23 Eylül 2026, Çarşamba · 21:03 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Yükselen fiyatlar, seçmen öfkesi: Fransa’daki akaryakıt krizi seçimi şekillendirebilir

Son haftalarda Fransa’nın güneyinde balıkçılar petrol depolarını ve liman girişlerini kapatırken, çiftçiler artan akaryakıt fiyatlarını protesto etti. Seçimlere yedi ay kala akaryakıt, siyasette kritik bir gerilim başlığ…

Son haftalarda balıkçılar, ülkenin güneyindeki petrol depolarını ve liman girişlerini bloke ederken, çiftçiler de artan akaryakıt fiyatlarını protesto etmek için ülke genelinde eylemler düzenledi.

Fransa'da akaryakıt talebinin, aylardır süren rekor seviyelerin ardından zayıflamaya başladığına dair işaretler de var. Fransız dizel fiyatları pazar günü litresi 2,41 avroya yükselerek yeni bir rekor kırdı.

Benzin fiyatları da 2022'deki önceki zirvesini aştı. Fransa'da en yaygın kullanılan kurşunsuz benzin türü olan SP95-E10'un litre fiyatı 2,17 avronun üzerine çıkarken, SP98'in ortalama fiyatı 2,28 avronun üstüne çıktı.

Bu tabloya karşılık Fransız hükümeti, salı günü, fiyatlardaki sert artıştan en çok etkilenen hanelere yönelik hedefli akaryakıt desteğini genişletip uzattığını açıkladı.

Yeni önlemlerin maliyeti 450 milyon avro olacak ve böylece şimdiye kadar akaryakıt desteklerine harcanan toplam tutar 1,4 milyar avroya ulaşacak. Bu, Fransa'nın bütçe açığının bu yıl GSYH'nin yüzde 5,4'üne çıkmasının beklendiği, kamu borcunun ise yüzde 120'ye yaklaştığı bir döneme denk geliyor; ülke böylece Avrupa Birliği'ndeki en yüksek açık oranlarından birine sahip.

Hükümet ayrıca, 2027 bütçesi için “akaryakıt altın kuralı” olarak adlandırdığı bir mekanizma önerdi. Buna göre, yükselen akaryakıt fiyatlarının yarattığı ek vergi gelirleri nötralize edilerek tüketiciyi destekleyen önlemlere aktarılacak; böylece devletin pompada yükselen fiyatlardan kazanç sağlamasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Fransa'da akaryakıt neden bu kadar pahalı ve kârı kim alıyor?

Paris Dauphine Üniversitesi'nde iktisat profesörü olan Anna Creti, Euronews'e yaptığı değerlendirmede, Fransa'daki akaryakıt vergilerinin birçok Avrupa ülkesine kıyasla daha yüksek olduğunu hatırlattı.

"Bu, devlet için önemli bir gelir kaynağı sağlıyor, ancak aynı zamanda akaryakıtın nihai satış fiyatı üzerinde ağır bir yük oluşturuyor" dedi.

Fransa, mart ayından bu yana artan enerji fiyatlarıyla, genel vergi indirimleri yerine hedefli akaryakıt sübvansiyonları yoluyla mücadele ediyor. Ekonomi Bakanı Roland Lescure, pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, hükümetin daha çok yüksek fiyatlardan etkilenen haneleri ve sektörleri destekleme stratejisinin parçası olarak bu yaklaşımın “değişmeden” sürdürüleceğini söyledi.

Fransa'da akaryakıt üzerindeki iki ana vergi TICPE (enerji ürünleri tüketim vergisi) ve genellikle yüzde 20 civarında olan KDV. TICPE litrede sabit bir tutar olarak uygulanıyor; KDV ise bu vergi eklendikten sonraki fiyata hesaplanıyor. Sonuç olarak sürücüler, hem akaryakıtın çıplak maliyeti hem de TICPE üzerinden fiilen KDV ödüyor. TICPE böylece hem fiyatı doğrudan artırıyor hem de ödenen KDV tutarını büyütüyor.

Perakende fiyatlar, bazı düzenleyici istisnalar dışında, piyasa tarafından belirleniyor. Akaryakıt satıcıları, fiyatlarını hükümetin karşılaştırma platformu üzerinden bildirmek zorunda.

