17 Eylül 2026, Perşembe · 09:31 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Nazım Hikmet’in Romantika’sından sevgiye, acıya, hasrete ve Türkiye’ye bakmak

Nazım Hikmet’in Romantika’sından sevgiye, acıya, hasrete ve Türkiye’ye bakmak

Türk edebiyatının en büyük ustalarından Nazım Hikmet ayrılığı, memleket hasretini, yalnızlığı, yoksulluğu, hapishane hayatını, sürgünleri olduğu kadar sevgiyi ve aşkı da en derinlikli biçimde ifade eden eserleriyle dünya edebiyatında unutulmaz isimler arasında yer aldı. Şiirleri 50’den fazla dile çevrildi. Romandan, tiyatrodan öyküye, şiirlere, destanlara; mektuplardan tablolara uzanan geniş bir külliyat bıraktı. İzmir’de açılan “Nazım Hikmet. Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi” başlıklı sergi, onun bu zengin mirasına yeniden can veriyor.

Geçtiğimiz günlerde İzmir’de ziyaret ettiğim Nazım Hikmet sergisi, bana da büyük ozanın yaşam öyküsünü daha ayrıntılı bir biçimde yeniden keşfetme imkânı sundu. Sergiyi 20 yıldır Nazım Hikmet üzerine çalışan M. Melih Güneş’in anlatımıyla gezerken, fotoğraflar, filmler, şiirler, tablolar, kartpostallar, enstalasyonlar eşliğinde bir zaman yolculuğuna çıktım. Nazım’ın yaşadığı tüm zorluklara, acılara karşı daha iyi bir dünyaya olan umudunu sevgi, aşk, barış dolu günlere olan inancını kaybetmeyişine tanık oldum. Cesaretine, vatan sevgisine, duyarlılığına ve dayanma gücüne bir kez daha hayran oldum.

Çok katmanlı, derinlikli mükemmel bir kürasyon

“Romantika/Bir Ömrün Seyrüseferi”, Nazım Hikmet’in çocukluğundan Anadolu yolculuğuna, Moskova’ya, hapishane yıllarından aşklarına, dostluklarına, sürgününe ve memleket özlemine uzanan büyük yaşam yolculuğunu farklı yönleriyle ele alan bir çalışma. Yüzlerce fotoğraf, elyazması belge, nadir kitaplar, kişisel eşyalar, resimler, heykeller ve görsel-işitsel materyalden oluşan sergi, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında, Atlas Pavyonu’nda ziyaret edilebiliyor.

Folkart Gallery tarafından hazırlanan proje, Türkiye’den ve yurt dışından yaklaşık 25 kişi, kurum, arşiv ve özel koleksiyonun katkısıyla ortaya çıkmış. Çalışmalar 2 bin 125 metrekarelik alanda, fuaye dahil 15 salona yayılmış durumda. Mekânın bir tarafında Nazım Hikmet’in Türkiye yılları, diğer tarafında ise Sovyetler Birliği’ndeki son yılları anlatılıyor. Hapishane, sürgün, memleket özlemi, aşklar ve dostluklara ait belgeler eşliğinde izleyicilerin duyularına ve duygularına erişiliyor.

Bu sergi kaçmaz

Büyük emeklerle hazırlanan ve izleyiciyi sadece Nazım Hikmet’e değil, ülkemizin geçmişiyle buluşturan “Romantika/Bir Ömrün Seyrüseferi” 15 Ocak 2027 tarihine kadar İzmir’de ziyaretçilerini bekliyor. Dilerim süre uzatılır. Ve yine dilerim ki büyük ozanın Moskova’daki evinden Türkiye’ye getirilen çok sayıdaki özgün eşya, belge ve elyazması sergi sonunda yeniden yurt dışına dönmez. Bu kültürel mirasın ülkemizde kalması için gereken temaslar yapılır. İzmir’e kalıcı bir Nazım Hikmet müzesi çok yakışır.

