17 Eylül 2026, Perşembe · 10:59 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Birbirimizi 'anlamanın' bir yolu vardır

Birbirimizi 'anlamanın' bir yolu vardır

Yazdıklarımı sistematik okuyanlar anımsayacaktır; yılın eylül ayına ulaştığımızda geride bıraktığımız yılda yazdıklarımı sorgulama telaşına kapılırım. İnsan doğasında yanılmaktan kaçınmanın mümkün olmadığı bilinciyle, yanlış yapmaktan korkmadan, yanlışlarla yüzleşerek aynı yanlışları tekrarlamama özeni göstermek isterim.

Yazılarımda iç tutarlılık” ararım. İç tutarlık, özümüzün, sözümüzün ve davranışlarımızın uyumlu olmasıdır. İç tutarlılık, ilke ve kurallarla kendimizi sınırlar; aşırı ve noksan değerlendirme tuzaklarına yakalanmazsak kimlik ve kişiliğimizin oluşması ve olgunlaşmasının önünü açar. İç tutarlılık evrende, dünyamızın ekolojisinde ve ekosisteminde en önemli belirleyici olan güven yaratmanın tohumudur.

Anladıklarımızı anlatmayı, değişen koşullara uyum sağlayan ve yaşamı kolaylaştıran faydalı bilgiyi yaymayı bir iş, yaşamı anlamlandıran bir yol olarak benimsemişsek, yazı insanının uyması gereken ilke ve kurallara kafa yormalıyız.

Büyük usta Çetin Altan’ın tanımıyla yazar, anlattıklarına “yazı tadı” katabilendir; yazı insanı ise düşündüklerini yazıyla paylaşan. Biz, kendimizi “yazar” olarak tanımlamıyoruz; “yazı insanı” kimliğini benimsiyoruz.

İster “yazarlık” iddiası taşıyın, dilerseniz “yazı insanı” kimliğini benimseyin, işinizi yaparken ilke ve kurallarla sınırları belirlenmiş kaleleriniz yoksa savunma hatlarınızda boşluklar oluşur.

Yaptığımız işin sınırlarını tanımlayarak, “anlaşılmayı kolaylaştırmak” için ilkeler önemli. Diğer yanıyla “güven oluşturmak ve çoğaltmak” da ilkelerden kalelerimizin olmasına bağlı. Bir başka boyutuyla “kendimizi sorgulamada nesnellik” oluşturmak da “ilke ölçüsü” olmadan mümkün değil. İlkelerimiz varsa, uyumda kararlı isek birbirimizi anlamanın bir yolu vardır; arayan da o yolu bulur.

İlkelerimizi anımsayalım

Düşündüklerimizi yazıyla paylaşırken uymaya çabaladığımız, iç tutarlılık için kendimizi sürekli anımsattığımız ilkeleri bir kez daha paylaşalım:

- Aşırı değerlenmiş popülizm ve pragmatizmin seline sürüklenmeyeceksin.

- Güncelin peşine takılarak, görünür olmayı yeğlemeyecek, buzdağının su altındaki görünmez gövdesiyle, kök nedenlerle ve eğilim yaratan etkenlerle ilgili olacaksın. Bir ihtisas gazetesinde yazdığını unutmayacak, ciddi fikirlerin yerine sloganları koymayacaksın.

- Veri üretimi, verilerin ehlileştirilmesi, veri biriktirilmesi, veriye erişim, veriyi işleme ve veri odaklı analiz konusunda asla ödün vermeyeceksin.

- Yanılabilme özgürlüğünü alabildiğine kullanacak, hata kültürünün temel gelişme dinamiklerinden biri olduğunu unutmayacak, hatadan korkmayacak ama aynı hataları tekrarlamama özeni göstereceksin.

- Seçkin azınlıkların ne denli yetenekli olursa olsunlar, düşünceleri belli bir topluluk ve toplumda karşılık bulmazsa sürdürülebilir başarıya erişemeyeceklerini unutmayacaksın. Değişen koşullara uyum ve insan yaşamını kolaylaştırıcı olan faydalı bilginin kitlelere ulaştırılması için anlama ve anlatma idealinden vazgeçmeyeceksin.

- Planlama bilinci, öngörme ve önlem alma özeni, gözetim ve denetim disiplini, geri bildirimle sapmalarla yüzleşme özgüveni, sapmalarda ince ayarlar yaparak ilerleme iradesi olmadan değer katmanın tam, doğru ve temiz olmayacağını her an zihninde diri tutacaksın.

- Yazdıklarının birikim yeteneklerini koruması ve uzun dönemli geleceği güven altına alması ilkesinden şaşmayacaksın.

- Yazılarında eksiklerinin tamamlanması, yanlışlarının düzeltilmesi, doğrularının onaylanması çağrılarını sık sık yineleyecek; gerekçeli eleştirileri kamuoyu ile mutlaka paylaşacaksın.

- Yazılarının on yıl sonra bir kitapta yer alabilmesi ölçüsüne uygun kapsam ve içerikte olmasına özen gösterecek; sürekli sorgulanmış varsayımlarla kurgulanmış zihnî modelinin gerektirdiği adlandırma, kavramlaştırma ve düşünce üretmenin “anlaşılır olma zorluklarını” göze alacaksın.