Fransa'da akaryakıt kârlarının büyük ölçüde denetimsiz olduğu yönündeki yaygın kanaate rağmen, sektör aslında ciddi bir kamu gözetimine tabi.

"Dağıtıcılar, yani benzin istasyonları, kendilerini servis eden şirketlerle, promosyon kampanyalarından elde edebilecekleri kâr seviyelerine, ürünlerle ilgili sorunların ya da tedarik zinciri aksaklıklarının nasıl yönetileceğine kadar birçok detayı içeren sözleşmeler yapıyor. Dolayısıyla sektör, bazen resmedildiği kadar kaotik değil" dedi Creti Euronews'e.

"Asıl kâr marjı, dağıtımdan çok rafinajda. Aşağı yönde, bağımsız istasyonlar, yabancı şirketler ve ayrıca fiyatları belirleyerek piyasayı dolaylı biçimde kontrol edebilen Total arasında yoğun bir rekabet var" diye ekledi.

Fransa'da TotalEnergies, özellikle akaryakıt fiyatlarının yükseldiği dönemlerde, müşterilerin litre başına ödeyeceği tutara tavan getiren kampanyalar başlatıyor. Şirketin ülke çapına yayılmış geniş istasyon ağı sayesinde bu uygulamalar, diğer akaryakıt satıcıları üzerinde de fiyatlarını aşağıda tutmaları yönünde rekabet baskısı yaratıyor.

"Görece az sayıda büyük petrol ve enerji şirketi, müşterileri çekmek için birbirleriyle yarışan binlerce istasyonu besliyor" diye konuştu Creti.

Creti'ye göre Fransa'nın "Avrupa'nın en büyük dizel araç filolarından birine sahip olması" da ülkeyi fiyat şoklarına açık hale getiriyor.

"Binek araçlarda, yani kişisel ulaşımda kullanılmasının yanı sıra dizel, özellikle ticari taşımada küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından da kullanılıyor. Dizel motorlar sanayi tipi uygulamalarda da yaygın" dedi.

Bunun nedeni, Fransa'da dizel piyasasının, benzin piyasasına kıyasla ithalata çok daha bağımlı olması; bu da ülkeyi uluslararası arz sıkıntılarına, yüksek toptan fiyatlara ve taşıma maliyetlerine karşı özellikle kırılgan kılıyor.

"Enflasyonu da hesaba kattığımızda, bugün gelinen fiyat seviyeleri, 'sarı yelekliler' protestolarını tetikleyen düzeyleri şimdiden aşmış durumda. Üstelik bunu 2021'de COVID sonrası dönemde ve 2022–2023 krizinde olmak üzere birden çok kez gördük" diye ekledi Creti.

2018'deki "sarı yelekliler" protestoları, son yıllarda Fransa'daki en büyük toplumsal hareketlerden birine dönüştü. Hareket, özellikle akaryakıta getirilen yeni karbon vergisine tepki olmak üzere, hayat pahalılığına duyulan öfkeyle beslendi.

Göstericiler ülke genelinde kavşakları işgal edip trafiği keserken, sık sık polisle çatışmaların yaşandığı kitlesel protesto eylemleri düzenledi.

Aradan neredeyse on yıl geçmesine rağmen Fransa hâlâ Avrupa'da akaryakıtın en pahalı olduğu ülkeler arasında yer alıyor ve kamudaki hoşnutsuzluk giderek büyüyor.

Fransız cumhurbaşkanı adaylarının politikaları

Sciences Po Paris'te siyaset bilimi doçenti olan Diane Bollet'e göre, sarı yelekliler hareketi, siyasi liderleri akaryakıt konusunda açık bir politika geliştirmeye zorlayan bir dönüm noktası oldu.

"Siyasetçileri, artan akaryakıt fiyatlarının etkisini kabul edip etmediklerini ve bu durumun sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalanlara ne ölçüde destek verdiklerini söylemeye mecbur bıraktı" dedi.

