21 Eylül 2026, Pazartesi · 14:49 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Hırsızı bildiği halde kilidi geç değiştirenin hiç mi suçu yok!

Hırsızı bildiği halde kilidi geç değiştirenin hiç mi suçu yok!

Hırsız tabii ki suçlu da… Karınca hızıyla geçen dokuz ay Sorun neyse ki çok büyük değilmiş!

Doğru; bir yatırım fonunun ayda yüzde 15 dolayında getiri sağlamasına bakıp bunun sonsuza kadar süreceğini düşünerek parasını oraya yatıran açgözlülük etmiştir.

Deyim yerindeyse kapı gibi sağlam hisse senetleri az kazandırıyor diye ne idiği belirsiz bir takım senetlerin günlerce tavan tavan gidip on kat, yirmi kat artmasından ve Türkiye’nin sayılı şirketlerinin piyasa değerine erişmesinden hiç endişe duymayıp parasını tümüyle o hisseye bağlayan da açgözlülük etmiştir. O da doğru. Gerçi mevcut durumda bu hisse senetlerini doğrudan alanlar değil, bu hisse senetleri portföye eklenmek suretiyle bir takım fonlarda yapılan manipülasyonlar ön plandadır.

Peki neredeyse bir yıl önce “Borsa’da manipülasyona kesinlikle izin vermeyeceklerini” söyleyen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olan bitenin farkında değil miydi, tabii ki farkındaydı. Bunu kendisi dile getirdi:

“Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, bu alanda da düzenleme ihtiyacının farkındayız. Manipülasyonla mücadelenin dozunu, kayıt dışı ile mücadelenin dozunun üzerine çıkaracağız. Cezaları çok daha ağır hale getirmemiz gündemimizdeki bir konu.”

Mehmet Şimşek bu durumu kendi araştırmasıyla fark edecek değil ya. Bilgi kaynağı zaten olması gerektiği gibi SPK ve SPK bu durumu geçen yılın son çeyreğinde belirlemiş. SPK’nın 18 Eylül’deki açıklamasında sorunun ortaya çıkışına değinilirken şöyle deniliyor:

“2025’in son çeyreğinde belirli portföy yönetim şirketlerine ait fonların (Borsa'daki) fiili dolaşım oranı düşük olan paylarda ekonomik gerçeklik ve şirket temel finansal büyüklükleri ile açıklanamayacak şekilde fiyat hareketlerine neden olduğu gözlemlenmiştir.“

Peki şimdi sormazlar mı “Bir yıla yakındır neredeydiniz” diye? Aradan dokuz ay geçmiş ve yeni adım atılıyor.

Ama yok yok, hak yemeyelim; bu konuda yeni adım atılıyor görüntüsü var ama bu süre “yoğun” bir çalışmayla geçmiş, meğer çalışmalar ancak tamamlanmış.

Hırsız tabii ki suçlu da…

Hırsızın tabii ki suçu var, hem de çok büyük suçu var.

Ama hırsız neredeyse bir yıl önce çalıp çırpmaya başlamış, hem de öyle böyle değil, binlerce insanı mağdur edecek bir operasyon var ve yine SPK’nın açıklamasından öğreniyoruz ki bu mağduriyeti giderecek çalışmalar neredeyse dokuz ayda ancak tamamlanmış.

Niye acele edildi ki acaba, birileri biraz daha palazlansaydı!

Sorunun her geçen gün büyüdüğünü görmek bu kadar mı zordu?

Karınca hızıyla geçen dokuz ay

SPK 18 Eylül’deki açıklamasında sorunun ortaya çıkışından bugünlere nasıl gelindiğini kronolojik bir sırayla anlattı. Bu açıklamaya bakınca yukarıdaki başlık çok uygun düşüyor.

Sorun belirlendiğinde ya bunun çok büyük ve sarsıcı olacağı kavranamamış ya da “Aceleye ne gerek var” denilmiş. İkisi de birbirinden kötü!

Bu süreçte neler mi yapılmış, özetleyelim:

■ Sorun, geçen yılın son çeyreğinde, muhtemelen ekim ya da kasımda belirlenmiş.

■ 2 Aralık’taki Finansal İstikrar Komitesi toplantısında önlem almak gerektiği gündeme gelmiş ve SPK tarafından alınabilecek makroihtiyati tedbirler konusunda tavsiye kararı verilmiş.

■ Hemen bir gün sonra 3 Aralık’ta çalışma grubu oluşturulmuş. Güzel, ya sonra?

■ İki hafta geçmiş, 18 Aralık’ta nitelikli yatırımcı olmak için aranan 1 milyon liralık finansal varlık şartı 10 milyona çıkarılmış.

■ Hazırlanacak rehberle ilgili olarak 15 Aralık’ta yazılan yazılarla Borsa ve Takasbank’tan görüş ve değerlendirme istenmiş.