İzmir’in ortak hafızasına katkı: Folkart Galllery

Folkart son 9 yıldır İzmir Enternasyonal Fuarı’na sponsor olan bir kuruluş. Galerisiyle kente değer katıyor. Folkart Gallery Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, İzmir’in yalnızca yaşadıkları ve ürettikleri bir kent değil; kimliklerini şekillendiren ortak bir hafıza olduğunu vurguluyor… ve ekliyor: “Bu kentin kültür ve sanat hayatına katkı sunmayı da İzmir’e duyduğumuz aidiyetin doğal bir karşılığı olarak görüyoruz. Çünkü kentleri yalnızca binalar değil; sanat, edebiyat, müzik ve kuşaktan kuşağa aktarılan hikâyeler yaşatıyor. Folkart Gallery’yi de bu anlayışla kurduk. Yıllardır kültür ve sanatın herkes için erişilebilir olmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz.”

Nazım Hikmet’in İzmir sevgisi

Nazım Hikmet’in İzmir’le ilişkisi romanın ötesine uzanıyor. Şairin 1925 yılında İzmir’de bulunduğu biliniyor. 1920’li yıllarda Moskova’da yazdığı “Tuğlacıklar” oyunundaki bir şarkıya Türkçe sözler yazarken kullandığı “İzmir narı gibi kırmızı” ifadesi de bu bağın edebi izlerinden biri. Kuvayi Milliye’nin büyük anlatısı da İzmir’e ulaşıyor.

Nazım Hikmet’in son otobiyografik romanı “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”, İzmir’de, bir kulübede başlıyor. Nazım Hikmet bizi yaklaşık yüz yıl önceki İzmir’e götürüyor. İzmir’de açılan bir kapıdan, Hikmet’in bütün ömrüne doğru yolculuğa çıkılıyor. Romanın zaman örgüsü ise romanın sonunda yeniden İzmir’e dönüyor. Bu nedenle serginin İzmir’de açılması, küratör M. Melih Güneş’in ifadesiyle yalnızca bir rastlantı değil; edebi ve tarihsel bir karşılık taşıyor.

Mesut Sancak da, Folkart Gallery olarak Nazım Hikmet’in değerli mirasını İzmir’de yeniden görünür kılmaktan, genç kuşaklarla buluşturmaktan ve kentin kültürel hafızasına kalıcı bir katkı sunmaktan büyük bir gurur duyduklarını ifade ediyor.

Nazım Hikmet’le yaşanan 20 yıl

20 yılı aşkın süredir Nazım Hikmet üzerine çalışan küratör M. Melih Güneş için sergi çok derin bir anlam ifade ediyor. Mimarlık eğitiminin ardından eski eser korumacılığı ve restorasyonu üzerine yüksek lisans yapan Güneş’in özellikle belgeleme yöntemleri konusundaki eğitimi bulunuyor. Yıllar boyunca yaptığı araştırmalarla Nazım Hikmet’in daha önce yayınlanmamış eserlerinin gün ışığına çıkmasına da katkıda bulunan Melih Güneş’in titiz arşiv çalışması Romatika’ya can veriyor.

Güneş’in Moskova’yla ilişkisi 1989 yılında, sınıf arkadaşı ve daha sonra aile büyüğü olarak gördüğü Mergül Kotil’in Petrovski Pasajı’nda çalışmasına vesile olmasıyla başlamış Moskova’da Vera Tulyakova ile tanışması ve aralarında zamanla gelişen ana-oğul yakınlığı, Nazım Hikmet çalışmalarının dönüm noktalarından biri olmuş.

Tulyakova’nın ölümünün ardından Moskova’daki ev arşivinin açılmasıyla Türkiye’de bilinmeyen ya da yayınlanmamış çok sayıda belge ve eser ortaya çıkmış. Anna Stepanova’nın yol göstermesi ve gerekli izinlerin alınmasına yardımcı olmasıyla Güneş, Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi’ndeki binlerce belge üzerinde araştırma yapmış.

