19 Eylül 2026, Cumartesi · 17:20 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

19 Eylül 2023: Karabağ'da antiterör operasyonundan devlet egemenliğinin tesisine

Tarihin kırılma noktası: 19 Eylül Tarih, bazı günleri yalnızca takvim yapraklarına değil, milletlerin ortak hafızasına da kaydeder. Bu tarihler, geçmişin muhasebesinin yapıldığı ve geleceğin yönünün değiştiği dönüm nokta…

Tarih, bazı günleri yalnızca takvim yapraklarına değil, milletlerin ortak hafızasına da kaydeder. Bu tarihler, geçmişin muhasebesinin yapıldığı ve geleceğin yönünün değiştiği dönüm noktalarıdır.

Azerbaycan açısından 19 Eylül 2023, böyle bir tarihtir.

O gün Karabağ’da başlayan ve yaklaşık 24 saat süren antiterör operasyonu, yalnızca askerî bir harekâtın başlangıcı değildi. Otuz yılı aşan Karabağ meselesinin askerî ve siyasi tarihinde yeni bir aşamaya geçilmesini sağlayan, Azerbaycan’ın uluslararası alanda tanınan sınırları içerisinde devlet otoritesini yeniden tesis etmesi bakımından belirleyici bir gelişmeydi.

2020 yılında kazanılan 44 Günlük Karabağ Zaferi, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması sürecinde tarihsel bir dönüm noktası olmuştu. Ancak savaşın sona ermesi, Karabağ’daki bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyordu.

Bölgede Ermeni silahlı unsurlarının varlığı, Rus barış gücünün geçici konuşlanması ve Azerbaycan devlet kurumlarının Karabağ’ın tamamında yetkilerini kullanamaması, 2020 sonrasında da devam eden meseleler arasındaydı.

19 Eylül 2023, işte bu çözülemeyen meselelerin askerî müdahaleyle yeni bir aşamaya taşındığı tarih oldu.

Bu tarihin anlamını kavrayabilmek için yalnızca operasyonun gerçekleştiği 24 saate değil, o güne uzanan tarihsel sürece de bakmak gerekir.


30 yıllık meselenin tarihsel ve hukuki arka planı

Karabağ meselesi, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde ortaya çıkan milliyetçi hareketler, toprak talepleri ve silahlı çatışmalar sonucunda uluslararası bir sorun hâline geldi.

1988 yılında başlayan gelişmeler, kısa sürede Azerbaycan ile Ermenistan arasında savaşa dönüştü. Birinci Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan’ın eski Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi ve çevresindeki 7 rayon üzerinde kontrolünü kaybetmesi, ülkenin siyasi ve toplumsal hayatında derin sonuçlar doğurdu.

Hocalı’da 1992 yılında yaşanan sivil katliamı, savaşın insanlık açısından en ağır hadiselerinden biri olarak Azerbaycan halkının hafızasında yer etti. Yüz binlerce Azerbaycanlı, Ermenistan’dan ve çatışmaların yaşandığı Azerbaycan topraklarından ayrılmak zorunda kaldı.

İşgal altında kalan bölgelerde şehirlerin, köylerin, mezarlıkların, camilerin ve diğer kültürel miras unsurlarının uğradığı tahribat, meselenin yalnızca toprak kaybından ibaret olmadığını gösterdi.

Bir millet için vatan, harita üzerinde sınırları çizilmiş bir coğrafyadan çok daha fazlasıdır.

Vatan; çocukluğun geçtiği ev, ataların mezarı, köyün çeşmesi, şehrin meydanı ve kuşaktan kuşağa aktarılan ortak hafızadır.

Karabağ’ın kaybı, Azerbaycan toplumunda bu nedenle yalnızca siyasi ve askerî bir mesele olarak yaşanmadı. Aynı zamanda yurtlarından ayrılan insanların hayatlarında derin izler bırakan bir insani trajediye dönüştü.

1993 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararlar, Azerbaycan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü teyit etti. Kararlarda işgal altındaki bölgelerden kuvvetlerin çekilmesi istendi.

