Pamukta üretimin bu yıl 500 bin ton civarında kalması beklenirken, tekstil sektörünün yaklaşık 1,5 milyon tonluk ihtiyacı bulunuyor. İTB Başkan adayı Barış Kocagöz, aradaki farkın ithalatla karşılanacağını belirterek, desteklerin maliyetleri dikkate alacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
21 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanlığına adaylığını açıklayan Barış Kocagöz, Türkiye’de pamuk üreticisinin en önemli sorununun artan girdi maliyetleri olduğunu belirterek, dünya fiyatlarıyla rekabet etmek zorunda kalan yerli üreticinin maliyet baskısı altında kaldığını söyledi. Son dönemde birçok üreticinin maliyetini karşılamakta zorlandığını ifade eden Kocagöz, bunun pamuk üretimindeki gerilemeyi hızlandırdığına dikkat çekti. Kocagöz’ün verdiği bilgiye göre, tekstil sektörünün yaklaşık 2 milyon tonluk pamuk işleme kapasitesi bulunurken, kapasite kullanım oranları yüzde 65 seviyelerine kadar geriledi. Mevcut koşullarda sektörün yaklaşık 1,5 milyon ton pamuğa ihtiyaç duyduğunu belirten Kocagöz, bu yıl pamuk üretiminin 500 bin ton civarında kalmasını beklediklerini, aradaki yaklaşık 1 milyon tonluk farkın ise ithalatla karşılanacağını söyledi. Kocagöz, “Türkiye’nin pamuk üretimi en az 1 milyon 250 bin ton olmalı. Üretim bu seviyeye ulaşıncaya kadar yüksek destek verilmeli, hedef yakalandıktan sonra destekler yeniden düzenlenmeli. Bütün ürünlerde buna benzer bir planlama yapılması gerekiyor” dedi.
“Desteklemede makas açıldı”
Pamukta desteklerin üretim maliyetlerindeki artışın gerisinde kaldığını savunan Kocagöz, geçmiş yıllardaki desteklerle bugünkü destekler arasında döviz bazında önemli bir makas oluştuğunu söyledi. Üretim planlamasında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın havza bazlı modelinin önemli bir altyapı sunduğunu belirten Kocagöz, hangi bölgede hangi ürünün üretileceğinin yanı sıra ne kadar üretileceğine ilişkin hedeflerin de netleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Mazot desteğinin de gerçek kullanıma göre yeniden ele alınmasını öneren Kocagöz, üreticinin kullandığı mazot üzerinden ödediği ÖTV’nin faturalar karşılığında destek olarak geri verilmesinin daha adil bir sistem oluşturabileceğini söyledi.
“Pamuğun su tüketimine ilişkin yanlış bir algı var”
Pamuğun çok su tüketen bir ürün olduğu yönündeki yaygın değerlendirmeye katılmadığını belirten Kocagöz, sulamada kullanılan suyun tamamının kaybolmadığını savundu. Toprağa süzülen suyun yer altı kaynaklarını yeniden besleyebildiğini ifade eden Kocagöz, kaybın esas olarak buharlaşma veya suyun üretim alanından uzaklaşmasıyla ortaya çıktığını söyledi.
Kocagöz, “Pamuğun çok su tükettiği yönünde son yıllarda yaygın bir söylem oluştu. Ben bu değerlendirmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Sulamada kullanılan suyun tamamı kaybolmuyor. Doğanın içindeki su döngüsünü de dikkate almak gerekiyor” dedi. Bununla birlikte suyun daha verimli kullanılmasının önemine işaret eden Kocagöz, damlama ve yağmurlama sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Pamukta damlama sulamaya verilen desteği doğru bulduğunu belirten Kocagöz, ruhsatlı su kaynağı gibi uygulamadaki bazı koşulların üreticilerin destekten yararlanmasını zorlaştırabildiğini söyledi. Kocagöz, desteklerin sahadaki üretim koşullarıyla daha uyumlu hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.
