YAYIN TARİHİ, 15 Eylül 2026 10:43
Fed kararına saatler kala altın piyasasında ezberler bozuluyor. Geleneksel kuralların aksine merkez bankalarının devasa alımları, faiz artışı beklentilerine rağmen sarı metalin güçlü duruşunu korumasını sağlıyor. İşte piyasadaki yeni dönemin şaşırtıcı detayları...
Piyasalar, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gerçekleştirmesi beklenen ilk faiz artırımına kilitlenmiş durumda. Ons altın 4.288 dolar, gümüş ise 63,06 dolar seviyelerinde, günlük bazda yaklaşık yüzde1 ila yüzde1,6 oranında bir geri çekilme yaşasa da, bu tablo geleneksel finans teorilerinin öngördüğü büyük çöküşten oldukça uzak bir görünüm sergiliyor.
16 Eylül'de gerçekleşmesi beklenen ve Fed fonları vadeli işlemlerine göre yüzde83-85 ihtimalle fiyatlanan bu faiz artırımı, "şahin bir bekleme" politikasından ziyade gerçek bir sıkılaştırma hamlesi anlamına geliyor.
Faizlerin yükseldiği bir ortamda altın getiri sağlamadığı için yatırımcının tahvillere yönelmesi ve altının sert düşüşler yaşayıp o seviyelerde kalması gerekirdi. Ancak piyasa bu teoriyi uzun süredir tanımıyor. Altın, Ocak ayındaki 5.600 doların üzerindeki tarihi rekorunun ardından bahar aylarında bir düzeltme yaşasa da, yılın ikinci yarısında 4.000 dolar sınırından güçlü bir şekilde yeniden tırmanışa geçti.
Altın neden reel getirilere tepki vermeyi bıraktı?
JPMorgan analistlerinin de belgelendiği üzere, 2022'den bu yana reel faizler ile altın arasındaki klasik negatif korelasyon büyük ölçüde kırıldı. 10 yıllık Hazine enflasyon korumalı tahvillerinin (TIPS) reel getirilerinin pozitif kaldığı dönemlerde bile altının yeni zirveler test etmesi, piyasadaki marjinal fiyat belirleyicisinin kökten değiştiğini gösteriyor.
Bu değişimin arkasındaki temel dinamikler nedir?
2008 sonrasındaki dönemde fiyatları Batılı ETF yatırımcıları ve kısa vadeli reel getiri peşindekiler belirlerken; merkez bankaları oyuna dahil oldu. Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankaları; 2022, 2023 ve 2024 yıllarının her birinde 1.000 tonun üzerinde, 2025 yılında ise 863 ton altın satın aldı. On yıllık rezerv stratejisi izleyen bu aktörler, ufak çaplı bir FOMC faiz artırımı nedeniyle pozisyon tasfiye etmiyor.
Merkez bankalarına ek olarak, resmi sektör alımları da hız kesmiyor. Örneğin, Polonya ve Çin (özellikle 2026'nın ikinci çeyreğinde gerçekleştirdiği 33 tonluk alımla) rezervlerini güçlendirmeye devam ediyor. Bu durum, fiyatları kısa vadeli faiz beklentilerinden bağımsız kılan ikinci bir talep katmanı oluşturuyor.
Büyük bankalarda fiyat tahminleri
Piyasadaki bu yapısal dönüşüm, küresel finans kuruluşlarının yıl sonu ve gelecek döneme ilişkin hedeflerinde de net bir şekilde görülüyor. Fed'in faiz artırım ihtimallerinin güçlenmesine rağmen büyük bankalar hedeflerini aşağı yönlü revize etmedi:
Goldman Sachs: 2026 yıl sonu için 4.900 dolar hedef öngörüyor.
JPMorgan: 4. çeyrek için 4.500 dolar seviyesini işaret ediyor.
Bank of America: 2026 ortalama hedefini 4.360 dolar olarak koruyor.
HSBC: Ortalama beklentisini 4.560 dolar seviyesinde tutuyor.
Uzmanların değerlendirmelerine göre 16 Eylül'deki Fed kararı kısa vadede piyasalarda dalgalanma yaratarak anlık geri çekilmelere yol açabilir; ancak son üç yılın kanıtları, faiz artışlarının altının uzun vadeli yükseliş tezini artık bozamayacağını kanıtlıyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.