Buna rağmen uluslararası diplomasi, yaklaşık 30 yıl boyunca kalıcı bir siyasi çözüm üretemedi.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı bünyesinde yürütülen Minsk Grubu süreci, taraflar arasında müzakerelerin devamını sağlasa da nihai bir barış anlaşmasıyla sonuçlanmadı.

Bu durum, uluslararası hukukta tanınan egemenlik ile sahadaki fiilî kontrol arasındaki farklılığın uzun yıllar devam etmesine yol açtı.


44 günlük zaferden 19 Eylül’e

27 Eylül 2020 tarihinde başlayan İkinci Karabağ Savaşı, Azerbaycan’ın yakın tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

44 gün süren savaşta Azerbaycan Ordusu, işgal altındaki topraklarının önemli bir bölümünü yeniden kontrol altına aldı.

8 Kasım 2020 tarihinde Şuşa’nın Azerbaycan güçlerinin kontrolüne geçmesi, savaşın askerî ve sembolik bakımdan belirleyici gelişmelerinden biriydi.

Şuşa, yalnızca stratejik konumuyla değil; Azerbaycan edebiyatı, musikisi, düşünce hayatı ve kültürel kimliği içerisindeki yeriyle de tarihsel bir öneme sahipti.

Bu nedenle Şuşa’nın yeniden Azerbaycan kontrolüne geçmesi, askerî bir başarının ötesinde, ülkenin toplumsal hafızasında güçlü bir karşılık buldu.

10 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan üçlü bildiriyle savaş sona erdi.

Bildiri uyarınca Ağdam, Kelbecer ve Laçın rayonları Azerbaycan’a iade edildi. Rus barış gücü ise Karabağ’ın belirli bölgelerine geçici olarak konuşlandırıldı.

Ancak 10 Kasım bildirisi, Karabağ’daki bütün siyasi ve güvenlik sorunlarını ortadan kaldırmadı.

Bölgede Ermeni silahlı unsurlarının varlığı, ulaşım hatlarının güvenliği, sınırların belirlenmesi ve taraflar arasında karşılıklı güvenin tesis edilememesi, savaş sonrasındaki dönemin temel sorunları olarak devam etti.

Azerbaycan yönetimi, üçlü bildiride öngörülen silahlı unsurların çekilmesi yükümlülüğünün yerine getirilmediğini somut belgelerle savundu.

2023 yılına gelindiğinde taraflar arasındaki gerilim yeniden yükseldi.

Azerbaycan’ın 19 Eylül’de başlattığı operasyon, işte bu çözülemeyen güvenlik ve egemenlik sorunlarının devam ettiği bir ortamda gerçekleşti.


19 Eylül operasyonu: 24 saatte değişen fiilî durum

19 Eylül 2023 tarihinde Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Karabağ’da yerel antiterör tedbirlerinin başlatıldığını duyurdu.

Azerbaycan yönetimi, operasyonun gerekçelerini bölgede bulunan silahlı unsurların faaliyetleri, mayın olayları, güvenlik tehditleri ve anayasal düzenin yeniden tesis edilmesi ihtiyacıyla açıkladı.

Bakü’nün açıklamalarında operasyonun sivilleri değil, silahlı hedefleri amaçladığı belirtildi.

Operasyon yaklaşık 24 saat sürdü.

20 Eylül tarihinde Rus barış gücünün aracılığıyla varılan mutabakat sonucunda Karabağ’daki Ermeni silahlı güçlerinin silah bırakması ve askerî yapıların dağıtılması konusunda anlaşmaya varıldı.

Bu gelişme, Azerbaycan’ın Karabağ’ın tamamında fiilî devlet otoritesini yeniden tesis etmesinin önünü açtı.

Ancak operasyonun sonuçları yalnızca askerî ve siyasi boyutlarıyla sınırlı değildi.

