22 Eylül 2026, Salı · 12:30 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

İçe dönme

İçe dönme

Hippias’ın kendisini küçümseme girişiminden hiç de etkilenmeyen Sokrates şu yanıtı vermiştir: “Evet; dahası, işin daha da şaşırtıcı yanı şu ki, yalnızca aynı şeyleri söylemekle kalmıyor, bunları aynı konular üzerine söylüyorum.”

Pek çok insan, insanın nasıl yaşaması gerektiği sorusu üzerine asla bilinçli bir şekilde kafa yormaz. Bunun yerine, yaşamlarının seyri büyük ölçüde, sorgusuz sualsiz bağlı kaldıkları kültürel değerler ve normlar tarafından belirlenir. Oysa Sokrates'e göre bu soruyu irdelemek son derece önemlidir; zira kişi, ancak bu soruya yanıt arama çabasıyla yaşamını iyileştirmeyi umut edebilir. Çoğu insanın bu soru üzerinde bilinçli bir biçimde düşünmemesinin nedenlerinden biri, bunun kişinin kendini tanımasını başka bir deyişle, bakışlarını kendi içine çevirip hem gerçek doğasını hem de yaşamına yön veren değerleri çözümlemesini gerektirmesidir. Bu kanaat, Sokrates'in belki de en ünlü sözünde şöyle ifade edilmiştir: “Sorgulanmamış bir hayat, yaşamaya değmez.”

Sokrates, kendimizi tanıma arayışıyla bakışımızı içimize çevirdiğimizde, çok geçmeden gerçek doğamızı keşfedeceğimizi düşünüyordu. Ve Sokrates'e göre, yaygın kanının aksine, kişinin gerçek benliği; sahip olduklarımızla, toplumsal statümüzle, itibarımızla ve hatta bedenimizle özdeşleştirilemezdi. Bunun yerine Sokrates, o meşhur görüşüyle, gerçek benliğimizin ruhumuz olduğunu savunmuştur.

Sokrates'e göre, yaşamımızın niteliğini belirleyen şey ruhumuzun ya da içsel varlığımızın durumudur. Bu nedenle, ruhumuzu olabildiğince iyi ve güzel kılmaya kayda değer ölçüde dikkat, enerji ve kaynak ayırmamız büyük önem taşır. Yahut Platon’un “Apologia” adlı diyaloğunda bizzat ifade ettiği gibi: “Felsefeyle uğraşmaktan ya da karşılaştığım her birinize, her zamanki üslubumla şu sözleri söyleyerek hakikati göstermekten ve sizi buna teşvik etmekten asla vazgeçmeyeceğim: “Ey aziz dostum, bilgelik, hakikat ve ruhunun yetkinliği için ne bir kaygı ne de bir çaba gösterirken; servet edinmek, itibar ve onur peşinde koşmak... Seni utandırmıyor mu?

Piyasaların Eylül ayında zorlu geçeceğini düşünüyorduk ama yaşanılan sert düşüş bizim için de sürpriz oldu. Global tarafta Eylül ayı görünümüne ilişkin değerlendirmemizde, piyasayı yukarı yönlü kovalamak yerine Eylül dönemine girerken riski azaltmayı tercih edeceğimizi ve piyasayı destekleyen rüzgarların etkisini yitirdiğini belirtmiştik. Ay boyunca piyasa hareketleri de bu yönde gerçekleşti. S&P 500 endeksi ay başından bu yana yüzde 2 civarı, 13 Ağustos'taki zirve seviyesinden bu yana ise yüzde 3 civarı değer kaybetti. Ancak manşet endeks, piyasanın genelindeki gerçek kaybı tam olarak yansıtmıyor. On bir sektörden dokuzu, ay başından bu yana düşüş kaydetti.

Ayrıca şirket hisse geri alımları, işlem yasağı dönemine giriyor. Şu anda S&P 500 endeksindeki ağırlığın yüzde 10'u, finansal sonuçların açıklanması öncesindeki bu yasaklı dönem kapsamında bulunuyor. Bu oran 30 Eylül'e gelindiğinde yüzde 60’a yükselecek ve endeksteki şirketlerin büyük çoğunluğu için geri alım penceresi 1 Kasım'a kadar yeniden açılmayacak. Piyasanın en büyük yapısal alıcılarından biri, tam da bu süreçte kenara çekiliyor.

Türkiye’de TCMB, Para Politikası Kurulu’nun (PPK) Eylül ayı toplantı özetini yayımladı. Metinde en fazla önemsediğimiz nokta ise şöyle:

Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir. Ana eğilimin Ağustos ayındaki yükselişinde önceki yıl Eylül ayında tamamı gerçekleşen vakıf üniversite ücretleri artışlarının bu sene Ağustos ve Eylül ayına bölünmüş olmasıyla, hac ücretlerinin Kasım yerine bu yıl Ağustos ayına kayması etkili olmuştur. Bu kayma Ağustos enflasyonunu yaklaşık 0,25 puan artırırken Eylül enflasyonunu eğitim hizmetleri kaynaklı olarak mekanik biçimde aşağı çekecektir. Dolayısıyla geçen seneye göre farklı aylarda geçekleşen sözü geçen hizmet kalemlerinin ana eğilimde Ağustos ayında yarattığı artışa ve Eylül ayında yaratacağı potansiyel düşüşe temkinli yaklaşmak önemli olacaktır.”

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi enerji fiyatlarında gerileme görmemiz halinde Ekim’de 100 baz puan indirim bekliyoruz.

Global tarafta geçen hafta da bahsettiğimiz gibi FED’in faiz artırım kararı sonrası piyasada bir rahatlama bekliyorduk. Nitekim bu rahatlama geldi. Fakat gelinen noktada bu rahatlama uzun soluklu olmayabilir. Biz hala yılın son çeyreğinin daha olumlu olmasını bekliyoruz. Geçen hafta BoJ kararı da bizce önemliydi. Dolayısıyla, geçen hafta yayınladığımız raporu tekrar aktarıyoruz. Global tarafta da ekleyeceğimiz çok fazla detay bulunmuyor.

İlgili Haberler
Makroekonomi Türkiye'nin toryum hamlesi! Hedef yerli teknoloji ve yeni nesil nükleer reaktörler CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Tüketici güveninde 8 yılın zirvesi! Endeks 91,9'a çıktı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Türkevi’nde imzalar atıldı! ABD ile Nükleerde yeni iş birliği CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi BİST- 30 şirketlerinde dikkat çeken hareketlilik! Esas faliyet karındaki artış neye işaret ediyor? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Petrol fiyatlarında sert düşüş! Brent petrol 100 doların altına geriledi CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.