YAYINLAMA 24 Eylül 2026 09:15
GÜNCELLEME 24 Eylül 2026 09:18
Prof. Dr. Sinan Alçın, Türkiye gündemini sarsan fon skandalının ve bireylerin yüksek riskli finansal alanlara yönelmesinin altında yatan temel faktörün yüksek ve kronik enflasyon olduğunu ifade etti. Bireylerin ve kurumların alım güçlerini koruma, gelir kaybını önleme ve mevcut toplumsal sınıfını kaybetmeme arzusuyla hareket ettiğini belirten Prof. Dr. Alçın, bu durumun 1980’li yıllardaki Banker Kastelli vakasına ve 1929 Büyük Buhranı öncesindeki borsa çılgınlığına benzediğini vurguladı. Yaşanan tablonun bir ‘bilmeme’ durumundan kaynaklanmadığını dile getiren Prof. Dr. Alçın, yatırımcıların ‘ne olursa olsun ben de bu getiriden bir pay alayım’ düşüncesiyle hareket ettiğini kaydetti.
"Ortaya çıkan bedeli tüm piyasa ödüyor"
Fon piyasasında ortaya çıkan türbülansın tıpkı 2001 bankacılık krizinde olduğu gibi tüm toplum ve bütçe üzerinde dolaylı yükler oluşturacağını belirten Prof. Dr. Alçın, ortaya çıkan bedeli sadece fon sahiplerinin değil, tüm piyasanın ödediğini aktardı. Bu krizin ardından sermaye piyasalarında sıkı denetim ve regülasyonların kaçınılmaz hale geldiğini bildiren Prof. Dr. Alçın, finansal zararların zamanla telafi edilebileceğini ancak kaybedilen güven ve itibarın yeniden inşasının daha uzun zaman alacağını söyledi.
‘Yarı çevre’ ülke yapısı ve orta gelir tuzağı
Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki yerini ‘yarı çevre’ ülke kategorisinde tanımlayan Prof. Dr. Alçın, imalat yapısının büyük entegre fabrikalar yerine KOBİ ve mikro ölçekli atölyelere dayanmasının hızlı büyüme ve esneklik getirdiğini, ancak sendikasızlaşma ve denetim zorlukları yarattığını belirtti. Kişi başına düşen milli gelir rakamları değerlendirilirken kur etkisi ile enflasyon muhasebesinin dikkate alınması gerektiğini savunan Prof. Dr. Alçın, teknoloji ağırlıklı ve katma değeri yüksek üretime geçilmediği sürece orta gelir tuzağı riskinin devam edeceğine işaret etti.
ABD ve Çin kıskacında dijital hegemonya
Küresel gelir adaletsizliği ile teknolojik bağımlılığın birbirini beslediğini dile getiren Prof. Dr. Alçın, ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin veri depolama ve dijital ağlar üzerinden küresel bir ‘tekno-kutuplaşma’ yarattığını söyledi. Serbest piyasa söylemlerinin aksine dev teknoloji şirketlerinin arkasında devlet destekleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Alçın, gelişmekte olan ülkelerin bu teknolojilerin sadece tüketicisi ve bağımlısı haline getirildiğini, bunun da veri güvenliğini tehdit ettiğini vurguladı.
Elektronik ödeme sistemleri için yeni regülasyon uyarısı
Geleceğe yönelik olası risk alanlarına da değinen Prof. Dr. Alçın, elektronik ödeme aracı şirketlerinin ve ödeme kuruluşlarının sayısındaki kontrolsüz artışa dikkat çekti. Parasal hareketleri hızlandıran bu alanda finansal okuryazarlığın henüz yetersiz olduğunu kaydeden Prof. Dr. Alçın, yasa dışı bahis ve kayıt dışı parasal akış risklerine karşı elektronik ödeme sistemlerinde şimdiden daha sıkı regülasyon ve denetim mekanizmalarının kurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.