16 Eylül 2026, Çarşamba · 18:40 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

İlişkiler koptu, uçuşlar neden sürüyor? Cezayir-BAE krizinin ikinci perdesi

Cezayir 10 Eylül’de Birleşik Arap Emirlikleri’yle diplomatik ilişkilerini kesti. Emirlik Büyükelçisi’ne ülkeyi terk etmesi için 48 saat verildi. Birkaç saat sonra ikinci karar geldi. 11 Eylül’den itibaren BAE tescilli si…

Fakat kararda dikkat çekici bir istisna var.

Abu Dabi’den Cezayir’in Houari Boumediene Havalimanı’na gelen ticari yolcu uçakları yıl sonuna kadar inmeye devam edebilecek. Diplomatik ilişkiler bitmiş durumda. Hava sahası kapalı. Buna rağmen Emirlik uçağı hâlâ Cezayir’e yolcu taşıyabiliyor.

İlk bakışta tuhaf görünüyor. Biraz yakından baktığımızda ise Cezayir’in BAE ile yaşadığı kopuşu nasıl yönetmek istediğine dair önemli bir ipucu veriyor.

Cezayir’in aldığı karar bir gecede bütün bağları söküp atma girişiminden çok siyasi ve güvenlik alanındaki maliyeti yükseltirken ekonomik ve toplumsal bağlantıları kontrollü biçimde ayıran bir sürece benziyor.

Bu nedenle konu artık "Cezayir BAE ile neden ilişkilerini kesti?" sorusuyla sınırlı kalmıyor.

Daha zor olan şu: Cezayir, Abu Dabi’yle bağlarını ne kadar ileri götürecek ve bu kopuş, Kuzey Afrika ile Sahel’deki güç mücadelesini nasıl değiştirecek?


Kapı kapandı ama kilit hemen çevrilmedi

Hava sahası kararındaki istisna tesadüf değil. Cezayir yönetimi iki ülke arasındaki 2013 tarihli hava hizmetleri anlaşmasını feshetme sürecini daha 7 Şubat’ta başlatmıştı. Eylüldeki kopuş bu nedenle havacılık alanında sıfırdan başlamadı.

Ancak iki ayrı takvimi birbirinden ayırmak gerekiyor. Devletlerarası hava hizmetleri anlaşmasının feshi kendi hukuki sürecini izlerken bugün devam eden ticari seferlere tanınan istisna, Cezayir Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre mevcut sözleşmenin 2026 sonunda sona ermesine kadar geçerli.

Bakın, buradaki detay oldukça önemli. Çünkü 10 Eylül kararı dışarıdan bakıldığında ani bir diplomatik patlama gibi görünse de son aylardaki adımlar birikimli ve giderek sertleşen bir gerilime işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun 27 Temmuz’daki televizyon söyleşisinde Abu Dabi’yi isim vermeden çok sert biçimde hedef almıştı. Daha önemlisi, Cezayir’in BAE ile diplomatik ilişkileri kesmekten daha önce özellikle kaçındığını ve Arap dünyasındaki bölünmeleri büyütmek istemediğini söylemişti.

Aradan yaklaşık 6 hafta geçti ve Cezayir tam da kaçındığını söylediği adımı attı. Dolayısıyla 27 Temmuz ile 10 Eylül arasında neyin değiştiği, krizin bundan sonraki yönünü anlamak açısından önemli.

Cezayir Dışişleri Bakanlığı ilişkileri keserken tek bir olay da göstermedi. Uzun süredir devam ettiği belirtilen "provokatif veya düşmanca" davranışlardan ve Abu Dabi’ye yapılan uyarılardan söz etti.

BAE’nin cevabı ise başka bir tondaydı. Abu Dabi kararın geçici olmasını umduğunu açıkladı ve özellikle iki halk arasındaki bağların korunmasına vurgu yaptı.

Yolcu uçuşlarının yıl sonuna kadar sürmesi tam bu aralıkta anlam kazanıyor. Cezayir siyasi tepkiyi sertleştirirken vatandaşların hareketliliğini ve mevcut sözleşmeleri bir gecede durdurmuyor. Bunun fiilî sonucu diplomatik tepkinin maliyetinin doğrudan yolculara yüklenmemesi oluyor.

Üstelik mesele havacılıkla sınırlı kalmıyor.

Emirlik merkezli DP World’ün Cezayir limanlarındaki uzun vadeli sözleşmeleri gibi ekonomik bağlantılar diplomatik ilişkiler kesildiği anda ortadan kalkmıyor. Şirketin Cezayir Limanı’ndaki imtiyazının 2039’a kadar uzanan bir takvimi bulunuyor. Bu nedenle krizin gerçek sınırı büyükelçilik kapılarından ziyade mevcut ticari sözleşmelerin akıbetinde görülebilir.


Sahel artık uzak bir coğrafya sayılmıyor

İlişkilerdeki gerilimi anlamak için haritaya önce Cezayir’den bakmamız gerekiyor.

