YAYINLAMA 17 Eylül 2026 00:00
GÜNCELLEME 17 Eylül 2026 00:27
SABİHA TOPRAK
Türkiye’nin sanayi, ihracat ve üretim kapasitesi açısından en güçlü bölgelerinden biri olan Doğu Marmara, aynı zamanda ekonomik yapısı, doğal kaynakları, tarımsal üretimi, üniversiteleri, teknoloji altyapısı ve insan kaynağı bakımından yüksek çeşitliliğe sahip bir bölge. Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’yı kapsayan TR42 Bölgesi’nde bu potansiyeli ortak bir kalkınma perspektifiyle harekete geçirmek amacıyla faaliyet gösteren Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA), yalnızca finansman sağlayan bir kurum olmanın ötesinde, bölgenin ihtiyaçlarını belirleyen, kurumları bir araya getiren ve yerel potansiyeli ekonomik değere dönüştürmeye çalışan bir kalkınma aktörü olarak öne çıkıyor.
MARKA’nın faaliyet alanını oluşturan beş il, birbirinden farklı ekonomik ve sosyal özelliklere sahip. Beş ilin tamamı, 4 mevsim turizm potansiyeliyle de bölgenin ekonomik çeşitliliğine katkı sunuyor. Kocaeli güçlü sanayi altyapısı, ihracat kapasitesi ve teknoloji ekosistemiyle; Sakarya otomotiv, makine, tarım ve lojistik gücüyle; Düzce sanayi ile tarımsal üretimin birlikte geliştiği yapısıyla; Bolu tarım, orman ürünleri, gıda ve turizm potansiyeliyle; Yalova ise tarım, süs bitkiciliği, denizcilik ve yeni teknoloji girişimleriyle bölgesel ekonominin farklı unsurlarını temsil ediyor.
Bu nedenle MARKA’nın yaklaşımı, beş ilin tamamına aynı reçeteyi uygulamak yerine, her ilin ve hatta ilçenin kendi potansiyeline göre farklı kalkınma araçları geliştirmeye dayanıyor. Ajansın desteklediği projelere bakıldığında bu yaklaşım açık biçimde görülüyor.
MARKA desteğiyle sanayide yüksek teknoloji ve nitelikli işgücü dönüşümü
Doğu Marmara’nın ekonomik ağırlığının önemli bölümünü sanayi oluşturuyor. Ancak küresel rekabetin üretim maliyetlerinden teknolojiye, dijitalleşmeden karbon ayak izine doğru kayması, bölgedeki sanayinin de dönüşmesini zorunlu kılıyor. MARKA’nın teknoloji ve sanayi alanındaki projeleri bu dönüşümün altyapısını oluşturmayı hedefliyor.
Kocaeli’de TÜBİTAK BİLGEM bünyesinde desteklenen çip tasarımı ve mikroelektronik altyapıları, bölgenin yüksek teknoloji üretme kapasitesini güçlendirmeye yönelik çalışmaların başında geliyor. Tümdevre tasarımı ve eğitim altyapısından prototip üretime kadar uzanan bu çalışmalar, Doğu Marmara’nın geleneksel sanayi kimliğinin ötesinde yarı iletkenler ve ileri teknoloji gibi stratejik alanlarda kapasite oluşturma arayışını gösteriyor.
Benzer şekilde TOSB bünyesindeki otomotiv test ve araştırma altyapısı, sanayicinin ihtiyaç duyduğu dayanım, ömür, titreşim ve çevresel koşul testlerini yurt dışına gitmeden gerçekleştirebilmesini sağlıyor. Bu tür ortak kullanım altyapıları, tek tek firmaların karşılayamayacağı yüksek maliyetli teknolojik yatırımların bölgesel ölçekte erişilebilir hale gelmesi açısından önem taşıyor.
İMES OSB’deki Uygulamalı İleri Mühendislik Mükemmeliyet Merkezi ise bu zincirin insan kaynağı tarafını tamamlıyor. Sanayinin ihtiyaç duyduğu teknik yetkinliklerin geliştirilmesine yönelik eğitimler ve ortak mühendislik altyapısı, üretim kapasitesinin yalnızca makine ve tesis yatırımlarıyla değil, nitelikli insan kaynağıyla birlikte ele alındığını ortaya koyuyor.