Bu süreçte hayatı bir şekilde Nâzım Hikmet’le kesişen Samiye Yaltırım, Nail Çakırhan, Halet Çambel ve Semiha Berksoy gibi isimler de Güneş’in araştırma yolculuğunun parçaları olmuş.

Nâzım Hikmet’in hayatının önemli bir döneminde yanında bulunan sağlık görevlisi Galina Kolesnikova ile görüşmek için Urallar’daki evine kadar giden Güneş, Kolesnikova’nın yerel bir müzeye bağışladığı ve depoda bulunan eşyalara da ulaşmış.

Nazım Hikmet ve Kuvayi Milliye Destanı dev bir tabloya ilham verdi

Nazım Hikmet’in 1939-1941 yılları arasında hapishanede kaleme aldığı Kuvayi Milliye Destanı, edebiyatımızın en önemli destanlarından biridir. Merkezinde kralların, sultanların yerine köylülerin ve işçilerin olduğu Kurtuluş Savaşı’nın adsız kahramanlarının olduğu bu destan… "Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar…" dizeleriyle kahraman halka bir saygı duruşudur. Romantika sergisi bu destana yaraşır dev bir tabloyla vatan için can veren atalarımıza saygı duruşunu sürdürüyor.

Folkart Kurumsal İletişim Direktörü ve “Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi”in Proje Direktörü Ünal Ersözlü, bir memleketin en zor zamanında nasıl ayağa kalktığını; yoksulluğun, korkunun ve çaresizliğin içinden nasıl ortak bir irade doğduğunu anlatan yaklaşık 1800 dizelik bu büyük destanın sergide yalnızca sözcüklerle değil, resimle de karşılık bulmasını istediklerini anlatıyor. Fikir ortaya çıkınca, sanatçı Sedat Girgin’le sergiye özel bir eser yaratması için görüşülmüş. Ortaya Nazım Hikmet’i ve Kuvayi Milliye Destanı’nın dünyasını aynı büyük kompozisyonda buluşturan, 260 x 780 santimetre boyutlarında çok etkileyici bir eser çıkmış.

Serginin adı neden Romantika?

Nazım Hikmet’in Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim için ilk düşündüğü “Romantika” adı, romanın Fransa, Bulgaristan, Almanya, Macaristan ve Rusya’daki baskılarında da kullanılmış. Sergi için ilk isim arayışlarında “Güneşin Sofrası” üzerinde de durulmuş; ancak projenin adı sonunda “Romantika” olmuş.

“Romantika”, yalnızca aşkı ya da sözcüğün gündelik anlamındaki romantizmi ifade etmiyor. Serginin yorumunda kavram; Nazım Hikmet’in daha adil, daha güzel ve daha özgür bir dünyanın mümkün olduğuna dair, hapishanelerde, sürgünde ve memleket hasreti içinde bile eksilmeyen inancını karşılıyor.

“Bir Ömrün Seyrüseferi” alt başlığı da İstanbul’dan Anadolu’ya, Moskova’dan dünyanın farklı ülkelerine uzanan hareketli hayatın yanı sıra Nazım Hikmet’in düşünsel, duygusal ve sanatsal yolculuğunu da kapsıyor.

Sergide neler yer alıyor?

- 25 kişi, kurum, arşiv ve koleksiyon

“Romantika” için yaklaşık 25 kişi ve kurumla işbirliği yapıldı. Serginin önemli kaynakları arasında Nazım Hikmet’in Moskova’daki evi, Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi, Piraye Koleksiyonu, Ara Güler Arşivi ve Araştırma Merkezi, Moskova Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, İstanbul’daki Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Gürkan Us Koleksiyonu ile M. Melih Güneş’in kişisel arşiv ve koleksiyonu bulunuyor.

