YAYINLAMA 21 Eylül 2026 09:05
GÜNCELLEME 21 Eylül 2026 09:08
BofA yayımladığı notta Fed'in eylül, ekim ve aralık FOMC toplantılarını kapsayan üç aşamalı bir sıkılaşma patikasına girebileceğini öngördü ve her toplantıda 25'er baz puanlık artışla birlikte toplam sıkılaşmanın 75 baz puana ulaşacağını hesapladı. Söz konusu senaryonun gerçekleşmesi halinde politika faizinin yıl sonunda %4,25-4,50 bandına yükselmesi bekleniyor ki bu da Eylül ayında 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırımına giden Fed'in döngüyü henüz tamamlamadığı anlamına geliyor.
Kurumun bu kadar şahin bir projeksiyonu gündeme getirmesi aslında haziran ayı dot plot (nokta grafiği) projeksiyonlarıyla da büyük ölçüde örtüşüyor, çünkü 18 FOMC üyesinden 16'sı yıl sonuna kadar en az iki artışı işaret etmişti. Yeni Başkan Kevin Warsh'ın koltuğa oturduktan sonra verdiği ilk mesajlarda para politikasının mevcut enflasyon dinamikleri karşısında özellikle sıkı bir duruş sergilemediğini vurgulaması da piyasadaki şahin beklentiyi besleyen bir diğer unsur oldu.
Piyasa neden ikna olmuyor?
LSEG verilerine göre vadeli kontratlarda fiyatlanan artış miktarı halen 41,2 baz puan seviyesinde seyrediyor ve bu tablo yatırımcıların büyük bölümünün Fed'den yıl sonuna kadar yalnızca bir artış daha beklediğini gösteriyor. Dolayısıyla BofA'nın 75 baz puanlık projeksiyonu ile piyasa fiyatlaması arasında yaklaşık 34 baz puanlık bir makas oluşmuş durumda ve bu ayrışma son haftalarda giderek derinleşiyor.
Piyasadaki bu temkinli duruşun arkasında ise büyüme tarafına ilişkin endişeler yatıyor. Özellikle istihdam verilerinde gözlenen yavaşlama sinyalleri ve tüketici harcamalarındaki ivme kaybı, Fed'in agresif bir sıkılaşmaya devam etme alanının sınırlı olabileceği şeklinde yorumlanıyor. Nitekim Deutsche Bank da benzer bir revizyona gitmesine rağmen BofA kadar agresif bir patikaya işaret etmiyor ve BofA eylül ile aralık aylarında toplam 50 baz puanlık iki artış öngörüyor.
Enflasyon ve istihdam denklemi fiyatlamayı zorlaştırıyor
BofA'ya göre yukarı yönlü revizyonun temel gerekçesi işgücü piyasasının beklenenden daha dirençli kalması. Federal fon oranı bir yıl öncesine kıyasla 75 baz puan daha düşük bir seviyede bulunmasına rağmen işsizlik oranında anlamlı bir bozulma gözlenmemesi, Fed'in elini sıkılaştırma yönünde rahatlatıyor.
Öte yandan enflasyon cephesindeki tablo da BofA'yı destekler nitelikte. Fed'in öncelikli göstergesi olarak takip ettiği çekirdek PCE enflasyonunun mayıs ayında %3,5 seviyesine yükselmiş olabileceğine yönelik hesaplamalar, dezenflasyon sürecinin kesintiye uğradığına ve fiyat baskılarının yapışkan kaldığına işaret ediyor. Bu nedenle önümüzdeki iki toplantıda gelecek veriler, piyasa ile BofA arasındaki 34 baz puanlık makasın hangi yöne kapanacağını belirleyecek.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.