Savunma ve havacılık sanayisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünün yetiştirilmesine yönelik çalışmalar da MARKA’nın bölgesel kalkınma yaklaşımının önemli başlıklarından birini oluşturuyor. Bu kapsamda İMES Organize Sanayi Bölgesi tarafından, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın finansmanıyla ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında yürütülen “Savunma ve Havacılık Sektörüne Nitelikli İşgücü Yetiştirme” projesi hayata geçiriliyor.
Proje kapsamında C ve Y eksenli CNC torna tezgâhı yatırımı gerçekleştirilirken, bu altyapının savunma ve havacılık sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünün yetiştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Yatırım aynı zamanda İMES OSB’nin ve bölgenin savunma ve havacılık alanındaki sektörel yetkinliğinin geliştirilmesine yönelik önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Düzce Tasarım ve Prototipleme Merkezi de benzer biçimde KOBİ’lerin fikir aşamasından ürüne geçiş sürecindeki maliyet ve teknik bariyerleri azaltmayı amaçlıyor. Böylece MARKA’nın sanayi politikası yalnızca mevcut işletmelerin büyümesine değil, yeni ürün geliştirme ve inovasyon kapasitesinin yaygınlaştırılmasına da odaklanıyor.
Bölgenin teknolojik ve yeşil dönüşümünü hızlandırıyor
Sakarya’daki geri dönüşüm otomatının seri üretime geçirilmesi de teknoloji, üretim ve çevre başlıklarının aynı projede buluşabileceğini gösteriyor. Yerli olarak geliştirilen bir teknolojinin prototip aşamasından endüstriyel üretime taşınması, kalkınma ajanslarının girişimlere yalnızca finansal değil, ölçeklenme açısından da katkı sağlayabileceğini gösteren bir model oluşturuyor. MARKA’nın teknoloji ve inovasyon yaklaşımı, yalnızca büyük ölçekli teknoloji altyapılarıyla sınırlı kalmıyor. Robotik Pırlanta Derecelendirme Sistemi gibi daha niş alanlarda geliştirilen yenilikçi uygulamalar da bu yaklaşımın bir parçasını oluşturuyor. Geleneksel değerlendirme süreçlerinin dijital ve otomatik sistemlerle yürütülmesine yönelik bu proje, bölgedeki işletmelerin kendi uzmanlık alanlarında teknoloji geliştirerek verimlilik ve katma değer üretmesine yönelik destek anlayışını ortaya koyuyor. Bu yönüyle MARKA, yalnızca yüksek teknoloji sektörlerine değil, mevcut sektörlerin teknolojiyle dönüşümüne de alan açıyor. Bu yaklaşım özellikle ihracatçı sanayi açısından önem taşıyor. Avrupa başta olmak üzere küresel pazarlarda karbon düzenlemeleri ve sürdürülebilir üretim kriterleri giderek daha belirleyici hale gelirken, Doğu Marmara’daki firmaların dönüşüm kapasitesi bölgenin ihracat rekabetini doğrudan etkileyeceğini gözler önüne seriyor.
Yerel değerlerin korunması ekonomik değere dönüştürülüyor
MARKA’nın kalkınma yaklaşımında kırsal kalkınma, yalnızca üretimi artırmak değil, ürünü işleyerek markalı ve katma değerli hale getirip pazara daha yüksek değerle ulaştırmak üzerine kuruluyor. Sakarya’da fındığın kırma, kavurma, paketleme ve fındık kreması gibi ürünlere dönüştürülmesi; Bolu’da Mengen peynirinde coğrafi işaret, süt toplama ve işleme altyapısının bir araya getirilmesi; Yalova’da ise aronya, kivi ve çileğin üzümsü meyveler işleme merkeziyle değerlendirilmesi bu yaklaşımın örneklerini oluşturuyor. Böylece üreticinin yalnızca ham ürün satmasının önüne geçilirken, üretimden işleme ve pazarlamaya uzanan değer zinciri güçlendirilerek gelirin bölgede daha fazla kalması hedefleniyor.