Nazım Hikmet’in oğlu Mehmet Hikmet’in Fransa’daki yaşamından ve aile arşivinden gelen materyaller de serginin önemli kaynakları arasında yer alıyor.

- Yüzlerce fotoğraf, el yazması ve nadir kitap

Sergideki malzemenin toplam parça sayısı henüz tek tek sayılmış değil. Ancak sergide yüzlerce fotoğraf, yüzlerce sayfa elyazması ve dosya ile yüzlerce nadir kitap bulunuyor.

Kitaplar arasında çok sınırlı sayıda basılmış özel yayınlar dikkat çekiyor. Çin’de yalnızca 100 adet basılan özel baskı bir kitap, Havana’da sadece 10 adet basılmış bir yayın ve Nazım Hikmet’in 1928 yılında Bakü’de yayımlanan “Güneşi İçenlerin Türküsü” sergide görülebilecek nadir eserlerden bazıları.

- Moskova’daki evinden İzmir’e gelen eşyalar

Serginin en önemli bölümlerinden biri Nazım Hikmet'in Moskova’da yaşadığı evden getirilen özgün materyallerden oluşuyor. Şairin daktiloları, duvar halısı, masa lambası, kilimi, heykelleri, belgeleri ve fotoğrafları İzmir’e getirildi. Çalışma odasının atmosferi de sergide yeniden kuruldu. Büyük hacimli mobilyaların tamamı getirilemediği için bazıları özgünlerine uygun biçimde yeniden üretildi. Buna karşılık odanın özgün parçalarının önemli bir bölümü Moskova’dan geldi. Çalışma odasının perdesi dahi orijinal.

- Giysileri, çakısı, paleti, ahşap kutuları...

Nazım Hikmet’in gündelik yaşamına ait çok sayıda özgün obje ziyaretçilerle buluşuyor.

Sergide şairin giysileri, çakısı, ölüm belgesi, nikâh belgesi, hapishanede ürettiği ahşap kutular ve resim yaparken kullandığı palet yer alıyor.

Küratör Melih Güneş’in kendisini kişisel olarak en çok etkileyen materyaller arasında, “Saman Sarısı” şiirinin dünyasını hatırlatan sedef düğmeler, “Seviyorum Seni” şiirinin yazıldığı mektup ve yayınlanmamış şiirler bulunuyor.

- Mezarının eskizleri ilk kez gün ışığında

Nazım Hikmet’in Moskova’daki mezarı için hazırlanmış eskiz projeleri ilk kez kamuoyunun karşısına çıkıyor. Moskova’ya gidemeyen ziyaretçilerin mezarı gerçek boyutlarıyla görebilmesi amacıyla kabir taşlarının aynı ölçekte replikaları hazırlandı.

- Çocukluk fotoğrafındaki tekerlekli bisiklet Amerika’da bulundu

Serginin en dikkat çekici araştırma hikâyelerinden biri Nazım Hikmet’in çocukluk fotoğrafındaki bir obje üzerinden gelişti. Şairin çocukken Halep’te bir fotoğraf stüdyosunda çekildiği düşünülen fotoğrafında görülen atlı üç tekerlekli bisiklet, Melih Güneş’in dikkatini çekti. Güneş, 1860’larda Fransa’da üretilen bu tür bisikletlerin izini sürdü ve Amerika'da bir örneğine ulaştı. O sırada Amerika’da bulunan Gürkan Us, büyük parçalar halindeki bisikleti paketleyerek Türkiye’ye getirdi. Bisiklet daha sonra birlikte monte edildi ve “Romantika”nın ziyaretçiyi Nazım Hikmet’in çocukluğuna götüren objelerinden biri oldu.

