Ancak yine de elin adamı uzay yolculuğu yapacak şirketi halka arz ederken, biz neden hâlâ arkaik üretim sistemlerini kullanan şirketleri finanse edelim diye soruluyor. Bu sorunun basit idari yanıtı; “koşulları sağlayan” şirketlerin halka arz yapmasıdır. Ancak burada ima edilen husus kuşkusuz çok daha başka.
Teknolojik sıçrama yapamadık
Türkiye teknoloji üretiminde-kullanımında elbette sıfır noktasında değil. Ancak, geçen haftaki yazımızda da tartıştığımız gibi, mevcut başarılar ekonominin geneline yayılan bir teknolojik dönüşüme işaret etmiyor. Türkiye’nin üretim modeli hâlâ ağırlıklı olarak düşük-orta teknolojili, emek yoğun sektörlere dayanıyor. TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre, 10 ve daha fazla çalışanı bulunan girişimlerin yalnızca %7,5’i herhangi bir yapay zekâ teknolojisi kullanmaktadır. Bu oran 250 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerde dahi %24,1 düzeyindedir (TÜİK, 2025). Bu bulgu, ileri teknolojilerin üretim-hizmet sistemi içinde henüz yeterince yaygınlaşmadığını göstermektedir. Teknolojinin şirket faaliyetlerine sınırlı ölçüde nüfuz edebildiği bir ekonomide, halka arz listesinin robotik şirketleriyle dolmasını beklemek pek de makul görünmüyor. Doğru soru “Borsada neden az sayıda teknoloji şirketi var?” değil, “Türkiye neden halka arz edilebilecek ölçekte daha fazla teknoloji şirketi üretemiyor?” olmalıdır.
Elma ağacından armut beklemek
Borsanın sektörel bileşimi ilgili ekonomide hangi faaliyetlerin şirketleşebildiğini, sermaye biriktirebildiğini ve halka arz edilebilir ölçeğe ulaşabildiğini gösterir. ABD borsalarındaki teknoloji ağırlığı sermaye piyasası otoritelerinin sektör tercihinden değil, ekonominin onlarca yıl boyunca küresel ölçekte teknoloji şirketleri üretebilmesinden kaynaklanıyor. Türkiye’de halka arzların geleneksel sektörlerde yoğunlaşması ise mevcut şirket stokunun ve üretim yapısının doğal bir sonucudur. Aksini beklemek, elma ağacından armut çıkmasını beklemeye benziyor. Üretim sistemi ve şirket sistemi neyse, borsanın sektörel bileşimi de üç aşağı beş yukarı buna benzeyecek. Yani halka arzların sektörel dağılımı “SPK’nın tercihlerinin” bir sonucu değil. Öngörülen koşulları sağlayan şirketler sırası gelince halka arz yapabiliyor. Peki, hal böyleyken yine de teknoloji şirketlerinin borsa finansmanı koşullarını iyileştirebilir miyiz?
Bir öneri: SPK nitelikli teknoloji şirketlerinin halka arzını hızlandırabilir
SPK’nın 27 Ağustos 2026 tarihli İlke Kararı uyarınca (27.8.2026 tarih ve 2026/53 sayılı Haftalık Bülten); bulunduğu şehirden borsaya kote olacak ilk şirketler, kamu veya Türkiye Varlık Fonu kontrolündeki ortaklıklar ile 15 milyar TL’yi aşan piyasa değeri ve güçlü uluslararası yatırımcı tahsisi öngören halka arzlar, başvuru sıralamasından istisna edilmiştir. Daha fazla teknoloji şirketini borsada görmenin rasyonelinin ülke için öncelikli olduğu varsayımıyla; SPK’nın bu tercihli halka arz yaklaşımında teknoloji şirketlerine de yer vermesi ve çeşitli koşulları sağlayan üst düzey “Endüstri 5.0” şirketlerinin finansmana erişimini kolaylaştırması pekâlâ mümkün olabilir. Belki böylelikle daha fazla ve nitelikli teknoloji şirketini borsamızda görmek mümkün olur.
---
[1] Türkiye İstatistik Kurumu. (2025). Yapay zekâ istatistikleri, 2025. https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/57945
2https://spk.gov.tr/data/6a909a488f95db1e08f53532/2026-53.pdf
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.