Borsa İstanbul'da sığ hisselerde başlayan hareketlilik ve yatırım fonlarındaki likidite sıkışıklığı, BIST 100 endeksinde yüzde 5,54'lük sert bir düşüşü beraberinde getirdi. Uzmanlar, denetim ve düzenleme adımlarında geç kalındığını vurgularken yaşanan krizin faturasının yine küçük yatırımcıya kesildiğine dikkat çekti.
Güncellenme: 17.09.2026 16:31:00
Gülnur Saydam Takip Et:Borsa İstanbul'da sığ hisselerde başlayan hareketlilik ve yatırım fonlarındaki likidite sıkışıklığı, BIST 100 endeksinde yüzde 5,54'lük sert bir düşüşü beraberinde getirdi. Uzmanlar, denetim ve düzenleme adımlarında geç kalındığını vurgularken yaşanan krizin faturasının yine küçük yatırımcıya kesildiğine dikkat çekti.
102 yıllık tarihiyle Türkiye’nin en güvenilir gazetesi. Tıkla ve favori kaynaklarına ekle
Sığ hisselerde başlayan hareketlilik fonları, fonlardaki likidite sıkışıklığı ise borsanın tamamını vurdu. BIST 100 yüzde 5,54 çakıldı. Ekonomistler denetim ve düzenlemede geç kalındığını, faturayı yine küçük yatırımcının ödediğini belirtti.
Borsa İstanbul’da 16 Eylül günü yaşanan sert satış dalgası, sermaye piyasalarında uzun süredir biriken riskleri yeniden ortaya çıkardı. BIST 100 endeksi günü yüzde 5,54 kayıpla 13 bin 122,58 puandan tamamladı. Gün içinde kaybın yüzde 6’yı aşmasıyla endekse bağlı devre kesici uygulandı.
Piyasalardaki sert hareket yalnızca bir günlük endeks düşüşü olarak kalmadı. Düşük dolaşımlı ve likiditesi zayıf hisselerde yoğunlaşan işlemler, yatırım fonlarının nakde dönme ihtiyacı ve satış baskısının daha likit varlıklara sıçraması, piyasanın birbirine ne kadar bağlı olduğunu gösterdi.
SORUN SIĞ HİSSELERDE BAŞLADI, DALGA BORSAYA YAYILDI
Cumhuriyet’e konuşan ekonomist Bilhan Elif Yılmaz, Türkiye sermaye piyasalarının yakın tarihinin en kritik ve karmaşık sınavlarından biriyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Yılmaz, dolaşımdaki payı son derece düşük şirket hisselerinin serbest yatırım fonlarına dahil edilmesi, yapay al-sat işlemleri ve kaldıraç kullanımıyla fiyatların katlanmasının piyasa gerçekliğinden kopuşa neden olabileceğine dikkat çekti.
Bir şirketin kâğıt üzerindeki piyasa değerinin ekonomik gerçekliğinden bağımsız şekilde çok yüksek seviyelere ulaşmasının, piyasadaki rasyonellik sorununu gösterdiğini belirten Yılmaz, özellikle düşük likiditeli ve sığ hisselerde yaşanan sert fiyat hareketlerinin fonlar açısından ciddi bir likidite baskısı oluşturduğunu söyledi.
Fonlardan hızla çıkmak ve nakde dönmek isteyen yatırımcıların taleplerini karşılamak zorunda kalan fonların, ellerindeki daha likit ve kolay satılabilir varlıklara yönelmesiyle satış baskısının başka alanlara taşındığını belirten Yılmaz, böylece başlangıçta belirli hisselerle sınırlı görünen sorunun piyasanın geneline yayıldığını ifade etti.
“DOMİNO ETKİSİ” UYARISI
Yılmaz’a göre piyasalardaki güvensizlik yalnızca serbest yatırım fonlarıyla da sınırlı kalmadı. Para piyasası fonlarına kadar uzanan güvensizlik ortamı, olası ödeme gecikmelerinin dahi yatırımcı tarafında yeni bir endişe yaratmasına neden oldu.
Yılmaz, krizin ilk aşamasında sığ hisselerle sınırlı görünen problemin piyasa mekanizması içerisinde hızlı bir domino etkisi yarattığını ve 16 Eylül’deki sert borsa düşüşünün de bu kırılganlığın görünür hale geldiği aşamalardan biri olduğunu belirtti.
Böylece bir noktada başlayan satış baskısı, birbirine bağlı finansal yapı nedeniyle kısa sürede daha geniş bir alana yayıldı.
EKONOMİST ŞİRİN: “GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ BU DEPREM”
Ekonomist Emre Şirin ise yaşanan tabloyu daha geniş ekonomik çerçevede değerlendirdi.
Şirin, “Göz göre göre geldi bu deprem” diyerek Türkiye ekonomisinin ve piyasaların zor bir dönemden geçtiğini söyledi.
Ekonomideki kırılganlıkların, sıcak paraya bağımlılığın, geçmiş dönemde uygulanan Kur Korumalı Mevduat politikasının ve mevcut ekonomi politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Şirin, döviz kurunu baskılamak amacıyla sıcak paraya dayalı politikaların finansal piyasalar ile reel ekonomi arasındaki dengeyi bozduğunu savundu.
“OLAN KÜÇÜK YATIRIMCIYA OLUYOR”
Şirin, bu sürecin üretim ve yatırım tarafını da zayıflattığını belirterek, enflasyon sorunu çözülemezken faiz yükünün arttığını ifade etti.
“Yine olan küçük esnafa ve vatandaşa oldu” diyen Şirin, mevcut noktaya gelinmesinde denetim eksikliğinin de etkili olduğunu söyledi.
ÖNLEMLER GELDİ AMA ELEŞTİRİLER DE BİTMEDİ
Borsadaki sert düşüşün ardından piyasalara yönelik tedbirler artırılırken, Şirin bu adımların gerekli olmakla birlikte gecikmiş olduğunu belirtti.
SPK’nın aldığı sert önlemlere dikkat çeken Şirin, müdahalelerin doğru yönde olduğunu ancak sorunların bu noktaya gelmesinden sonra atılan adımların gecikmiş önlemler olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yaşananların ardından yatırımcıların da yatırım anlayışını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirten Şirin, kısa sürede yüksek kazanç beklentisi yerine daha makul ve sağlıklı yatırım alanlarına yönelmenin önemine dikkat çekti.
İlgili Konular: #ekonomi #borsa
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.