- Ara Güler Arşivi’nde yeniden bulunan fotoğraflar

Sergi hazırlıkları bazı önemli fotoğrafların yeniden bulunmasını da sağladı. “Memleketimden İnsan Manzaraları”nın bir bölümü “Şu 1941 Yılında” adıyla ilk kez İtalya’da basılırken Nazım Hikmet, kitaba Ara Güler’in bazı fotoğraflarının eklenmesini istedi. Ara Güler fotoğrafları seçerek gönderdi ancak dönemin siyasi koşulları ve kaygıları nedeniyle adını yayına koydurmadı.

“Romantika” hazırlıkları sırasında bu fotoğraflar Ara Güler Arşivi’nde yeniden bulundu ve yapılan arşiv çalışmasının ardından sergiye dahil edildi.

- Gölgesinde eseri sergide

Sergi için dijital artist Süleyman Yılmaz da “Gölgesinde” isimli eseriyle sergide yer alıyor. Yanmış Ağaçı ve Projeksiyon Haritalama Tekniği kullanılan eser Çanakkale yangınlarından kurtarılan kömürleşmiş bir ağaç gövdesinin yaşama yansımasını anlatıyor. Bu duruş, Nazım Hikmet'in "Yaşamaya Dair" şiirindeki o sarsılmaz, koşulsuz varoluş ısrarıyla doğrudan kesişiyor.

- Celile Hanım’ın bilinen şair kimliği

Serginin dikkat çekici bölümlerinden biri, Nazım Hikmet'in annesi Celile Hanım’ın sanatçı ve entelektüel kimliğini görünür hale getiriyor.

Celile Hanım’ın ressamlığı biliniyor ancak sergide onun çok daha az bilinen şair kimliği de belgeleriyle ortaya konuyor. 19. yüzyılın sonlarında Selanik’te Fransızca gazetelerde şiirleri yayımlanan genç Celile Hanım’ın entelektüel dünyasının yanı sıra, oğlunun hapisten kurtulması için verdiği mücadele de anlatılıyor.

Celile Hanım’ın Atatürk’e ve Mevhibe İnönü’ye yazdığı mektuplar, bu mücadelenin önemli belgeleri arasında.

- Münevver Andaç’ın diploması da sergide

Sergi hazırlıkları sırasında ortaya çıkan yeni belgelerden biri Münevver Andaç’ın hukuk diploması. Nazım Hikmet ile oğlu Mehmet arasındaki yazışmalar, pusulalar ve kartpostallar da serginin aile ilişkilerini anlatan önemli parçaları arasında yer alıyor.

Neredeyse birbirini görmeden büyüyen baba ve oğul arasındaki ilişkinin izleri mektuplar üzerinden takip edilebiliyor. Sergide Mehmet Hikmet’in resim yapma yeteneğine de dikkat çekiliyor; böylece hem babası Nazım Hikmet’ten hem de babaannesi Celile Hanım’dan gelen görsel sanat çizgisi görünür oluyor.

- Hayatındaki kadınlar yalnızca “Nazım’ın aşkları” değil

“Romantika”, Nazım Hikmet’in hayatında önemli yer tutan kadınları yalnızca şairin aşk ilişkileri üzerinden anlatmıyor. Piraye, Münevver Andaç, Vera Tulyakova ve Yelena Yurçenko kendi üretimleri, entelektüel birikimleri ve hayata karşı tavırlarıyla serginin anlatısında yer buluyor. Sergi böylece Nazım Hikmet’in çevresindeki kadınları bir büyük şairin biyografisinin yan karakterleri olmaktan çıkararak kendi kimlikleri içinde görünür kılmayı amaçlıyor.

- “Güneşin Sofrası’ndaki Nazım

Şair, siyasi figür, mahkûm ve sürgün Nazım’ın yanı sıra sergide daha gündelik ve paylaşımcı bir Nâzım Hikmet de ziyaretçinin karşısına çıkıyor.