Azerbaycan’ın Karabağ’da yaşayan Ermeni kökenli Azerbaycan vatandaşları için anayasaya uyulması şartıyla her türlü garantiyi vermesine rağmen Karabağ’daki Ermeni nüfusun çok büyük bölümü Ermenistan’a göç etti. Ermeni tarafı, bu kitlesel ayrılışı güvenlik endişeleri iddialarıyla ilişkilendirdi. Azerbaycan yönetimi ise Ermeni sakinlerin haklarının korunacağını ve Azerbaycan hukuk sistemi içerisinde yeniden entegrasyon imkânı sunulduğunu açıkladı. Bu gelişmelerin insani ve hukuki boyutları, Karabağ’ın yakın tarihinin değerlendirilmesinde Azerbaycan’ın insani açıdan ortaya koyduğu erdemli duruşunun örnek özelliğini göstermektedir.

Devlet egemenliği, yalnızca toprak üzerinde kontrol sağlamakla değil, o topraklarda yaşayan insanların temel haklarını korumakla da ilgilidir.

19 Eylül operasyonunun tarihsel önemini doğru değerlendirmek, askerî sonuçları kadar savaş sonrası dönemin insani sorumluluklarını da dikkate almayı gerektirir.


Egemenlik: Hukuki statüden fiilî devlet otoritesine

Karabağ meselesinin uluslararası hukuk bakımından en önemli özelliklerinden biri, hukuki egemenlik ile fiilî kontrol arasında uzun yıllar devam eden farklılıktır.

Azerbaycan’ın Karabağ üzerindeki egemenliği, 2023 yılında ortaya çıkmış yeni bir hukuki statü değildir.

Karabağ, uluslararası alanda Azerbaycan’ın bir parçası olarak tanınmaktaydı.

Dolayısıyla 19–20 Eylül 2023 tarihlerindeki gelişmelerin önemi, yeni bir uluslararası sınırın oluşturulmasından değil, Azerbaycan’ın uluslararası alanda tanınan sınırları içerisinde devlet otoritesini yeniden tesis etmesinden kaynaklanmaktadır.

Bu ayrım, tarihsel değerlendirme açısından son derece önemlidir.

2020 yılında kazanılan askerî zafer, Azerbaycan’ın topraklarının önemli bir bölümünü yeniden kontrol altına almasını sağlamıştı.

2023 yılında gerçekleştirilen operasyon ise Karabağ’ın tamamında fiilî kontrolün Azerbaycan devletine geçmesiyle sonuçlandı.

Böylece Karabağ meselesinin yaklaşık 30 yıl boyunca devam eden askerî ve siyasi statükosu sona erdi.

Azerbaycan’da 20 Eylül’ün Devlet Egemenliği Günü olarak kabul edilmesi, bu tarihsel dönüşümün resmî hafızaya taşınmasının bir ifadesidir.

19 Eylül operasyonun başlangıcını, 20 Eylül ise silah bırakma mutabakatıyla sonuçlanan süreci temsil etmektedir.

Bu iki tarih, birbirinden koparılarak değil, aynı tarihsel gelişmenin birbirini tamamlayan aşamaları olarak değerlendirilmelidir.


İlham Aliyev döneminde Karabağ politikasının 3 aşaması

Karabağ meselesinin 2020–2023 dönemindeki gelişimi, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in siyasi liderliği altında yürütülen politikalarla doğrudan ilişkilidir.

Bu dönemi 3 temel aşama üzerinden incelemek mümkündür.

İlk aşama, 2020 öncesindeki askerî kapasite geliştirme ve diplomatik faaliyetler dönemidir.

Azerbaycan, enerji gelirlerinin de katkısıyla savunma kapasitesini geliştirmiş, askerî modernizasyon programlarını sürdürmüş ve Türkiye başta olmak üzere çeşitli ülkelerle savunma alanındaki iş birliğini genişletmiştir.

İkinci aşama, 2020 yılındaki 44 Günlük Karabağ Savaşı’dır.

Bu savaş, Azerbaycan’ın topraklarının önemli bir bölümünde yeniden kontrol sağlamasıyla sonuçlanmış ve bölgedeki askerî dengeleri değiştirmiştir.

Üçüncü aşama ise 19–20 Eylül 2023 operasyonu ve sonrasında Karabağ’da Azerbaycan devlet kurumlarının faaliyetlerinin genişletilmesidir.

Bu süreç, askerî kapasite, diplomasi ve devlet otoritesinin tesisi arasındaki ilişkinin incelenmesi bakımından önemli bir örnek oluşturmaktadır.