Düzce’nin Yığılca Arısı ve kestane balına yönelik proje, yerel biyolojik varlıkların yalnızca geleneksel ürün olarak değil, farklı katma değerli ürünlerin hammaddesi olarak değerlendirilmesini amaçlıyor. Arı sütü, propolis, polen ve arı zehri gibi ürünlerin üretim zincirine dahil edilmesi, yerel bir kaynağın daha geniş bir ekonomik modele dönüştürülmesinin örneğini oluşturuyor. Sakarya’daki Tarımsal Ürünler Mükemmeliyet Merkezi ise biyoteknoloji alanındaki kapasitenin tarıma uygulanmasını sağlıyor. Doku kültürü ve mikroçoğaltım teknolojileriyle standart ve hastalıksız üretim yapılması, tarımın teknoloji yoğun bir sektöre dönüşebileceğini ortaya koyuyor. Kocaeli’deki Kerpe Sualtı Arkeoparkı ve Yalova Bonsai Müzesi ise kalkınma anlayışının yalnızca sanayi ve tarımla sınırlı olmadığını gösteriyor. Yaklaşık 150 arkeolojik unsurun yerinde korunarak sergilendiği Kerpe Sualtı Arkeoparkı, kültür, tarih, doğa ve özgün yerel değerlerin de turizm ekonomisinin parçası haline getirilebileceğini ortaya koyuyor.
Kalkınmanın odağında insan kaynağı ve yerel potansiyel var
Bölgesel kalkınmanın sürdürülebilir olması, ekonomik yatırımlar kadar sosyal altyapının güçlendirilmesine de bağlı. MARKA’nın projelerinde bu başlığın özellikle kadınlar ve gençler üzerinden ele alındığı görülüyor.
Bolu OSB’de desteklenen kreş projesi, kadınların çocuk bakım sorumluluğu nedeniyle iş hayatından kopmasını önlemeyi amaçlayan doğrudan bir istihdam modeli sunuyor. Düzce’deki Kadın Emeği Merkezi ise kadın girişimcilere ortak üretim, paketleme, soğuk hava ve dijital çalışma altyapısı sağlayarak kadınların ekonomik hayata katılımını destekliyor.
Sakarya’daki gastronomi ve kadın istihdamı projelerinde de yerel ürünler, kadın emeği ve turizm ekonomisi aynı model içerisinde buluşturuluyor.
Kocaeli’de gençlere yönelik sosyal projeler ise kalkınmanın insan kaynağı boyutunu güçlendiriyor. Eğitimde ve istihdamda olmayan gençlerin sanat ve mesleki eğitimlerle desteklenmesi, sosyal sorunların ekonomik kalkınma politikalarının dışında tutulmaması gerektiğini gösteriyor.
MARKA’nın projelerine topluca bakıldığında, birbirinden bağımsız çok sayıda destek programından daha büyük bir yapı ortaya çıkıyor. Sanayi, teknoloji, tarım, turizm, kadın istihdamı, gençler, yeşil dönüşüm ve girişimcilik başlıkları aslında ortak bir bölgesel kalkınma zincirinin parçaları. Bu zincirin bir ucunda yüksek teknoloji ve Ar-Ge bulunurken diğer ucunda yerel ürünlerin markalaşması yer alıyor. Bir tarafta sanayinin dijital ve yeşil dönüşümü desteklenirken diğer tarafta nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yatırım yapılıyor. Böylece bölgenin mevcut ekonomik gücünü korurken yeni büyüme alanları oluşturmak hedefleniyor.
Bu nedenle MARKA’yı yalnızca “hibe veren” bir kurum olarak değerlendirmek, ajansın bölgesel rolünü eksik tanımlamak olur. Ajansın daha geniş işlevi; bölgenin ihtiyaçlarını analiz etmek, kamu kurumlarını, üniversiteleri, OSB’leri, kooperatifleri ve özel sektörü aynı kalkınma hedefi etrafında buluşturmak ve yerel kapasiteyi ulusal politikalarla ilişkilendirmek.