Dostlarıyla türkü söyleyen, birlikte olmaktan ve paylaşmaktan mutluluk duyan Nâzım’ın izleri mektuplarda, anılarda, fotoğraflarda ve müziklerde sürülüyor. “Mezarımı Yol Üstüne Kazsınlar”, “Yeşil Kurbağalar Öter Göllerde” gibi Nâzım Hikmet’in mektuplarında ya da anlatılarında beliren şarkılar da serginin müzikal hafızasının parçaları arasında.

- Şair, ressam, senarist, oyun yazarı ve tasarımcı

Sergi, Nazım Hikmet’in edebiyatın ötesine uzanan yaratıcı dünyasını da ortaya koyuyor.

Onun ressam, oyun yazarı, senarist, tasarımla ve mimariyle ilgilenen modernist bir yaratıcı olduğu farklı belgelerle anlatılıyor. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nda korunan bir kitabın arkasındaki tasarım eskizinden hareketle yaptırdığı ve kullandığı mobilyalar, şairin tasarım dünyasına ilgisinin önemli örneklerinden. Nazım Hikmet’in mimariye ilişkin eleştirel yazıları da serginin farklı katmanlarında ele alınıyor.

- 10 yönetmen ve 18 sanatçı

Sergide film alanındaki yaklaşık 10 yönetmenin çalışmalarının yanı sıra, yaklaşık 18 sanatçının eseri bulunuyor. Sanatçılar arasında Natalya Gonçarova, Doris Kahane, Abidin Dino, Avni Arbaş, Jak İhmalyan, Ara Güler, Fahri Petek, Jacques Six, Celile Hanım ve Sedat Girgin de bulunuyor. Pablo Picasso ise litografik baskılarıyla sergide yer alıyor. Nâzım Hikmet’i resmeden veya onun görsel belleğine katkıda bulunan eserler arasında Sedat Simavi, Vladimir Lemport ve Emin Öztürk’ün çalışmaları da bulunuyor. Sergide ayrıca çok sayıda anonim illüstrasyona yer veriliyor.

- Nazım Hikmet’in kendi resimleri de sergide

Nazım Hikmet yalnızca şair, romancı ve oyun yazarı olarak değil, resim yapan bir yaratıcı olarak da sergide karşımıza çıkıyor. Karalamaları dışında şaire ait 10’a yakın özgün resim sergide yer alıyor. Bunlar arasında küratör M. Melih Güneş’in özellikle önem verdiği sirk resimleri de bulunuyor. Şiirlerinde sinemanın etkileri, soyut sanat üzerine düşünceleri, sanatçı dostlarıyla ilişkileri ve yaşadığı dönemin modern sanat tartışmaları da farklı belgeler aracılığıyla sergiye taşınıyor.

SERGİ KÜNYESİ

Sergi Adı: NÂZIM HİKMET / Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi

Yapım-Yönetim: Folkart

Evsahipliği: İzmir Büyükşehir Belediyesi

Direktör: Ünal Ersözlü

Küratör: M. Melih Güneş

Sergi Tasarımı: Ömer Durmaz

Danışman: Volkan Severcan

Kurumsal İletişim: Ceylan Özyiğit, Soner Çağlar

Koordinasyon: Ceren Eren

Sergi Yeri: Atlas Pavyonu, Kültürpark,

İlgili Haberler
Makroekonomi BORSA NEDEN DÜŞTÜ? BİST 100’de sert düşüş | Borsa İstanbul bugün neden düşüyor, son durum ne? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi FED’in ‘faiz’ kararı nasıl fiyatlandı? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Çalışmak istemeyenler dikkat! O sosyal yardım kesilecek CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Büşra bebeğin kaybolmasına ilişkin soruşturmada anne ve babanın da aralarında olduğu 6 kişi tutuklandı Independent Türkçe · 3 dk önce Makroekonomi Akaryakıtta Tarihi Zirve! Motorin İlk Kez 3 Haneli Fiyata Ulaştı Gerçek Gündem Ekonomi · 3 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.