YAYINLAMA 24 Eylül 2026 10:25
GÜNCELLEME 24 Eylül 2026 10:58
Yaklaşık 10 yıldır aktif olarak otelcilik sektöründe faaliyet gösteren Haşimoğlu, Ayder’de üçüncü kuşak otelci olarak aile mesleğini sürdürdüklerini anlattı. Haşimoğlu ailesinin Ayder’deki otelcilik serüveninin 1969 yılında dedesi Haşim Haşimoğlu’nun bölgedeki ilk tesislerden birini açmasıyla başladığını belirten Haşimoğlu, bugün 70 odalı, 155 kişi kapasiteli otel ile turizm acentesi ve rent a car hizmetlerini birlikte yürüttüklerini söyledi.
Tesislerimize nitelikli personel bulamıyoruz
Turizm sektöründe özellikle pandemi sonrasında önemli bir insan kaynağı problemi yaşandığını ifade eden Haşimoğlu, “Pandemi döneminde en etkilenen sektör turizm oldu. Tesisler kapanınca kalifiye ve nitelikli elemanlar, yöneticiler farklı sektörlere yöneldiler. Geri dönenlerin bir kısmı da sosyal yaşamın daha hareketli olması nedeniyle Ege ve Akdeniz bölgelerinde çalışmayı tercih ediyor” diye konuştu.
Bölgede Çamlıhemşin, Fındıklı ve Rize’de turizm liseleri bulunmasına rağmen işletmelerin öğrencileri stajyer olarak değerlendirmekte zorlandığını belirten Haşimoğlu, personel ihtiyacının yabancı çalışanlarla karşılandığını söyledi. Haşimoğlu, “Mısırlı, Endonezyalı, Suriyeli, Afgan birçok öğrenci burada çalışıyor. Ayder’deki işletmelerin çoğunda yabancı uyruklu çalışanlar var. Özellikle Orta Doğu pazarına hitap ettiğimiz için Arapça bilmeleri de bizim için önemli bir avantaj” ifadelerini kullandı.
Heliski sezonunda oteller doluyor
Ayder’de kış turizminin özellikle heliski faaliyetleriyle birlikte önemli bir hareketlilik yarattığını belirten Haşimoğlu, heliski sezonunun ocak ayından 15 Nisan’a kadar devam ettiğini söyledi. Kış döneminde ağırlıklı olarak Avrupa’dan gelen turistlere hizmet verdiklerini aktaran Haşimoğlu, bu dönemde personel sayısını artırdıklarını ancak nitelikli personel anlamında sorunu bu dönemde de yaşadıklarını ifade etti. Haşimoğlu, kış turizminin maliyetlerinin de yaz dönemine oranla daha yüksek olduğunu belirtti.
UTMB Ayder’in tanıtımına katkı sağlıyor
Bölgede düzenlenen uluslararası organizasyonların Ayder’in tanıtımında önemli rol oynadığını belirten Haşimoğlu, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen UTMB koşusunun bölge turizmine ciddi katkı sağladığını söyledi. Haşimoğlu, “Dünyanın her yerinden gelen misafirler var. Bu bölgemiz için çok büyük bir reklam ve katkı sağlıyor. Koşu için gelip bölgeyi hiç bilmeyen insanlar, sonraki tatil planlarını yaparken burayı tercih etmeye başlıyor” dedi.
Kış aylarında Kardan Adam Festivali ve Boğa Güreşi Festivali gibi yerel etkinliklerin de düzenlendiğini ifade eden Haşimoğlu, bölgedeki etkinliklerin çeşitlendirilmesini istediklerini belirterek, “Gönül ister ki her hafta sonu bir etkinlik yapılsın, konser gibi organizasyonlarla gelen misafirler eğlensin” diye konuştu.
Yaz sezonundaki doluluk oranlarının geçen yıla göre çok yüksek olmadığını ancak genel olarak iyi bir sezon geçirdiklerini söyleyen Haşimoğlu, Orta Doğu’daki savaşın bölge turizmini etkilediğini belirtti. Yerli turistin özellikle hafta sonlarında İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinden Ayder’i tercih ettiğini kaydeden Haşimoğlu, bölgeye yönelik ilginin devam ettiğini söyledi.
Ayder kaplıcası yeniden hizmette
Ayder’in turizm geçmişinde önemli yere sahip olan kaplıcanın yaklaşık beş yılın ardından yeniden hizmet vermeye başlamasının da bölge açısından önemli olduğunu ifade eden Haşimoğlu, kaplıcanın yeniden faaliyete geçmesiyle bu alandaki turizm potansiyelinin de canlanmasını beklediklerini söyledi.
Haşimoğlu, Ayder’in geçmişte kaplıcasıyla ön plana çıkan bir bölge olduğunu belirtti. Kaplıcanın yeniden açılmasıyla birlikte yörenin önemli bir hareketlilik kazanacağını ifade eden Haşimoğlu, “ Bölge yaklaşık beş yıldır kaplıca hizmetinden mahrumdu. Bu süreçte, kaplıcadan faydalanmak için gelen misafirleri kaybettik. Çünkü özellikle hafta sonlarında gelen misafirler otellerde konaklama yapıyorlardı” dedi.
Sonbahar mevsimi ile kaplıcanın daha fazla tercih edileceğini ve bölgede sağlık turizminin de hareketlenmesini beklediklerini belirten Haşimoğlu, şirket olarak kendilerinin de bu yönde çalışmaları olduğunu belirterek şunları söyledi;
“Bu yönde bizim de bir çalışmamız ve planımız var. Kaplıca yönetimiyle görüşerek kaplıca ücretini konaklama fiyatına dâhil ettiğimiz paketler hazırlamak istiyoruz. Konaklama, transfer ve kaplıca hizmetini kapsayan ya da yalnızca konaklama ve kaplıca hizmetinden oluşan alternatif paketler sunmayı planlıyoruz. Bunun için yönetimle görüşüp fiyat çalışması yapacağız. Kaplıca ve konaklamayı bir araya getiren paketlerin bölgeye ve otellere ciddi katkı sağlayacağına inanıyoruz.”
Kaynağından 55 derece sıcaklıkta çıkan suya sahip kaplıcanın yeniden faaliyete geçmesinin bölge ekonomisine büyük hareketlilik katmasını beklediklerini ifade eden Haşimoğlu, kaplıcanın özellikleri nedeniyle çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğini söyledi. Haşimoğlu,” Bizim kaplıca suyumuz içilebilir nitelikte ve kükürt oranı sıfır. Suyumuz ayrıca cilt sorunları, açık yaralar, egzama, bel ağrıları ve kireçlenme gibi birçok rahatsızlığa iyi geliyor. Geçmişte bu özellikleri nedeniyle tercih ederek gelen çok misafir oluyordu. Bu nedenle yeni dönemde de dışarıdan gelecek misafirlerin konaklama hizmetinden de faydalanacağını, özellikle hafta sonlarında otellere önemli katkı sağlayacağını umuyoruz.” diye konuştu.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.