Azerbaycan Devlet Başkanı, muzaffer başkomutan İlham Aliyev, bölgenin geleceğine yönelik siyasetin yalnızca askerî sonuçlara göre değil, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın kurulmasına ve bölgesel ilişkilerin normalleşmesine de bağlılığının daima altını çizerek bu yönde örnek davranış sergilemiştir.

Azerbaycan Devlet Başkanı’nın siyaset tarzı, Ermenistan Başbakanı Paşinyan tarafından da kabul görmüş ve ortaya ABD’de Trump’ın iştirakiyle iki ülke arasında Zengezur Koridoru’na dair imzalanan anlaşma çıkmıştır.


Türkiye–Azerbaycan kardeşliği ve Şuşa Beyannamesi

Karabağ’ın yakın tarihini Türkiye–Azerbaycan ilişkilerinden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.

Türkiye, Birinci Karabağ Savaşı’ndan itibaren Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü destekleyen bir politika izlemiştir.

2020 yılındaki savaş sırasında Ankara’nın Bakü’ye verdiği siyasi ve diplomatik destek, iki ülke arasındaki ilişkilerin önemli bir boyutunu oluşturmuştur.

15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Beyannamesi ise Türkiye–Azerbaycan ilişkilerini müttefiklik düzeyine taşıyan tarihsel bir belge olmuştur.

Beyanname; savunma, güvenlik, ulaştırma, enerji, ekonomi ve kültür alanlarında kapsamlı iş birliği öngörmektedir.

Şuşa’nın bu belgeye ev sahipliği yapması da ayrı bir sembolik anlam taşımaktadır.

Bir zamanlar savaşın ve yerinden edilmenin sembollerinden biri hâline gelen şehir, Türkiye ile Azerbaycan arasında yeni bir stratejik ortaklık döneminin ilan edildiği mekân olmuştur.

Şuşa Beyannamesi, Karabağ’ın yeniden Azerbaycan kontrolüne geçmesinden sonra oluşan bölgesel güvenlik ortamının anlaşılması bakımından da önemlidir.

İki ülkenin savunma alanındaki iş birliği, ortak askerî eğitim faaliyetleri ve stratejik koordinasyonu, Güney Kafkasya’daki güvenlik ilişkilerinin önemli unsurları arasında yer almaktadır.

Bu ortaklığın uzun vadeli etkileri ise bölgesel barış, ekonomik bağlantılar ve komşu devletlerle ilişkilerin gelişimi çerçevesinde değerlendirilecektir.


Karabağ’ın geleceği: Yeniden imar, dönüş ve barış

19 Eylül 2023 sonrasında Karabağ meselesinin gündeminde yeni başlıklar öne çıkmıştır.

Bunların başında yeniden imar ve yerinden edilmiş insanların geri dönüşü gelmektedir.

Azerbaycan’ın 2020 yılından itibaren başlattığı yeniden imar programları kapsamında yollar, havalimanları, enerji altyapısı, konutlar ve kamu hizmetleri yeniden inşa edilmektedir.

Fuzuli, Zengilan, Laçın, Ağdam, Şuşa ve diğer yerleşim merkezlerinde yürütülen çalışmalar, savaşın ardından ortaya çıkan ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlara cevap vermeyi amaçlamaktadır.

Ancak yeniden imar yalnızca binaların inşa edilmesinden ibaret değildir.

Bir şehrin yeniden yaşanabilir hâle gelmesi, insanların orada güven içerisinde hayat kurabilmesine, ekonomik faaliyetlerin gelişmesine ve toplumsal bağların yeniden oluşmasına bağlıdır.

Mayın tehlikesi, altyapı eksiklikleri, istihdam ihtiyacı ve kamu hizmetlerinin geliştirilmesi, geri dönüş sürecinin temel meseleleri arasındadır.

Karabağ’ın geleceği bakımından bir diğer önemli konu ise Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesidir.

Sınırların belirlenmesi, ulaşım bağlantılarının açılması, ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi ve karşılıklı güvenin oluşturulması, bölgesel istikrarın temel başlıklarıdır.