Cezayir açısından Mali, Nijer ve Libya uzak dış politika dosyaları sayılmaz. Silahlı grupların hareketliliği, sınır geçişleri, kaçakçılık ağları ve dış aktörlerin askerî varlığı Cezayir’in güney ve doğu sınırlarının güvenliğiyle doğrudan bağlantılı.

Bunun en çarpıcı örneği henüz birkaç hafta önce Nijer’de görüldü. Ağustos sonunda Niamey’de yaşanan askerî kalkışmanın ardından Cezayir, Nijer yönetiminin talebi üzerine 4 Su-30 savaş uçağını ve 1 havada yakıt ikmal uçağını bölgeye gönderdi.

Bu adım Cezayir’in Sahel’i dışarıdan izlediği bir güvenlik kuşağından ziyade gerektiğinde doğrudan güç projekte edebileceği stratejik çevresinin parçası olarak gördüğünü ortaya koydu.

Zamanlama da burada ayrıca dikkat çekici. Nijer’deki gelişmelerin ardından diplomatik kopuşun gelmesi Sahel dosyasının 10 Eylül kararını hızlandırıp hızlandırmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Ancak Abu Dabi’yi Niamey’deki kalkışmaya doğrudan bağlayan kamuya açık ve doğrulanmış bir kanıt şu ana kadar ortaya konmuş değil.

BAE ise son yıllarda Afrika’daki diplomatik ve ekonomik varlığını genişletiyor. Ağustos ayında Emirliklerin Afrika’dan sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Şahbut bin Nahyan’ın Afrika Birliği’nin Mali ve Sahel Yüksek Temsilcisi’yle Abu Dabi’de görüşmesi bu ilginin güncel örneklerinden biri. Görüşmenin gündeminde Sahel’de güvenlik, istikrar ve sürdürülebilir kalkınma vardı.

Abu Dabi bu faaliyetlerini Afrika devletleriyle kurulan ortaklıklar ve bölgesel istikrar arayışı üzerinden açıklıyor.

Cezayir’den bakıldığında ise aynı hareketlilik daha farklı bir anlam kazanıyor. Sorun Abu Dabi’nin Afrika’daki varlığından çok, Cezayir’in doğrudan güvenlik alanı olarak gördüğü coğrafyalarda hangi aktörlerle ve hangi siyasi tercihler üzerinden etkili olduğu.

Libya bunun en açık örneklerinden biri. Cezayir uzun süredir ülkenin bütünlüğünü ve siyasi çözümü öne çıkaran bir çizgi izliyor. BAE’nin Halife Hafter’le kurduğu ilişki ise yıllardır Cezayir’de kuşkuyla karşılanıyor.

Sahra konusu da iki başkent arasındaki mesafeyi büyütüyor. BAE Fas’ın egemenlik tezini destekliyor ve Laayoune’da konsolosluk bulunduruyor. Cezayir ise ayrılıkçı örgüt olan Polisario’ya desteğini sürdürüyor.

Böylece Libya’dan Batı Sahra’ya ve oradan Mali ile Nijer’e uzanan geniş bir kuşakta iki ülkenin tercihleri giderek daha sık birbirine temas ediyor.


İki farklı bölgesel güç anlayışı

Gerilimi Cezayir’in haklı, BAE’nin haksız olduğu basit bir karşıtlığa indirgemek burada açıklayıcı olmaz. Daha ilginç olan, iki ülkenin bölgesel güç üretme yöntemlerinin birbirinden ayrılması.

Cezayir’in yaklaşımı devlet egemenliği, sınır güvenliği, komşuluk ve merkezî devlet kurumlarının korunması üzerine kuruluyor. Tarihsel tecrübesi ülkeyi dış müdahale konusunda son derece hassas hâle getiriyor. Kendi çevresindeki krizlerin mümkün olduğunca bölge ülkeleri ve devlet kurumları üzerinden yönetilmesini tercih ediyor.

BAE ise coğrafi büyüklüğünün çok ötesine geçen bir dış politika ağı kurdu. Sermaye, limanlar, enerji yatırımları, lojistik hatlar, güvenlik iş birlikleri ve hızlı diplomatik ortaklıklar bu ağın temel araçları arasında.

Abu Dabi için Afrika politikası güvenlik başlığından ibaret değil. Ticaret yolları, liman erişimi, enerji, madencilik, gıda güvenliği ve siyasi ilişkiler birbirini tamamlıyor. Bu model BAE’ye Afrika Boynuzu’ndan Sahel’e kadar geniş bir hareket alanı sağlıyor.

Cezayir’in gücü ise başka kaynaklardan geliyor. Coğrafi yakınlık, uzun kara sınırları, enerji kapasitesi, askerî ağırlık ve Sahel toplumlarıyla onlarca yılda oluşmuş siyasi bağlantılar farklı türde bir etki yaratıyor.

İşte burada iki strateji birbirine çarpıyor.

BAE için uzak coğrafyalarda ortaklık kurmak küresel ticaret ve nüfuz politikasının parçası. Cezayir açısından bu coğrafyaların bazıları doğrudan ulusal güvenliğinin yakın çevresi.