■ Alınan görüşlerden sonra rehber taslağı Maliye Bakanlığı’na ancak 28 Ocak’ta sunulabilmiş. Neredeyse bir buçuk ay sonra. Artık Borsa ve Takasbank mı geç görüş bildirdiği için bir buçuk ay geçti, yoksa bildirilen görüşler derlendi toparlandı ve Maliye’ye biraz gecikmeli mi sunuldu, orası meçhul.

■ Bakanlık, görüşünü 11 Şubat’ta bildirmiş ve bir anlamda onay vermiş. Yani iki hafta da orada geçmiş.

■ Rehber 13 Şubat’ta TSPB’ye gönderilerek tüm sektörün görüşüne açılmış.

■ Rehber için 18 Şubat’ta da MKK’dan görüş talep edilmiş.

■ Bu süreçte bir dizi çalışma daha yapılmış. TSPB ve Takasbank tarafından TEFAS’ın işleyişine ilişkin çeşitli konularda değişiklik yapılması istenmiş. Bu kapsamda TEFAS’ın takas yapısına ilişkin olarak TSPB ile Takasbank tarafından ortak bir çalışma yapılarak SPK’ya sunulmasına karar verilmiş.

■ Adım adım ilerleyen açıklamada geliyoruz şu ifadeye: “Bu süreçte, Mayıs 2026 tarihinde Kurulumuz Başkanlığında yaşanan değişimden sonra, çalışmaları devam etmekte olan Rehber Taslağının hazırlıkları aralıksız sürmüştür.” Bu ifade çeşitli yorumlara yol açmadı değil. Bu yorumlar arasında en ağırlıklı olan şu: “Eski yönetim yavaş davranıyordu, biz hızlandırdık” mı denilmek istendi? İyi de yeni yönetim de SPK’nın içinden geldi ve bu yönetim de daha önce söz sahibi konumdaydı.

■ TEFAS uygulama esasları 17 Haziran’da SPK tarafından onaylanmış ve bir ayı aşkın süre sonra 20 Temmuz’da Takasbank tarafından uygulamaya alınmış.

■ Yatırım fonu portföylerine dahil edilen ve Borsa’da işlem gören gayrimenkul yatırım fonu ve girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının, fon portföyünde Borsa fiyatı yerine net aktif değer ile değerlenmesi uygulamasına 31 Temmuz’da geçilmiş.

■ Bütün bu çalışmalarla tamamlanan rehber 28 Ağustos’ta kamuoyuna duyurulmuş.

Gözden kaçmış olmalı!

Dokuz ayı bulan bu “yoğun koşuşturma” içinde bu çalışmanın yapılmasına karar verdirten manipülasyonlar konusunda ne olup bittiğine bakmaya belli ki pek vakit bulunamamış.

Yukarıda sıraladığım kronolojik çalışmaların her birinin sonuna şöyle bir ifade eklemek herhalde yanlış olmazdı:

“Bu sırada falanca hisse senedine yine tavan yaptırıldı, bu sayede falanca fonun fiyatı yine tırmandı gitti… Neyse ki bu konuya ilişkin önlem çalışmaları devam ediyor!”

Eğer o kıymetli vakit bulunabilseydi bu çalışmalar yürütülürken ve karşılıklı yazışmalar ve görüşler beklenirken birilerinin çok fena vurgun yaptığı görülür, sorunun giderek derinleştiği ve içinden çıkılması giderek zorlaşan bir boyuta evrildiği anlaşılır ve yapılan işe hız verilirdi.

Sorun neyse ki çok büyük değilmiş!

Şimdi bir de sorunun çok önemli bir olmadığı havası verilmek istenmiyor mu!

Daha büyük sorun nasıl olurdu acaba? 500 binden fazla tasarruf sahibinin 1 trilyonu aşkın parası ne olacak; bu para ne zaman ödenecek, ne kadar eksik ödenecek belli değil; ama neredeyse “Sorunu abartıyorsunuz” diyecekler.

Sorun görünürde 500 bin dolayında tasarruf sahibini ilgilendiriyor ama siz bu sayıyı en az iki ile üç ile çarpın, aile olarak düşünün. Mağdur olan kitle çok büyük. “Ama onların da suçu var” demek kolay, elbette var da hırsızın ve hırsızın varlığını bile bile kapının kilidini geç değiştirenin hiç mi suçu yok!

Sorun yalnızca 500 bini aşkın ya da aileleriyle birlikte daha fazla tasarruf sahibinin mağdur edilmesiyle de sınırlı değil. Sermaye piyasalarına olan güven bir kere daha yerle yeksan olmadı mı?

İlgili Haberler
Makroekonomi Bitcoin 81 bin doları aştı: Boğa piyasası için hangi seviyeler izleniyor? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi 2027-2029 ulaştırma yatırımları belli oldu: Raylı sistemler öne çıkacak CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi YD-ÜFE'de ağustos rakamları belli oldu: Yıllık artış yüzde 32,60 CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi BİST 100 - BORSA NEDEN DÜŞÜYOR? Hisselerde sert kayıpların nedeni ne? 21 Eylül 2026 BIST 100'de son durum! CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Altın yükselecek mi? Analistten kritik petrol ve tahvil uyarısı CNN Türk Ekonomi · 1 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.