Basit bir soruyla başlayalım: “Bugün Türkiye sanayisini sıfırdan yeniden planlayacak kişi siz olsaydınız; hangi sektöre nasıl bir ağırlık verirdiniz?”
Bu soruya mantıklı bir cevap verebilmek için en azından şunları dikkate almanız gerekir:
- Sektörün Türkiye iç talebindeki payı ne?
- Sektörün dünya ticaretindeki payı ne?
- Sektörün yerel ve küreselde büyüme potansiyeli ne?
- Sektördeki küresel rekabette hangi ülkeler, hangi özellikleri ile öne çıkıyor?
Elbette başka kriterler de var ama siz cevabı düşünürken ben TÜİK’e ait birkaç veri paylaşayım.
Bizim sanayimizde girişim sayısı olarak ilk sırada gelen sektör, fabrikasyon metal ürünleri imalatıdır. Bu sektörde metal kazan, radyatör, kapı, pencere, pres, tencere, hırdavat, çatal-bıçak, varil, zincir, muhafaza kapları, silah ve mühimmat imalatı yapan girişimlerimiz var ve sayıları 2025 itibarı ile 69 bin. 480 bin sanayicinin 69 bini bu alanda. Oldukça yüksek bir sayı; değil mi?
İkinci sırada, giyim ürünleri imalatı yapan girişimler var. Bildiğiniz gibi son yıllarda en fazla sorun yaşayan sektörlerin başında giyim imalatı geliyor. 2025 itibarı ile bu alanda 58 bin girişim var.
Grafik 2010’dan bu yana sektördeki girişim sayısının nasıl şekillendiğini gösteriyor. 15 yıl önce 50 bin civarında giyim imalatçısı vardı ve sanayi girişimlerinin yüzde 17’sini oluşturuyorlardı. Sayı, 2022’de 67 bine yaklaştı. İzleyen üç yılda keskin bir düşüşle 58 bine geriledi. Bugün itibarı ile sektörün bütün sanayi girişimleri içindeki payı da yüzde 12,2’ye düştü.
Sanayideki işletmelerin yüzde 12’sini barındıran, her 100 çalışanın 12’sini istihdam eden sektör, toplam cironun sadece yüzde 4’üne sahip.
Küresel boyutta ise durum özetle şu. 25 trilyon doları aşan dünya mal ticaretinde hazır giyimin payı yaklaşık yüzde 2,5. Üstelik giyim ticaretindeki büyüme diğer sektörlerin oldukça gerisinde ve gelecekte de böyle olmaya devam edecek.
Yani sanayimizdeki üreticilerin (azalmış hali ile) yüzde 12’si, Türkiye sanayi cirosunun yüzde 4’üne, küresel mal ticaretinin yüzde 2,5’ine hitap eden bir sektörde yoğunlaşmış durumda.
İçerdeki maliyet artışları olmasaydı, kurda değerlenme yaşanmasaydı, Çin, Vietnam vb. ülkelerin artan maliyet baskısı olmasaydı bile; bu sürdürülebilir bir durum değildi. Bugün olmasa, birkaç yıl sonra benzer bir durum yaşanacak; hazır giyim imalatından çıkışlar başlayacaktı. 2023’te tetiklenen süreç, hızlı bir şekilde ilerliyor ve sektördeki üretici sayısı muhtemelen önümüzdeki yıllarda da azalmaya devam edecek.
Sorun sadece giyim sektörü ile sınırlı değil; başka sektörler de onu izleyecek. Sanayimizdeki sektörel yapılanma ve aşırı derecede küçük ölçek bunu kaçınılmaz kılıyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilgili otoritelerin sektörlerdeki yapısal dönüşümü harekete geçirmek için uygulamaya aldığı, kapsamlı ve vizyoner projeler var. Ancak ekonomimizdeki mevcut belirsizlik ortamı ve dezenflasyon sürecinde sanayimizin genelindeki zayıf performans bu çalışmaların görünürlüğünü ve etkinliğini sınırlıyor.
Bu alanda daha fazla yoğunlaşmak, sektörlerdeki dönüşümü cesaretlendirmek, çıkış yapanların yeni sektörlere girişini teşvik etmek, her ne olursa olsun ölçek büyütmeyi ön plana almak için daha çok ses getiren bir dönüşüm seferberliğine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.