Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD), üyelerinin klinik araştırma verilerine dayanan kapsamlı anket çalışmasının sonuçlarını İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı.
AIFD üyesi 25 firmanın veri sağladığı ankete göre, 2025 yılında AIFD üyeleri tarafından Türkiye’de 734 klinik araştırma yürütüldü. Faz III araştırmalarının toplam faz araştırmaları içindeki payının yaklaşık %73 olması, Türkiye’nin global çok merkezli araştırmalardaki güçlü kapasitesini ortaya koyuyor. TİTCK Klinik Araştırmalar Portalı (KAP) verilerine göre, Türkiye’de yürütülen klinik araştırmaların yaklaşık %70’i AIFD üyesi firmalar tarafından gerçekleştiriliyor.
Anket sonuçlarına göre, toplam klinik araştırma yatırımı 2025 yılında 21,2 milyar TL (536,6 milyon dolar) olarak gerçekleşti; yatırım 2024 yılına göre TL bazında %24, dolar bazında %3 arttı. 2025 yılında faz araştırmalarına 3.742 yeni gönüllü dahil edilirken, devam eden araştırmalardaki toplam gönüllü sayısı bir önceki yıla göre %23 artışla 11.663’e ulaştı. Klinik araştırmalarda istihdam edilen çalışan sayısı ise %19 artışla 1.139’a yükseldi.
Bu tablo, Türkiye’de klinik araştırma ekosisteminin önemli bir kapasiteye ve büyüme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, global rekabetin giderek sertleştiği ve klinik araştırmaların coğrafi dağılımının değiştiği görülüyor.
2013 yılında yeni başlayan küresel klinik araştırmaların %53’ü Kuzey Amerika ve Avrupa’da başlatılırken bu oran 2023 itibarıyla %33’e geriledi; aynı dönemde Çin’in payı %8’den %29’a yükseldi. Hız ve öngörülebilirlik, bu yarışta pay almak isteyen ülkeler için belirleyici hale geldi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan AIFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, “Klinik araştırmalar yalnızca bilimsel bir süreç değil; hastalarımız için umut, sağlık sistemimiz için dönüşüm ve ülkemiz için stratejik bir yatırımdır. Türkiye, aktif klinik araştırma sayısında 2019’daki 26. sıradaki yerinden Eylül 2025 itibarıyla 20. sıraya yükselerek önemli bir ivme yakaladı” dedi. Bununla birlikte, IQVIA’nın Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2025 verilerine göre nüfusumuza, milli gelirimize ve ilaç pazarımızın büyüklüğüne oranladığında sıralamamızın daha iyi olabileceğine dikkat çekti.
Anket sonuçlarını paylaşan AIFD Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ecz. Nihan Burul Bozkurt da, özellikle onkoloji, hematoloji ve nadir hastalıklar gibi tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu alanlarda hastaların, klinik araştırmalar sayesinde umut vadeden potansiyel tedavilere erken dönemde ve ücretsiz olarak erişim imkânı bulduklarını kaydetti. Klinik araştırmaların yalnızca bugünün sağlık hizmetlerini iyileştirmekle kalmadığını; yarının bilimini, ekonomisini ve toplum refahını da şekillendirdiğini vurguladı. Bozkurt, Türkiye’nin küresel sağlık ekosisteminde daha güçlü bir yer edinmesi için klinik araştırmaların vazgeçilmez bir kaldıraç olduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye Sağlık Enstitüleri (TÜSEB) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül ise, TÜSEB olarak ‘Üreten Sağlık’ vizyonu doğrultusunda Türkiye’yi yalnızca yenilikçi tedavilerin uygulandığı değil, bu tedavilerin geliştirilmesine ve küresel bilimsel bilgi üretimine güçlü katkı sağlayan merkezlerden biri haline getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Kamu, akademi ve sektörün ortak hedefler doğrultusunda hareket ettiği güçlü bir ekosistemle Türkiye’nin klinik araştırmalardaki rekabet gücünü ve küresel payını önemli ölçüde artırabileceklerine inandıklarını belirtti.
Klinik araştırma süreçlerinden gönüllülüğe kadar birçok alanda önemli gelişmeleri aktaran, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Genetik Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Süheyl Ezgü de, bugün gen ve hücre tedavileri gibi yakın geçmişte yalnızca geleceğin tedavileri olarak görülen yenilikçi yaklaşımları klinik araştırmalar kapsamında hastalara ulaştırabildiklerini belirtti. Türkiye’de çok nitelikli araştırmacılar, multidisipliner ekipler ve uluslararası standartlarda çalışma yürütebilen merkezler bulunduğunu kaydeden Ezgü, kendi merkezlerinde yürüttükleri çalışmalarda da Türkiye’nin dünyada öncü uygulamalara imza atabilecek bilimsel ve klinik kapasiteye sahip olduğunu gördüklerini belirtti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.