Kalıcı barışın sağlanması, tarafların egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı göstermesini, güvenlik endişelerini diplomatik yollarla ele almasının zaruretini ortaya koyar. Bu istikamette çok büyük gelişmeler olsa da haklı olarak Ermenistan Anayasası’nın değişmesi beklentisi güncelliğini korumaktadır.

Güney Kafkasya’nın geleceği açısından temel soru artık yalnızca geçmişte yaşanan çatışmaların nasıl sona erdiği değildir.

Asıl mesele, savaş sonrasında ortaya çıkan yeni koşulların sürdürülebilir bir barış düzenine nasıl dönüştürüleceğidir.


Sonuç: 19 Eylül’ün tarihsel mirası

19 Eylül 2023, Azerbaycan’ın yakın tarihinde askerî, siyasi ve hukuki boyutları bulunan önemli bir dönüm noktasıdır.

Bu tarih, 2020 yılında başlayan yeni dönemin devamı olarak Karabağ’ın tamamında Azerbaycan devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesine uzanan sürecin başlangıcını temsil etmektedir.

Tarihsel dönüşümler, toplumların hayatında meydana getirdikleri kalıcı değişikliklerle anlam kazanır.

Karabağ’da 30 yılı aşkın süre boyunca yaşanan savaş, işgal, zorunlu göç ve insani kayıplar, bölgenin toplumsal hafızasında derin izler bırakmıştır.

Bugün Karabağ’ın yeniden inşası, yerinden edilmiş insanların dönüşü, kültürel mirasın korunması ve kalıcı barışın sağlanması, bu tarihsel sürecin geleceğe dönük temel meselelerini oluşturmaktadır.

19 Eylül’ün Azerbaycan açısından taşıdığı anlam, uluslararası alanda tanınan egemenliğin fiilî devlet otoritesiyle bütünleşmesidir.

20 Eylül Devlet Egemenliği Günü ise bu dönüşümün resmî olarak anıldığı tarihtir.

Karabağ’ın geçmişi egemenlik mücadelesinin tarihini anlatırken geleceği, bu egemenliğin barış, güvenlik, yeniden imar ve insan hayatı üzerinde nasıl somutlaşacağıyla şekillenecektir.

Tarihin bir dönemi kapanmıştır. Yeni dönemin kalıcı mirasını ise savaşın ardından yeniden inşa edilen ve her gördüğümüzde kalbimizi gurur hissiyle dolduran, Azerbaycan’ın “Büyük Qayıdış”ının eseri olan çiçekli Karabağ yaşatmaktadır.

Barışı ve yaşanan gururu borçlu olduğumuz Karabağ şehitlerini rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: azerbaycankarabağAygün Attar

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Güney Aydın Daron Acemoğlu, kurumlar ve mültecilerin yönü

TÜRKİYE'DEN SESLER

Yılmaz Balçın Seçim bitti, güvenlik gölgesi sürüyor: Tanklar, helikopterler ve yeni Bangsamoro

ÇEVRE

TÜRKİYE'DEN SESLER

Prof. Dr. Mustafa Öztürk Avrupa, daha fazla plastik atıklarını göndermeye devam edecek

TÜRKİYE'DEN SESLER

Gürsel Tokmakoğlu Üç koridor... Cibuti, Ümit Burnu ve Kuzey Deniz Yolu: Çevreleme, sapma ve Rusya'nın dönüşü

İlgili Haberler
Makroekonomi Türkiye'de küçükbaş hayvan varlığı 60,8 milyona ulaştı: Son 5 yılda dikkat çeken değişim CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Türkiye'de elektrikli araçların şarj tüketimi arttı: 48 bin 649 noktaya ulaşıldı CNN Türk Ekonomi · 19 dk önce Makroekonomi İstanbul'da yarın bazı yollar trafiğe kapatılacak... İşte o güzergahlar Ekonomist · 24 dk önce Makroekonomi Wall Street’te yön arayışı: Petrol ve faiz baskısı sürüyor Paratic · 30 dk önce Makroekonomi 81 ilde akıllı şehir dönemi başlıyor: Trafikten afet yönetimine kadar 50 yeni uygulama Yeni Şafak Ekonomi · 35 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.