuz, finansal planda etkisi nerede?
■ Emisyon düşüşünün nedenini sorgulamalıyız. Verimlilik mi sağlandı, üretim mi azaldı, iş dışarıya mı yaptırıldı? Raporda su kıtlığı riskini anlatıyorsanız maliyetlere ve yatırımlara etkisini de göstermelisiniz. Finansal planda karşılığı yoksa arada kopukluk vardır. Verinin sorumlusu ve kontrol süreci de belli olmalı, bu düzen kurulmadan yazılım almak sorunu çözmez. Yöneticilere üç önerim var: Sorumluluğu tek kişiye bırakmayın; bütçe ve üretim kararları başka birimlerdeyken sonucu yalnızca sürdürülebilirlik yöneticisinden beklemeyin. Veriyi yıl sonunda değil, aylık veya üç aylık izleyin. Yeni tesis ve makine yatırımlarını su riski, düşük karbonlu ürün talebi ve şirket hedefleriyle birlikte değerlendirin.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.