21 Eylül 2026, Pazartesi · 02:40 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Türk pamuğunda üretim ve ithalat makası açılıyor

Pamukta üretimin bu yıl 500 bin ton civarında kalması beklenirken, tekstil sektörünün yaklaşık 1,5 milyon tonluk ihtiyacı bulunuyor. İTB Başkan adayı Barış Kocagöz, aradaki farkın ithalatla karşılanacağını belirterek, de…

Türk pamuğunda üretim ve ithalat makası açılıyor

Pamukta üretimin bu yıl 500 bin ton civarında kalması beklenirken, tekstil sektörünün yaklaşık 1,5 milyon tonluk ihtiyacı bulunuyor. İTB Başkan adayı Barış Kocagöz, aradaki farkın ithalatla karşılanacağını belirterek, desteklerin maliyetleri dikkate alacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

21 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanlığı­na adaylığını açıklayan Barış Kocagöz, Türkiye’de pamuk üre­ticisinin en önemli sorununun artan girdi maliyetleri olduğunu belirterek, dünya fiyatlarıyla re­kabet etmek zorunda kalan yerli üreticinin maliyet baskısı altın­da kaldığını söyledi. Son dönem­de birçok üreticinin maliyetini karşılamakta zorlandığını ifade eden Kocagöz, bunun pamuk üre­timindeki gerilemeyi hızlandır­dığına dikkat çekti. Kocagöz’ün verdiği bilgiye göre, tekstil sektö­rünün yaklaşık 2 milyon tonluk pamuk işleme kapasitesi bulu­nurken, kapasite kullanım oran­ları yüzde 65 seviyelerine kadar geriledi. Mevcut koşullarda sek­törün yaklaşık 1,5 milyon ton pa­muğa ihtiyaç duyduğunu belirten Kocagöz, bu yıl pamuk üretimi­nin 500 bin ton civarında kalma­sını beklediklerini, aradaki yak­laşık 1 milyon tonluk farkın ise ithalatla karşılanacağını söyle­di. Kocagöz, “Türkiye’nin pamuk üretimi en az 1 milyon 250 bin ton olmalı. Üretim bu seviyeye ulaşıncaya kadar yüksek destek verilmeli, hedef yakalandıktan sonra destekler yeniden düzen­lenmeli. Bütün ürünlerde buna benzer bir planlama yapılması gerekiyor” dedi.

“Desteklemede makas açıldı”

Pamukta desteklerin üretim maliyetlerindeki artışın gerisin­de kaldığını savunan Kocagöz, geçmiş yıllardaki desteklerle bu­günkü destekler arasında döviz bazında önemli bir makas oluş­tuğunu söyledi. Üretim planla­masında Tarım ve Orman Ba­kanlığı’nın havza bazlı modeli­nin önemli bir altyapı sunduğunu belirten Kocagöz, hangi bölgede hangi ürünün üretileceğinin yanı sıra ne kadar üretileceğine ilişkin hedeflerin de netleştirilmesi ge­rektiğini ifade etti.

Mazot desteğinin de gerçek kullanıma göre yeniden ele alın­masını öneren Kocagöz, üretici­nin kullandığı mazot üzerinden ödediği ÖTV’nin faturalar karşı­lığında destek olarak geri veril­mesinin daha adil bir sistem oluş­turabileceğini söyledi.

“Pamuğun su tüketimine ilişkin yanlış bir algı var”

Pamuğun çok su tüketen bir ürün olduğu yönündeki yaygın değerlendirmeye katılmadığını belirten Kocagöz, sulamada kul­lanılan suyun tamamının kaybol­madığını savundu. Toprağa sü­zülen suyun yer altı kaynakları­nı yeniden besleyebildiğini ifade eden Kocagöz, kaybın esas olarak buharlaşma veya suyun üretim alanından uzaklaşmasıyla ortaya çıktığını söyledi.

Kocagöz, “Pamuğun çok su tü­kettiği yönünde son yıllarda yay­gın bir söylem oluştu. Ben bu de­ğerlendirmenin doğru olmadı­ğını düşünüyorum. Sulamada kullanılan suyun tamamı kaybol­muyor. Doğanın içindeki su dön­güsünü de dikkate almak gere­kiyor” dedi. Bununla birlikte su­yun daha verimli kullanılmasının önemine işaret eden Kocagöz, damlama ve yağmurlama sulama sistemlerinin yaygınlaştırılma­sı gerektiğini vurguladı. Pamukta damlama sulamaya verilen des­teği doğru bulduğunu belirten Kocagöz, ruhsatlı su kaynağı gi­bi uygulamadaki bazı koşulların üreticilerin destekten yararlan­masını zorlaştırabildiğini söyle­di. Kocagöz, desteklerin sahadaki üretim koşullarıyla daha uyumlu hale getirilmesi gerektiğini kay­detti.