Bu üç alan, Doğu Marmara’nın mevcut ekonomik yapısı ile geleceğin ihtiyaçları arasındaki geçiş noktalarını oluşturuyor. Güçlü sanayi altyapısının teknoloji girişimleriyle desteklenmesi, sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması ve kırsal ekonomide katma değerin yükseltilmesi; bölgenin yalnızca bugünkü üretim kapasitesini korumasını değil, geleceğin rekabet koşullarına hazırlanmasını da amaçlıyor.
Sonuç olarak MARKA’nın Doğu Marmara’daki faaliyetleri, birbirinden farklı sektörlerde gerçekleştirilen proje desteklerinin toplamından daha fazlasını ifade ediyor. Ajans, Kocaeli’nin sanayi ve teknoloji gücünü, Sakarya’nın üretim ve tarım kapasitesini, Düzce’nin yerel değerlerini, Bolu’nun tarım ve turizm potansiyelini, Yalova’nın tarım, süs bitkiciliği ve yeni teknoloji alanlarını ortak bir bölgesel kalkınma perspektifinde buluşturmaya çalışıyor. Bu modelin temelinde ise tek bir yaklaşım öne çıkıyor: yerel potansiyeli olduğu yerde bırakmamak, onu teknoloji, insan kaynağı, girişimcilik ve doğru altyapıyla daha yüksek katma değere dönüştürmek. Doğu Marmara’nın önümüzdeki dönemdeki rekabet gücünü belirleyecek olan da yalnızca ne kadar ürettiği değil, ürettiği değeri ne kadar teknolojiyle, bilgiyle ve sürdürülebilirlikle buluşturabildiği olacak.
Sakarya Yeşil Dönüşüm Merkezi firmaların dönüşüm yol haritalarına destek veriyor
MARKA'nın faaliyetlerinde yeşil dönüşümün artık ayı bir çevre politikası olarak değil, doğrudan sanayi politikasının parçası olarak ele alınması bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Sakarya Yeşil Dönüşüm Merkezi, sanayi işletmelerinin karbon ayak izi, enerji ve su tüketimi ile kaynak verimliliğini ölçerek firmaların dönüşüm yol haritalarını oluşturmasına destek veriyor. GEBKİM'de su verimliliğine, İMES OSB'de sera gazı ölçümüne ve Yalova Makine İhtisas OSB'de yeşil OSB hazırlıklarına yönelik çalışmalar da bu yaklaşımın farklı uygulamalarını oluşturuyor. Bolu'da bir sanayi tesisinde lazer kesim için ihtiyaç duyulan azotun fabrika bünyesinde ve çatı GES ile üretilmesine yönelik yatırım ise yeşil dönüşümün işletme ölçeğindeki karşılığını ortaya koyuyor. Enerji maliyetlerinin düşürülmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve yenilenebilir enerjinin üretim süreçlerine entegre edilmesi, çevresel kazanımlarla ekonomik verimliliğin aynı noktada buluşabileceğini gösteriyor.
Temel amaç, gençlerin küresel ölçekte teknoloji ekosistemine dahil olmasını sağlamak
Kocaeli'de Bilişim Vadisi ve diğer paydaşlarla yürütülen 42 Türkiye gibi yeni nesil yazılım eğitim modelleri, gençlerin geleceğin mesleklerine hazırlanmasına yönelik yaklaşımın örneklerinden birini oluşturuyor. Buradaki temel amaç yalnızca yazılımcı yetiştirmek değil; gençlerin küresel ölçekte geçerliliği olan yetkinlikler kazanmasını ve teknoloji ekosistemine dahil olmasını sağlamak. Yalova'daki ileri filament yatırımı ise girişimcilik desteklerinin nasıl ölçeklenebileceğini gösteren başka bir örnek. 3D yazıcı teknolojilerine yönelik yüksek katma değerli malzeme Üretiminin desteklenmesi, bölgenin geleneksel üretim alanlarının dışında yeni teknoloji sektörlerinde de ekonomik değer yaratabileceğini ortaya koyuyor.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.