Cumhurbaşkanlığına aday olan Marine Le Pen'in aşırı sağ Ulusal Birlik partisi, tıpkı 2022 kampanyasında olduğu gibi, KDV'yi yüzde 20'den yüzde 5,5'e indirme sözü vererek akaryakıt konusundaki hoşnutsuzluktan siyasi getiri sağlamaya çalışıyor. Ancak böyle bir adım, AB'nin KDV kurallarını ihlal edecek.

Bollet, bunun Le Pen'in uzun süredir izlediği ve hedeflediği seçmen kitlesinin demografik ve sosyoekonomik özellikleriyle yakından bağlantılı bir stratejinin parçası olduğunu söylüyor.

"Le Pen bu konuyu 2018'den beri sahiplendi. Seçmeninin büyük ölçüde kırsal ve banliyölerde yaşadığını, dolayısıyla akaryakıta bağımlı olduğunu biliyor; bu yüzden bu mesele onlar için kilit önemde" diye konuştu.

Öte yandan aşırı sol görüşlü aday Jean-Luc Mélenchon ve partisi La France Insoumise (LFI), benzin için litre başına 1,70 avro, dizel için 1,80 avro tavan fiyat uygulama sözü veriyor.

Mélenchon, Le Pen'in KDV indirimi planını, vergi kesintilerinin sağladığı kazancın tamamının mutlaka "tüketiciye yansımayacağını" savunarak eleştiriyor; geçmişte restoranlarda uygulanan KDV indiriminin, fiyatları tüketiciler için kayda değer biçimde düşürmediğini hatırlatıyor.

Bollet, Mélenchon'un Le Pen'den farklı bir seçmen tabanına hitap etmesinin, akaryakıt fiyatlarının mevcut kampanyasında ne ölçüde siyasi öncelik haline geldiğini de şekillendirdiğini söylüyor.

"Mélenchon'un banliyölerde seçmeni var, ama aynı zamanda şehirlerde, toplu taşımayı daha sık kullanan yerlerde güçlü; zira kampanyasını kentsel alanlara yoğunlaştırdı. Bu nedenle akaryakıt elbette onlar için önemli, fakat Marine Le Pen'in seçmenine kıyasla aynı derecede öncelikli değil. Bu fark, Le Pen'in neden konuyu bu kadar öne çıkardığını da gösteriyor" dedi.

Adaylar politika önerilerini ve temel vaatlerini açıklamaya başlamış olsa da, tam seçim bildirgeleri henüz yayımlanmadı; bu da akaryakıt politikalarının ayrıntılarını şimdilik net biçimde değerlendirmeyi zorlaştırıyor.

Şimdilik, merkezde konumlanan Gabriel Attal ile muhafazakâr Édouard Philippe – her ikisi de Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un eski başbakanları – yükselen akaryakıt maliyetlerinin tüketiciler üzerindeki etkisini hafifletmeye dönük ve büyük ölçüde hükümetin mevcut çizgisiyle paralel önlemleri destekliyor.

Sol görüşlü aday Raphaël Glucksmann ise fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılmasına daha fazla vurgu yapıyor.

Pompada görülen rekor fiyatlar nedeniyle enerji enflasyonu, Fransa'daki seçim kampanyasının belirleyici cephelerinden birine hızla dönüşebilir; bu da akaryakıt fiyatları ve hayat pahalılığının ABD'deki son başkanlık yarışlarında kampanyaların ayrılmaz bir parçası haline gelişini hatırlatan bir siyasi gerilim başlığı olarak öne çıkıyor.

İlgili Haberler
Makroekonomi Tırmanan fiyatlar, seçmen öfkesi: Fransa'da akaryakıt krizi cumhurbaşkanlığı yarışını belirleyebilir Euronews TR Ekonomi · 1 saat önce Makroekonomi Hürmüz'de gemi vuruldu: Petrol yeniden yükseldi CNN Türk Ekonomi · 1 saat önce Borsa Tüpraş'tan 20 milyar TL'lik borçlanma aracı ihraç kararı Foreks · 2 saat önce Makroekonomi Hürmüz Boğazı'nda gemi vuruldu: Brent petrol 100 doları aştı Haber.com Ekonomi · 2 saat önce Borsa ABD borsasında petrol ve faiz baskısı Borsanın Gündemi · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.