Ege pamuğuna uzun elyaf önerisi

Ege’nin verimli toprak yapısı­nın üreticiye farklı ürün alterna­tifleri sunduğunu belirten Koca­göz, pamuk ekonomik karşılığı­nı vermediğinde üreticinin başka ürünlere yönelebildiğini söyledi. Ege pamuğunun kalite açısından önemli bir avantaja sahip olduğu­na dikkat çeken Kocagöz, bölgenin uzun elyaflı ve daha yüksek kat­ma değerli pamuk üretimine yö­nelmesinin uluslararası rekabette farklılaşma sağlayabileceğini ifa­de etti. Kocagöz, “Ege pamuğunun değerini kaybetmemesi için üreti­min de korunması gerekiyor. Daha uzun elyaflı ve katma değerli üre­timle Ege kendisine farklı bir alan açabilir. Ancak üreticinin yeni bir ürüne yönelmesi isteniyorsa baş­langıçta desteklenmesi gerekiyor. Ekonomik karşılığını alamazsa er­tesi yıl aynı ürünü ekmiyor” diye konuştu. Ulusal Pamuk Konseyi Başkanlığı döneminde 2013 yılın­da başlayan markalaşma çalışma­larını hatırlatan Kocagöz, tekstil sektörünün projeyi istenilen öl­çüde benimsemediğini ifade etti. Kocagöz, uluslararası markalar­dan talep gelmesinin beklenmesi yerine, Türk tekstil üreticilerinin GDO’suz Türk pamuğu kullanımı­nı doğrudan markalara teklif et­mesi gerektiğini dile getirdi.

Tekstil sektörünün mevcut ko­şullarının markalaşma çalışma­larını da zorlaştırdığına dikkat çeken Kocagöz, “Türk tekstili şu anda bunu düşünecek durumda değil. Öncelikle sektörün ayakta kalması gerekiyor. Ancak şartlar düzeldiğinde Türk pamuğunun markalaşması yeniden güçlü şe­kilde gündeme alınmalı” dedi.

“Pamukta TÜRİB’in işlem hacmi gelişmeli”

Lisanslı depoculuk sisteminin önemli ölçüde oturduğunu belir­ten Kocagöz, son iki yılda üretici ve tüccarın sisteme getirdiği ürün miktarının azaldığını söyledi. Pa­muk fiyatlarının yükseleceğine yönelik beklentinin zayıflaması ve yüksek faiz ortamının ürünün depoda bekletilmesini zorlaştır­dığını kaydeden Kocagöz, finans­man maliyetinin lisanslı depocu­luğun kullanımını da etkilediğini ifade etti.

Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) üzerinden üreticinin ürününü te­minat göstererek finansmana ula­şabildiğini belirten Kocagöz, pa­muk ticaretinin Türkiye Ürün İhtisas Borsası’nda (TÜRİB) ise henüz istenilen hacme ulaşmadı­ğını söyledi. Buğdayda daha yay­gın kullanılan sistemin pamukta da geliştirilmesi gerektiğini kay­deden Kocagöz, bunun lisanslı de­poculuk sisteminin tamamlanma­sı gereken önemli ayaklarından bi­ri olduğunu ifade etti.

Tarımda enerji maliyetleri­nin azaltılması için yenilenebi­lir enerji yatırımlarının yaygın­laştırılması gerektiğine de işaret eden Kocagöz, özellikle sulamada güneş enerjisinin doğrudan kul­lanılabileceğini söyledi. Artezyen kuyuları ve nehirlerden elektrikli motorlarla yapılan sulamada gü­neş enerjisi sistemlerinin destek­lenebileceğini belirten Kocagöz, jeotermalin seracılıkta, tarımsal ve organik atıkların ise biyoenerji üretiminde daha fazla değerlendi­rilmesi gerektiğini kaydetti.

Tarımda genç nüfusun azalma­sının da önümüzdeki dönemin önemli sorunlarından biri oldu­ğunu vurgulayan Kocagöz, üreti­cilerin yaş ortalamasının 55 se­viyelerine dayandığını belirterek gençlerin tarımda kalmasını sağ­layacak destek modellerine ihti­yaç olduğunu söyledi.

Kaynak: DÜNYA - İZMİR

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Katar Başbakanı Al Sani: Bölgede bir 'deprem' yaşandı, güvenlik ve istikrar sınandı Ekonomim · 57 dk önce Borsa İstanbul'da "26 çocuk zehirlendi, 3'ü öldü" paylaşımına gözaltı Ekonomim · 58 dk önce Borsa 12 milletvekilinin daha AK Parti'ye geçeceği iddia edildi Ekonomim · 1 saat önce Borsa Amed maçı sonrası Serdal Adalı: Üzgünüz, takım yorgundu, iyi oynamadık, onu belirteyim Ekonomim · 1 saat önce Borsa Yeni haftada hava bir anda değişecek! Sıcaklıklar 10 derece düşüyor Finans Gündem (ing) · 2 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.