Ege pamuğuna uzun elyaf önerisi
Ege’nin verimli toprak yapısının üreticiye farklı ürün alternatifleri sunduğunu belirten Kocagöz, pamuk ekonomik karşılığını vermediğinde üreticinin başka ürünlere yönelebildiğini söyledi. Ege pamuğunun kalite açısından önemli bir avantaja sahip olduğuna dikkat çeken Kocagöz, bölgenin uzun elyaflı ve daha yüksek katma değerli pamuk üretimine yönelmesinin uluslararası rekabette farklılaşma sağlayabileceğini ifade etti. Kocagöz, “Ege pamuğunun değerini kaybetmemesi için üretimin de korunması gerekiyor. Daha uzun elyaflı ve katma değerli üretimle Ege kendisine farklı bir alan açabilir. Ancak üreticinin yeni bir ürüne yönelmesi isteniyorsa başlangıçta desteklenmesi gerekiyor. Ekonomik karşılığını alamazsa ertesi yıl aynı ürünü ekmiyor” diye konuştu. Ulusal Pamuk Konseyi Başkanlığı döneminde 2013 yılında başlayan markalaşma çalışmalarını hatırlatan Kocagöz, tekstil sektörünün projeyi istenilen ölçüde benimsemediğini ifade etti. Kocagöz, uluslararası markalardan talep gelmesinin beklenmesi yerine, Türk tekstil üreticilerinin GDO’suz Türk pamuğu kullanımını doğrudan markalara teklif etmesi gerektiğini dile getirdi.
Tekstil sektörünün mevcut koşullarının markalaşma çalışmalarını da zorlaştırdığına dikkat çeken Kocagöz, “Türk tekstili şu anda bunu düşünecek durumda değil. Öncelikle sektörün ayakta kalması gerekiyor. Ancak şartlar düzeldiğinde Türk pamuğunun markalaşması yeniden güçlü şekilde gündeme alınmalı” dedi.
“Pamukta TÜRİB’in işlem hacmi gelişmeli”
Lisanslı depoculuk sisteminin önemli ölçüde oturduğunu belirten Kocagöz, son iki yılda üretici ve tüccarın sisteme getirdiği ürün miktarının azaldığını söyledi. Pamuk fiyatlarının yükseleceğine yönelik beklentinin zayıflaması ve yüksek faiz ortamının ürünün depoda bekletilmesini zorlaştırdığını kaydeden Kocagöz, finansman maliyetinin lisanslı depoculuğun kullanımını da etkilediğini ifade etti.
Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) üzerinden üreticinin ürününü teminat göstererek finansmana ulaşabildiğini belirten Kocagöz, pamuk ticaretinin Türkiye Ürün İhtisas Borsası’nda (TÜRİB) ise henüz istenilen hacme ulaşmadığını söyledi. Buğdayda daha yaygın kullanılan sistemin pamukta da geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Kocagöz, bunun lisanslı depoculuk sisteminin tamamlanması gereken önemli ayaklarından biri olduğunu ifade etti.
Tarımda enerji maliyetlerinin azaltılması için yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaştırılması gerektiğine de işaret eden Kocagöz, özellikle sulamada güneş enerjisinin doğrudan kullanılabileceğini söyledi. Artezyen kuyuları ve nehirlerden elektrikli motorlarla yapılan sulamada güneş enerjisi sistemlerinin desteklenebileceğini belirten Kocagöz, jeotermalin seracılıkta, tarımsal ve organik atıkların ise biyoenerji üretiminde daha fazla değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Tarımda genç nüfusun azalmasının da önümüzdeki dönemin önemli sorunlarından biri olduğunu vurgulayan Kocagöz, üreticilerin yaş ortalamasının 55 seviyelerine dayandığını belirterek gençlerin tarımda kalmasını sağlayacak destek modellerine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Kaynak: DÜNYA - İZMİR
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.