Bu yüzden Cezayir-BAE krizi iki Arap ülkesi arasındaki diplomatik anlaşmazlığın ötesine geçiyor. Bir devletin küresel hareket alanı başka bir devletin stratejik çevresine girdiğinde rekabetin sınırlarının nerede başlayacağı sorusu giderek daha önemli hâle geliyor.


Asıl sınav yıl sonunda başlayacak

Şimdilik Cezayir’in mesajı sert. Diplomatik ilişkiler kesildi. Büyükelçiye 48 saat verildi. Emirlik tescilli uçakların hava sahasını kullanması engellendi. Bunların hiçbiri sembolik karar sayılamaz. Fakat kalan bağlantılar da önemli.

Yolcu uçuşlarının yıl sonuna kadar sürmesi, iki halk arasındaki temasların sürdürülmesi ve Abu Dabi’nin kararın geçici olabileceğine ilişkin mesajı, iki tarafın ileride yeniden temas kurabileceği ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Bu nedenle ilk önemli tarih 31 Aralık olabilir.

Mevcut ticari uçuş düzenlemesi sona erdiğinde Cezayir ne yapacak? Seferler tamamen bitecek mi? Ekonomik ilişkiler yeni kısıtlamalarla karşılaşacak mı? Emirlik şirketlerinin ülkedeki uzun vadeli sözleşmeleri nasıl etkilenecek? Konsolosluk hizmetleri hangi kanallardan yürütülecek?

Bu soruların cevabı kopuşun gerçek derinliğini gösterecek.

Daha büyük sonuç ise Sahel’de ortaya çıkabilir.

Cezayir son aylarda güney komşularıyla ilişkilerini yeniden toparlamaya çalışıyor. Temmuz ayında Mali’yle yaklaşık 14 ay süren diplomatik krizin sona ermesi, büyükelçilerin geri dönmesi ve karşılıklı hava sahalarının yeniden açılması bu politikanın önemli adımlarından biriydi.

Ardından Nijer’de yaşanan kriz sırasında Cezayir savaş uçaklarının Niamey’e gönderilmesi geldi. BAE’nin Afrika’daki hareket alanının ise daralması beklenmiyor.

Dolayısıyla iki ülke birbirinden diplomatik olarak uzaklaşırken bölgesel olarak birbirine daha sık rastlayabilir.

Krizin ikinci perdesi de tam burada başlayacak.

10 Eylül’de büyükelçilik kapısının kapanması kolay görünen kısımdı. Zor olan, Cezayir ile BAE’nin Libya’dan Sahel’e uzanan aynı coğrafyada birbirlerinin karşısına çıkmadan nasıl hareket edeceği.

Houari Boumediene Havalimanı’na inen Emirlik uçağı bugün bu çelişkinin küçük bir sembolü.

Diplomasi durmuş olabilir. Coğrafya ve çıkarlar ise uçmaya devam ediyor.

Kaynaklar:

https://www.reuters.com/world/middle-east/algeria-cuts-diplomatic-ties-with-uae-algerian-state-tv-says-2026-09-10/
https://www.mdn.dz/site_principal/sommaire/actualites/fr/2026/septembre/eau10092026fr.php
https://www.lemonde.fr/afrique/article/2026/09/10/l-algerie-en-rompant-ses-relations-diplomatiques-avec-les-emirats-arabes-unis-choisit-l-epreuve-de-force_6769970_3212.html
https://www.mdn.dz/site_principal/sommaire/actualites/fr/2026/aout/niger30082026fr.php
https://www.mofa.gov.ae/en/MediaHub/News/2026/8/5/bin-Nahyan-Mali
https://www.dpworld.com/en/ports-terminals/algeria/djazair

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: cezayirBAEGöktuğ Çalışkan

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürsel Tokmakoğlu Demokrasi bir seçenek değildir

dosya

TÜRKİYE'DEN SESLER

Faik Bulut Çin mevcut hegemon sisteme ayar veriyor, alternatif bir dünya için hamle yapıyor

TÜRKİYE'DEN SESLER

Zeki Sarıhan 12 Eylül 1980: "Bizim oğlanlar başardı!"

PODCAST

TÜRKİYE'DEN SESLER

Sare Şanlı Savaşın en sessiz silahı: Bosna'dan Kongo ve Sudan'a uzanan cinsel şiddet

İlgili Haberler
Makroekonomi Döngüsel ekonomiye 10 milyar TL finansman CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi AKARYAKITTA SON DAKİKA! Benzin, Motorin ve LPG'ye Zam ya da İndirim Var mı? 16 Eylül Akaryakıt Fiyatlarında Son Durum CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Kripto piyasasında CLARITY Act şoku: 120 milyar dolardan fazla değer kaybı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi ECB üyesi Pereira: Ekonomik riskler son aylarda arttı Paratic · 15 dk önce Makroekonomi Gelecek Varlık 707 milyon TL’lik ihalenin devrini tamamladı Paratic · 17 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.