Anlaşılmanın ortak dili

Yazı insanının anlattıklarının “anlaşılır olması” tek yanlı bir olgu değildir. Anlaşılır olma, yazan ile okuyanın ortak çabasını gerektirir. Yazan ile okuyan “kavram içeriklerine aynı değeri yüklerse” anlama kolaylaşır.

Sosyal medya, basılı yaygın medya, yerel medya, görsel medya ve özel bir “alan” olan “ihtisas medyasında” yazı ve yorumların anlaşılmasını Abraham Kuyper’in “Alan Teorisi” ile Bernard Baars’ın “Küresel Çalışma Alanı Teorisi (GWT)” yardımıyla değerlendirebiliriz. Kuyper’in alan teorisi, toplumun aile, devlet, eğitim, dinî kuruluşlar, emek örgütlenmeleri ve iş dünyası gibi değişik alanlardan oluştuğunu belirtir. Her alan kendi bileşen ve bağlamı, kendi mantığı, kendi iş yapma tarzı ve kendi otoritesine göre davranır. Alanlardaki aktörler birbirlerinin saygınlığını gözettikleri zaman işleyişler doğru ve etkileri yüksek olur. İnsanlar içinde bulundukları alana göre düşünür; kişisel ve duygusal tarzlarını başka alanlara taşıyamazlar. Baars’ın GWT teorisine göre beyinde farklı alanlardan gelen bilgilerin ulaşabildiği bir tür ortak “ilan tahtası” bulunur. Bir bilgi bu ilan tahtasına ulaşınca diğer alanların kullanımına açılır; kişi erişebildiği bilginin bilincine varır.

İhtisas gazetesinde yazanların alan çeşitliliği, kavram ve terim farklılığı, kavram ve terimlerin zaman içinde evrimi de yazar ile okuyucu arasında “anlaşılmayı zorlaştırır”. Kavram ve terim içeriklerinde ortak bir değer yüklemeye erişilemezse, aslında Herman Amato’ya ait olan ama Can Yücel’e atfedilen şiirde dendiği gibi, “En uzak mesafe iki kafa arasındadır/ Birbirini anlamayan!” gerçekliği önem kazanır.

İhtisas gazetelerinde yazılar iki temel eğilimin etkisindedir: Sosyal medya, yaygın medya, yerel medya ve görsel medya “güncel haber ve güncel dil” kullanır; herkesin bildiğini zannettiği ya da bildiği kavram ve terimler üzerine anlatım inşa edilir. Kavram ve terim içerikleri kapsayıcı olmasa da, bildiğimizi zannettiğimiz için “birbirini anlama görüntüsü” hâkim olur. Görüntünün yaratılması da çoğunlukla “…miş gibi” yapmanın aldatıcı serabında kaynak israfına yol açar. Bir de yaygınlaşmamış, derinleşmemiş, kitlelerin ilgi menziline girmemiş, ama yakın ve orta gelecekte üretim ağlarını, yaşam biçimlerini ve tarzlarını dönüştürecek olan “eğilim etkileri” vardır. Bu ikinci alandaki yazı insanları ile okuyucular arasında kavram ve terimlere yüklenen ortak değer derecesine göre yazının anlaşılabilir olması da artar ya da azalır.

Diyelim ki Daron Acemoğlu’nun bir yazısını okuyorsunuz. Sık sık “deneysellik” kavramına dayalı analizler yapıyor. Deneysellik dendiğinde, çevremizde olup biteni bilimsel ve teknik anlamda doğru anlamayı, değişim ve dönüşüme uyum sağlamayı kolaylaştırma olarak içselleştirmemişsek “anlama düzeyimiz” düşer. Baars’ın alan teorisinde sözünü ettiği “erişilebilen bilginin bilincine” tam olarak varılamaz.

Konjonktür haberleri ve yorumları popülizm ve pragmatizmin tuzaklarına açıktır. Eğilim haberleri ve yorumları sürekli sorgulanan varsayımlara dayanma, yeni kavram ve terimlerle çoğaltma ve dip dalgaları gözleme emeği, zamanı ve kararlılığı gerektirir.

Yazı insanının ilkelerini bilmek, alanını ve sınırlarını kavramak, kavram ve terimlere aynı değerleri yükleyerek ortak dil oluşturmak birbirini anlamanın gerek şartıdır. Yazan ile okuyan arasında sıkı bir bağ, kararlı bir iletişim ve etkileşim olmalıdır. Yakın geleceğin yaşam biçimi ve yaşam tarzına uyum sağlamak istiyorsak aramızdaki mesafeyi kısaltmalıyız.

İlgili Haberler
Makroekonomi Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan borsa açıklaması: Sermaye piyasasında sorun yok CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi BORSA NEDEN DÜŞTÜ? BİST 100’de sert düşüş | Borsa İstanbul bugün neden düşüyor, son durum ne? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi FED’in ‘faiz’ kararı nasıl fiyatlandı? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Çalışmak istemeyenler dikkat! O sosyal yardım kesilecek CNN Türk Ekonomi · 28 dk önce Makroekonomi Merkez Bankasından Türk lirası likidite yönetimine ilişkin açıklama var Ekonomist · 32 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.